52. bölüm · MARDİNİN SESSİZ ÇIĞLIĞI

Gölgenin Gücü

Berfin Nayci

Bölümler
1 Mühürlenen Sessizlik 2 Konakta Soğuk Rüzgarlar 3 Fırtınadan Önceki Çığlık 4 Hayallerin Kırılışı 5 Yarım Kalan Rüya 6 Yıkılan Hayaller 7 Yıkım 8 Gelin Çıkışı 9 Sınıftaki Eksik Sıra 10 Yarım Kalan İsyan 11 Kapıdaki Cellat 12 Beyaz Kefen 13 Beyaz Kefen devamı 14 Beyaz Kuşak ve Kanlı Düğün 15 Düşman Eşiği 16 Kızıl Duvak, Kara Yazı 17 Kimssesiz bir savaş 18 Avludaki Soğuk Savaş 19 Mirasın Gölgesinde 20 Veliaht Müjdesi 21 Zehirli Lokmalar 22 Mutfakta İlk Çatışma 23 Silenen göz yaşları 24 Uykusuz bir gece 25 Gece Yarısı Sınavı 26 Avludaki İsyan 27 Kadınlar Meclisi 28 Neşeli Kalabalık 29 Kuzen Desteği 30 Genç Tayfa 31 Mirza ve Hazal: Sessizliğin Dili 32 Meydandaki Gerginlik 33 Meydandaki Tesadüf 34 Gönüldeki Gizli Aşkın Yükü 35 Kanun mu? Töre mi? 36 Kanun ve Töre Arasında 37 Gözlerde Sönmeyen Ateş 38 İstanbulun Keskin Nefesi 39 Töre ve Kanunlar 40 Töreye karşı kanun 41 Sabah Kahvesi ve Adalet 42 Meydanda Kanun Ordusu 43 Mardinfe kopan fırtına 44 Törenin Sarsılan Surları: Yeni Anayasa 45 Pelin’in Gözyaşları ve Kanun Kalkanı 46 Adaletin Işığı 47 Parçalanan Umutlar 48 Göz yaşlarının bedeli 49 Boran’ın İsyanı: 50 Kafesteki Serçe 51 Gölgenin Gücü 52 Fırtınadan Sonraki Sessizlik: Odadaki İki Yabancı 53 Masadaki Mucize: Boran Ağa’nın Gizli Hediyesi 54 Kayanın Yumuşadığı An: İlk Sarılış 55 Kitaplardan Hayata: Alya’nın İlk Müdahalesi 56 Fırtınadan Doğan Mucize: Hoş Geldin Atlas Bebek 57 Ağanın Hediyesi: Alya’nın Çalışma Odası 58 Şeref Ziyafeti: Konak Avlusunda Büyük Kutlama

Avludan fırtına gibi çıkarken içimdeki öfkeyi zapt edemiyordum. Yanağındaki o beş parmağın izi gözümün önünden gitmiyordu. Benim karım, benim korumam altındaki kadın bu konakta dövülmüştü. Bu, sadece Alya’ya değil, doğrudan benim ağalığıma, benim irademe atılmış bir tokattı.
Anamın arka bahçeye, nar ağaçlarının gölgesine geçtiğini görünce sert adımlarla peşinden gittim. Öfkemden bastığım toprak sarsılıyordu. Tam karşısına dikildim.
Boran Ağa’nın Dilinden
Boran Ağa: "Ana! Sana salonda da sordum, şimdi burada bir daha soruyorum! Sen ne yapıyorsun Allah aşkına? Ne demek Alya’ya bağırmak, ona el kaldırmak? Sen bu konağın hanımağasıysan, o da bu konağın gelini, benim de nikahlı karımdır! Ne hakla ona tokat atarsın, ne hakla?"
Anam, her zamanki o buz gibi vakurluğuyla elindeki gümüş tespihi çevirmeye devam etti. Gözlerimin içine bakarken sesinde zerre pişmanlık yoktu.
Zümrüt Hanım: "Sesini yükseltme Boran! Karşımdaki koskoca Boran Ağa mıdır yoksa karısının fistanının arkasına saklanan bir çocuk mu, önce ona karar ver! Ben ne yaptıysam bu konağın şerefi için, senin namusun için yaptım!"
Onun bu üste çıkan tavrı damarımdaki kanı iyice deliye döndürdü. Adımımı öne atıp sesimi daha da gürlettim.
Boran Ağa: "Namus dediğin, evdeki korumasız bir kıza el kaldırmak mıdır ana? Benim namusumu korumak sana mı kaldı? Ben tarlada, aşiretin başında dimdik dururken, senin içeride karımın yüzünü morartman benim namusumu temizlemez; aksine benim erkekliğime gölge düşürür! Herkes 'Boran Ağa evindeki kadına söz geçiremiyor da anası dövüyor' demez mi? Benim otoritemi mi çiğneteceksin bana?"
Anam da pes etmedi, tespihini sıkıp bir adım öne çıktı. Gözleri zehir gibi parlıyordu.
Zümrüt Hanım: "O zaman karına sahip çıkacaksın Boran! Sen görmüyorsun, kör olmuşsun! O kız yatağının altında o uğursuz tıp kitaplarını saklıyor. Gizli gizli o Başak öğretmenin, o avukat bozuntusu abisinin peşinden gidiyor. Yarın bir gün o kitaplar yüzünden senin sözünü çiğneyip bu konaktan kaçarsa, o Ankara’dan gelen müfettişleri bu kapıya dayarsa ne yapacaksın? O zaman da 'anam haklıymış' diye feryat edeceksin!"
Duyduklarım içimdeki şüpheyi ve öfkeyi daha da büyüttü. Demek o kitaplar hâlâ duruyordu, demek Alya arkamdan iş çeviriyordu. Ama yine de anamın bu konakta benden habersiz hüküm kesmesine izin veremezdim. Dişlerimi sıkarak tam karşısına dikildim.
Boran Ağa: "Kaçamaz! Benim iznim olmadan o kız bu konağın kapısından bir adım bile dışarı atamaz, o kitapları da bir daha eline alamaz! Ben onun cezasını da bilirim, sınırını da! Ama bunu ben yaparım ana, sen değil! Eğer bir daha Alya’nın canını yaktığını, ona benden habersiz hükmetmeye çalıştığını görürsem, ant olsun ki bu konaktaki düzeni kökünden yıkarım. Karımın da, benim de karşıma bir daha bu şekilde çıkma!"
Arkamı dönüp bahçeyi terk ederken öfkem hâlâ dinmemişti. Bir yanda anama karşı koruduğum karım, diğer yanda arkamdan o tıp kitaplarıyla gizli hayaller kuran Alya... Konağın koridorlarında yürürken sadece kendime ait olan o mutlak gücü ve düzeni korumaya yeminliydim. Bu konakta benden başka kimsenin hükmü geçmeyecekti.
Boran Ağa hem anasına haddini bildirdi hem de Alya’nın gizli kitaplarından haberdar oldu.
Bu sahneye uygun bir başlık yayıp devamAlya’nın canını yaktığını, ona benden habersiz hükmetmeye çalıştığını görürsem, ant olsun ki bu konaktaki düzeni kökünden yıkarım. Karımın da, benim de karşıma bir daha bu şekilde çıkma!"
Arkamı dönüp bahçeyi terk ederken öfkem hâlâ dinmemişti. Bir yanda anama karşı koruduğum karım, diğer yanda arkamdan o tıp kitaplarıyla gizli hayaller kuran Alya... Konağın koridorlarında yürürken sadece kendime ait olan o mutlak gücü ve düzeni korumaya yeminliydim. Bu konakta benden başka kimsenin hükmü geçmeyecekti.