52. bölüm · MARDİNİN SESSİZ ÇIĞLIĞI
Gölgenin Gücü
Avludan fırtına gibi çıkarken içimdeki öfkeyi zapt edemiyordum. Yanağındaki o beş parmağın izi gözümün önünden gitmiyordu. Benim karım, benim korumam altındaki kadın bu konakta dövülmüştü. Bu, sadece Alya’ya değil, doğrudan benim ağalığıma, benim irademe atılmış bir tokattı.
Anamın arka bahçeye, nar ağaçlarının gölgesine geçtiğini görünce sert adımlarla peşinden gittim. Öfkemden bastığım toprak sarsılıyordu. Tam karşısına dikildim.
Boran Ağa’nın Dilinden
Boran Ağa: "Ana! Sana salonda da sordum, şimdi burada bir daha soruyorum! Sen ne yapıyorsun Allah aşkına? Ne demek Alya’ya bağırmak, ona el kaldırmak? Sen bu konağın hanımağasıysan, o da bu konağın gelini, benim de nikahlı karımdır! Ne hakla ona tokat atarsın, ne hakla?"
Anam, her zamanki o buz gibi vakurluğuyla elindeki gümüş tespihi çevirmeye devam etti. Gözlerimin içine bakarken sesinde zerre pişmanlık yoktu.
Zümrüt Hanım: "Sesini yükseltme Boran! Karşımdaki koskoca Boran Ağa mıdır yoksa karısının fistanının arkasına saklanan bir çocuk mu, önce ona karar ver! Ben ne yaptıysam bu konağın şerefi için, senin namusun için yaptım!"
Onun bu üste çıkan tavrı damarımdaki kanı iyice deliye döndürdü. Adımımı öne atıp sesimi daha da gürlettim.
Boran Ağa: "Namus dediğin, evdeki korumasız bir kıza el kaldırmak mıdır ana? Benim namusumu korumak sana mı kaldı? Ben tarlada, aşiretin başında dimdik dururken, senin içeride karımın yüzünü morartman benim namusumu temizlemez; aksine benim erkekliğime gölge düşürür! Herkes 'Boran Ağa evindeki kadına söz geçiremiyor da anası dövüyor' demez mi? Benim otoritemi mi çiğneteceksin bana?"
Anam da pes etmedi, tespihini sıkıp bir adım öne çıktı. Gözleri zehir gibi parlıyordu.
Zümrüt Hanım: "O zaman karına sahip çıkacaksın Boran! Sen görmüyorsun, kör olmuşsun! O kız yatağının altında o uğursuz tıp kitaplarını saklıyor. Gizli gizli o Başak öğretmenin, o avukat bozuntusu abisinin peşinden gidiyor. Yarın bir gün o kitaplar yüzünden senin sözünü çiğneyip bu konaktan kaçarsa, o Ankara’dan gelen müfettişleri bu kapıya dayarsa ne yapacaksın? O zaman da 'anam haklıymış' diye feryat edeceksin!"
Duyduklarım içimdeki şüpheyi ve öfkeyi daha da büyüttü. Demek o kitaplar hâlâ duruyordu, demek Alya arkamdan iş çeviriyordu. Ama yine de anamın bu konakta benden habersiz hüküm kesmesine izin veremezdim. Dişlerimi sıkarak tam karşısına dikildim.
Boran Ağa: "Kaçamaz! Benim iznim olmadan o kız bu konağın kapısından bir adım bile dışarı atamaz, o kitapları da bir daha eline alamaz! Ben onun cezasını da bilirim, sınırını da! Ama bunu ben yaparım ana, sen değil! Eğer bir daha Alya’nın canını yaktığını, ona benden habersiz hükmetmeye çalıştığını görürsem, ant olsun ki bu konaktaki düzeni kökünden yıkarım. Karımın da, benim de karşıma bir daha bu şekilde çıkma!"
Arkamı dönüp bahçeyi terk ederken öfkem hâlâ dinmemişti. Bir yanda anama karşı koruduğum karım, diğer yanda arkamdan o tıp kitaplarıyla gizli hayaller kuran Alya... Konağın koridorlarında yürürken sadece kendime ait olan o mutlak gücü ve düzeni korumaya yeminliydim. Bu konakta benden başka kimsenin hükmü geçmeyecekti.
Boran Ağa hem anasına haddini bildirdi hem de Alya’nın gizli kitaplarından haberdar oldu.
Bu sahneye uygun bir başlık yayıp devamAlya’nın canını yaktığını, ona benden habersiz hükmetmeye çalıştığını görürsem, ant olsun ki bu konaktaki düzeni kökünden yıkarım. Karımın da, benim de karşıma bir daha bu şekilde çıkma!"
Arkamı dönüp bahçeyi terk ederken öfkem hâlâ dinmemişti. Bir yanda anama karşı koruduğum karım, diğer yanda arkamdan o tıp kitaplarıyla gizli hayaller kuran Alya... Konağın koridorlarında yürürken sadece kendime ait olan o mutlak gücü ve düzeni korumaya yeminliydim. Bu konakta benden başka kimsenin hükmü geçmeyecekti.
