25. bölüm · MARDİNİN SESSİZ ÇIĞLIĞI

Uykusuz bir gece

Berfin Nayci

Bölümler
1 Mühürlenen Sessizlik 2 Konakta Soğuk Rüzgarlar 3 Fırtınadan Önceki Çığlık 4 Hayallerin Kırılışı 5 Yarım Kalan Rüya 6 Yıkılan Hayaller 7 Yıkım 8 Gelin Çıkışı 9 Sınıftaki Eksik Sıra 10 Yarım Kalan İsyan 11 Kapıdaki Cellat 12 Beyaz Kefen 13 Beyaz Kefen devamı 14 Beyaz Kuşak ve Kanlı Düğün 15 Düşman Eşiği 16 Kızıl Duvak, Kara Yazı 17 Kimssesiz bir savaş 18 Avludaki Soğuk Savaş 19 Mirasın Gölgesinde 20 Veliaht Müjdesi 21 Zehirli Lokmalar 22 Mutfakta İlk Çatışma 23 Silenen göz yaşları 24 Uykusuz bir gece 25 Gece Yarısı Sınavı 26 Avludaki İsyan 27 Kadınlar Meclisi 28 Neşeli Kalabalık 29 Kuzen Desteği 30 Genç Tayfa 31 Mirza ve Hazal: Sessizliğin Dili 32 Meydandaki Gerginlik 33 Meydandaki Tesadüf 34 Gönüldeki Gizli Aşkın Yükü 35 Kanun mu? Töre mi? 36 Kanun ve Töre Arasında 37 Gözlerde Sönmeyen Ateş 38 İstanbulun Keskin Nefesi 39 Töre ve Kanunlar 40 Töreye karşı kanun 41 Sabah Kahvesi ve Adalet 42 Meydanda Kanun Ordusu 43 Mardinfe kopan fırtına 44 Törenin Sarsılan Surları: Yeni Anayasa 45 Pelin’in Gözyaşları ve Kanun Kalkanı 46 Adaletin Işığı 47 Parçalanan Umutlar 48 Göz yaşlarının bedeli 49 Boran’ın İsyanı: 50 Kafesteki Serçe 51 Gölgenin Gücü 52 Fırtınadan Sonraki Sessizlik: Odadaki İki Yabancı 53 Masadaki Mucize: Boran Ağa’nın Gizli Hediyesi 54 Kayanın Yumuşadığı An: İlk Sarılış 55 Kitaplardan Hayata: Alya’nın İlk Müdahalesi 56 Fırtınadan Doğan Mucize: Hoş Geldin Atlas Bebek 57 Ağanın Hediyesi: Alya’nın Çalışma Odası 58 Şeref Ziyafeti: Konak Avlusunda Büyük Kutlama

Mardin’in akşam serinliği avluya çökmüş, asmaların

altındaki büyük masada çaylar doldurulmuştu. Konak

sakinleri akşamın huzuruna çekilmişken, dışarıdan

gelen ani bir fren sesi ve korna yankısı sessizliği bozdu.

Hepimiz kapıya yöneldik. Tozlu bir taksinin içinden,

üzerinde modern kıyafetleri, omzunda sırt çantası ve

yüzünde kocaman bir gülümsemeyle genç bir kız indi.

Bu, Boran Ağa’nın İstanbul’da tıp okuyan kız kardeşi

Elif’ti.

Alya’nın Dilinden

Gelen kızı gördüğümde nefesim boğazımda

düğümlendi. Elif... Benden sadece birkaç yaş büyüktü

ama aramızda uçurumlar vardı. O, hayallerimin canlı

kanlı hali gibiydi; özgürce okuyan, tıp fakültesi

amfilerinde dirsek çürüten, geleceği kendi ellerinde olan

bir genç kadın. Ben ise daha lise ikiye giderken, on yedi

yaşımda boynuma takılan bu ağır takılarla bir konağın

içinde hapsolmuştum.

Zümrüt Hanım, "Kızım! Elif’im gelmiş!" diyerek kollarını

açıp koştu. Az önceki o sert, kuralcı kadın gitmiş, yerine

şefkatli bir anne gelmişti. Elif annesine, abilerine tek tek

sarıldı. O kadar hayat doluydu ki, onun gelişiyle konağın

kasvetli havası bir anlığına dağıldı.

Elif, en son bana döndü. Gözleri şaşkınlıkla kısıldı;

üzerimdeki elbiseye, boynumdaki altına ve benim

çocuksu yüzüme baktı.

Elif: "Anne? Kim bu güzel kız? Misafirimiz mi var?"

Zümrüt Hanım’ın yüzündeki gülümseme biraz dondu,

sesindeki o gururlu ton geri geldi. "Yengen olur Elif.

Boran abinin helali, Zelal Ağa’nın kızı Alya."

Elif’in yüzündeki şaşkınlık bir an için hüzne bıraktı yerini.

Bakışlarındaki o "daha çok küçük" acımasını hissettim

ama hemen kendini toparladı. Hiç beklemediğim bir

sıcaklıkla bana doğru bir adım attı ve kollarını uzatıp

bana sımsıkı sarıldı. İstanbul kokuyordu; kitap, deniz ve

özgürlük kokuyordu.

Elif: "Memnun oldum Alya. Ama... Sen çok küçüksün.

Daha çocuksun sen..." (Bana sarılmayı bırakıp ellerimi

tuttu.) "Kaç yaşındasın?"

Alya: (Sesim titreyerek) "On yedi..."

Elif: "On yedi mi? Daha lise öğrencisisin yani... Ben de

tıp fakültesi ikinci sınıftayım. Okulu ne yaptın? Devam

ediyor musun?"

Zümrüt Hanım araya girdi, sesi keskin bir bıçak gibiydi.

"Bitti o işler Elif! Alya artık bu konağın hanımıdır. Dersle,

kitapla işi kalmadı. Sen okulundan bahset bize, nasıl

gidiyor derslerin? Doktor olunca buralara dönecek

misin?"

Elif annesine cevap vermedi, gözlerini benden ayırmadı.

Ellerimi bırakmadı; parmaklarımdaki o deterjan

yanıklarını, bulaşıktan kızarmış ellerimi fark ettiğini

biliyordum.

Elif: (Sessizce, sadece benim duyabileceğim bir şefkatle)

"Gözlerin öyle demiyor ama Alya... Gözlerin hâlâ

sınıflarda, kitaplarda kalmış gibi. Merak etme, ben

geldim. Biraz dertleşiriz, olur mu?"

Gözlerim doldu, sadece başımı sallayabildim. Elif’in

gelişi benim için sadece bir görümce ziyareti değildi; o,

benim ulaşamadığım hayatımın bir yansımasıydı. O

gece masada herkes Elif’in başarılarını konuşurken,

Boran’ın bana kaçamak bir bakış attığını fark ettim.

Elif’in bana gösterdiği bu yakınlık, konaktaki tüm

dengeleri sarsacak gibiydi.