25. bölüm / 25
Serüvenin BaşlangıcıSon
Bölümler 25Şu an: Son
- 1 Koruyucu'nun Yükselişi759 kelime
- 2 Gün Batımı Mağarası702 kelime
- 3 Taht Odası662 kelime
- 4 Tanrıların Merhameti816 kelime
- 5 Herokles'in Çöküşü930 kelime
- 6 Ateşin ve Gölgenin Buluşması807 kelime
- 7 Hatırlayış – Kırılan Mühür871 kelime
- 8 Sessiz Çığlıklar961 kelime
- 9 Kontrol781 kelime
- 10 Kan Bağı951 kelime
- 11 Kaderin Eşiği837 kelime
- 12 Gajın Boyutu1.089 kelime
- 13 Zincirlerin Ardındaki Ses632 kelime
- 14 Deniz Ejderhası Sergei692 kelime
- 15 Kaybedecek Bir Şey Kalmadığında404 kelime
- 16 Gücümüz Bedeli639 kelime
- 17 Sürgün965 kelime
- 18 Güç, İhanet ve İnsanlık613 kelime
- 19 Sessizlik417 kelime
- 20 Pelerinli Adam413 kelime
- 21 Herakles'in Planı629 kelime
- 22 Sessiz Fırtınalar276 kelime
- 23 Kırılan Zincirler662 kelime
- 24 Açığa Çıkan Plan717 kelime
- 25 Son973 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Moon ve Afsuni gönüllü olarak Herokles'in sarayına sızmak için yola koyuldular. Moon, Afsuni'nin, Herokles 'ın bulunduğu bir yerde kontrolünü kaybetmesinden korkuyordu, bu yüzden Afsuni'nin yanında olmayı tercih etti.
Afsuni, Herokles'i çok iyi tanıyordu. Asırlardır ona hizmet etmişti,onun aklından geçen her şeyin farkındaydı. Herokles iki günde bir Afsuni'nin ailesinden aldığı örnekleri seyrelterek vücuduna enjekte ediyordu. Kanları her ne kadar ona güç verse de bir çok zayıflıkta beraberinde gelmişti. Gün ışığı onu küle çevirmiyor fakat derisinin incelmesine ve vücüdunda lekeler oluşmasına neden oluyordu. Beslenme tarzı ise oldukça miğde bulandırıcıydı. Kan, nektar, et, böcek ne varsa hepsini tüketmek zorundaydı. Çünkü belli bir miktar güç elde etsede onların zayıflıklarını da almıştı ve o zayıflıkları yok etmek için elinden geleni yapmaya çalışyordu. Kendi üzerinde deneyler yapıyor ve zayıflıklarını bulmaya çalışıyordu. Güç onda saplantı haline gelmişti. Afsuni kılık değiştirerek onun yanına gidip sürekli ona kendi üzerinde denemesi için farklı deneyler önerip onun acılar içinde kıvranışını izliyordu. Moon ise ne düşüneceğini bilemez bir halde sadece olan biteni not alıyordu. Belki de savaşmalarına bile gerek kalmadan her şeyi burada bitirip geri dönebilirlerdi.
Afsuni, Herokles'in laboratuvarından çıktıktan sonra bahçede sohbet eden askerlerin arasından geçerek tepenin üzerine tüm heybeti ile orada duran meşe ağacının gölgesinde oturdu. Bir süre sonra Moon'da onun yanına geldi.
Afsuni:
-Moon, Herokles bu deneylerden birinde ölecek. Sergei'in dediği gibi o kendi sonunu hazırlamaktan başka bir şey yapmıyor.
Moon:
-Eceli ile ölmesini mi bekleyeceksin? Yoksa sen mi öldüreceksin? Buna karar verdin mi?
Afsuni gülerek :
-Sence?
Moon şaşkınlıkla:
-Yapamazsın! Sen bu zamana kadar kimseyi öldürmedin!
Afsuni:
-Sen öldürdün mü?
Moon:
-Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum. Sadece şunu söyleyebilirim sana hissettirdiği o duygudan kurtulabilir misin?
Afsuni, Moon'un söylediği şeyi anlayamadı ve bir süre sessizce ona baktı.
Afsuni:
-Moon, korkmana gerek yok,delirmeyeceğim. Herokles'in konumu farklı amacım sadece intikam almak değil. Herokles'in bu güç hırsı sadece beni etkileyen bir durum değil. Yaşadığı sürece herkese zarar verecek ve herkese zulüm edecek. Ailemden aldığı örnekler bitince kimlere saldıracak? İntikam almak istediğimi inkar etmiyorum ama bu sadece benim sorunum değil,diğerlerinin de hayatı söz konusu ve eğer o deneylerden birinde ölmez ise onu ben öldüreceğim.
Moon:
-Bu durumda bile beni şaşırtıyorsun. Dediğin gibi olsun ama onu öldürdükten sonra ben yumurtayı alıp boyut atına binerek kütüphaneye gideceğim. Herokles öldükten sonra o kapıyı açabilecek miyiz?
Afsuni:
-İki aydır onu gölgesi gibi izliyorum. Sürekli kılık değiştirip onun yanına gidiyorum. Kapının şifresini ezberledim. Laboratuvara giden yol da oradan geçiyor. Senin görünmez bir şekilde yanımda olmanı sağlayacağım. Ben onu öldürdüğümde yumurtayı al ve git. Diğerlerini de buraya çağır boyut sakinlerini toplayıp gelsinler.
Öğle yemeği saati geldiğinde herkes yemek salonuna gitmişti. Orada bulunan askerler daha düne kadar saygıyla baktıkları adama tiksinti ile bakıyorlardı. Bazıları ise Afsuni'ye lanet okuyor ve Herokles'in durumundan onu suçlu tutuyorlardı. Afsuni konuşulanları duymazdan gelerek sessizce Herokles'in yemeğini bitirip laboratuvara gitmesini bekliyordu.
Bir kaç dakika sonra Herokles ayağı kalktı ve laboratuvara doğru ilerledi. Afsuni de onun arkasından gitti. Yolun yarısında Herokles arkasını döndü ve;
-Son zamanlarda bir çok asker beni takip etmeye başladı. Sanırım otoritem yavaş yavaş zayıflıyor. Sen şu işe yaramaz Daniel olmalısın, hıh o yağmurda gücünün yarısından çoğu toz olup gitti aileni bile kurtaramadın ne üzücü.
Afsuni başını yere eyerek derin bir nefes aldı. Elinden geldiğince sessiz kalıp Herokles'in kapıyı açmasını bekledi.
Herokles:
-Her neyse içeri gel senden de bir kaç örnek almam iyi olur elimdekiler bitmek üzereydi.
Herokles arkasını dönüp kapıyı açmaya çalışırken Moon sessizce yanlarına geldi. Her ne kadar Afsuni'ye sinirlense de bir şey demedi. Afsuni onu görünmez yaptığında yapı açılmıştı.
Beraber içeri girdiler bir kaç koridor geçtikten sonra yumurtanın olduğu bölümün sağ tarafında bulunan laboratuvara yönelecekleri sırada Afsuni eski haline dönerek Herokles'in omzundan tuttu ve onun felç olmasını sağladı. Herokles'in gözleri yerinden çıkacak gibiydi. Şaşkın bir halde Afsuni'ye bakıyordu.
Afsuni:
-Saraydan çıkarken sana bir sürprizim olduğunu söylemiştim. Hatırlıyorsun değil mi? Senin için bir iksir hazırlamıştım ama kimsenin üzerinde deneme cesaretim olmadı. Malum ailem kobay gibi kullanılırken ne kadar acı çektikleri aklıma geliyor. Bu karışım dünya üzerindeki zehirli canlıların tümünün zehrini içeriyor. Sana karşı o kadar öfkeliyim ki olabilecek en acılı şekilde ölmeni istedim. Yıllardır bunun için gittiğim her yerden zehir topladım. Hafızam kayıptı, ne olduğunu bilmiyordum ama içimdeki öfke, ailemi göremediğim onlardan haber alamadığım her an büyüyordu.
Herokles:
-Ben düzen için elimden geleni yaptım. Dünya'nın düzeni bu şekilde, birilerinin yaşaması için birilerinin ölmesi gerekiyor. Birilerinin zengin olabilmesi için diğerlerinin sefil olması gerekiyor. Ezilmek istemiyorsanız ezen kişi olmaktan başka çareniz yok.
Afsuni:
-Herkesin barış içinde yaşayacağı ve mutlu olacağı bir dünyanın ütopya olduğunun bende farkındayım. Kimin öleceğine ya da kimin sefalet çekeceğine sen karar veremezsin. Kimseyi seçmediği bir hayatı yaşamaya zorlayamazsın. Ezilmek istemiyorsanız ezen kişi ol diyorsun ama senin o pisliklerden farkın kalıyor mu? Bak! Şu haline bak! Yaptığın şeyler o kadar iğrenç ki kimse artık sana saygı duymuyor! Güçleri yetse elleriyle öldürürler seni! Kendini ne kadar sefil bir hale soktun. Kendi celladını yetiştirdin. Gerçekten dünyayı var eden gerçek Tanrı'nın insanlara verdiği çok büyük bir yetenek var. Kendi kendilerine bela bulmak konusunda yetenekliler. Sonra her şey için ya şeytanı ya da tanrıyı suçluyorlar. Sen birini suçluyor musun?
Herokles:
-Suçlu yok. Bu bir varoluş, senin o gerçek dediğin Tanrı, insanları yarattığında onlara bir çok zayıflık verdi ama onlar bir yerde düzeni bozup kendilerini kusursuz bir hale getirmeye çalıştılar. Bu aklı onlara veren kim di? Düzen bozulduğunda kaos kendi içinde bir düzen oluşturdu.
Moon:
-Sohbetinizi bölüyorum ama evde bekleyenim var çabuk halletseniz.
Herokles:
-Moon
Afsuni, Moon'un üzerindeni görünmezliği kaldırdı. Herokles ise bu durumdan kurtulmak için biraz daha zaman kazanmaya çalışıyordu.
Afsuni:
-Ona söylemek istediğin bir şey var mı?
Herokles, konuşacağı sırada Afsuni elindeki karışımı onun ağzına döktüğünde Herokles acı içinde kıvranmaya başladı.
Moon Herokles'e aldırış etmeden:
- Bilerek yaptın dimi? Ne kadar meraklı olduğumu biliyorsun.
Afsuni:
-Onun söyleyeceği bir şeyin artık önemi yok. Yumurtayı al.
Moon herkese müjdeli haberi verdi. Özel varlıklar için kurulan kurula her türden temsilciler katıldı ve herkesin uyum içerisinde yaşayabilmesi için kurallar belirlendi. Afsuni ise yemyeşil yaylalarda insanlardan uzak bir şekilde yaşamaya devam etti.
Bölüm etkileşimi
