9. bölüm / 25
Serüvenin BaşlangıcıKontrol
Bölümler 25Şu an: Kontrol
- 1 Koruyucu'nun Yükselişi759 kelime
- 2 Gün Batımı Mağarası702 kelime
- 3 Taht Odası662 kelime
- 4 Tanrıların Merhameti816 kelime
- 5 Herokles'in Çöküşü930 kelime
- 6 Ateşin ve Gölgenin Buluşması807 kelime
- 7 Hatırlayış – Kırılan Mühür871 kelime
- 8 Sessiz Çığlıklar961 kelime
- 9 Kontrol781 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 Kan Bağı951 kelime
- 11 Kaderin Eşiği837 kelime
- 12 Gajın Boyutu1.089 kelime
- 13 Zincirlerin Ardındaki Ses632 kelime
- 14 Deniz Ejderhası Sergei692 kelime
- 15 Kaybedecek Bir Şey Kalmadığında404 kelime
- 16 Gücümüz Bedeli639 kelime
- 17 Sürgün965 kelime
- 18 Güç, İhanet ve İnsanlık613 kelime
- 19 Sessizlik417 kelime
- 20 Pelerinli Adam413 kelime
- 21 Herakles'in Planı629 kelime
- 22 Sessiz Fırtınalar276 kelime
- 23 Kırılan Zincirler662 kelime
- 24 Açığa Çıkan Plan717 kelime
- 25 Son973 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mekân sahibinin tavırları giderek daha rahatsız edici bir hâl almaya başlamıştı. Bakışları Afsuni’nin üzerinde gezinirken içindeki huzursuzluk bir düğüm gibi sıkılaşıyordu. Farkında olmadan yumruğunu sıktı; tırnakları avucuna battı. Bir sıcaklık, ardından sızlama… Elinin kanadığını ancak Moon panikle ona doğru eğildiğinde fark etti.
Moon’un sesi kısık ama titriyordu:
— Hadi gidelim buradan.
Afsuni, sanki hiçbir şey olmuyormuş gibi, sakinliğini zorlayarak karşılık verdi:
— Daha yeni oturduk. Yemeğimiz bitmedi.
Moon’un sabrı ince bir ip gibi kopmak üzereydi.
— Yemekleri paket yaptırırız. Gidelim buradan.
Afsuni başını hafifçe eğdi.
— Bir sorun mu var?
Moon bu soğukkanlılığa daha fazla dayanamadı. Sesi yükseldi; içinde biriken korku kelimelere dökülüyordu.
— Şu an seninle tartışmak istemiyorum, Afsuni. Elinin hâline bir bak, beni anlarsın. Haksızlığa tahammülün yok, farkındayım. İçeride olanların ben de farkındayım ama sen daha güçlerini bile tanımıyorsun. Kullandığında neye yol açacağını bilmiyorsun. Daha hiçbir şey bilmeden bir şey yapamayız. Önce kendimizi kurtaracağız. Sonra başkaları için bir şeyler yaparız. Hayat herkese adil davranmaz. Herkesi kurtaramayız… Bunu kafana sok!
Afsuni’nin gözlerinde kısa bir anlık kırılma oldu. Sonra derin bir nefes aldı.
— Farkındayım. Ama anlamadığım bir şey var… Neden bana bağırıyorsun?
Moon’un sesi bu kez daha yorgundu:
— Çünkü beni paniğe sokuyorsun. Herokles’in notlarında senin ani duygu değişimlerinden bahsediyordu. Bu hâllerden uzak durman gerektiğini yazmıştı. Ani bir güç patlamasıyla önce Güney Elf Kraliyeti’ni, sonra Herokles’i peşimize takarsın. Ne olduğunu bile anlamadan kötü adam biz oluruz, Herokles de halkın kahramanı.
Afsuni gözlerini kapattı, nefesini düzenledi. Sesini yumuşatarak konuştu:
— Tamam. Haklısın. Sakin ol. Derin nefes al. Seni anlıyorum. İntikamımı alacağım ama bu hikâye senin dediğin gibi bitmesin diye elimden geleni yapacağım.
Avucundaki kanı hissetti; parmaklarını açtı. Sanki içindeki öfkeyi de birlikte salıverir gibi, yarasını iyileştirdi.
Tam o sırada mekânın sahibi kadın, yüzünde yapay bir gülümsemeyle yanlarına yaklaştı:
— Kusura bakmayın, rahatsız olmuş olmalısınız. Lafı uzatmayacağım… Siz Su elementini kullanan elflerden misiniz?
Kadının sesindeki hoyratlık Afsuni’nin içini ürpertti. Yüzüne bile bakmadan cevap verdi:
— Evet.
Kadın pişkince gülümsedi.
— Sizden bir ricam olacak. Kölemin vücudu yaralar içinde… Müşterilerim rahatsız oluyor. Bu civarda su elementini kullanan elf bulmak zor. Hele iyileştirici gücü bu kadar hızlı kullanabilen biri… Çok nadir.
Afsuni dişlerini sıktı.
— Bileğindeki o bilekliği çıkarıp kendi kendini iyileştirmesine izin vermeyi denediniz mi?
Kadının yüzü bir anda sertleşti.
— Ne kadar da ukalasınız! Elbette isterdim. Ama bu kızın gücü beni bile aşıyor. Tanrılar bilir ailesi kaç ırkla günah işledi! Hep beni şaşırtacak bir numarası oluyor.
Afsuni bakışlarını Moon’a çevirdi.
— Teklifinizi kabul etmeden önce ağabeyime danışmam lazım. Lütfen bizi yalnız bırakın.
Kadın homurdanarak uzaklaştığında Afsuni alçak sesle sordu:
— Duydun değil mi?
— Duydum, dedi Moon. Ama hemen ümitlenme.
— Neden?
Moon gözlerini Afsuni’ye dikti.
— Kızın senin akraban olabileceğini düşünüyorsun.
— Evet… Ama olmayabilir de. Bunu anlamanın bir yolu var mı?
— Var. Kan testi. Ama ne kadar sağlam çıkar bilmiyorum.
— Neden?
— Büyünün tutması için iki tarafın atasından da kan örneği gerek.
Afsuni bir an durdu.
— Kesin bir sonuç elde edebilir miyiz?
— Eğer uzak bir akrabalık bile yoksa, evet.
— Ne lazım?
— Saye otu.
Afsuni kaşlarını çattı.
— Nasıl bir şey?
— Uzun, geniş, tüylü sarı yaprakları olur. Kurtların, kurt boğan zehrinden kurtulmak için yediği bir ot.
Afsuni’nin gözleri parladı.
— Benimkine benzer bir ot var. Melez olduğum için her ırkın—
— Evet evet, dedi Moon gülümseyerek. Göster.
Afsuni otunu uzattı. Moon dikkatle inceledi, sonra gözleri büyüdü.
— Bu… Saye otu! Hadi gidelim.
— Tamam… ama önce biraz sakin olalım.
— Ben sakinim.
— Peki… gidelim.
Kadının yanına döndüler. Kadın geniş bir tebessümle:
— Hizmetiniz karşılıksız kalmayacak. Siparişleriniz bizden, üstüne ödeme de alacaksınız.
Afsuni içinden kendini dizginlemeye çalıştı. Gözlerini kapatıp derin nefes aldı. O sırada han hafifçe sarsıldı. Moon, Afsuni’nin elini tutarak ona destek oldu.
— Gerek yok, dedi Moon kadına. Kız nerede?
— Beni takip edin. Ama tek kişi yeterli.
Afsuni zoraki bir gülümsemeyle:
— Ağabeyim benim akıl hocamdır. Konsantre olmamda bana yardımcı olur.
Kadın isteksizce başını salladı.
— Peki, gelin.
Onları harabeye dönmüş bir odaya götürdü. Duvarlar dökülüyordu. İçeride ağır bir koku vardı. Kız, kırık bir bazanın üzerinde oturuyordu. Afsuni’nin kalbi sıkıştı. Kadın tepelerinde dikilip izlerken Afsuni’nin içindeki öfke yeniden kabardı.
— Rica ediyorum, dışarıda bekler misiniz?
— Sebep?
— Konsantre olamıyorum.
Kadın küçümseyerek:
— O kız benim malım. Buradayım.
Afsuni daha fazla tartışmadı. İçinden sadece keşke bayılsa diye geçirdi. Bir anda kadın yere yığıldı. Afsuni, sanki bu çok olağan bir şeymiş gibi, kadını kenara taşıdı.
Moon gözlerini devirdi.
— Artık şaşırmam diyordum… yine şaşırttın.
Afsuni fısıldadı:
— Biraz içten içe şaşırsan olmaz mı?
Moon gülerek ensesini kaşıdı.
— Tipini gördü, dayanamadı demek ki.
Afsuni yeniden kıza döndü. Bakışlarında öfke değil, derin bir acı vardı.
— Ağabey… sen daha bilgilisin… Sence tam olarak nesi var?
Sessizlik, odanın içinde ağır bir çığlık gibi yankılandı.
Bölüm etkileşimi
