10. bölüm / 25
Serüvenin BaşlangıcıKan Bağı
Bölümler 25Şu an: Kan Bağı
- 1 Koruyucu'nun Yükselişi759 kelime
- 2 Gün Batımı Mağarası702 kelime
- 3 Taht Odası662 kelime
- 4 Tanrıların Merhameti816 kelime
- 5 Herokles'in Çöküşü930 kelime
- 6 Ateşin ve Gölgenin Buluşması807 kelime
- 7 Hatırlayış – Kırılan Mühür871 kelime
- 8 Sessiz Çığlıklar961 kelime
- 9 Kontrol781 kelime
- 10 Kan Bağı951 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 Kaderin Eşiği837 kelime
- 12 Gajın Boyutu1.089 kelime
- 13 Zincirlerin Ardındaki Ses632 kelime
- 14 Deniz Ejderhası Sergei692 kelime
- 15 Kaybedecek Bir Şey Kalmadığında404 kelime
- 16 Gücümüz Bedeli639 kelime
- 17 Sürgün965 kelime
- 18 Güç, İhanet ve İnsanlık613 kelime
- 19 Sessizlik417 kelime
- 20 Pelerinli Adam413 kelime
- 21 Herakles'in Planı629 kelime
- 22 Sessiz Fırtınalar276 kelime
- 23 Kırılan Zincirler662 kelime
- 24 Açığa Çıkan Plan717 kelime
- 25 Son973 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Moon:
— Bileklik bozulmuş. Düzgün çalışmıyor. Gücünü engellemek yerine gücünü emiyor.
Sözler havada asılı kaldı. Kız, yerde hareketsiz yatan kadına öfkeyle bakarak dişlerini sıktı:
— Bok çuvalı gibi orada yatma! Kalk, çıkar şunu!
Afsuni hemen araya girdi, sesi sakin ama kararlıydı:
— Onu çıkartacağız, sakin ol. Eğer bunu burada yapamazsak seni yanımıza alacağız ama şu anki önceliğimiz yaralarının iyileşmesi. Bize yardımcı ol, lütfen.
Kızın bakışları daha da sertleşti:
— Kes sesini! Sizin safkan takıntınız ve kibirli hallerinize zaten alışığım! Birden iyilik meleği olmaya mı karar verdiniz? Çıkarınız ne?
Moon gülerek omuz silkti:
— Kız akıllı çıktı!
Afsuni, Moon’u dirseğiyle dürttü:
— Bir şeyin peşinde olduğumuz için ona yardım ettiğimizi düşünmesini istemiyorum. Lütfen.
Moon hiç saklamadan cevap verdi:
— Gerçek bu.
Kız ikisine birden döndü, sesi netti:
— Neyin peşinde olduğunuz umurumda değil. Şu bilekliği çıkarın.
Afsuni, bilekliği incelerken Moon’a baktı:
— Ağabey bu bileklik hakkında ne biliyorsun?
Moon kaşlarını çatarak yaklaştı:
— Ha… Evet şey. İlk başta bileklik yanlış çalışıyor sandım ama üzerindeki taşlar bariyer görevi görüyor. Diğer melezlere takılanlarla aynı.
Afsuni, metalin bir kısmını işaret etti:
— Ağabey bu aynı değil. Şu kısma bir bak. Rengi daha parlak! Yani demire benzemiyor.
Moon’un yüzü ciddileşti:
— Gümüş! Bu bileklikte gümüş var ve sen yarı kurtsun. İşimiz daha ne kadar zorlaşabilirdi acaba?
Afsuni endişeyle sordu:
— Ağabey, bu normalde nasıl kırılıyor?
Moon derin bir nefes aldı:
— Normalde bu bilekliği takan kişi, içindeki güç bariyerleri kıracak seviyeye gelirse bileklik parçalanır. Ama bu kız kurt ve bileklikte gümüş alaşımı var. İkinci seçenek şu: ortada engellenecek bir güç kalmazsa bileklik kendiliğinden çıkar. Üçüncü seçenek ise… yerde ceset gibi yatan kadının ölmüş olması ya da bu kızı serbest bırakması.
Afsuni istemsizce yere baktı:
— Acaba öldü mü? Bu kadar uzun süre baygın kalması biraz korkutucu. Ben hayatım boyunca boyut sakinlerini kurtardım. Umarım iyidir.
Moon bezgin bir tonla konuştu:
— Afsu— aa şey Afrin… endişelenmene gerek yok. O gitse de sen bırakmazsın, anlasana… güçler falan… Neyse, daha fazla konuşmayalım. İşimizi yapalım, dimi? Afrin, onu iyileştir.
Afsuni bir şey demeden kızın yanına gitti. Avucunda bir su topu belirdi. Yaralara dokunduğu anda kızın bedeni ışıkla doldu; kesikler ve morluklar yok oldu.
— Şimdi kendini biraz da olsa iyi hissediyor musun?
Kız gözlerini kısmadan cevap verdi:
— Özgür kaldığımda daha iyi hissedeceğim.
Moon yerdeki kadına doğru yürüdü:
— Tamam. O zaman hadi bu kadını öldürelim.
Afsuni hemen karşı çıktı:
— Ağabey, sakin ol. Satın alabiliriz. Bir anlaşma yapabiliriz.
Moon alaycı bir sesle güldü:
— Hangi parayla? Şu silahları almak için harcadık hepsini. Yemek paramız var sadece…
Afsuni pes etmedi:
— O zaman onu şu sandalyeye bağlayalım ve ikna edici bir konuşma yapalım, he ne dersin?
Moon kaşlarını çattı:
— Peki sonra ne olacak? Buradan hemen öylece nasıl çıkacağız? Birileri illaki peşimize takılacaktır.
Afsuni umuda tutundu:
— Belki kadının birden hafızası silinir. Yani… olamaz mı?
Moon dudak büktü:
— Bana gökyüzünde uçan inekler olduğunu söylesen bile artık şaşırmayacağım. Hadi şu kadını sandalyeye bağlayalım.
Melez kız sandalyeyi düzeltti. Afsuni ve Moon kadını yerden kaldırıp oturttular.
— Gözlerini de bağlayalım.
Moon alayla baktı:
— O ne için? Yavaş yavaş psikopatlaşıyorsun ve korkuyorum.
Afsuni cebinden Saye otunu çıkarıp Moon’un önünde salladı.
Moon:
— Tamam, tamam… Anladım. Kızdan kan aldın mı?
— Evet. İyileştirdikten sonra peçeteyle kanları sildim.
Melez kız şaşkınlıkla araya girdi:
— Sen ne? Ben anlamadım. Neyin peşindesiniz?
Moon omuz silkti:
— Kısa bir süre önce bunu umursamıyordun. Hatırlatırım.
Afsuni yaprağın bir yarısına kızın kanını, diğer yarısına kendi kanını sürdü. Moon büyülü sözcükleri mırıldandığında yaprak parladı. Afsuni’nin tarafı mor bir ışıkla yanarken kızın tarafı da aynı tona büründü.
Afsuni, heyecanla Moon’a döndü:
— Bu ne demek?
Moon ağır bir sesle konuştu:
— O senin kuzenin. Annenin kardeşi ya da babanın kardeşinin kızı.
Melez kız burun kıvırdı:
— Bu sivri kulakla akraba olmayı reddediyorum.
Afsuni söze girecekti:
— Hiçbir şey sandığın gibi değ—
Moon sertçe kesti:
— Hey! Dur. Sırf akraba çıktınız diye ona güvenemeyiz.
Tam o sırada mekânın sahibi kadın yavaş yavaş ayılmaya başladı.
— Neler oluyor burada!
Afsuni sakin ama tehditkâr bir tonla:
— Rica ediyorum, lütfen sessiz olun. Eğer daha çok bağırırsanız sizi uzun bir uykuya mahkûm edebilirim.
Moon kendi iç sesiyle boğuşuyordu. Kendi elleriyle kibar bir psikopat yaratmıştı ve bu durum hem komik hem de ürkütücüydü.
Alaycı bir tavırla konuştu:
— Şimdi sizden rica ediyoruz, hanım efendi. Bu kızı azad ediniz.
Kadın çırpındı:
— Hayır! Çözün beni!
Afsuni’nin elinde siyah bir güç topu belirdi; gözlerinin beyazı zifiri karaya döndü. Kadına yaklaşarak fısıldadı:
— Ben her zaman sözümü tutarım, hanım efendi.
Moon’un kalbi yerinden çıkacak gibiydi. İçinden, “Kesin delirdi… İşte bundan korkuyordum. Neden korkuyorsam başıma geliyor,” diye geçirdi. Melez kız ise donup kalmıştı.
Kadının gözleri korkuyla fal taşı gibi açıldı:
— Kimsin sen?
Afsuni’nin sesi soğuktu:
— Kim olduğum sizi ilgilendirmiyor, hanım efendi. Sizi ilgilendiren tek şey şu olmalı: Bir gün daha yaşayabilecek miyim?
Sahibe kadın titreyerek:
— Tamam… Tamam… Ne isterseniz yapacağım. Melez… Melez Agatha, seni azad ediyorum. Artık özgürsün.
Sözler biter bitmez kızdan göz kamaştırıcı bir ışık yayıldı. Bileklik bir anda çatlayıp dağıldı. Kızın sevinci tarif edilemezdi; bileğine bakıp duruyor, özgürlüğünü gerçek gibi kavrayamıyordu.
Afsuni kadının başına elini koydu:
— Burada hiçbir şey olmadı. Sen bizi görmedin. Bu kızı ve bizi tanımıyorsun. Bizimle hiç karşılaşmadın.
Kadının gözlerinde yeşil bir parıltı belirdi, sonra söndü.
Moon şaşkınlıkla:
— Bu düpedüz hipnoz… Bunu nereden biliyorsun? Nasıl yaptın?
Afsuni omuz silkti:
— İstiyorum ve oluyor. Bilmiyorum.
Agatha etrafa bakarak sordu:
— Bu kadın neden böyle heykel gibi duruyor?
— Biz buradan çıktığımızda kendine gelir. Merak etmeyin.
Afsuni tereddütle:
— Öylece ön kapıdan çıkacak mıyız?
Moon gülümsedi:
— Tabii ki hayır! Belki sen bizi bir yere ışınlayabilirsin.
Afsuni gözlerini devirdi, tam bir şey söyleyecekken Agatha söze girdi:
— Burada gizli bir kapı var. Mekânda çıkabilecek herhangi bir karmaşa ihtimaline karşı kaçabilmemiz için yapıldı.
Bölüm etkileşimi
