13. bölüm / 25
Serüvenin BaşlangıcıZincirlerin Ardındaki Ses
Bölümler 25Şu an: Zincirlerin Ardındaki Ses
- 1 Koruyucu'nun Yükselişi759 kelime
- 2 Gün Batımı Mağarası702 kelime
- 3 Taht Odası662 kelime
- 4 Tanrıların Merhameti816 kelime
- 5 Herokles'in Çöküşü930 kelime
- 6 Ateşin ve Gölgenin Buluşması807 kelime
- 7 Hatırlayış – Kırılan Mühür871 kelime
- 8 Sessiz Çığlıklar961 kelime
- 9 Kontrol781 kelime
- 10 Kan Bağı951 kelime
- 11 Kaderin Eşiği837 kelime
- 12 Gajın Boyutu1.089 kelime
- 13 Zincirlerin Ardındaki Ses632 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 Deniz Ejderhası Sergei692 kelime
- 15 Kaybedecek Bir Şey Kalmadığında404 kelime
- 16 Gücümüz Bedeli639 kelime
- 17 Sürgün965 kelime
- 18 Güç, İhanet ve İnsanlık613 kelime
- 19 Sessizlik417 kelime
- 20 Pelerinli Adam413 kelime
- 21 Herakles'in Planı629 kelime
- 22 Sessiz Fırtınalar276 kelime
- 23 Kırılan Zincirler662 kelime
- 24 Açığa Çıkan Plan717 kelime
- 25 Son973 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ertesi gün erken saatlerde June sözünü tutarak tapınağa gelmişti. Afsuni, Moon ve Agatha June’un gelmesini bekliyorlardı. June’u gördüklerinde hiç vakit kaybetmeden tapınaktan ayrıldılar. Sua Ormanı’nın derinliklerine indiklerinde, yer altı geçidine vardıklarında June birden durdu.
– Ben sizinle ancak buraya kadar gelebilirim. Kütüphaneye girdiğimizde üstümüzde bir baskı hissediyoruz. Sonrasında burun kanaması başlıyor ve bayılmaya başlıyoruz. Eğer bayılmadan önce kütüphaneden çıkamazsak ölüyoruz. Bir araştırma ekibi kurup hastalığın çaresini aramak için oraya gittiğimizde başımıza bunlar gelmişti.
Moon elini başına vurarak sinirle konuştu.
– Ve sen bunu bize şimdi mi söylüyorsun? Bizi kendi ölümümüze mi götürüyorsun?
Afsuni Moon’a döndü.
– Moon sinirlenmeye gayet haklısın ama ne olursa olsun oraya gitmeliyiz. Dilerseniz oraya sadece ben gidebilirim. Siz burada güvende kalın.
Agatha düşünceli bir ifadeyle konuştu.
– İçeri girmeden ne olacağını bilemeyiz. Biz meleziz, yani bu lanet bizi etkileyebilir mi? Hem biz bu boyuta ait değiliz, sonradan geldik. Belki de bu boyuta ait olmadığımız için lanet bizi etkilemez.
Moon omuz silkti.
– Agatha haklı olabilirsin ama bunlar sadece ihtimal. İçeride ne olduğunu merak ediyorum. Girelim. Ne olacağını içeri girince görürüz. Bir gün merakımın beni öldüreceğini biliyorum ama umarım o gün bu gün olmaz.
Afsuni derin bir nefes aldı.
– Herkes hemfikirse hep birlikte içeri giriyoruz. Hazır mısınız?
Moon ve Agatha aynı anda cevap verdi.
– Hazırız!
June’u geride bırakarak tünelden içeri girdiklerinde etraf kapkaranlıktı. Afsuni elini yukarı kaldırdı, parmak uçlarıyla havaya bir daire çizdi. O anda etrafı gün ışığı gibi aydınlatan bir küre ortaya çıktı. Küre, ilerledikleri yol boyunca onları takip ederek yollarını aydınlatıyordu.
– Durun. Herkes şu an nasıl hissettiğini söylesin.
Moon etrafına bakındı.
– Yaşlı adam… Yani June burnumuzun kanayacağını ve bayılacağımızı söylediğinde korkmuştum ama tuhaf bir şekilde iyi hissediyorum. Sadece içimde tuhaf bir his var.
Agatha başını hafifçe eğdi.
– Moon ile aynı fikirdeyim. Çok farklı kokular var. Özellikle de karşımızdaki yoldan geliyor. Onun haricinde her yerde ceset kokusu alıyorum.
– İyiyseniz ilerlemeye devam edelim.
Bir süre sonra karşılarına büyük bir çalışma odası çıktı. Ortada geniş bir masa, sandalyeler ve etrafı çepeçevre saran kitap rafları vardı. Masanın üzerindeki ve raflardaki kitaplar örümcek ağlarıyla kaplanmıştı. Herkes bir sandalyeye oturup rastgele kitaplar incelemeye başladı. Önemli olduğunu düşündükleri kitapları seçip masanın üzerine koyuyorlardı. Kitapların çoğu efsaneler, güç artırma ve içindeki gücü keşfetme üzerineydi. Yanlarına almamak için Afsuni hepsini çantasına yerleştirdi.
Moon raflardan bir kitap almak istediğinde kitabın yerinden çıkmadığını fark etti. Kitap aşağı doğru bükülürken raf hareket etti ve arkasında gizli bir geçit açığa çıktı. Geçit yerin derinliklerine iniyordu. İlerledikçe zincir ve hırıltı sesleri duyulmaya başladı.
Geçidin sonuna vardıklarında koca bir uçurumla karşılaştılar. Geri dönmeye hazırlanırlarken aşağıdan kalın ve korkutucu bir ses yankılandı.
– Durun!
Ses o kadar ani ve güçlüydü ki hepsi irkilerek sıçradı.
– O gün bu gün olmasın! Lütfen ölmek için çok yakışıklı ve çok gencim.
Afsuni sakin kalmaya çalıştı.
– Lütfen sakin olalım. O şey her neyse bizimle bir derdi yok. Bizim hiçbir şeyle alakamız yok.
Agatha derin bir nefes aldı.
– Haklısın.
Aşağıdan kanat çırpma ve zincir sesleri yükseldi. Karşılarında heybetli bir ejderha belirdi. Büyük bir kaya çıkıntısına kondu.
– Görüyorum ki oldukça şaşkınsınız. Ben de öyle.
Afsuni istemsizce konuştu.
– Bizim gibi konuşuyor! Siz de anlıyorsunuz değil mi? Nasıl konuşuyor ki?
Moon fısıltıyla söylenmeye başladı.
– Evet Afsuni, şu an hepimiz çok sakiniz değil mi? Karşımızda bizimle konuşan bir ejderha varken sakin olmalıyız!
Agatha şaşkınlıkla konuştu.
– Ejderhaların var olduklarını bile bilmiyordum. Demek o koku senden geliyordu.
Moon sinirli bir gülümsemeyle fısıldadı.
– Hahaha şakacı! Karşımızda kocaman ejderha var. Ağzından bir alev çıkarsa kül oluruz, cenazemizi bile bulamazlar. Sakin ol dediysek abartmayalım lütfen.
Afsuni öne çıktı.
– Adım Afsuni. Bunlar da arkadaşlarım Moon ve Agatha. Sizin adınız nedir?
Ejderha başını eğdi.
– Ah! Kusura bakmayın. O kadar uzun zamandır buradayım ki kendimi tanıtmayı unutmuşum. Adım Sergei. Deniz ejderhasıyım. Eşim Luna çocuğunu kurtarmak için Herokles ile girdiği savaşta hayatını kaybetti. Son deniz ejderhasıyım…
Bölüm etkileşimi
