6. bölüm / 25
Serüvenin BaşlangıcıAteşin ve Gölgenin Buluşması
Bölümler 25Şu an: Ateşin ve Gölgenin Buluşması
- 1 Koruyucu'nun Yükselişi759 kelime
- 2 Gün Batımı Mağarası702 kelime
- 3 Taht Odası662 kelime
- 4 Tanrıların Merhameti816 kelime
- 5 Herokles'in Çöküşü930 kelime
- 6 Ateşin ve Gölgenin Buluşması807 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 Hatırlayış – Kırılan Mühür871 kelime
- 8 Sessiz Çığlıklar961 kelime
- 9 Kontrol781 kelime
- 10 Kan Bağı951 kelime
- 11 Kaderin Eşiği837 kelime
- 12 Gajın Boyutu1.089 kelime
- 13 Zincirlerin Ardındaki Ses632 kelime
- 14 Deniz Ejderhası Sergei692 kelime
- 15 Kaybedecek Bir Şey Kalmadığında404 kelime
- 16 Gücümüz Bedeli639 kelime
- 17 Sürgün965 kelime
- 18 Güç, İhanet ve İnsanlık613 kelime
- 19 Sessizlik417 kelime
- 20 Pelerinli Adam413 kelime
- 21 Herakles'in Planı629 kelime
- 22 Sessiz Fırtınalar276 kelime
- 23 Kırılan Zincirler662 kelime
- 24 Açığa Çıkan Plan717 kelime
- 25 Son973 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sarin Ormanında bulunan,San Gölü’ne vardığında, gecenin sessizliği neredeyse büyülüydü. Suyun çevresinde uçuşan ateş böcekleri karanlığı altın zerrelerle deliyor, etrafı saran güzel kokulu çiçekler havayı sarhoş edici bir huzurla dolduruyordu. Ormanın ortasında, ölümle anılan bir yerde böylesi bir güzellik… Afsuni’nin içini garip bir huzur kapladı.
Gölün biraz ötesinde, tahtadan yapılmış sallanan bir sandalyede oturan bir siluet gördü. Uzun siyah pelerini omuzlarından aşağı süzülüyor, açık kahverengi saçları gölgelerle birleşiyordu.
İki ihtimal vardı:
Ya bu kişi bir Elf’ti ve ölümü seçmişti…
Ya da Afsuni’nin şansına, başka bir tür bu yasaklı yere kaçak yollardan girmişti.
Her iki ihtimal de tehlikeliydi.
Sessizce geri dönmek üzereyken arkasından bir ses yükseldi:
— Afsuni… Sen olduğunu biliyorum. Gitmene gerek yok. Sana yardım edebilirim. Verdiğim sözü tutacağım.
Afsuni irkilerek döndü.
— Moon?! Senin burada ne işin var?
Moon hafifçe gülümsedi.
— Yer altındayım, unuttun mu? Bir yerde ateş yakılsa en ufak fısıltıyı bile duyarım. Ateşle cehennem birbirinden ayrılamaz. Saraydan kaçtığını… ve en önemlisi zincirlerini koparıp köleliği reddettiğini öğrendim. Aferin Afsuni. Geç oldu ama yine de sevindim.
Moon'un yeşil gözleri zümrüt gibi parlamıştı. Samimi bir üzüntü ile
bir an duraksadı.
— Ailen için üzgünüm… Elimden fazlası gelmedi.
Afsuni’nin boğazı düğümlendi.
— Onlarla hiç konuştun mu? Ya da gördün mü?
Moon başını iki yana salladı.
— Hayır. Sadece Herokles’in hedefini değiştirmeye çalıştım. Senin ailenden başka meşguliyeti yoktu. Ona bir güç masalı uydurdum… “Sonsuz güç iksiri” diye bir şey. Var olmayan malzemeleri gösteren sahte bir harita verdim. Belki peşine düşer, herkesi rahat bırakır diye düşündüm. Ama olmadı.
Bir an gözlerini kaçırdı.
— Planım tutsa aileni misafir edecektim. En azından deneylerinden kurtulurlardı… ve sen de artık benim emrimde olurdun.
Afsuni acı bir tebessüm etti.
— Her zamanki gibi… zerre şaşırtmıyorsun.
Moon omuz silkti.
— Düşünsene, kim çıkarı olmadan birine yardım eder ki?
— Peki neden buradasın?
— Sana yardım etmek için tabii ki.
Afsuni gözlerini kıstı.
— Ve bunun karşılığında sen ne istiyorsun?
Moon’un gülümsemesi bu kez daha karanlıktı.
— Hızlı öğreniyorsun. İki şey istiyorum. Birincisi… ne kadar güçlü olduğunu görmek istiyorum. Bunun için güçlerinin tamamını açman gerek. İkincisi ise Herokles’in mahvolmasını istiyorum. Bu noktada çıkarlarımız ortak… değil mi?
Afsuni’nin sesi sertleşti.
— Bundan zerre şüphen olmasın. Peki bunu nasıl yapacağız?
Moon derin bir nefes aldı.
— Asla övünmek istemem… hatta bundan utanç da duyuyorum ama…
— Moon, lafı dolandırma.
— Herokles'in notlarını çaldım! Söyledim işte mutlu musun ? Bir zamanlar tanrıların kralıydım. Şimdi düştüğüm hallere bak ! Önceki halim şu an yanım da olsa suratıma tükürürdü! Hırsız oldum! Kediyi merak öldürürmüş derler... Ben ise kahrımdan öleceğim!
Afsuni bir an dondu, sonra kahkaha attı.
— Ciddi misin? Nasıl yaptın bunu?!
Moon homurdandı.
— Az önce ne demiştim? Kediyi merak öldürür. İstersem şimdi kalkıp gidebilirim.
— Tamam, sakin ol.
Moon elindeki tomarları açtı.
— Soy ağacın… inanılmaz. Bildiğin Nuh’un Gemisi gibi. Her türden var. Melezler ebeveynlerinden güç alabiliyor ama üçüncü kuşakta garip bir şey olmuş.
Vampir–Peri ve Elf–Kurt adam melezlerinden doğan bir çocuk, başta hiçbir güç göstermemiş. Sonra… büyükannesinin büyücülüğünü kazanmış. Ardından vampir gibi ölümsüz olmuş, bir Elf kadar element kullanabilmiş, bir kurt kadar keskin duyulara sahip olmuş ve periler gibi uçmaya başlamış.
Her nesil daha da güçlenmiş… fakat bazıları bu gücü kaldıramayıp genç yaşta ölmüş.
Afsuni fısıldadı:
— Onlara ne olmuş?
Moon’un sesi sertleşti.
— Ölümsüz olmayanlar çoktan ölmüştür. Diğerleri… en iyi ihtimalle bilezik takılıp sarayda hizmetçi yapılmıştır. En kötü ihtimalle hanlara satılmışlardır. Neler döndüğünü sen de biliyorsun.
Afsuni’nin yumrukları sıkıldı.
— Başka ne yazıyor?
— Neredeyse tüm türlerin zayıflıklarını senin üzerinde denemiş. Bu… çok acı verici olmalı. Hayatım boyunca biri için bu kadar üzüleceğim aklıma gelmezdi. Sana saygı duyuyorum, Afsuni. Bunca acıya rağmen sırf ailen için ona hizmet ettin.
— Peki… sonuç?
— Hatırlamıyor musun?
— Hayır. Sadece rünlerle gücümü kısıtlamaya çalıştı. O rünleri bozsam da şu lanet yüzükten kurtulamıyorum.
Moon’un yüzü ciddileşti.
— O zaman sana kötü bir haberim var. Rünleri tam olarak bozmadın. Eğer bozabilseydin yüzük parçalanırdı. Hafıza kaybın da bu rünlerin eseri olabilir.
Afsuni dişlerini sıktı.
— Sonra bununla ilgileniriz. Şimdi önemli olan tek şey… zayıflıklarım.
Moon notlara baktı.
— Sonuçlara göre… hiçbir zayıflığın yok. Seni öldüremeyince hafızanı silip hizmetine almış. Akıllıca.
Afsuni derin bir nefes aldı.
— Planımız ne?
Moon hafifçe omuz silkti.
— Onu sana soracaktım. Şimdilik geceyi burada geçirelim. Sabah olunca karar veririz. Önce soy ağacını inceleyeceğiz. Hangi türlere daha yatkın olduğunu, neler yapabileceğini öğreneceğiz. Şu hâline bakılırsa… sen bir büyücüsün.
Afsuni gölün yansımasına baktı.
— Hiç kendim hakkında düşünmedim. Tek amacım düzeni sağlamaktı. Ama artık… her şey değişti. Ve değişmeye devam edecek. Öyle değil mi?
Moon yumuşak ama kararlı bir sesle cevap verdi:
— Değişim her zaman kurtuluş getirmez. Ama doğru yoldaysan… seni sen yapan şeye dönüşür. Kendine güven. Yaptığın her şeyin arkasında dur.
Gece boyunca göl kıyısında oturdular. Ateş böcekleri karanlığı delmeye devam ederken Afsuni ilk kez gerçekten yaşadığını hissetti. Kendi kararlarını verebileceği bir hayat… artık bir hayal değildi.
İçinde üç duygu aynı anda çarpışıyordu:
Korku.
Hüzün.
Ve tarifsiz bir heyecan.
Bölüm etkileşimi
