51. bölüm · MARDİNİN SESSİZ ÇIĞLIĞI
Kafesteki Serçe
Boran odadan fırtına gibi çıkıp gittiğinde, avlunun ortasında öylece kalakaldım. Yanağım hâlâ zonkluyordu ama içimdeki sızı daha derindi. Boran beni korumuştu, evet; ama bu bir sevgi miydi yoksa sadece kendine ait olan bir şeye başkasının el sürmesine duyduğu öfke mi, ayırt edemiyordum.
Alya’nın Dilinden
Kovayı yere bıraktım, ellerim titriyordu. Boran’ın az önceki kükremesi hâlâ kulaklarımda yankılanıyordu: "Hüküm de bende, yetki de bende!" demişti. O an anladım ki, ben bu konakta iki ateş arasında kalmış bir serçeydim. Bir yanda hayallerimi yırtıp atan Zümrüt Hanım, diğer yanda beni koruyan ama kafesimin kapısını daha sıkı kilitleyen Boran...
Alya: (Kendi kendime fısıldayarak) "Beni korudun Boran... Ama kimden? Annenden mi, yoksa beni ben yapan hayallerimden mi? Yüzümdeki bu iz geçer de, ya senin o 'seni kitaplara yedirmem' deyişin ne olacak?"
Mutfaktaki dumanların arasına, Daya Hatun’un yanına sığındım. Bir parça buz bulup tülbendime sardım ve sızlayan yanağıma bastırdım. Soğuk tenime değdikçe zihnim berraklaşıyordu. Zümrüt Hanım’ın yukarıdaki sessizliği beni korkutuyordu. O, bu yenilgiyi asla unutmazdı. Boran’ın bana sahip çıkması, onun gözünde benim suçumu daha da büyütmüştü.
Alya: "Daya Hatun, gördün mü? Boran Ağa annesine rest çekti. Ama gözlerinde gördüm... O da korkuyor. Değişimden korkuyor, benim okumamdan, buralardan gitmemden korkuyor. Herkes beni bir yere hapsetmeye çalışıyor. Kimi mutfağa, kimi bu konağa, kimi de kendi töresine..."
Gözlerimi kapattım. Yırtılan kitap sayfalarımın o bembeyaz parçaları gözümün önüne geldi. Gökhan Bey’in Pelin’i o düğünden çekip alışını düşündüm. O an bir karar verdim. Bu tokat, bu konaktaki son boyun eğmişliğim olacaktı. Boran beni koruyorsa, ben de bu koruma kalkanının ardına saklanıp yaralarımı saracak ve vakti geldiğinde o kapıdan çekip gidecektim.
Alya: "İstediğin kadar 'Hüküm bende' de Boran Ağa... Benim zihnimin içindeki o okula, o tıp kitaplarına ne senin ne de annenin hükmü geçer. Bugün bana sahip çıktın, yarın ise karşımda duracaksın. Ama ben o güne hazır olacağım."
Yanağımdaki buz eriyip damla damla boynumdan aşağı süzülürken, içimde bir yerlerde o küçük kız çocuğu öldü ve yerine, hakkını aramaya yemin etmiş bir kadın doğdu. Artık sadece kaçmayı değil, savaşmayı da öğreniyordum.
Konakta artık gizli bir soğuk savaş başladı.
