KOR kitap kapağı

25. bölüm / 30

KOR

Bölüm 25 | Sığınak

Vaveyla Yazarı: Melisa Özgün

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: Bölüm 25 | Sığınak

LALİN ERÇAĞ
Kovayı mutfak tezgâhının üzerine bıraktığım anda cesaretimin yarısını denizde bıraktığımı fark ettim. Biraz önce bana dünyanın en büyük başarısı gibi görünen balık, Şimdi gözlerini bana dikmiş duruyordu.
Kollarımı göğsümde birleştirdim. “Bir şey söyleyeceğim.”
Karan musluğu açıp ellerini yıkarken bana baktı. “Söyle.”
“Ben bunu yiyebilirim.”
Başını salladı. “Ama…”
Kovayı işaret ettim. “buraya kadarmış.”
Karan’ın bakışları balığa kaydı. Sonra yeniden bana döndü. “Temizlenmesi gerekiyor.”
“Biliyorum.”
“Sana göstereceğim.”
Derin bir nefes aldım. “İzlerim.”
“Yapacaksın.”
Şaşkınlıkla ona baktım. “Ben mi?”
“Evet.”
“Hayır.”
“Evet.”
“Karan…”
“İlk balığını tuttun. Düzgün bitir.”
Tezgâha biraz daha yaklaştım. Balık hâlâ bana çok büyük görünüyordu. “Aslında salata da güzel bir seçenek.”
Karan hiçbir şey söylemeden küçük tahtayı önüme koydu. Sonra bıçağı elime verdi.
“Önce tutmayı öğren.”
Bıçağa baktım. Sonra balığa. Sonra tekrar bıçağa. “Galiba biz birbirimize göre değiliz.”
Bu kez Karan başını eğdi. Yüzünde belli belirsiz bir tebessüm oluştu.“Balık da aynı şeyi düşünüyor olabilir.”
“Ben ciddiyim.”
“Ben de.”
İç çekip bıçağı tuttum. “Peki.”
“Şimdi?” Yanıma geldi. Sargılı eliyle değil, sağlam eliyle bıçağın sapını hafifçe düzeltti.
“Çok sıkma. Kayar.”
Parmaklarımı biraz gevşettim. “Böyle mi?”
“Evet.”
“Şimdi ne yapacağım?”
“Ben göstereceğim.”
Başımı hızla salladım.
“Harika fikir.”
Balığı eline aldı. Sakin hareketlerle ne yapacağını tek tek anlattı. Ben ise dikkatle dinlemeye çalışıyordum.
Çalışıyordum…
Ta ki balığın kuyruğu elimin üzerine değene kadar. “Ah!”
Bir adım geriye sıçradım. Karan dönüp bana baktı. “Neden korktun?”
“Dokundu.”
“Balık.”
“Evet.”
“Çünkü elindeydi.”
“İşte sorun da bu.” Kollarımı yeniden göğsümde birleştirdim. “Bence ikimizin arasına mesafe koymalıyız.”
Bu kez kahkaha atmadı Ama gözlerindeki sert ifade belirgin şekilde yumuşadı. Balığı temizlemeyi bitirdikten sonra musluğu kapattı.
“Sıra sende.”
Başımı iki yana salladım. “Olmaz.”
“Neden?”
“Çünkü…” Kovaya baktım. “beni sevmedi.”
“Bunu nereden çıkardın?”
“Az önce bana baktı.”
Karan birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra beklemediğim bir şey yaptı. Balığı tekrar kovaya bırakıp dolaptan başka bir paket çıkardı. Hazır temizlenmiş iki levrek.
Şaşkınlıkla ona baktım. “Bir dakika Senin bunlar varken bana neden…”
Ceketinin kollarını dirseğine kadar sıvadı “Öğren diye.”
Gözlerimi kıstım. “Yani bütün bunlar eğitim amaçlı mıydı?”
“Evet.”
“Dün de bana söyleyebilirdin.”
“Söyleseydim öğrenmezdin.”
Bir an sustum. Sonra başımı eğip güldüm.
“Tam bir öğretmensin.”
“Hayır. Sabırlıyım.”
Tezgâhın üzerine limonları koydu. “Şimdi ikinci ders.”
“Neymiş?”
“Balık pişirmek.”
Kaşlarımı kaldırdım. “Bu kısım daha eğlenceli.”
“Bence de.”
Önlüğü dolaptan çıkarıp bana uzattı. “Tak.”
Önlüğü başımdan geçirirken bağlarını arkadan bağlamaya çalıştım. Olmadı. Bir kez daha denedim. Yine olmadı.
Arkamdan yaklaşan ayak seslerini duydum.“Kıpırdama.” dedi.
Olduğum yerde durdum. Parmakları önlüğün bağlarını yavaşça düğümlerken nefesim farkında olmadan yavaşladı.
İşini bitirdiğinde geri çekileceğini düşündüm Ama birkaç saniye daha arkamda kaldı. “Tamam.”
Sessizce döndüm. “Nasıl olmuş?”
Bana tepeden tırnağa baktı. Sonra kısa bir baş hareketiyle onayladı. “Aşçı gibi.”
Gülümsedim. “İnşallah yemek de öyle olur.”
“Olacak.”
“Nereden biliyorsun?”
Tavayı ocağa koyarken bana baktı. “Çünkü…” Kısa bir duraksadı. “ilk kez bir şeyi öğrenirken vazgeçmedin.”
O cümle… Balığın tadından çok daha uzun süre aklımda kalacaktı.
LALİN ERÇAĞ
Salona geçtiğimizde hava iyice serinlemişti. Verandanın açık kalan kapısından içeri dolan rüzgâr, perdeleri hafifçe savuruyor, denizin tuzlu kokusunu bütün eve yayıyordu. Koltuğun bir köşesine oturup bacaklarımı kendime çektim. Kollarımı birbirine doladığımı fark edince başımı cama çevirdim.
Dışarıda hava kararmaya başlamıştı. Karan mutfaktan iki fincan çayla geldi. Birini sehpanın üzerine bıraktı. Diğerini bana uzattı. Teşekkür ederek kupayı ellerimin arasına aldım. Sıcağı avuçlarımın içine yayıldı.
Buna rağmen üşüdüğüm belli olmalıydı Çünkü birkaç saniye sonra Karan sessizce yanıma oturdu. Hiçbir şey söylemeden ceketini omuzlarıma bıraktı. Ardından kolunu omuzlarıma doladı.
Tek bir hareketle Beni kendine çekti. Başım göğsüne yaslandı. Ne o konuştu Ne de ben. Sadece dışarıdaki dalgaların sesi duyuluyordu. Kalbinin ritmi kulağımın hemen altındaydı. Düzenli, Sakin ve Güven veren.
Gözlerimi kapattım. “Karan…”
“Hm?”
Parmaklarım tişörtünün kumaşını usulca tuttu. “Biliyor musun…”
Kelimeler boğazımda düğümlendi “Çocukken…Canım her sıkıldığında Kemal Usta’nın garajına giderdim.”
Sustu. Beni bölmedi.
“Motor sesleri olurdu. Her yer dağınıktı. Normalde kimsenin mutlu olacağı bir yer değildi.”
Gülümsedim. “Ama Ben kendimi orada güvende hissederdim.”
Başımı biraz kaldırıp yüzüne baktım. Bakışları yalnızca bendeydi.
“Uzun yıllar hayatta en mutlu olduğum yer orasıydı.”
Derin bir nefes aldım. Sonra, belki de bugüne kadar söylemekten en çok korktuğum cümle döküldü dudaklarımdan.
“Bugün fark ettim ki…” Kısa bir sessizlik oldu. “…ilk kez Kemal Usta’nın garajından daha mutlu olduğum bir yerdeyim.”
Karan’ın bakışları bir an olsun gözlerimden ayrılmadı.
Gülümsedim. “Senin yanında.”
O cümleyi söyledikten sonra kalbim öyle hızlı atmaya başladı ki, Kendi sesini bastıracak sandım.
Karan hiçbir şey söylemedi. Sadece Kolunu biraz daha sıkı sardı. Sonra başını eğdi. Saçlarımın üzerine uzun, yavaş bir öpücük bıraktı. O küçücük dokunuş, Sanki bana tek bir şey söylüyordu.
“Buradasın. Güvendesin.”
Gözlerimi yeniden kapattım. İlk kez Hiçbir yere kaçmak istemiyordum. Tam o sırada Sehpanın üzerindeki telefonun titreşim sesi salondaki sessizliği böldü. Karan kolunu omzumdan çekmeden telefona uzandı. Ekrana baktığı anda yüzündeki huzur silinip yerini bildiğim o sert ifadeye bıraktı.
Cihan Alkan.
Aramayı açtı. “Efendim.”
Karşı taraftan Cihan’ın sakin ama tartışmaya yer bırakmayan sesi duyuldu.“9.30 da şirkette ol.”
Karan’ın çenesi hafifçe gerildi. “Bugün olmaz.”
Kısa bir sessizlik oldu. Sonra Cihan aynı kararlılıkla devam etti.
“Olacak ve yalnız gelmeyeceksin.”
Karan hiçbir şey söylemedi. “Lalin’i de getir.”
Karan hiçbir şey söylemedi. Telefon çoktan kapanmıştı. Birkaç saniye ekranı izledi. Sonra yavaşça telefonu sehpanın üzerine bıraktı.
“Bir şey mi oldu?” diye sordum.
Bakışlarını benden kaçırmadı. “Bilmiyorum.”
Bu cevabı beklemiyordum. Karan hiçbir zaman “bilmiyorum” demezdi. Her zaman bir planı vardı. Her zaman ne yapacağını bilirdi. Bu kez Yüzündeki ifadeden o da emin olmadığını anlayabiliyordum.
“Gitmek zorunda mıyız?”
Derin bir nefes aldı. “Babam insanları aynı masaya yalnızca ihtiyacı olduğunda toplar.”
“Neye ihtiyacı var?”
Bakışları camdan görünen denize kaydı “Bunu birazdan öğreniriz.”
Ayağa kalktı. Ceketini eline aldı. “Hazırlan.”
“Nereye gidiyoruz?”
Bu kez bana döndü. Gözlerindeki sakinlik geri gelmişti ama o sakinliği artık tanıyordum. Ne zaman bu kadar sessizleşse Bir şeyler oluyordu.
“Sana söz vermiştim.”
“Neye?”
“Kimsenin seni hazırlıksız yakalamasına izin vermeyeceğim.”
Birkaç adım yanıma geldi. Elini yanağıma koydu. “Orada ne duyarsan duy…” Kısa bir duraksadı. “önce bana bak.”
“Neden?”
“Çünkü herkes konuşacak. Ben konuşmayacağım.”
Elimi tuttu. “Sadece yanında olacağım.”
O cümle belki de bana söylenebilecek en güzel şeydi Çünkü Karan hiçbir zaman “Korkma.” demezdi. Hiçbir zaman “Her şey düzelecek.” demezdi. Yapamayacağı bir söz vermezdi ama…
“Yanında olacağım.”
Bunu söylerse gerçekten olurdu.
Belki de bu yüzden, verdiği tek söz bile bana uzun zamandır hissetmediğim kadar güven vermişti. Salondaki sessizlik, telefonun ardından bambaşka bir hâl almıştı.
Az önce huzur veren o sessizlik, şimdi yaklaşan bir fırtınanın habercisi gibiydi.
Karan ağır adımlarla pencerenin önüne yürüdü. Turuncuya çalan gökyüzü, denizin üzerine ince bir ışık bırakıyor; rüzgâr ise akşam serinliğini yavaş yavaş hissettiriyordu. Saat henüz yediye bile gelmemişti Ama iki saatlik yolu düşündüğümüzde hazırlanıp çıkmamız gerekiyordu.
Ben de ayağa kalktım. “Üzerimi değiştireceğim.”
Başını hafifçe salladı. “Ben de hazırlanırım.”
⸻
Yaklaşık kırk dakika sonra evden çıktık. Gökyüzü artık tamamen mora dönmeye başlamıştı. Güneş çoktan kaybolmuş, geriye yalnızca ufuk çizgisine tutunan son kızıllık kalmıştı.
Yaz akşamlarının o garip serinliği çökmüştü. İnce ceketimi üzerime biraz daha çektim. Karan arabanın bagajını kapattı.
Bir an başını kaldırıp eve baktı. Sanki birkaç saat önce geldiğimiz yer değil de Uzun zamandır ait olduğu bir yermiş gibi.
Sonra bana döndü. “Hazır mısın?”
Bu sorunun cevabını ikimiz de biliyorduk. Hazır değildim Ama yine de başımı salladım.
“Evet.”
Arabanın kapısını açtı. Ben yerime otururken kendisi direksiyonun başına geçti. Motor çalıştı. Yazlığın bulunduğu dar yollar geride kalırken, denizin sesi de yavaş yavaş uzaklaştı.
⸻
Yol boyunca ikimiz de fazla konuşmadık. Radyoda kısık sesle eski bir şarkı çalıyordu. Camın dışındaki manzara ise yavaş yavaş değişiyordu. Sessiz sahil yolları yerini ana yollara ana yollar da İstanbul’un gece ışıklarına bırakıyordu.
Bir ara sessizliği ben bozdum. “Sence neden beni de çağırdı?”
Karan gözlerini yoldan ayırmadı “Bilmiyorum.”
Sesindeki kararlılık kaybolmuştu.
“Bunu ikinci söyleyişin.”
Dudaklarının kenarı belli belirsiz gerildi.“Çünkü ikinci kez soruyorsun.”
Kısa bir sessizlik oldu. Sonra bu kez kendi konuştu.
“Babam…”
Direksiyonu biraz daha sıkı kavradı.
“Arıyorsa eğer bu gereklidir”
“Neyin gerekli olduğunu düşünüyorsun?”
Başını hafifçe iki yana salladı. “Onu da birazdan öğreneceğiz.”
Bir daha konuşmadık. İkimiz de aynı şeyi düşünüyorduk belki. Bu gece Sadece bir toplantı olmayacaktı.
⸻
Saat tam dokuzu yirmi sekiz geçerken araç, Alkan Holding’in yer altı otoparkına girdi. Motor sustuğunda içeride birkaç saniyelik mutlak bir sessizlik oluştu. Karan direksiyondaki ellerini yavaşça bıraktı. Derin bir nefes aldı.
Sonra bana döndü. “Gidebilir miyiz?”
Sorusu izin ister gibi değildi. Hazır olup olmadığımı anlamaya çalışıyordu. Kendi nefesimi düzenlemeye çalıştım.
“Sen varsan…gidebiliriz.”
Başını hafifçe eğdi. Ardından arabadan indi. Benim kapımı açtı. Hiç konuşmadan elini uzattı. Tereddüt etmeden tuttum. Parmakları her zamanki gibi sıcaktı.
Asansöre birlikte bindik. Katlar birer birer yükselirken aynadaki yansımamıza baktım. Karan’ın yüzü yeniden o bildiğim ifadeye bürünmüştü. Sert, Sakin Ve okunması imkânsız.
Kapılar açıldı. Koridor, gece olmasına rağmen aydınlıktı. Toplantı salonunun kapısının altından süzülen ışık, içeride herkesin bizi beklediğini anlatmaya yetiyordu. Kapıya yaklaştığımız sırada içeriden yükselen tartışma sesleri duyuldu.
“…Bu iş daha fazla uzamaz!”
Murat Yılmaz’ın sesiydi. Karan durmadı. Kapının kolunu çevirdi Ve içeri girdik.
O an Masadaki bütün bakışlar aynı anda bize döndü. Sessizlik, tartışmanın yerini aldı.
İlk gördüğüm kişi Annem oldu.
Derin Erçağ.
Kalbim, göğsüme sığmayacak kadar hızlı atmaya başlamıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

24okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18