11. bölüm / 30
KORBölüm 11 | Bir adım kala
Bölümler 30Şu an: Bölüm 11 | Bir adım kala
- 1 Bölüm 1 | 7.48 Marmaray630 kelime
- 2 Bölüm 2 | Gazetenin ilk sayfası1.804 kelime
- 3 Bölüm 3 | Ding1.431 kelime
- 4 Bölüm 4 | 17.Kat2.056 kelime
- 5 Bölüm 5 | Sis çökerken2.738 kelime
- 6 Bölüm 6 | İz2.228 kelime
- 7 Bölüm 7 | Eksik parça ve Karan Alkan5.960 kelime
- 8 Bölüm 8 | Kesişim2.436 kelime
- 9 Bölüm 9 | Marina=K-173.140 kelime
- 10 Bölüm 10 | Bir sır, bir yalan, bir yemin.3.333 kelime
- 11 Bölüm 11 | Bir adım kala727 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 Bölüm 12 | Kırık pencere2.937 kelime
- 13 Bölüm 13 | 2.Kat939 kelime
- 14 Bölüm 14 | Yağmurun ardındaki siluet672 kelime
- 15 Bölüm 15 | Bazı vedalar dans ederek başlar3.364 kelime
- 16 Bölüm 16 | Yalanın gölgesinde, kırılmışlığın içinde.2.373 kelime
- 17 Bölüm 17 | Kül olmadan2.007 kelime
- 18 Bölüm 18 | Sınır1.899 kelime
- 19 Bölüm 19 | Eşik2.047 kelime
- 20 Bölüm 20 | Davetsiz misafir1.887 kelime
- 21 Bölüm 21 | Aras Alkan.1.607 kelime
- 22 Bölüm 22 | Fırtına öncesi1.522 kelime
- 23 Bölüm 23 | Geçmişin kıyısında2.965 kelime
- 24 Bölüm 24 | Farklı masa, Kişiler aynı2.685 kelime
- 25 Bölüm 25 | Sığınak1.452 kelime
- 26 Bölüm 26 | Son kapı1.694 kelime
- 27 Bölüm 27 | Başlangıç3.276 kelime
- 28 Bölüm 28 | Kumral.1.453 kelime
- 29 Bölüm 293.692 kelime
- 30 Bölüm 30-1.kitap final2.745 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
KARAN ALKAN
Babam konuşmasını bitirdiğinde salondaki alkış sesleri kulaklarımı dolduruyordu. Hiçbirini duymuyordum. Bakışlarım. Sadece tek bir kişiyi arıyordu.
Lalin.
Kalabalığın arasında durmuş bana bakıyordu. Birkaç dakika önce balkonda gözlerimin içine bakan kız… Şimdi sanki beni hiç tanımıyormuş gibi bakıyordu. İçimde ağır bir sıkışma oluştu.
Tam o sırada sunucu yeniden mikrofona yaklaştı.
“Şimdi ise bu yılın Genç Girişimciler Proje Yarışması’nın kazanan ekibini sahneye davet ediyoruz.”
Ekranda proje göründü. Marina kıyı dönüşüm projesi. Beklediğim sonuçtu. Alkışlar yeniden yükseldi. İsimler tek tek okunmaya başladı.
“…Aybars Yılmaz Lalin Erçağ…”
Başımı istemsizce kaldırdım. Lalin ağır adımlarla sahneye çıkıyordu. Yüzü bembeyazdı. Bir şeylerin yolunda gitmediği o kadar belliydi ki… Kimse fark etmiyordu. Ama ben görüyordum.
Sunucu gülümseyerek bize döndü. “Lütfen biraz daha yaklaşalım.”
İstemeden bir adım attım. Lalin tam yanımda durdu. Omzu omzuma değecek kadar yakındı. Başını kaldırdı. Göz göze geldik. Az önce balkonda hissettiğim o sıcaklıktan eser yoktu.
Gözleri…Boşluğa bakıyordu.
“Lalin.”
Adını sadece benim duyabileceğim kadar alçak sesle söyledim. Tepki vermedi. Parmakları elindeki plaketin üzerinde titriyordu. Bir an… Düşecek sandım.
Sonra dudakları aralandı. Sanki bir şey söylemeye çalışıyordu ama sesi çıkmadı. Bir adım bana doğru sendeledi. Refleksle ona uzandım. Parmak uçlarım koluna değecekti ki…
Dizlerinin bağı çözüldü. Dünya bir anlığına yavaşladı.
“Lalin!”
“Lalin!”
Bu kez sesim istemsizce yükseldi. Onu yakalayacaktım. Yakalamalıydım. Tam ona yetişecekken omzumda sert bir baskı hissettim.
Babam.
Parmakları omzuma adeta kenetlenmişti.
“Yerinde kal.”
Dişlerimi sıktım. “Bırak.”
“Basın burada.” Dedi dişlerinin arasından.
Umurumda değildi. “Lalin düşüyor.”
“Soğukkanlı ol.”
İlk kez babamın elini sertçe üzerimden ittim.Ama o bir saniyelik gecikme yetmişti. Aybars benden önce davranmıştı. Lalin yere düşmeden onu kollarının arasına aldı. Salonda panik başladı. Eylül ağlamaklı bir sesle Lalin’in adını söylüyordu.
Ben ise olduğum yerde donup kalmıştım.Ona dokunacak kadar bile özgür değildim.
“Lütfen yolu açın!” diye bağırdı birileri.
Kalabalık ikiye ayrıldı. Eylül gözyaşlarını tutamadan peşlerinden koştu. Ben de bir adım attım. Babam bu kez kolumu tuttu. “Bir yere gitmiyorsun.”
Çenemi sıktım. “Bırak.”
“Şu an herkes sana bakıyor.”
“Umurumda değil.”
“Benim umurumda.”
Bakışlarımı ona çevirdim. İlk kez gözlerinin içine bu kadar sert baktım. “Lalin bayıldı.”
“Soğukkanlı ol.”
“Soğukkanlı mı?” Sesim alçaktı. Ama içimdeki öfke her kelimeyi ağırlaştırıyordu.
“Ona bir şey olursa…”
Cümlemi tamamlayamadım. Babam elini kolumdan çekti. “Ekip ilgileniyor. Sen burada kalacaksın.” Dişlerimi sıktım.
İçimdeki her şey peşinden gitmemi söylüyordu onun için yapamazdım. Kapılar kapanırken Aybars’ın kollarındaki Lalin’i son kez gördüm. Başını omzuna yaslamıştı. Hareketsizdi. O görüntü, Gözlerimin önünden gitmiyordu.
Tam o sırada Sena yanıma yaklaştı. “Karan…”
Koluma dokunmaya çalıştı. Refleksle geri çekildim. “Dokunma.”
Sena şaşkınlıkla bana baktı. Ben ise gözlerimi hâlâ kapının olduğu noktadan ayıramıyordum. On beş dakika… Saatime kaç kez baktığımı bilmiyordum. Koridor sessizdi. Ben ise olduğum yerde beklemekten başka hiçbir şey yapamıyordum.
Babam yanıma gelerek kulağıma doğru eğildi hafifçe. “İyi. Doktor ciddi bir durum olmadığını söyledi..” Dedi.
Sesinde en ufak bir duygu yoktu. “Bunu mu söylemeye geldin?”
“Hayır. Cenaze evine dönmüş gibi davranmayı bırak.”
Dişlerimi sıktım. Lanet olsun!
“Bugün olanların basına tek kelimesi çıkmayacak.” Dedi emirlerini söylerken. “Anlaşıldı mı?”
Cevap vermedim.
“Yarın sabah Sena’yla birlikte hastaneye uğrarsınız.”
Başımı sertçe ona çevirdim. “Bu olmayacak.”
“Bu aile adına geçmiş olsun diyeceksiniz.”
“Ben gitmeyeceğim.”
“Gitmek zorundasın.”
“Ben…” Sesim ilk kez yükseldi. “…Sena’yla hiçbir yere gitmeyeceğim.”
Kısa bir sessizlik oldu. Babam bana uzun uzun baktı. Sonra arkasını dönüp uzaklaştı.
..
Yaklaşık kırk dakika sonra arabamı Alkan Holding Hastanesi’nin otoparkına çektim.Güvenlik görevlileri beni görünce sadece başlarını eğdi. Asansöre binip Lalin’in odasının bulunduğu kata çıktım. Koridor sessizdi.
Odasına birkaç metre kala durdum. Kapının aralığından yalnızca yüzünü görebiliyordum. Saçları yastığın üzerine dağılmıştı. İlk kez bu kadar sessizdi. Ve ilk kez Bu sessizlikten korkuyordum. Büyükannesi yatağın kenarında oturuyordu.Lalin hâlâ baygındı. Eylül ise pencerenin önünde ayakta bekliyordu.
Elinde su bardağı vardı. İçeri girebilirdim.Kimse bana “dur” demezdi.
Ama… Girmedim.
Tam o sırada Eylül başını çevirdi. Beni görünce şaşırdı. Bir an duraksadı. Sonra sessizce odadan çıktı. Kapıyı arkasından kapattı. “Gelmeni beklemiyordum.”
“Ciddi bir şey var mı?” İlk sorduğum buydu.
Eylül başını iki yana salladı. “Hayır. Doktorlar yoğun strese bağlı olduğunu söyledi. Bir gece burada kalacak.”
Bakışlarım kapıya kaydı. İçeriden hiçbir ses gelmiyordu. “Eğer istersen…” Eylül kapıyı işaret etti. “içeri girebilirsin.”
Cevap vermedim. Kapıya doğru bir adım attım. Elim kapı koluna kadar gitti. Durdu. Parmaklarım kolun üzerinde birkaç saniye kaldı.
Sonra yavaşça geri çektim. “Hayır.”
Eylül kaşlarını çattı. “Neden?”
Gözlerimi kapıdan ayırmadan cevap verdim.“Uyandığında…” Kısa bir sessizlik oldu. “Beni görmemeli.”
“Neden?”
İlk kez ona baktım. “Çünkü zaten yeterince yükü var.”
Sesim her zamankinden daha kısıktı. Koridorda sessizlik hâkim oldu. Son kez kapıya baktım. Sonra arkamı dönüp yürüdüm. İçeri girmeye c
Bölüm etkileşimi
