27. bölüm · MARDİNİN SESSİZ ÇIĞLIĞI

Avludaki İsyan

Berfin Nayci

Bölümler
1 Mühürlenen Sessizlik 2 Konakta Soğuk Rüzgarlar 3 Fırtınadan Önceki Çığlık 4 Hayallerin Kırılışı 5 Yarım Kalan Rüya 6 Yıkılan Hayaller 7 Yıkım 8 Gelin Çıkışı 9 Sınıftaki Eksik Sıra 10 Yarım Kalan İsyan 11 Kapıdaki Cellat 12 Beyaz Kefen 13 Beyaz Kefen devamı 14 Beyaz Kuşak ve Kanlı Düğün 15 Düşman Eşiği 16 Kızıl Duvak, Kara Yazı 17 Kimssesiz bir savaş 18 Avludaki Soğuk Savaş 19 Mirasın Gölgesinde 20 Veliaht Müjdesi 21 Zehirli Lokmalar 22 Mutfakta İlk Çatışma 23 Silenen göz yaşları 24 Uykusuz bir gece 25 Gece Yarısı Sınavı 26 Avludaki İsyan 27 Kadınlar Meclisi 28 Neşeli Kalabalık 29 Kuzen Desteği 30 Genç Tayfa 31 Mirza ve Hazal: Sessizliğin Dili 32 Meydandaki Gerginlik 33 Meydandaki Tesadüf 34 Gönüldeki Gizli Aşkın Yükü 35 Kanun mu? Töre mi? 36 Kanun ve Töre Arasında 37 Gözlerde Sönmeyen Ateş 38 İstanbulun Keskin Nefesi 39 Töre ve Kanunlar 40 Töreye karşı kanun 41 Sabah Kahvesi ve Adalet 42 Meydanda Kanun Ordusu 43 Mardinfe kopan fırtına 44 Törenin Sarsılan Surları: Yeni Anayasa 45 Pelin’in Gözyaşları ve Kanun Kalkanı 46 Adaletin Işığı 47 Parçalanan Umutlar 48 Göz yaşlarının bedeli 49 Boran’ın İsyanı: 50 Kafesteki Serçe 51 Gölgenin Gücü 52 Fırtınadan Sonraki Sessizlik: Odadaki İki Yabancı 53 Masadaki Mucize: Boran Ağa’nın Gizli Hediyesi 54 Kayanın Yumuşadığı An: İlk Sarılış 55 Kitaplardan Hayata: Alya’nın İlk Müdahalesi 56 Fırtınadan Doğan Mucize: Hoş Geldin Atlas Bebek 57 Ağanın Hediyesi: Alya’nın Çalışma Odası 58 Şeref Ziyafeti: Konak Avlusunda Büyük Kutlama

Güneş Mardin’in sarı taşlarını henüz ısıtmaya başlamıştı

ki, konağın o ağır demir kapısı büyük bir gürültüyle

ardına kadar açıldı. Kahvaltı masasında her zamanki o

gergin sessizlik hakimken, içeri giren kalabalıkla birlikte

avlunun havası bir anda değişti.

Gelenler Haşim Ağa’nın

kardeşi Kemal amcam ve ailesiydi.

Alya’nın Dilinden

Masadakiler ayağa kalkarken ben de yerimden

doğruldum. En önde Kemal Amca ve Dilber Hanım vardı

ama benim gözüm hemen arkalarındakilere kaydı.

Boran’ın kuzenleri; heybetli duruşuyla Yaman Ağa,

yüzlerinde güneş açmış gibi gülümseyen ikiz kız

kardeşler Havvin ve Şilan, bir de sessiz sedasız Kerem...

Havvin ve Şilan içeri girer girmez sanki konağın o

boğucu duvarları aralandı. Zılgıt atmadıkları kalmıştı,

öyle neşeliydiler ki... Hemen yanıma koştular. Zümrüt

Hanım’ın o meşhur "ağır ol gelin" bakışlarına hiç

aldırmadan, cıvıl cıvıl sesleriyle etrafımı sardılar.

Havvin: (Elimi tutup beni bir tur döndürerek) "Vay vay!

Hele bakın şu güzelliğe! Boran abim gizli hazine bulmuş

da haberimiz yokmuş!"

Şilan: (Diğer koluma girip yanağımdan öperek) "Alya

yengem... Hoş geldin bu dertli ocağa! Bakma buraların

böyle sessiz durduğuna, biz geldik ya artık kimse seni

üzemez."

Zümrüt Hanım masanın başından boğazını temizledi.

"Hoş geldiniz, safa getirdiniz de... Hele bir oturun,

soluklanın. Gelin de işine baksın, çayları tazelesin."

Ama Havvin ve Şilan beni bırakmaya hiç niyetli değildi.

Havvin, Zümrüt Hanım’a dönüp o muzip

gülümsemesiyle cevap verdi:

Havvin: "Aman halam, çaylar kaçmıyor ya! Bırak da

azıcık yengemle dertleşelim. Duyduk ki buralarda yüzü

pek gülmüyormuş, biz onu güldürmeye geldik!"

O an Dilşan ablanın mutfak kapısından bize nefretle

baktığını hissettim. Elif de yanımıza gelince bir anda

etrafım genç, okumuş ve hayat dolu kadınlarla doldu.

Havvin kulağıma eğilip fısıldadı:

Havvin: "Korkma Alya... Bizim evde de kurallar vardır

ama biz o kuralları delmeyi iyi biliriz. Elif anlattı bize;

kitaplarını da, hayallerini de... Artık yalnız değilsin. Biz

senin dert ortağın olmaya geldik."

Masada Kemal Amca ve Haşim Ağa ciddi meseleleri

konuşurken, Yaman Ağa’nın gözleri bir anlığına Başak

öğretmenimin davasını güden o sert ama hüzünlü

ifadesine büründü. Ama benim için asıl mucize, Havvin

ve Şilan’ın ellerimi tutmasıydı. Sekiz aydır bu konakta

buz kesmiş ruhum, onların sıcaklığıyla ilk kez

çözülmeye başladı.