20. bölüm / 58
MARDİNİN SESSİZ ÇIĞLIĞIMirasın Gölgesinde
Bölümler 58Şu an: Mirasın Gölgesinde
- 1 Mühürlenen Sessizlik333 kelime
- 2 Konakta Soğuk Rüzgarlar390 kelime
- 3 Fırtınadan Önceki Çığlık465 kelime
- 4 Hayallerin Kırılışı277 kelime
- 5 Yarım Kalan Rüya432 kelime
- 6 Yıkılan Hayaller284 kelime
- 7 Yıkım374 kelime
- 8 Gelin Çıkışı319 kelime
- 9 Sınıftaki Eksik Sıra343 kelime
- 10 Yarım Kalan İsyan399 kelime
- 11 Kapıdaki Cellat331 kelime
- 12 Beyaz Kefen449 kelime
- 13 Beyaz Kefen devamı364 kelime
- 14 Beyaz Kuşak ve Kanlı Düğün380 kelime
- 15 Düşman Eşiği357 kelime
- 16 Kızıl Duvak, Kara Yazı397 kelime
- 17 Kimssesiz bir savaş353 kelime
- 18 Avludaki Soğuk Savaş454 kelime
- 19 Mirasın Gölgesinde298 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 Veliaht Müjdesi267 kelime
- 21 Zehirli Lokmalar416 kelime
- 22 Mutfakta İlk Çatışma267 kelime
- 23 Silenen göz yaşları468 kelime
- 24 Uykusuz bir gece411 kelime
- 25 Gece Yarısı Sınavı448 kelime
- 26 Avludaki İsyan337 kelime
- 27 Kadınlar Meclisi316 kelime
- 28 Neşeli Kalabalık371 kelime
- 29 Kuzen Desteği374 kelime
- 30 Genç Tayfa381 kelime
- 31 Mirza ve Hazal: Sessizliğin Dili381 kelime
- 32 Meydandaki Gerginlik386 kelime
- 33 Meydandaki Tesadüf383 kelime
- 34 Gönüldeki Gizli Aşkın Yükü369 kelime
- 35 Kanun mu? Töre mi?408 kelime
- 36 Kanun ve Töre Arasında477 kelime
- 37 Gözlerde Sönmeyen Ateş421 kelime
- 38 İstanbulun Keskin Nefesi421 kelime
- 39 Töre ve Kanunlar444 kelime
- 40 Töreye karşı kanun336 kelime
- 41 Sabah Kahvesi ve Adalet320 kelime
- 42 Meydanda Kanun Ordusu466 kelime
- 43 Mardinfe kopan fırtına390 kelime
- 44 Törenin Sarsılan Surları: Yeni Anayasa410 kelime
- 45 Pelin’in Gözyaşları ve Kanun Kalkanı394 kelime
- 46 Adaletin Işığı406 kelime
- 47 Parçalanan Umutlar364 kelime
- 48 Göz yaşlarının bedeli323 kelime
- 49 Boran’ın İsyanı:436 kelime
- 50 Kafesteki Serçe334 kelime
- 51 Gölgenin Gücü540 kelime
- 52 Fırtınadan Sonraki Sessizlik: Odadaki İki Yabancı436 kelime
- 53 Masadaki Mucize: Boran Ağa’nın Gizli Hediyesi341 kelime
- 54 Kayanın Yumuşadığı An: İlk Sarılış396 kelime
- 55 Kitaplardan Hayata: Alya’nın İlk Müdahalesi334 kelime
- 56 Fırtınadan Doğan Mucize: Hoş Geldin Atlas Bebek323 kelime
- 57 Ağanın Hediyesi: Alya’nın Çalışma Odası322 kelime
- 58 Şeref Ziyafeti: Konak Avlusunda Büyük Kutlama399 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mardin güneşinin altında, konağın avlusu bu sabah
bambaşka bir telaşa ev sahipliği yapıyordu. Baran
Ağa’nın eşi Dilan, karnı iyice belirginleşmiş bir halde,
nefes nefese avluya girdi. Taşıdığı canın ağırlığı ve sıcak
hava onu iyice yormuştu. Oğlu Mirzan’ı kucağına
alacağı günü iple çeken Zümrüt Hanım, gelinini bu
halde görünce yerinden fırladı.
Zümrüt Hanım, Dilşan’a gösterdiği o soğuk ve iğneleyici
tavrın aksine, Dilan’ı görünce adeta üzerine titremeye
başladı. Hemen gelininin koluna girdi ve onu sedire
doğru yönlendirdi.
Zümrüt Hanım: "Aman kızım, yavaş! Ne bu halin? Nefes
nefese kalmışsın, yüzün kireç gibi... Gel, otur şuraya
hemen!"
Dilan: (Elinin biriyle karnını tutarak sedire çöker)
"Yoruldum ana... Sadece bahçede biraz yürüyeyim
dedim ama Mirzan paşa şimdiden çok ağırlaştı,
nefesimi kesiyor."
Zümrüt Hanım: (Hemen yelpazeyi alıp gelinini serinletmeye başlar)
"Ağırlaşacak elbet! O koca bir aşiretin yükünü
taşıyacak. Mirzan o, aslan parçası! Sen hiç yorma
kendini, bir şey lazımsa kızlara söyle, onlar getirsin."
Dilan: "Sağ ol ana... Ama içim daralıyor konakta, bazen
dışarı çıkıp nefes almak istiyorum."
Zümrüt Hanım: (Endişeyle elini Dilan’ın alnına koyar)
"Sakın ha! Dışarıda toz var, rüzgar var. Sana bir şey olsa
ciğerim yanar, Mirzan’ıma bir şey olsa dünyayı yıkarım.
Bak, Baran da gelince kızar böyle kendini yorduğunu
görürse."
Dilan: (Hafifçe gülümseyerek) "Baran çok heyecanlı
ana. Akşam yine karnıma dokundu, 'Oğlum ne zaman
gelecek?' diye sorup duruyor."
Zümrüt Hanım: (Gözleri parlayarak) "Gelecek... Az
kaldı. Bu konağın neşesi, Baran’ımın veliahdı olacak o.
Bak, ben sana en sevdiğin şerbetten yaptırayım hemen,
o iyi gelir içindeki ferahlığa."
O sırada merdivenlerden onları izleyen Dilşan, Zümrüt
Hanım’ın Dilan’a gösterdiği bu aşırı ilgiyi ve "Mirzan"
adını her duyduğunda yüreğine bir hançer saplanmış
gibi hissediyordu. Kendi kısırlığıyla suçlanırken, öte
yanda bir "erkek evlat" müjdesinin konakta nasıl el
üstünde tutulduğunu görmek ona ağır geliyordu.
Zümrüt Hanım: (Mutfaktakilere bağırarak) "Kızlar! Dilan
gelinime taze meyve getirin, şerbetini de eksik etmeyin!
Paşamız acıkmıştır!"
Bölüm etkileşimi
