27. bölüm · MARDİNİN SESSİZ ÇIĞLIĞI
Avludaki İsyan
Güneş Mardin’in sarı taşlarını henüz ısıtmaya başlamıştı
ki, konağın o ağır demir kapısı büyük bir gürültüyle
ardına kadar açıldı. Kahvaltı masasında her zamanki o
gergin sessizlik hakimken, içeri giren kalabalıkla birlikte
avlunun havası bir anda değişti.
Gelenler Haşim Ağa’nın
kardeşi Kemal amcam ve ailesiydi.
Alya’nın Dilinden
Masadakiler ayağa kalkarken ben de yerimden
doğruldum. En önde Kemal Amca ve Dilber Hanım vardı
ama benim gözüm hemen arkalarındakilere kaydı.
Boran’ın kuzenleri; heybetli duruşuyla Yaman Ağa,
yüzlerinde güneş açmış gibi gülümseyen ikiz kız
kardeşler Havvin ve Şilan, bir de sessiz sedasız Kerem...
Havvin ve Şilan içeri girer girmez sanki konağın o
boğucu duvarları aralandı. Zılgıt atmadıkları kalmıştı,
öyle neşeliydiler ki... Hemen yanıma koştular. Zümrüt
Hanım’ın o meşhur "ağır ol gelin" bakışlarına hiç
aldırmadan, cıvıl cıvıl sesleriyle etrafımı sardılar.
Havvin: (Elimi tutup beni bir tur döndürerek) "Vay vay!
Hele bakın şu güzelliğe! Boran abim gizli hazine bulmuş
da haberimiz yokmuş!"
Şilan: (Diğer koluma girip yanağımdan öperek) "Alya
yengem... Hoş geldin bu dertli ocağa! Bakma buraların
böyle sessiz durduğuna, biz geldik ya artık kimse seni
üzemez."
Zümrüt Hanım masanın başından boğazını temizledi.
"Hoş geldiniz, safa getirdiniz de... Hele bir oturun,
soluklanın. Gelin de işine baksın, çayları tazelesin."
Ama Havvin ve Şilan beni bırakmaya hiç niyetli değildi.
Havvin, Zümrüt Hanım’a dönüp o muzip
gülümsemesiyle cevap verdi:
Havvin: "Aman halam, çaylar kaçmıyor ya! Bırak da
azıcık yengemle dertleşelim. Duyduk ki buralarda yüzü
pek gülmüyormuş, biz onu güldürmeye geldik!"
O an Dilşan ablanın mutfak kapısından bize nefretle
baktığını hissettim. Elif de yanımıza gelince bir anda
etrafım genç, okumuş ve hayat dolu kadınlarla doldu.
Havvin kulağıma eğilip fısıldadı:
Havvin: "Korkma Alya... Bizim evde de kurallar vardır
ama biz o kuralları delmeyi iyi biliriz. Elif anlattı bize;
kitaplarını da, hayallerini de... Artık yalnız değilsin. Biz
senin dert ortağın olmaya geldik."
Masada Kemal Amca ve Haşim Ağa ciddi meseleleri
konuşurken, Yaman Ağa’nın gözleri bir anlığına Başak
öğretmenimin davasını güden o sert ama hüzünlü
ifadesine büründü. Ama benim için asıl mucize, Havvin
ve Şilan’ın ellerimi tutmasıydı. Sekiz aydır bu konakta
buz kesmiş ruhum, onların sıcaklığıyla ilk kez
çözülmeye başladı.
