MARDİNİN SESSİZ ÇIĞLIĞI kitap kapağı

36. bölüm / 58

Kanun mu? Töre mi?

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 58Şu an: Kanun mu? Töre mi?
  1. 1 Mühürlenen Sessizlik333 kelime
  2. 2 Konakta Soğuk Rüzgarlar390 kelime
  3. 3 Fırtınadan Önceki Çığlık465 kelime
  4. 4 Hayallerin Kırılışı277 kelime
  5. 5 Yarım Kalan Rüya432 kelime
  6. 6 Yıkılan Hayaller284 kelime
  7. 7 Yıkım374 kelime
  8. 8 Gelin Çıkışı319 kelime
  9. 9 Sınıftaki Eksik Sıra343 kelime
  10. 10 Yarım Kalan İsyan399 kelime
  11. 11 Kapıdaki Cellat331 kelime
  12. 12 Beyaz Kefen449 kelime
  13. 13 Beyaz Kefen devamı364 kelime
  14. 14 Beyaz Kuşak ve Kanlı Düğün380 kelime
  15. 15 Düşman Eşiği357 kelime
  16. 16 Kızıl Duvak, Kara Yazı397 kelime
  17. 17 Kimssesiz bir savaş353 kelime
  18. 18 Avludaki Soğuk Savaş454 kelime
  19. 19 Mirasın Gölgesinde298 kelime
  20. 20 Veliaht Müjdesi267 kelime
  21. 21 Zehirli Lokmalar416 kelime
  22. 22 Mutfakta İlk Çatışma267 kelime
  23. 23 Silenen göz yaşları468 kelime
  24. 24 Uykusuz bir gece411 kelime
  25. 25 Gece Yarısı Sınavı448 kelime
  26. 26 Avludaki İsyan337 kelime
  27. 27 Kadınlar Meclisi316 kelime
  28. 28 Neşeli Kalabalık371 kelime
  29. 29 Kuzen Desteği374 kelime
  30. 30 Genç Tayfa381 kelime
  31. 31 Mirza ve Hazal: Sessizliğin Dili381 kelime
  32. 32 Meydandaki Gerginlik386 kelime
  33. 33 Meydandaki Tesadüf383 kelime
  34. 34 Gönüldeki Gizli Aşkın Yükü369 kelime
  35. 35 Kanun mu? Töre mi?408 kelime · Okuduğun bölüm
  36. 36 Kanun ve Töre Arasında477 kelime
  37. 37 Gözlerde Sönmeyen Ateş421 kelime
  38. 38 İstanbulun Keskin Nefesi421 kelime
  39. 39 Töre ve Kanunlar444 kelime
  40. 40 Töreye karşı kanun336 kelime
  41. 41 Sabah Kahvesi ve Adalet320 kelime
  42. 42 Meydanda Kanun Ordusu466 kelime
  43. 43 Mardinfe kopan fırtına390 kelime
  44. 44 Törenin Sarsılan Surları: Yeni Anayasa410 kelime
  45. 45 Pelin’in Gözyaşları ve Kanun Kalkanı394 kelime
  46. 46 Adaletin Işığı406 kelime
  47. 47 Parçalanan Umutlar364 kelime
  48. 48 Göz yaşlarının bedeli323 kelime
  49. 49 Boran’ın İsyanı:436 kelime
  50. 50 Kafesteki Serçe334 kelime
  51. 51 Gölgenin Gücü540 kelime
  52. 52 Fırtınadan Sonraki Sessizlik: Odadaki İki Yabancı436 kelime
  53. 53 Masadaki Mucize: Boran Ağa’nın Gizli Hediyesi341 kelime
  54. 54 Kayanın Yumuşadığı An: İlk Sarılış396 kelime
  55. 55 Kitaplardan Hayata: Alya’nın İlk Müdahalesi334 kelime
  56. 56 Fırtınadan Doğan Mucize: Hoş Geldin Atlas Bebek323 kelime
  57. 57 Ağanın Hediyesi: Alya’nın Çalışma Odası322 kelime
  58. 58 Şeref Ziyafeti: Konak Avlusunda Büyük Kutlama399 kelime

Mardin’in o kavurucu öğle sıcağında, asfaltın üzerinde

titreyen ısı dalgalarının arasında sürüyordum arabayı.

Radyoda yanık bir bozlak çalıyordu, yol ise uçsuz

bucaksız bir ıssızlıktı. Tam virajı dönerken, yolun

kenarında, bu coğrafyaya ait olmadığı her halinden belli

olan bir adam gördüm. Elinde valizi, üzerinde jilet gibi

bir takım elbise... Tozun toprağın içinde sanki bir

duruşma salonunda bekliyormuş gibi vakur duruyordu.

Cihat’ın Dilinden

Arabayı tam yanında durdurup camı indirdim. Adamın

bakışları keskin, yüz hatları ise mermerden yontulmuş

gibi sertti. Şehirli olduğu belliydi ama o bakışlarda

buraların insanına has bir inat da vardı.

Cihat: "Selamünaleyküm. Hayırdır, bu ıssız yolda valizle

ne beklersin? Yolun sonu köye çıkar, araba geçmez

buralardan kolay kolay."

Gökhan: "Aleykümselam. Bir araç bekliyordum ama

haklısın, pek hareket yok sanırım. Köye gitmem

gerekiyor."

Cihat: "Atla hadi, yolda bırakmak bize yakışmaz. Ben de

o tarafa gidiyorum."

Valizini bagaja atıp yanıma oturduğunda, arabanın içine

bir anda o soğukkanlı ve mesafeli havası doldu. Bir

süre sessizce sürdüm ama merakıma yenik düştüm. Bu

adamın buralarda, bu kıyafetlerle ne işi olabilirdi?

Cihat: "Hayır mı Avukat Bey? Önemli bir mesele mi var

buralarda? Takım elbiseyle köy yoluna düşmen pek

normal değil."

Gökhan: (Yoldaki taş evleri süzerek) "Önemli bir

mesele... Birini arıyorum. Başak öğretmeni. Onu tanıyor

musun?"

Duyduğum isimle kaşlarım havalandı. Başak öğretmen;

bizim köyün en dik başlı, kimseye eyvallahı olmayan o

cesur kadını.

Cihat: "Başak öğretmeni mi? Tanımaz mıyım... Köyün

çocukları için saçını süpürge eder o kadın. Hayırdır,

neden ararsın onu? Bir sıkıntısı mı var?"

Gökhan: (Sesi mesafeli ama kararlıydı) "Ben Gökhan.

Başak'ın öz kardeşiyim. Uzun zamandır görüşemedik.

Buralarda tek başına ne yapar, başına bir iş mi geldi

görmeye geldim."

Şaşkınlığımı gizleyemedim. Başak öğretmen buralarda

her işini tek başına halleder, kimseye minnet etmezdi.

Şimdi karşımda duran bu adam da tıpkı onun gibiydi;

gururlu ve sarsılmaz.

Cihat: "Demek kardeşi ha? Bak, Başak Hanım bizim

buraların en saygın öğretmenidir ama serttir de.

Kimsenin yardımını kabul etmez, senin geleceğinden

haberi var mı?"

Gökhan: (Hafifçe gülümsedi ama bu daha çok bir meydan okuma gibiydi)

"Haber vermedim. İnadını bilirim, gelsen 'gelme' derdi.

Ama buralar zordur, biliyorum. Yanında olmaya geldim."

Cihat: "Haklısın, buralar zordur. Ama Başak öğretmen

de zoru sever. Yine de yanına bir dayanak gelmesi iyidir.

Senin gibi bir avukatı karşısında görünce ne der

bilmem ama buraların düzeniyle senin kanunların biraz

kapışacak gibi duruyor Gökhan Bey."

Yol boyu konuştuk. Gökhan’ın bakışlarından kardeşine

olan o gizli endişeyi seziyordum. O an anladım ki; Başak

öğretmenin arkasında artık sadece kendi inadı değil,

Mardin’in töresine karşı duracak İstanbul eğitimli,

keskin bir zihin daha vardı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

280okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…