12. bölüm / 25
Serüvenin BaşlangıcıGajın Boyutu
Bölümler 25Şu an: Gajın Boyutu
- 1 Koruyucu'nun Yükselişi759 kelime
- 2 Gün Batımı Mağarası702 kelime
- 3 Taht Odası662 kelime
- 4 Tanrıların Merhameti816 kelime
- 5 Herokles'in Çöküşü930 kelime
- 6 Ateşin ve Gölgenin Buluşması807 kelime
- 7 Hatırlayış – Kırılan Mühür871 kelime
- 8 Sessiz Çığlıklar961 kelime
- 9 Kontrol781 kelime
- 10 Kan Bağı951 kelime
- 11 Kaderin Eşiği837 kelime
- 12 Gajın Boyutu1.089 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 Zincirlerin Ardındaki Ses632 kelime
- 14 Deniz Ejderhası Sergei692 kelime
- 15 Kaybedecek Bir Şey Kalmadığında404 kelime
- 16 Gücümüz Bedeli639 kelime
- 17 Sürgün965 kelime
- 18 Güç, İhanet ve İnsanlık613 kelime
- 19 Sessizlik417 kelime
- 20 Pelerinli Adam413 kelime
- 21 Herakles'in Planı629 kelime
- 22 Sessiz Fırtınalar276 kelime
- 23 Kırılan Zincirler662 kelime
- 24 Açığa Çıkan Plan717 kelime
- 25 Son973 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yaşlı adamın sesi, taş duvarların arasında yankılandı. Söyledikleri sadece bir bilgi değil, yaklaşan bir felaketin habercisi gibiydi.
—O bir silah. Her şeyden daha güçlü. Onu canlandırmak için yeterli gücü bulursan ve o canlanırsa olağanüstü bir şekilde gücünü artırıyor. Öğrenme kabiliyeti inanılmaz derecede yüksek.
Sözler havada asılı kaldı. Her biri farklı bir korkuyla sustu.
Moon:
—Peki şimdi ne yapacağız?
Afsuni, gözlerini yere indirdi. İçinde yılların biriktirdiği savaş yorgunluğu vardı; karar vermek, yeniden kan dökülmesini göze almak demekti.
—Düşünmemiz lazım. Ani bir karar veremeyiz.
Moon, yerinde duramıyordu. Boyutun üzerindeki baskıyı iliklerine kadar hissediyordu.
—Haklısın ama bence Herokles şu an boyutu ayakta tutmak için çabalarken ani bir saldırı düzenleyip onu zayıflatmalıyız.
Afsuni başını yavaşça kaldırdı. Gözlerinde sadece temkin değil, geçmişten kalan pişmanlıklar da vardı.
—Herokles bu saldırıyı karşılıksız bırakmaz. Ben bir savaş başlatmak istemiyorum. İnsanların ne kadar üzüldüğüne ve savaşın ne kadar acı verdiğine bizzat şahit olduktan sonra bir savaş başlatmak bir seçenek dahilinde bile olamaz.
Moon derin bir nefes aldı. Sesinde hem isyan hem de kararlılık vardı.
—Soğuk savaş nedir biliyor musun Afsuni? Yani bazı savaşlarda kan dökülmesine bile gerek kalmaz. Bizim derdimiz Herokles, diğerlerinin ölmesine gerek yok ama illaki karşımıza çıkanlar olacaktır. Kavgayı başlatan biz olmayacağız.
Afsuni, düşünceli bir şekilde Moon’a döndü. Kendi geçmişini, melez olduğu için dışlanışını ve boyutlar boyunca gördüğü zulmü hatırladı.
—Haklısın. Aslında bir şekilde Herokles’in yanlış hamleler yapmasını sağlarsak boyut sakinleri ayaklanmaya başlar. Herokles güç kaybettiğini görürse iyice öfkelenir ve boyut sakinlerine zulüm etmeye başlar. Böylece herkes onun gerçek yüzünü görür. Tıpkı bir zamanlar melez olarak dünyaya gelmemiz bizim suçumuzmuş gibi davrananların, bize karşı sergiledikleri iğrenç ve hastalıklı tavırlar gibi…
Sözlerinin sonunda sesi hafifçe titredi. Bu sadece bir strateji değildi; bu, geçmişin hesabıydı.
Agatha:
—Daha az önce savaştan ve üzüntüden bahsediyordun. Senin neyin var böyle?
Afsuni’nun yüzünde acı bir ifade belirdi.
—İnsanlar benim elimle ölmüyor ki. Onları Herokles öldürecek ya da işkence edecek. Eğer az da olsa merhameti varsa—ki olduğunu sanmıyorum—boyut sakinlerine iyi davranır. Tabii işkencenin iyi bir şey olduğunu savunmuyorum. Her kötülüğün içinde bir iyilik, her iyiliğin içinde bir kötülük vardır. Her şey siyah ya da beyazdan ibaret değildir. Belki de onlar da melezlerle empati kurar ve farklılıkları umursamayıp hep birlikte her şeyin üstesinden gelmeyi öğrenirler.
Agatha:
—Umarım dediğin gibi olur. Onca işkenceye değer umarım.
Moon ellerini ovuşturdu; düşünmekten çok harekete geçmek istiyordu.
—Eee, nereden başlıyoruz peki?
Afsuni, zihninde çoktan bir yol haritası çizmeye başlamıştı.
—Öncelikle güçlerimizi nasıl kullanmamız gerektiğini ve tam olarak hangi güçlere sahip olduğumuzu öğrenmemiz lazım. Bunun için bir süre burada kalıp antrenman yapacağız.
Agatha gözlerini kısarak yere baktı. İçindeki kurt, uzun zamandır zincire vurulmuştu.
—Haklısın. Ben de güçlerimi kullanmayalı ve bir kurda dönüşmeyeli uzun zaman oldu.
Afsuni yumuşak ama ciddi bir sesle konuştu.
—Bunu yapmak zorunda değilsin. Yani bizimle birlikte savaşmak zorunda değilsin.
Agatha’nın bakışları sertleşti; içinde biriken öfke ve kararlılık yüzüne yansıdı.
—Zorundayım. Biri benim hakkımı savunsun diye oturup bekleyemem. Kendi hakkımı kendim savunmalıyım.
Moon hafifçe başını salladı, ama sesinde uyarı vardı.
—Ooo, sakin ol. Tam bir savaşçı kurt. Bize fevri bir işgüzar lazım değil. Sakin ol, birlikte hareket edelim. Bireysel amaçlar her zaman ayrılığa yol açar.
Afsuni:
—Tamamdır. Yarından itibaren antrenmanlara başlıyoruz. Şimdi dinlenelim.
O an, yaşlı adam ileri doğru bir adım attı. Yüzündeki çizgiler yalnızca yaşın değil, uzun süredir bastırılmış bir yükün izleriydi.
—Size yardımcı olabilirim. Herokles bir zamanlar güç delisi bir büyücü ve baş tanrı olmadan önce… yani Moon hâlâ baş tanrıyken—
Moon:
—Bir evet, bir zamanlar ben baş tanrıydım, güzel günlerdi—
Afsuni:
—Moon! Lütfen başlama yine…
Moon:
—Tamam. Tamam. Lütfen devam edin, anılarım canlandı birden, kusura bakmayın.
Yaşlı adam derin bir nefes aldı; anlatacakları geçmişin karanlık bir kapısını aralıyordu.
—İşte sen hâlâ baş tanrıyken… Herokles burada bir kütüphane oluşturdu. Kütüphane yer altında, bir tünelin sonunda kalıyor. Her yerinde gizemli kapılar, gizli geçitler var. Kütüphaneye o kadar çok değer veriyordu ki aydınlatma için ateş kullanmak yerine büyüyle tüm kütüphaneyi aydınlatıyordu. İçeride her türe özel kitaplar vardı. Efsaneler, efsanevi yaratıklar hakkında bir sürü kitap… Ve bazı kitaplar oldukça iyi korunuyor. Bazı geçitlerde bulunan kitaplar tuzaklarla korunuyor. İçlerinde neler olduğunu bilmiyorum ama eminim önemli bir şeyler vardır.
Afsuni:
—Kütüphane ne zaman yapıldı ki… Moon’un zamanında daha boyutlar inşa edilmemişti.
Yaşlı adam:
—Bu boyut insanların yaşadığı boyutun bir parçası. Aslında tam olarak bir boyut bile değil. Dünya üzerinde koruma kalkanıyla gizlenmiş bir yer. Kütüphanenin yok olmaması için böyle bir şeye başvurdu. Koruma kalkanı o kadar güçlü ki bu bölge insanlar dünyasındaki haritada bile gözükmüyor. Yani var olmayan bir ülke gibi. Kimse bu kalkandan öteye geçemiyor ve kimse buradan insanlar dünyasına gidemiyor. İnsanların dünyasına gidebilmemiz için herhangi bir boyuta giderek insanlar boyutunun kapısından geçmemiz gerekiyor. Buradan direkt geçiş yapamıyoruz.
Moon:
—Peki, sen tüm bunları nereden biliyorsun?
Yaşlı adam:
—Herokles sadece büyücülerin tanrısıyken onun halkı yönetmesinde ve yönlendirmesinde yardımcı oldum. Yani onun danışmanıydım.
Afsuni:
—Sana neden güvenelim?
Moon:
—Evet, ben de bunu merak ediyorum.
Yaşlı adamın yüzünde acı bir gülümseme belirdi.
—Gördüğünüz gibi boyut kaderine terk edilmiş. Bu boyuta gelen giden yok. Boyut sakinleri hasta. Ben de bu hastalığa terk edildim. Normalde ölümsüzler yaşlanmazlar fakat burada yaşlanıyoruz. Gücümüz emiliyor. Bu durumda hâlâ Herokles’i desteklemek ne kadar mantıklı?
Agatha’nın sesi karanlığı yarar gibiydi.
—Ben yaşlanmak istemiyorum. Gidelim buradan.
Moon:
—Kütüphanede bu meseleyle ilgili herhangi bir kitap var mı?
Yaşlı adam:
—Varsa da bilmiyoruz. Görünürdeki kitapları inceledik fakat herhangi bir şey bulamadık.
Agatha:
—Tek çaremiz o kütüphaneye girmek oluyor.
Moon:
—Kütüphaneye gitmemiz her açıdan bize yarar sağlayabilir.
Düşmanımızı tanımakta bize yardımcı olur.
Türler hakkında bir sürü kitap var; bu sayede kendi güçlerinizi de keşfedebilirsiniz.
Bazı kitapların neden bu kadar önemli olduğunu ve tuzaklarla korunduğunu çok merak ediyorum.
Agatha:
—Dediğim gibi bazı kitaplar tuzaklarla korunuyor. Ya zarar görürsek, ya bu bir tuzaksa?
Moon:
—Yanımızda Afsuni varken asla telaşa kapılmam. Yıllar boyunca boyutlara hizmet eden deneyimli biri ve bazı gizemli güçleri var. Öyle ki bazı güçlerinden kendisinin bile haberi yok; rasgele bir sorun çıktığında “aaaa bu gücüm de varmış” diyor. En azından bu yolculukta onun sınırlarını da görebiliriz. Sonuç olarak o bir şifacı, o birçok şey… yani korkmamıza gerek yok.
Afsuni:
—Peki, oraya gitmekte hem fikir miyiz?
Agatha ve Moon aynı anda “evet” dediklerinde Afsuni:
—O zaman yarınki kütüphane araştırmasını bir antrenman görevi ilan ediyorum.
Sözleri odada yankılandı. Her biri bunun sıradan bir keşif değil, kaderi değiştirecek bir adım olduğunun farkındaydı.
Yaşlı adam:
—Her şey netleştiğine göre ben çıkıyorum. Siz rahatınıza bakın.
Moon:
—Hey! Yaşlı adam, bize ismini söylemedin.
Yaşlı adam:
—Ben senden daha gencim! Bana yaşlı adam demeyin.
Moon:
—İnsanlar yaşlanınca iyice huysuzlaşıyor.
Yaşlı adam:
—Ben yaşlı değilim. Adım June.
Afsuni:
—June, kusura bakmayın lütfen.
June:
—Önemli değil. İyice dinlenin. Yarın sabah sizi oraya götürmek için tekrar buraya geleceğim. Hepinize iyi geceler.
Agatha:
—İyi geceler.
Bölüm etkileşimi
