32. bölüm · MARDİNİN SESSİZ ÇIĞLIĞI

Mirza ve Hazal: Sessizliğin Dili

Berfin Nayci

Bölümler
1 Mühürlenen Sessizlik 2 Konakta Soğuk Rüzgarlar 3 Fırtınadan Önceki Çığlık 4 Hayallerin Kırılışı 5 Yarım Kalan Rüya 6 Yıkılan Hayaller 7 Yıkım 8 Gelin Çıkışı 9 Sınıftaki Eksik Sıra 10 Yarım Kalan İsyan 11 Kapıdaki Cellat 12 Beyaz Kefen 13 Beyaz Kefen devamı 14 Beyaz Kuşak ve Kanlı Düğün 15 Düşman Eşiği 16 Kızıl Duvak, Kara Yazı 17 Kimssesiz bir savaş 18 Avludaki Soğuk Savaş 19 Mirasın Gölgesinde 20 Veliaht Müjdesi 21 Zehirli Lokmalar 22 Mutfakta İlk Çatışma 23 Silenen göz yaşları 24 Uykusuz bir gece 25 Gece Yarısı Sınavı 26 Avludaki İsyan 27 Kadınlar Meclisi 28 Neşeli Kalabalık 29 Kuzen Desteği 30 Genç Tayfa 31 Mirza ve Hazal: Sessizliğin Dili 32 Meydandaki Gerginlik 33 Meydandaki Tesadüf 34 Gönüldeki Gizli Aşkın Yükü 35 Kanun mu? Töre mi? 36 Kanun ve Töre Arasında 37 Gözlerde Sönmeyen Ateş 38 İstanbulun Keskin Nefesi 39 Töre ve Kanunlar 40 Töreye karşı kanun 41 Sabah Kahvesi ve Adalet 42 Meydanda Kanun Ordusu 43 Mardinfe kopan fırtına 44 Törenin Sarsılan Surları: Yeni Anayasa 45 Pelin’in Gözyaşları ve Kanun Kalkanı 46 Adaletin Işığı 47 Parçalanan Umutlar 48 Göz yaşlarının bedeli 49 Boran’ın İsyanı: 50 Kafesteki Serçe 51 Gölgenin Gücü 52 Fırtınadan Sonraki Sessizlik: Odadaki İki Yabancı 53 Masadaki Mucize: Boran Ağa’nın Gizli Hediyesi 54 Kayanın Yumuşadığı An: İlk Sarılış 55 Kitaplardan Hayata: Alya’nın İlk Müdahalesi 56 Fırtınadan Doğan Mucize: Hoş Geldin Atlas Bebek 57 Ağanın Hediyesi: Alya’nın Çalışma Odası 58 Şeref Ziyafeti: Konak Avlusunda Büyük Kutlama

Konağın avlusunda akşamın ilk gölgeleri uzarken, Mirza

elinde Boran Ağa’nın toprak meseleleriyle ilgili

dosyalarla içeri girdi. Omuzlarındaki yük, sadece o

kağıtların ağırlığı değil, koca bir aşiretin

sorumluluğuydu. Tam o sırada Hazal, avlunun sessiz bir

köşesinde elindeki kitabı dizine koymuş, uzaklara

dalmış bir halde oturuyordu.

Mirza, her zaman olduğu gibi stratejik adımlarla

ilerlerken, Hazal’ın yanından geçerken duraksadı. Bu

konakta herkes bağırarak konuşurdu ama Mirza ile

Hazal arasında kelimelerden daha güçlü bir sessizlik

vardı.

Mirza: (Alçak ve güven veren bir sesle) "Hazal... Bu

saatte burada yalnız oturman hayra alamet değil. Yine

Alya’nın dertlerini mi yüklendin?"

Hazal: (Başını kaldırıp Mirza’nın yorgun gözlerine bakarak)

"Dert yüklenmek değil de Mirza, bir çıkış yolu

aramak diyelim. Gökyüzü geniş ama bu duvarlar çok

dar."

Mirza: (Dosyaları bir elinden diğerine alarak hafifçe gülümsedi)

"Bilirim. O duvarların dışındaki fırtınaları da ben

göğüslerim. Ama sen böyle kederli bakınca, insanın

bütün stratejileri alt üst oluyor."

Hazal, Mirza’nın bu nadir gelen iltifatıyla hafifçe kızardı

. Mirza, Boran Ağa’nın en sadık adamıydı; duygularını

belli etmesi için dünyanın durması gerekirdi.

Hazal: "Eğer başım sıkışırsa... Eğer Alya için

kurduğumuz bu hayal Zümrüt halamın gazabına

uğrarsa, senin o soğukkanlılığına ihtiyacım olacak

Mirza."

Mirza: (Hazal’ın gözlerinin içine derin bir sadakatle bakarak)

"Senin başın sıkışmasın Hazal. Ama olur da bir rüzgar

eserse, o rüzgarın önünde ilk ben dururum. Bunu sakın

unutma."

Mirza, başka bir şey söylemeden Boran’ın odasına

doğru yöneldi. Arkasında bıraktığı sadece bir söz değil,

Hazal’ın kalbinde ilk kez hissedilen o sarsılmaz güven

duygusuydu.

Alya’nın Dilinden: Kapıdaki Kıvılcım

Ben ise mutfaktan çıkmış, elimdeki tepsiyi odaya

götürürken kapıda bambaşka bir sahneye şahit oldum.

Cemo, nöbet yerinde heyecandan yerinde duramıyor,

Şilan’ın az önce getirdiği çöreği sanki dünyanın en

kıymetli hazinesiymiş gibi yiyordu. Şilan ise kapının

arkasına saklanmış, kıkırdayarak Cemo’yu izliyordu.

Şilan: (Fısıldayarak) "Cemo! Boğazında kalacak, yavaş

ye. Bak, eğer Zümrüt halam görürse ikimizi de

bahçedeki kuyuya atar!"

Cemo: (Ağzı dolu dolu, gözleri parlayarak) "Atsın be

Şilan! Bu çöreğin hatırına o kuyuda ömür geçer. Sen

yeter ki böyle gülerek gel kapıya."

Şilan utancından kıpkırmızı olup içeri kaçarken

Cemo’nun arkasından nasıl hayranlıkla baktığını

gördüm. Bir yanda Mirza ve Hazal’ın o ağırbaşlı, derin

sevdası; diğer yanda Cemo ve Şilan’ın o çocuksu, ateşli

heyecanı...

Konağın her köşesinde gizli bir aşk yeşeriyordu. Ben ise

Boran’ın odasına doğru yürürken, bu kadar sevginin

olduğu bir yerde belki benim hayallerimin de bir gün

çiçek açabileceğine ilk kez inandım.