56. bölüm · MARDİNİN SESSİZ ÇIĞLIĞI

Kitaplardan Hayata: Alya’nın İlk Müdahalesi

Berfin Nayci

Bölümler
1 Mühürlenen Sessizlik 2 Konakta Soğuk Rüzgarlar 3 Fırtınadan Önceki Çığlık 4 Hayallerin Kırılışı 5 Yarım Kalan Rüya 6 Yıkılan Hayaller 7 Yıkım 8 Gelin Çıkışı 9 Sınıftaki Eksik Sıra 10 Yarım Kalan İsyan 11 Kapıdaki Cellat 12 Beyaz Kefen 13 Beyaz Kefen devamı 14 Beyaz Kuşak ve Kanlı Düğün 15 Düşman Eşiği 16 Kızıl Duvak, Kara Yazı 17 Kimssesiz bir savaş 18 Avludaki Soğuk Savaş 19 Mirasın Gölgesinde 20 Veliaht Müjdesi 21 Zehirli Lokmalar 22 Mutfakta İlk Çatışma 23 Silenen göz yaşları 24 Uykusuz bir gece 25 Gece Yarısı Sınavı 26 Avludaki İsyan 27 Kadınlar Meclisi 28 Neşeli Kalabalık 29 Kuzen Desteği 30 Genç Tayfa 31 Mirza ve Hazal: Sessizliğin Dili 32 Meydandaki Gerginlik 33 Meydandaki Tesadüf 34 Gönüldeki Gizli Aşkın Yükü 35 Kanun mu? Töre mi? 36 Kanun ve Töre Arasında 37 Gözlerde Sönmeyen Ateş 38 İstanbulun Keskin Nefesi 39 Töre ve Kanunlar 40 Töreye karşı kanun 41 Sabah Kahvesi ve Adalet 42 Meydanda Kanun Ordusu 43 Mardinfe kopan fırtına 44 Törenin Sarsılan Surları: Yeni Anayasa 45 Pelin’in Gözyaşları ve Kanun Kalkanı 46 Adaletin Işığı 47 Parçalanan Umutlar 48 Göz yaşlarının bedeli 49 Boran’ın İsyanı: 50 Kafesteki Serçe 51 Gölgenin Gücü 52 Fırtınadan Sonraki Sessizlik: Odadaki İki Yabancı 53 Masadaki Mucize: Boran Ağa’nın Gizli Hediyesi 54 Kayanın Yumuşadığı An: İlk Sarılış 55 Kitaplardan Hayata: Alya’nın İlk Müdahalesi 56 Fırtınadan Doğan Mucize: Hoş Geldin Atlas Bebek 57 Ağanın Hediyesi: Alya’nın Çalışma Odası 58 Şeref Ziyafeti: Konak Avlusunda Büyük Kutlama

Gece yarısı saat üç olmuştu. Konağın üzerine zifiri bir karanlık ve derin bir sessizlik çökmüştü. Herkes uykudayken, alt kattaki odaların birinden yükselen acı bir çığlık bu sessizliği bıçak gibi kesti. Boran Ağa'nın kardeşi Baran Ağa’nın eşi Dilan Hanım’ın aniden doğum sancıları tutmuştu. Zamanından önce gelen bu sancı, konaktaki herkesi bir anda büyük bir telaşa sürükledi.
Alya’nın Dilinden
Uykumun en derin yerinde, koridordan gelen çığlıklar ve aceleci ayak sesleriyle sıçrayarak uyandım. Boran da yanımda anında dikilmişti. Üzerimize hırkalarımızı alıp hızla koridora çıktığımızda, Baran’ın odasının önü ana baba gününe dönmüştü. Baran korkudan ne yapacağını bilemez halde karısının elini tutuyor, Zümrüt Hanım ellerini dizlerine vuruyor, Daya Hatun ise içeriye sıcak su yetiştirmeye çalışıyordu.
Dilan, yatakta acı içinde kıvranıyor, alnından boşalan terler yastığını ıslatıyordu. Doğum zamanından önce başlamıştı ve Baran’ın çaresizliği gözlerinden okunuyordu.
Zümrüt Hanım: (Feryat ederek) "Boran’ım! Baran, yetişin! Dilan erken sancılandı bebek ters geliyor belli ki! Baran’ın eli ayağı dolandı, ebeyi çağırın, bir şey yapın!"
Baran Ağa: (Korku ve panikle abisine bakarak) "Abi, yollar çamur içindedir, kasabadaki doktorun buraya gelmesi saatler alır! Dilan ölüyor abi, bir şey yap!"
Boran, kardeşinin ve Dilan’ın bu çaresiz halini görünce bir an duraksadı. Herkes panik içindeyken, gözüm odamızdaki masanın üzerinde duran, Boran’ın bana dün sabah aldığı o yepyeni tıp kitaplarına kaydı. İçimde bir şeyler çıt etti. Korkuyu bir kenara fırlatıp öne atıldım.
Alya: "Çekilin! Herkes sakin olsun, Dilan’ın nefes alması gerek. Baran, karının yanında kal ve sakinleştirmeye çalış. Daya Hatun, bana temiz bez, alkol ve sıcak su getirin!"
Zümrüt Hanım gözlerini belerterek bana baktı, tam "Sen ne anlarsın!" diye bağıracaktı ki Boran onun önünde bir duvar gibi dikildi. Boran’ın gözleri önce kardeşi Baran’a, sonra da bana kaydı. Kararını vermişti.
Boran Ağa: (Annesini susturarak, bana dönüp) "Alya... Kardeşimin karısı da, doğacak bebek de sana emanet. O kitaplarda ne yazıyorsa yap, kurtar onları!"
Boran’ın bu güveni içimdeki korkuyu tamamen sildi. Baran da minnetle bana bakarken, odanın kapıları kapandı. Ben, ömrümde ilk kez teoride okuduğum o zorlu tıp bilgilerini pratik hayata dökmek, bir anne ile bebeğin canını kurtarmak için yatağın kenarına diz çöktüm.