6. bölüm · MARDİNİN SESSİZ ÇIĞLIĞI
Yıkılan Hayaller
Annem kapıyı arkasından yavaşça kapattığında, o
ahşap sesinin aslında geleceğimin üzerine vurulan bir
kilit olduğunu anladım. Odanın sessizliği, avludaki
feryatlarımdan daha çok canımı yakmaya başladı.
Yatağın kenarına çöktüm, ellerim hala titriyordu.
Alya’nın Dilinden
Yerdeki sınav kağıdına baktım... Üzerine gözyaşlarım
damlamış, mürekkebi dağılmış. Az önce dünyanın en
mutlu insanıydım. Nehir’le İstanbul’da tutacağımız evin
hayalini kuruyorduk. "Doktor Alya" olacaktım ben;
çocukları iyileştirecek, bu topraklarda kaderine terk
edilmiş kadınlara umut olacaktım.
Şimdi ise... Şimdi sadece bir "bedel"im. İki adam el
sıkıştı ve benim hayatım bir mühürle silindi.
Odama bakıyorum; kitaplarım, stetoskop hayaliyle
aldığım o küçük not defterim, duvardaki tıp fakültesi
afişi... Hepsi bir anda yabancılaştı. Yarın bu odadan bir
gelin olarak çıkacağımı söylüyorlar. Ama ben gelin
değil, kurbanlık gibi hissediyorum. Beni o koca konağa,
yıllardır birbirimize nefret kustuğumuz o adamların içine
atacaklar.
Boran Ağa... Adını duyduğumda bile tüylerim ürperirdi.
Sertliğiyle, öfkesiyle nam salmış bir adam. O adamın
gözlerine nasıl bakarım? O konakta nasıl nefes alırım?
Annem "Alın yazısı" diyor. Hayır anne, bu benim yazım
değil; bu babamın attığı bir imza!
Penceremin kenarına gittim, Mardin’in ışıklarına baktım.
Bu şehir her zaman güzel görünürdü gözüme, şimdi ise
sanki üzerime yıkılan dev bir hapishane. Yarın sabah
güneş doğduğunda, Alya ölecek. Yerine, düşmanının
evine barış için gönderilen o dilsiz gelin geçecek.
Kitaplarımı toplasam mı? Yanıma alsam neye yarar?
Boran Ağa bana ders mi çalıştıracak? Yoksa Zümrüt
Hanım bana şefkat mi gösterecek? Kendi evimde
istenmediğim bir barışın, onların evinde ise nefret edilen
bir düşmanıyım.
"Dayan Alya" diyorum kendime, ama kalbim öyle hızlı
çarpıyor ki, sanki göğüs kafesimi parçalayıp kaçacak.
Bu bir kabus olmalı... Lütfen, sabah olsun ve ben
Nehir’in sesiyle okul yolunda uyanayım. Ne olur...
Alya, odasının karanlığında hayallerine veda ederken;
şafak vakti kapıya dayanacak olan siyah arabaların sesi
şimdiden kulaklarında yankılanıyordu.
