18. bölüm · MARDİNİN SESSİZ ÇIĞLIĞI

Kimssesiz bir savaş

Berfin Nayci

Bölümler
1 Mühürlenen Sessizlik 2 Konakta Soğuk Rüzgarlar 3 Fırtınadan Önceki Çığlık 4 Hayallerin Kırılışı 5 Yarım Kalan Rüya 6 Yıkılan Hayaller 7 Yıkım 8 Gelin Çıkışı 9 Sınıftaki Eksik Sıra 10 Yarım Kalan İsyan 11 Kapıdaki Cellat 12 Beyaz Kefen 13 Beyaz Kefen devamı 14 Beyaz Kuşak ve Kanlı Düğün 15 Düşman Eşiği 16 Kızıl Duvak, Kara Yazı 17 Kimssesiz bir savaş 18 Avludaki Soğuk Savaş 19 Mirasın Gölgesinde 20 Veliaht Müjdesi 21 Zehirli Lokmalar 22 Mutfakta İlk Çatışma 23 Silenen göz yaşları 24 Uykusuz bir gece 25 Gece Yarısı Sınavı 26 Avludaki İsyan 27 Kadınlar Meclisi 28 Neşeli Kalabalık 29 Kuzen Desteği 30 Genç Tayfa 31 Mirza ve Hazal: Sessizliğin Dili 32 Meydandaki Gerginlik 33 Meydandaki Tesadüf 34 Gönüldeki Gizli Aşkın Yükü 35 Kanun mu? Töre mi? 36 Kanun ve Töre Arasında 37 Gözlerde Sönmeyen Ateş 38 İstanbulun Keskin Nefesi 39 Töre ve Kanunlar 40 Töreye karşı kanun 41 Sabah Kahvesi ve Adalet 42 Meydanda Kanun Ordusu 43 Mardinfe kopan fırtına 44 Törenin Sarsılan Surları: Yeni Anayasa 45 Pelin’in Gözyaşları ve Kanun Kalkanı 46 Adaletin Işığı 47 Parçalanan Umutlar 48 Göz yaşlarının bedeli 49 Boran’ın İsyanı: 50 Kafesteki Serçe 51 Gölgenin Gücü 52 Fırtınadan Sonraki Sessizlik: Odadaki İki Yabancı 53 Masadaki Mucize: Boran Ağa’nın Gizli Hediyesi 54 Kayanın Yumuşadığı An: İlk Sarılış 55 Kitaplardan Hayata: Alya’nın İlk Müdahalesi 56 Fırtınadan Doğan Mucize: Hoş Geldin Atlas Bebek 57 Ağanın Hediyesi: Alya’nın Çalışma Odası 58 Şeref Ziyafeti: Konak Avlusunda Büyük Kutlama

Konağın o bitmek bilmeyen gürültüsü, silah sesleri ve

zılgıtlar nihayet susmuştu. Odanın ağır ahşap kapısı

üzerimize kapandığında, içerideki sessizlik dışarıdaki

tüm patırtıdan daha korkutucuydu. Duvarlardaki

kandillerin titreyen ışığı, üzerimdeki o beyaz gelinliğin

üzerine devasa gölgeler düşürüyordu.

Alya’nın Dilinden

Odanın ortasında, sırtımdaki o ağır yükle öylece

kalakaldım. Boran Ağa, üzerindeki siyah ceketi sertçe

çıkarıp sandalyenin üzerine fırlattı. Boynundaki kravatı

gevşetirken gözleri bir kez bile yüzüme değmedi. Sanki

odada bir insan değil de, babasının zoruyla oraya

konulmuş yabancı bir eşya varmışım gibi davranıyordu.

Duvağımı ellerim titreyerek açtım. Aynadaki aksime

baktım; gözlerim ağlamaktan kan çanağına dönmüş,

dudaklarım titriyordu. Gelinliğimin içinde hapsolmuş

gibiydim.

Boran, yatağın kenarına oturdu ve botlarını çıkarırken o

buz gibi sesiyle odayı buz kestirdi.

"Bu oda ikimize dar, Alya," dedi, sesi duvarda yankılandı.

"Babamın zoruyla o imzayı attım, o kuşağı beline

bağlattım ama bu kadar. Ötesi yok."

Başımı yerden kaldıramadım. "Ben de istemedim," diye

fısıldadım, sesim boğazımda düğümlendi. "Benim de

hayallerimi çaldılar."

Sertçe ayağa kalktı ve bana doğru bir adım attı. Boyu

öyle uzundu ki, gölgesi bütün hayallerimi yutacakmış

gibi üzerime çöktü. Parmağıyla köşedeki dar, kadife

koltuğu işaret etti.

"Yatak benimdir," dedi hiçbir duygu kırıntısı

barındırmayan bir sesle. "Sen o koltukta yatacaksın.

Benimle aynı yastığa baş koyacağını hayal bile etme.

Zelal’in kızıyla uyanacak bir sabahım yok benim."

Bir an kalbim duracak gibi oldu. Onca kalabalığın içinde,

düşman bir konakta, şimdi bir de kendi odamda

istenmiyordum. Gelinliğimin tülleri arasından

göğsümün üzerindeki o tıp kitabının sertliğini hissettim.

O kitap benim tek sığınağımdı.

"Zaten seninle aynı yastığı paylaşmaya niyetim yok,"

dedim, içimdeki o son cesaret kırıntısıyla. "Ben buraya

senin karın olmaya değil, babalarımızın günahını

ödemeye geldim."

Boran’ın gözleri bir an şaşkınlıkla kısıldı ama hemen

ardından o sert ifadesine geri döndü. "Güzel," dedi

alaycı bir tavırla. "Öyleyse yerini bil. Işığı söndür ve yat."

O devasa yatağa yerleşip arkasını bana döndüğünde,

ben üzerimdeki o ağır gelinlikle, o daracık koltuğa

büzüldüm. Gelinliğin kat kat tülleri koltuktan aşağı taştı

, beyaz bir bulut gibi yeri kapladı. Gece boyu gözüme bir

damla uyku girmedi. Mardin’in ayazı pencereden

sızarken, ben kucağımda Başak öğretmenimin hediyesi

olan kitaba sarıldım.

Dışarıda barış ilan edilmişti ama bu odanın içinde,

sessiz ve kimsesiz bir savaşın ilk gecesi başlıyordu.