22. bölüm / 30
KORBölüm 22 | Fırtına öncesi
Bölümler 30Şu an: Bölüm 22 | Fırtına öncesi
- 1 Bölüm 1 | 7.48 Marmaray630 kelime
- 2 Bölüm 2 | Gazetenin ilk sayfası1.804 kelime
- 3 Bölüm 3 | Ding1.431 kelime
- 4 Bölüm 4 | 17.Kat2.056 kelime
- 5 Bölüm 5 | Sis çökerken2.738 kelime
- 6 Bölüm 6 | İz2.228 kelime
- 7 Bölüm 7 | Eksik parça ve Karan Alkan5.960 kelime
- 8 Bölüm 8 | Kesişim2.436 kelime
- 9 Bölüm 9 | Marina=K-173.140 kelime
- 10 Bölüm 10 | Bir sır, bir yalan, bir yemin.3.333 kelime
- 11 Bölüm 11 | Bir adım kala727 kelime
- 12 Bölüm 12 | Kırık pencere2.937 kelime
- 13 Bölüm 13 | 2.Kat939 kelime
- 14 Bölüm 14 | Yağmurun ardındaki siluet672 kelime
- 15 Bölüm 15 | Bazı vedalar dans ederek başlar3.364 kelime
- 16 Bölüm 16 | Yalanın gölgesinde, kırılmışlığın içinde.2.373 kelime
- 17 Bölüm 17 | Kül olmadan2.007 kelime
- 18 Bölüm 18 | Sınır1.899 kelime
- 19 Bölüm 19 | Eşik2.047 kelime
- 20 Bölüm 20 | Davetsiz misafir1.887 kelime
- 21 Bölüm 21 | Aras Alkan.1.607 kelime
- 22 Bölüm 22 | Fırtına öncesi1.522 kelime · Okuduğun bölüm
- 23 Bölüm 23 | Geçmişin kıyısında2.965 kelime
- 24 Bölüm 24 | Farklı masa, Kişiler aynı2.685 kelime
- 25 Bölüm 25 | Sığınak1.452 kelime
- 26 Bölüm 26 | Son kapı1.694 kelime
- 27 Bölüm 27 | Başlangıç3.276 kelime
- 28 Bölüm 28 | Kumral.1.453 kelime
- 29 Bölüm 293.692 kelime
- 30 Bölüm 30-1.kitap final2.745 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
KARAN ALKAN
Üniversitenin bahçesine girdiğimde sonbaharın serinliği yüzüme çarptı. Ağaçların arasından süzülen güneş, taş yürüyüş yoluna parçalanarak düşüyordu. Yanımda yürüyen Lalin sessizdi. Sabahki konuşmamızdan sonra ikimiz de ne söyleyeceğimizi bilmiyorduk.
Yine de Sessizlik artık eskisi kadar rahatsız etmiyordu. Birlikte yürüyebiliyorduk. Bu bile bizim için büyük bir adımdı. Kafenin önüne yaklaştığımızda Eylül bizi ilk fark eden oldu.
Bir anda ayağa kalktı. “Lalin!”
Sesindeki sevinç uzaktan bile hissediliyordu. Lalin istemsizce gülümsedi. İki gündür yüzünde görmediğim o gerçek gülümseme İlk kez ortaya çıkmıştı.
Eylül koşarak ona sarıldı. “Seni çok özledim.”
“Abartma.” Lalin güldü. “Daha iki gün oldu.”
“İki gün mü?” Eylül geri çekilip omuzlarını tuttu. “Bana iki ay gibi geldi.”
İkisini izlerken istemsizce gözüm masanın diğer tarafına kaydı. Aybars Oturduğu yerden kalkmamıştı. Göz göze geldik. Ne öfke vardı bakışında Ne de meydan okuma. Sadece yorgunluk. Yavaşça ayağa kalktı. Birkaç adım bana doğru geldi.
Lalin ve Eylül kendi aralarında konuşurken bize kimse dikkat etmiyordu. Aybars durdu. Aramızda yalnızca bir adımlık mesafe vardı.
“Karan.” Sesindeki ağırlık yabancı değildi. “Seni iki dakikalığına alabilir miyim?”
Lalin bize baktı. “Bir şey mi oldu?”
Başımı hafifçe salladım. “Yok.”
Kafenin biraz ilerisindeki boş yürüyüş yoluna geçtik. Bir süre ikimiz de konuşmadık. Rüzgâr ağaçların yapraklarını hafifçe sallıyordu. En sonunda Aybars derin bir nefes aldı.
“Özür dilemeye geldim.”
Yüzüne baktım. “Benden mi?”
“Evet. Sebebini biliyorsun.”
Sessiz kaldım. Devam etmesini bekledim.
“O gece…” Başını eğdi. “İlk saniye karşılık verdim.”
Çenemi istemsizce sıktım.
“Ama hemen çektim kendimi. Çünkü sarhoştu. Çünkü doğru değildi.” Yüzüme baktı. “Ve…” Sesinde ilk kez pişmanlık vardı. “çünkü bana bakmıyordu.”
Sinirlenmemek için tüm hücrelerimi zor tutuyordum. Aybars acı acı gülümsedi. “İnsan bazen gerçeği kabul etmek istemiyor. Kendime birkaç saniyelik bir yalan söyledim. Belki beni öpmüştür diye.”
Başını iki yana salladı. “Ama değildi. Gözleri…başkasını arıyordu.”
İlk kez adımı söylemeden kimi kastettiğini anlamıştım.
“Eğer…” Derin bir nefes aldı. “beni soruyorsan. Ben onu seviyorum.”
Bu cümle beklediğim kadar ağır gelmedi Çünkü zaten biliyordum. Ama devamında söyledikleri Beklemediğim cinstendi.
“Seviyorum Ama ona olan saygım sevgimden daha büyük. O yüzden beni seçmediği sürece ona yaklaşmam. Bir daha asla.”
Sessizlik. Sadece rüzgâr vardı. Aybars cebine ellerini soktu. “Seninle kavga etmek istemiyorum Çünkü…” Kısa bir durdu. “…ikimiz de aynı insanın iyi olmasını istiyoruz.”
İlk kez ona doğru bir adım attım. Uzun süre gözlerinin içine baktım. Sonra yalnızca tek cümle söyledim.
“Lalin bunları bilmeyecek.”
Aybars başını salladı. “Bilmeyecek.”
“Benden duymayacak.”
Lalin bilmedikten sonra gerisi umrumda değildi. Dost veya arkadaş adı her ne olursa olsun bir gün değişirdi. Kimseye dostluk konusunda anlam yüklememiştim hiçbir zaman. Bundan sonra da bu değişmeyecekti.
Uzaktan Eylül’ün sesi geldi. “Kahveler soğudu!”
Lalin kahkaha atıyordu. İkimiz de aynı anda başımızı çevirdik. Aybars usulca gülümsedi.
Onu böyle izlemesi dahi canımı sıkıyordu. O görüntüyü aklımdan çıkarabileceğimi sanmıyordum.
Bakışlarım Lalin’e kaydı. Eylül bir şey anlatıyor, Lalin ise gülerken saçlarını kulağının arkasına atıyordu. İçimdeki bütün karmaşaya rağmen Gülüyordu Ve ben Onun gülmesini kaybetmekten korkuyordum.
Eylül ve lalinin yanına geçtiğimizde sohbetlerine devam ediyorlardı. Garson kahveleri masaya bıraktı.Fincan tabağı masaya çarptığında çıkan ince ses Lalin’in yüzündeki gülümsemeyi bir anda sildi.
Elindeki fincan hafifçe titredi.
“Lalin?”
Eylül hemen eğildi. “İyi misin?”
Cevap vermedi. Bakışları masaya değil Boşluğa takılmıştı. Sanki bizi görmüyordu.
LALİN ERÇAĞ
Bir ses Sadece küçücük bir porselen sesi Ama Bir anda her şey değişti.
Müzik, Kalabalık, Renkli ışıklar, Elimde aynı fincan, Sonra… Aybars’ın yüzü.
Ben, Hayır… Başımı iki elimin arasına aldım. Nefesim daralmaya başlamıştı.
“Lalin!” Eylül’ün sesi uzaktan geliyordu. “Kızım bana bak.”
Bir görüntü daha. Ben… Birine doğru eğiliyorum. Gözlerimi kapatıyorum. Sonra… Dudaklar Ama O kişi Karan. Öyle sanmıştım.
Bir anda gözlerimi açtım. Hayır. Değildi. Aybars’tı.
Sandalyem gıcırdayarak geriye çekildi. Ayağa kalktım.
“Nefes…” fısıldadım. “Nefes almam lazım.”
KARAN ALKAN
Lalin hızla dışarı çıktı. Hiç düşünmeden arkasından yürüdüm. Eylül de kalkacak gibi oldu. Elimi kaldırdım. “Ben giderim.”
Eylül durdu. Gözlerinde endişe vardı. “İyi mi?”
“Bilmiyorum.”
Ama öğrenecektim. Lalin taş bankın kenarına oturdu. İki eliyle yüzünü kapattı. Omuzları titriyordu. Ben ise birkaç adım gerisinde duruyordum. Yaklaşmak istiyordum Ama dokunursam Daha çok dağılacakmış gibi hissediyordum. Rüzgâr saçlarını yüzüne savurdu.
Yavaşça başını kaldırdı. Gözleri kıpkırmızıydı. “…Hatırladım.”
Sesi neredeyse fısıltıydı Hiçbir şey söylemedim. Devam etmesini bekledim.
“O gece…” Boğazı düğümlendi. “…Aybars.”
Gözlerinden bir damla yaş daha süzüldü “Ben…” Başını iki yana salladı. “Ben onu…”
Sözünü tamamlayamadı. İçimde öyle büyük bir öfke yükseldi ki Kime kızdığımı bile bilmiyordum. Kendime mi Yoksa o geceye mi..
“Lalin.” Sadece adını söyledim.
Başını kaldırdı. “O benim en yakın arkadaşımdı.”
“Ben bunu nasıl yaptım? Eğer…nEğer onu incittiysem…”nEllerini saçlarının arasına geçirdi. “Ben böyle biri değilim.”
Bir adım attım.nSonra bir adım daha.nTam karşısında durdum.
“Bana bak.”
Yavaşça gözlerini kaldırdı. “Olan oldu.”
“Hayır.” Sesi kırıldı. “Ben onun yüzüne nasıl bakacağım?”
Derin bir nefes aldım.
“Lalin düzelteceğim.”
“Ya olmazsa?”
“Olur.”
“Nereden biliyorsun?”
Sustum Çünkü bilmiyordum Ama bilmediğimi söylemek…Onu daha çok korkutacaktı.
“Olacak.” dedim yalnızca. “Bana güven.”
Gözlerimin içine baktı. “Ya sen yanılıyorsan?”
İçimden geçen ilk cümle… “Ya ben gerçekten yanılıyorsam?” Oldu.
Ama söylemedim. Söyleyemezdim. “Yanılmıyorum.”
Başını eğdi. “Ben…seni sandım.”
O cümleyi duyduğum an Kalbim sanki göğsümün içinde durdu.Bunu duymayı istememiştim. İstemem gerekiyordu Çünkü artık biliyordum.
Ve bilmek…Canımı tahmin ettiğimden daha fazla acıtıyordu. Yüzüme hiçbir şey yansıtmamaya çalıştım.
“Neden?” diye sordum.
Lalin acı acı güldü. “Bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum. Ama Gözümü açtığımda sen olduğunu sandım.”
İçimdeki bütün duvarlar bir anlığına çatladı.nOnu o an kendime çekmek istedim. Sarılmak istedim. “Geçti.”ndemek istedim.nYapamadım.nYalnızca cebimdeki anahtarı daha sıkı tuttum Çünkü Kendimi bırakırsam Bir daha toplayamayacağımı biliyordum.nSessizlik uzadı.
Lalin gözyaşlarını silmeye çalıştı. “Galiba eve gitmek istiyorum.”
Başımı salladım. “Gidelim.”
Ayağa kalktı. Bir adım attı. Sonra durdu.mArabaya binmek üzereydik.mLalin kapıyı açmıştı. Tam o sırada telefonum titredi.mEkrana yalnızca bir an baktım.
Sena Yılmaz.
Hiç düşünmeden reddettim.nTelefon yeniden çaldı. Bir kez daha.mKaşlarımı çattım.
Aramayı açtım. “Ne var?”
Karşı taraftan sesi her zamanki kadar sakindi. “Neden açmıyorsun?”
“Meşgulüm.”
“Yanında mı?”
Sessiz kaldım. Bu bile cevaptı.
Sena hafifçe güldü. “Tahmin etmiştim.”
“Söyleyeceğin buysa kapatıyorum.”
“Hayır.”
Kısa bir duraksadı. “Babam bu akşam sizde olacak.”
Çenem sıkıldı. “Neden?
“K-17 Ve…” Sesini bilerek alçalttı. “Nişanlım.”
Lalin başını bana çevirdi. Söylediklerini duymuştu. Sena devam etti.
“Unutma. İnsanlar değişebilir Ama bazı sözler değişmez.”
Aramayı yüzüne kapattım. Telefonu cebime koyarken derin bir nefes aldım.
Tam o sırada Lalin konuştu.
“So…”
Sesi sakindi. Fazla sakindi.
“Hâlâ nişanlın mı?”
Başımı ona çevirdim. “Lalin.”
“Cevap ver.”
“Bu konuşmanın sırası değil.”
“Peki ne zaman?” Bir adım bana yaklaştı. “Ben neyi bilmiyorum hâlâ? Ne kadarını saklıyorsun? Ben sana her şeyi anlatmaya çalışıyorum. Sen…hep susuyorsun.”
“Lalin.”
“Hayır.”
İlk kez sesini yükseltti. “Yeter artık. Bir gün beni koruyorsun. Bir gün benden kaçıyorsun. Bir gün aynı evde kalıyoruz. Bir gün nişanlın arıyor. Eğer…” Derin bir nefes aldı. “eğer gerçekten bir hayatında biri varsa…” Gözleri dolmaya başladı. “…neden bana benim yanımdasın?”
İçimde bir şey koptu. Artık bağırıyordu.
“Bana baktığın her an Koruduğun her an Benim için yaptığın her şey Umuttu. Şimdi ne? Ben sadece…” Sesi titredi. “Senin hayatındaki ikinci kadın mı olacağım?”
O cümle Bardağı taşıran son damlaydı. İki adımda yanına vardım.
“Sakın Lalin. Öyle düşünme.”
“Başka nasıl düşüneyim?”
“Telefonunu açıyorsun. Sesini dinliyorsun. Bana hiçbir şey söylemiyorsun. Eğer onu seviyorsan…” Boğazı düğümlendi. “…bırak beni.”
O an… Kontrolümü kaybettim. Kolundan tuttum. Gitmek için arkasını dönmüştü. Bir hamlede bana döndü. Gözlerinden yaşlar akıyordu.
“Karan bırak.”
“Lalin…”
“Bırak dedim!”
Kolunu kurtarmaya çalıştı. “Konuşmama izin vermiyorsun. Anlamama izin vermiyorsun. Sen, seni sevmeme bile izin vermiyorsun!”
O cümle Bütün sesleri susturdu. Rüzgâr durmuştu sanki. Yolun kenarından geçen arabaların uğultusu, İnsanların konuşmaları…Hiçbiri kalmamıştı.
Sadece o Ve gözlerindeki korku. Benden korkmuyordu. Bana olacaklardan korkuyordu. İşte Asıl dayanamadığım buydu. Bir adım attım. O geri çekilmedi. Bir adım daha. Aramızda artık nefes kadar ince bir mesafe kalmıştı.
Gözleri doluydu Ama kaçmıyordu. Ben ise Kendimden kaçamıyordum. Aylarca Her seferinde kendime aynı şeyi söyledim.
Uzak dur. Bakma. Dokunma. Onu bu karanlığın içine çekme Çünkü bu hikâyenin sonu iyi bitmeyecekti. Ben biliyordum. Herkes biliyordu Ama o Hâlâ bana güveniyordu.
Elimi yavaşça kaldırdım. Parmaklarım yanağına dokundu. Teninin sıcaklığı avucuma yayıldı. Gözlerini kapatmadı. Hâlâ bana bakıyordu. İnsan, Bazı gözlere fazla uzun bakmamalıydı Çünkü çıkamıyordu içinden.
Ben de çıkamıyordum. Başımı yavaşça eğdim. Alınlarımız birbirine değdi. Nefesi dudaklarıma çarpıyordu.
“Lalin…” Adını söylemek bile zor geliyordu.
Çünkü her söylediğimde Biraz daha vazgeçemiyordum.
O ise yalnızca fısıldadı. “Karan…”
İşte O an.
Yıllardır kurduğum bütün duvarlar tek tek yıkıldı. Düşünmedim. Hesaplamadım. İlk kez Kendimi durdurmadım.
Dudaklarını dudaklarıma bastırdım. İlk temas öylesine hafifti ki Sanki geri çekilmem için bana son bir şans veriyordu. Ama o Gitmedi. Tam aksine Parmakları gömleğimin yakasını usulca kavradı.
O küçücük hareket Bütün dengemi altüst etti. Öpücük derinleşti. Ne öfke kalmıştı içimde Ne de kaçacak bir yer. Sadece Aylarca susturduğum bütün duygular.
Saçlarının arasından gelen şampuan kokusu Teninin sıcaklığı Titreyen nefesi Hepsi birbirine karışıyordu.
Zaman durmuş gibiydi. Ne kadar sürdü bilmiyorum. Belki birkaç saniye. Belki çok daha fazla. Benim için İlk kez zamanın hiçbir anlamı yoktu. Yavaşça geri çekildim.
Alnımı alnına yasladım. Gözlerimi kapattım. Kalbim yıllardır olmadığı kadar hızlı atıyordu. Derin bir nefes aldım. Sonra Gerçek yeniden karşıma çıktı.
Babam. K-17. Derin Erçağ ve diğer her şey. Hepsi aynı anda zihnime üşüştü.
Parmaklarım istemsizce gevşedi. Bir adım geri çekildim. Gözlerimi ondan kaçırdım Çünkü biraz daha bakarsam Bir daha vazgeçemeyecektim. Dudaklarım istemsizce aralandı.
Neredeyse kendime söyler gibi konuştum.
“…Bunu yapmamalıydım.”
Sesimde pişmanlıktan çok… Korku vardı.
Lalin’in sesi titredi. “Neden?”
Cevap vermek istedim. “Çünkü seni seviyorum Kumral.”
Hayır. O cümle boğazıma kadar geldi Ama çıkmadı. Çıkamazdı. Onun yerine başımı hafifçe iki yana salladım.
“Gitmemiz gerekiyor.” Sesim yeniden soğuktu. Yeniden Karan Alkan’dım Ama ikimiz de biliyorduk O öpücükten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Bölüm etkileşimi
