KOR kitap kapağı

20. bölüm / 30

KOR

Bölüm 20 | Davetsiz misafir

Vaveyla Yazarı: Melisa Özgün

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: Bölüm 20 | Davetsiz misafir

LALİN ERÇAĞ

Kapının kapanmasıyla birlikte ev yeniden sessizliğe büründü. Sena’nın son sözleri hâlâ kulaklarımda yankılanıyordu. Karan salondaki koltuğun arkasına geçip iki elini dayadı. Başını hafifçe öne eğmişti.
Konuşmuyordu. Ben de konuşmuyordum. İkimizin de sessizliğe ihtiyacı vardı. Tam o sırada telefonum çalmaya başladı. Ekranda Eylül’ün adı yazıyordu. Gülümsedim.
“Efendim?”
“Lalin?”
“Evet.”
İçini rahatlatmaya çalışır gibi derin bir nefes verdi.
“İyi misin gerçekten?”
“İyiyim.”
“Yemin et.”
İstemsizce güldüm. “Yemin ederim.”
“Biliyor musun…Eve giderken bile içim rahat etmedi. Bir şey olursa beni bekleme. Gece de olsa ara. Gelirim.”
Boğazım düğümlendi. “Tamam.”
Bir süre daha konuştuktan sonra telefonu kapattım. Telefon elimdeyken birkaç saniye ekrana baktım. İnsan Yanında böyle dostları olunca kendini daha az yalnız hissediyordu. Tam telefonu cebime koyacakken yeniden çaldı. Bu kez ekranda farklı bir isim vardı.
Aybars. Aramayı açtım. “Efendim?”
Karşı taraftan telaşlı sesi geldi. “Lalin. İyi misin?”
“Evet.”
“Emin misin?”
“Evet. Eylül ve sen bugün emin olmadan beni bırakmayacaksınız galiba.”dedim.
Diğer taraftan gülme sesi geldi. “Bırakacağımızı kim söyledi zaten.” Ardından devam etti. “Okuldayım. Dekanlıktan çıktım.”
Kaşlarım istemsizce çatıldı. “Dekanlık mı?”
“Evet.”
“Rapor işini biri halletmiş. Yoklama falan da sorun olmayacakmış.”
Şaşkınlıkla başımı kaldırdım. “Ne?”
“Kim yaptı bilmiyorum. Ama senin adına her şeyi konuşmuş.”
Gözlerim Karan’a kaydı. Camın önünde durmuş, dışarıyı izliyordu. Sanki konuşmaları duymuyormuş gibi görünüyordu Ama omuzlarının hafifçe gerildiğini fark ettim. İçimden tek bir düşünce geçti.
Ne ara…? Ne ara dekanla konuşmuştu? Ne ara raporumu ayarlamıştı? Ne ara benim yerime bunları düşünmüştü?
Aybars’ın sesi düşüncelerimi böldü. “Lalin? Hâlâ orada mısın?”
“Evet.”
“Şey…” Sesinde kısa bir duraksama oldu. “Gelmemi gerektirecek bir şey var mı?”
“Nasıl yani?”
“Yanına geleyim mi? Yalnız kalmanı istemiyorum. Olanlardan sonra…” Derin bir nefes aldı. “…senin için gerçekten endişeleniyorum.”
O cümleyi duyduğum anda Karan’a baktım. Bu kez o da bana bakıyordu. Yüzünde hiçbir ifade yoktu Ama çenesinin hafifçe sıkıldığını görebiliyordum.
Aybars konuşmaya devam etti. “Bir şeye ihtiyacın olursa…Gece gündüz fark etmez. Tek telefonuna bakar.”
Gözlerimi Karan’dan ayırmadan cevap verdim. “İyiyim Aybars.”
“Gerçekten Emin misin?”
“Eminim.”
“Tamam…”
Kısa bir sessizlik oldu. “Kendine dikkat et.”
“Sen de.”
Telefon kapandı. Bir süre elimde telefonla öylece kaldım. Karan ise hâlâ pencerenin önündeydi. Sessizlik birkaç saniye daha sürdü. Sonra hiç dönmeden konuştu.
“İyi biri.”
Şaşkınlıkla ona baktım. “Kim?”
“Aybars.”
Tek kelime. Sesinde ne alay vardı Ne de öfke. Sadece bastırılmaya çalışılan bir duygu.
“Öyle.” dedim usulca.
“Biliyorum.” Karan başını hafifçe salladı. “Şanslı.”
Bu kez ben sustum. “Ne konuda?”
Yavaşça bana döndü. Bakışları kısa bir an gözlerimde kaldı. Sonra yeniden başka tarafa çevirdi. “Sana bunu söyleyebildiği için.”
O cümleden sonra evin içindeki sessizlik yeniden çöktü. Ve ilk kez Karan’ın kıskançlığının öfkeden değil, kendine koyduğu yasaklardan doğduğunu hissettim. Bu, onu daha da yalnız gösteriyordu.

10 dakika sonra odaya geçerek Eylül’ün getirdiği çantayı yatağın üzerine bıraktım. Fermuarı açar açmaz mis gibi yumuşatıcı kokusu burnuma geldi.
Derin bir nefes verdim.
“Sanırım…” Kendi kendime gülümsedim. “…artık duş almamın zamanı geldi.”
Son iki günün yorgunluğu, korkusu, tozu Hepsi üzerime sinmiş gibiydi. Banyoya girip sıcak suyu açtım. Su omuzlarıma değdiği an gözlerimi kapattım. Sanki günlerdir ilk kez gerçekten nefes alabiliyordum.
…
Yaklaşık yirmi dakika sonra musluğu kapattım. Saçlarımdan damlayan suları havluyla kurularken aynaya baktım. Yüzüm hâlâ yorgundu Ama en azından Kendimi yeniden kendim gibi hissediyordum. Çantadan çıkardığım lacivert şortu ve beyaz askılı penyesi banyoya almayı unutmuştum.
“Harika…” diye mırıldandım.
Kapıyı hafifçe araladım. Koridor sessizdi. Karan büyük ihtimalle salondaydı.
“Hızlıca alır dönerim.”
Havluyu biraz daha sıkıca üzerime sardım. Başımı uzatıp sağa baktım. Kimse yok. Sola baktım. Yine kimse yoktu. Derin bir nefes alıp banyodan çıktım. Tam odama doğru iki adım atmıştım ki Yan taraftaki çalışma odasının kapısı aynı anda açıldı. İkimiz de olduğumuz yerde kaldık.
Karan…
Elinde birkaç dosyayla kapının eşiğinde durmuş bana bakıyordu. Ben ise Elimde hiçbir şey olmadan, sadece beyaz havlunun içine sarılmış şekilde öylece kalmıştım.
Kalbim bir anda hızlandı.
“Neden…”
Kelimeler boğazımda düğümlendi.
“…çıkıyorsun?”
Soruyu sorduktan sonra ne kadar saçma olduğunu fark ettim. O da bu evde yaşıyordu. Karan’ın bakışları yüzümden omuzlarıma kayacak gibi oldu Ama inmedi. Israrla gözlerimin içinde kaldı. Bir saniye…İki saniye… Sonra yüzünü hafifçe başka tarafa çevirdi.
“Sana haber verecektim.” Sesi her zamanki kadar sakindi. “Dosya almaya girdim.”
Ben ise hâlâ hareket edemiyordum. “Şey…”
Yanaklarımın yandığını hissediyordum “Kıyafetlerimi içeride unutmuşum.”
Karan hiç düşünmeden başını salladı. “Geç.”
Yolu tamamen açmak için bir adım geri çekildi. Tam yanından geçecektim ki Islak saçlarımdan süzülen bir damla omzuma düştü. Refleksle havlunun ucunu tutmaya çalıştım. Havlu hafifçe gevşeyince panikle iki elimle birden tuttum. Gözlerim korkuyla Karan’a kaydı.
O ise…
Çoktan başını tamamen başka tarafa çevirmişti. Koridora bakıyordu. Sanki ben orada değilmişim gibi. Yüzüm daha da kızardı. Hızlı adımlarla odama girip kapıyı kapattım. Kapıya sırtımı yaslayınca istemsizce güldüm.
“Harika Lalin…Gerçekten harikaydın.”
KARAN ALKAN
Çalışma odasından dosyayı alıp kapıya yöneldim. Babamın bıraktığı dosyalardan birini arıyordum. Toplantıya kadar birkaç detayı daha incelemem gerekiyordu. Kapının kolunu çevirdim. O sırada Koridorda hafif bir hareket oldu. Başımı kaldırdım Ve Olduğum yerde kaldım.
Lalin.
Saçlarından hâlâ su damlıyordu. Bembeyaz havlu omuzlarına kadar sarılmıştı. Islak kumral saçları omuzlarına yapışmış, birkaç tutamı yanağına düşmüştü. Belli ki beni beklemiyordu. Ben de onu Beklemiyordum. Göz göze geldik. Bir saniye. İki saniye.
Nefes almayı unuttuğumu fark ettim.
“Bakma.”
İçimden geçen ilk düşünce buydu. Çünkü biraz daha bakarsam Gözlerimin nereye kayacağını biliyordum Ve bunu istemiyordum İstemezdim. Bakışlarımı zorla yüzüne sabitledim. Gözlerinin içindeki şaşkınlık ve Yanaklarına yayılan utangaçlık Hepsi tek bir anda okunuyordu.
“Neden…” dedi. “…çıkıyorsun?”
Soruyu duyunca istemsizce içimden gülmek geçti. Bu ev benimdi Ama belli ki heyecandan o da ne söylediğinin farkında değildi.
“Dosya.”
Sadece tek kelime söyledim.
“Çalışma odası.”
Başını hafifçe salladı. “Kıyafetlerimi içeride unutmuşum.”
Yolun önünden çekildim. “Geç.”
Sesimin normal çıkması için kendimi fazlasıyla zorlamıştım. Tam yanımdan geçeceği sırada Şampuanının kokusu rüzgârla birlikte bana ulaştı.
Vanilya Çok hafif yasemin Ve sadece ona ait olduğunu düşündüğüm o koku. İstemsizce gözlerimi kapattım.
“Bakma.”
Bir kez daha kendime aynı şeyi söyledim. Tam o sırada havlunun üst kısmı çok hafif gevşedi. Lalin panikle iki eliyle tuttu. Refleksle başımı tamamen diğer tarafa çevirdim. Koridorun boş duvarına baktım. Ne onaNe de başka bir yere. Sadece duvara Çünkü dönüp tek bir saniye daha baksaydım Kendime kızardım.
Hızlı adımlarla odasına girdi. Kapı kapanınca Koridorda yalnız kaldım. Elimdeki dosyayı gereğinden fazla sıktığımı o zaman fark ettim. Derin bir nefes verdim. Başımı tavana yasladım.
Dudaklarımın kenarında istemsiz bir gülümseme oluştu. İki gündür onu korumaya çalışıyordum. Kendimden uzak tutmaya, Yanıma yaklaştırmamaya. Her seferinde daha sert davranmaya çalışıyordum Ama olmuyordu Çünkü sorun Lalin değildi Sorun Benim onu artık her ayrıntısıyla fark ediyor olmamdı.
Ve şimdi Duştan sonra koridora yayılan o vanilya kokusunu bile ezberlemeye başlamıştım.
Bu iyi değildi. Hiç iyi değildi. Çünkü ben Onu ezberledikçe Kaybetme ihtimali daha gerçek hâle geliyordu. Başımı yavaşça iki yana salladım. Kendime kızarak çalışma odasına geri döndüm. Masanın üzerindeki dosyayı açtım Ama satırlara ne kadar baksam da Aklım hâlâ koridorda, beyaz bir havlunun içinden bana şaşkınlıkla bakan kumral kızdaydı.
LALİN ERÇAĞ
Mutfağa girdiğimde Karan çoktan dolapların önündeydi. Tek eliyle tavayı almaya çalışıyordu. Bandajlı eli havada duruyor, kullanmamaya çalışıyordu. Kapının kenarına yaslandım.
“Yardım edeyim.”
Arkasını dönmeden konuştu. “Gerek yok.”
“Elin…”
“İdare ediyor.”
Dolaba uzanıp tavayı ben aldım. “Ver.”
Elinden almak isteyince tavayı bırakmadı. İkimiz de birkaç saniye aynı tavayı tuttuk.
Bana baktı. “Bırak.”
“Hayır.”
“Elin açılır.”
“Açılmaz.”
“Bunu nereden biliyorsun?”
“Bilmiyorum.” Omuz silktim. “Ama riske atmayacağım.”
Bir süre yüzüme baktı. Hiçbir şey söylemedi. Sonra Sessizce tavayı bıraktı. Kazandığımı düşünerek gülümsedim. “İşte böyle.”
Karan bu kez mutfak tezgâhına yaslandı. “Kendine fazla güveniyorsun.”
“Bence yeterince.”
“Bence değil.”
Dolabı açıp makarnayı çıkardım. Paketi açmaya çalışırken zorlanınca dişlerimle tutmaya çalıştım. O an yanımdan geçerken paketi elimden aldı. Sessizce açtı. Tekrar bana uzattı.
“Teşekkür ederim.”
Başını hafifçe salladı. Hepsi buydu.
Suyu tencereye doldururken arkamdan sesi geldi.
“Tuzu.”
Şaşkınlıkla döndüm.
“Ne?”
“Attın mı?”
Donup kaldım. Hayır. Atmamıştım. Boğazımı temizledim. “Atacaktım.”
Karan’ın dudaklarının kenarı neredeyse görünmeyecek kadar kıpırdadı. “O yüzden sordum.”
Gözlerimi kıstım. “Benimle dalga geçiyorsun.”
“Ciddiyim.”
“Değilsin.”
“İspatlayamazsın.”
Elime tuzu alıp tencereye attım. Bu kez gururla ona baktım.
“Başka?”
Bana doğru yürüdü. Ocağın başında durdu. Tencerenin içine baktı. Sonra bana. “Suyu kaynatmadan makarnayı attın.”
Gözlerim büyüdü. Tencereye baktım. Gerçekten atmıştım. Derin bir nefes verdim.
“Ben…galiba mutfağa gerçekten girmemeliyim.”
Karan hiç gülmedi. Sadece tencereyi aldı. Suyu boşalttı. Sessizce yeniden doldurdu.
“İkinci deneme.”
Kollarımı göğsümde birleştirdim. “Beni kovacak mısın?”
“Hayır.”
“Neden?”
İlk kez gözlerimin içine baktı. “Birinin öğrenmesi gerekiyorsa…” Kısa bir durdu. “…bir yerden başlar.”
Sessizlik. O cümle aslında makarnayla ilgiliydi Ama nedense Ben başka bir anlam yükledim.
__
Mutfakta yalnızca saatin tik takları duyuluyordu. Karan bardağındaki son yudumu da içip tezgâha bıraktı. Ben ise hâlâ ona bakıyordum.
Kaç gündür Kaç gecedir Her defasında aynı şeyi yapıyordu. Beni koruyor Benden kaçıyor İkisini aynı anda başarıyordu.
“Bana bak.” dedim usulca.
Karan başını kaldırdı. Gözleri doğrudan gözlerime geldi.
“Neden bunu yapıyorsun?”
“Neyi?”
“Her şeyi tek başına yükleniyorsun.”
Cevap vermedi. Bir adım attım. Aramızdaki mesafe biraz daha kapandı. “Herkesten kaçıyorsun.”
Bakışları sertleşmedi. Aksine Yoruldu. İlk kez gerçekten yorulduğunu gördüm.
“Karan.”
Bir adım daha attım. Şimdi aramızda yalnızca birkaç santim vardı.
“Sevgi…” Boğazım düğümlendi. “zaten bu değil mi?”
Kaşları hafifçe çatıldı. “Ne?”
“Birinin yükünü paylaşmak. Sadece mutlu olduğu günlerde yanında olmak değil. En kötü hâlinde de gitmemek.”
Karan gözlerini benden ayırmadı. Derin bir nefes aldım. “Şu an ne yaptığımı tam olarak bilmiyorum. Belki de yapmamam gereken bir şey yapıyorum. Belki birazdan pişman olacağım.”
Gülümsedim. “Ama…” Sesim bu kez fısıltıya dönmüştü. “Geçmişi bırak. Kendini cezalandırmayı bırak.”
Bir an durdum. Gözlerinin içine baktım “Lütfen bir kere olsun sadece kendini düşün.”
Karan’ın nefesi değişti Ama tek kelime etmedi. Bir adım daha attım. Artık nefesini hissedebiliyordum.
“Çünkü…” Sanki bütün cesaretimi o cümleye toplamıştım. “senin için endişeleniyorum, Karan.”
O an İlk kez Karan’ın gözlerinde gördüğüm bütün duvarlar çatladı. Çok kısa bir anlığına. Elini kaldırdı. Sanki yüzüme dokunacaktı. Parmakları yanağıma birkaç santim kala durdu. Yavaşça yumruk yaptı Ve elini geri indirdi.
“Bunu yapma.”
Sesi neredeyse duyulmayacak kadar alçaktı. “Neyi?”
“Bana böyle bakma.”
“Neden?”
Derin bir nefes aldı. Başını hafifçe eğdi.
“Çünkü sen bana biraz daha yaklaştıkça…”Sustu. Cümleyi tamamlayamadı. Ben tamamlamasını bekledim.
Bekledim…
Bekledim…
Sonunda başını kaldırdı. Bakışları yine gözlerimdeydi.
“Seni kaybetmektense…” Boğazındaki düğümü yutar gibi duraksadı. “benden nefret etmeni tercih ederim.”
Kalbim sıkıştı. “Neden?”
“Bunu hak ediyorsun.”
“Hayır.”
“Sana verebileceğim en güvenli şey…” Acı bir gülümseme geçti yüzünden. “…nefret.”
Başımı iki yana salladım. “Yanılıyorsun.”
Bu kez ben elimi kaldırdım. Çekinerek Yavaşça Parmak uçlarımı sargılı elinin üzerine koydum.
Bandajın üzerinden. Sadece birkaç saniyelik bir dokunuştu.
“Ben senden nefret etmiyorum. Sana kızıyorum. Bazen anlamıyorum. Bazen seni boğazından tutup sarsmak istiyorum.”
İlk kez dudaklarının kenarı çok hafif kıpırdadı.
“Ama her şeye rağmen…” Elini biraz daha sıktım. “Yine de senin iyi olmanı istiyorum.”
Sessizlik Uzun Ağır Ve ikisinin de kaçamadığı bir sessizlik. Karan başını hafifçe eğdi. İlk kez sesi kırılmış gibiydi.
“Lalin…” Adımı söylerken bile zorlanıyordu.
“Keşke…”
Durdu. Gözlerini kapattı. “Keşke seni hiç tanımasaydım.”
Cümle bittiği an İkimiz de bunun bir yalan olduğunu biliyorduk. Çünkü gözleri tam tersini söylüyordu. Tam o anda Kapı zili çaldı. İkimiz de irkildik. Karan gözlerini benden ayırmadan derin bir nefes aldı. Sonra sessizce geri çekildi.
KARAN ALKAN
Kapı zili Tam yanlış zamanda çalmıştı. Lalin’in gözleri hâlâ benim gözlerimdeydi. Sargılı elimin üzerindeki sıcaklığı hissedebiliyordum. Bir adım daha atsaydı Belki de geri dönemeyeceğimiz bir çizgiyi geçecektik.
Derin bir nefes aldım. Sessizce elimi onun elinin altından çektim. “Ben açarım.”
Kapıya doğru yürürken içimde açıklayamadığım kötü bir his vardı. Kimseyi beklemiyordum. Kapı kolunu çevirdim. Kapı ağır ağır açıldı.
Karşımda duran adamı gördüğüm an Zaman durdu. Siyah mont. Koyu renk valiz. Eskisinden biraz daha uzun sakallar. Ama o bakış Yıllar geçse de değişmemişti. İkimiz de konuşmadık. Sanki aramızdaki bütün cümleler yıllar önce tükenmişti. Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
“Merhaba, kardeşim.”
Göğsümde eski bir yara yeniden açıldı. Ne özlediğimi söyleyebiliyordum Ne de özlemediğimi. Sadece tek kelime çıktı ağzımdan.
“Aras.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

49okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18