13. bölüm / 30
KORBölüm 13 | 2.Kat
Bölümler 30Şu an: Bölüm 13 | 2.Kat
- 1 Bölüm 1 | 7.48 Marmaray630 kelime
- 2 Bölüm 2 | Gazetenin ilk sayfası1.804 kelime
- 3 Bölüm 3 | Ding1.431 kelime
- 4 Bölüm 4 | 17.Kat2.056 kelime
- 5 Bölüm 5 | Sis çökerken2.738 kelime
- 6 Bölüm 6 | İz2.228 kelime
- 7 Bölüm 7 | Eksik parça ve Karan Alkan5.960 kelime
- 8 Bölüm 8 | Kesişim2.436 kelime
- 9 Bölüm 9 | Marina=K-173.140 kelime
- 10 Bölüm 10 | Bir sır, bir yalan, bir yemin.3.333 kelime
- 11 Bölüm 11 | Bir adım kala727 kelime
- 12 Bölüm 12 | Kırık pencere2.937 kelime
- 13 Bölüm 13 | 2.Kat939 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 Bölüm 14 | Yağmurun ardındaki siluet672 kelime
- 15 Bölüm 15 | Bazı vedalar dans ederek başlar3.364 kelime
- 16 Bölüm 16 | Yalanın gölgesinde, kırılmışlığın içinde.2.373 kelime
- 17 Bölüm 17 | Kül olmadan2.007 kelime
- 18 Bölüm 18 | Sınır1.899 kelime
- 19 Bölüm 19 | Eşik2.047 kelime
- 20 Bölüm 20 | Davetsiz misafir1.887 kelime
- 21 Bölüm 21 | Aras Alkan.1.607 kelime
- 22 Bölüm 22 | Fırtına öncesi1.522 kelime
- 23 Bölüm 23 | Geçmişin kıyısında2.965 kelime
- 24 Bölüm 24 | Farklı masa, Kişiler aynı2.685 kelime
- 25 Bölüm 25 | Sığınak1.452 kelime
- 26 Bölüm 26 | Son kapı1.694 kelime
- 27 Bölüm 27 | Başlangıç3.276 kelime
- 28 Bölüm 28 | Kumral.1.453 kelime
- 29 Bölüm 293.692 kelime
- 30 Bölüm 30-1.kitap final2.745 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
LALİN ERÇAĞ
Pencere yeniden boştu. Sanki birkaç saniye önce orada duran kişi hiç var olmamış gibiydi. “Sen de gördün…” dedim fısıltıyla. “…değil mi?”
Karan cevap vermedi. Bakışlarını pencereden ayırmıyordu. Yağmur omuzlarına vuruyor, saçlarından damlalar süzülüyordu. Patlayan dudağındaki ince kan çizgisi yeniden ıslanmıştı. İlk kez onu bu kadar tedirgin görüyordum.
“O evde biri var.”
Sessizlik. Yavaşça yürümeye başladım “Nereye gidiyorsun?”
“O eve.”
Kolumdan hafifçe tuttu. “Hayır.”
“Neden?”
“Çünkü bilmiyoruz.”
“Neyi?”
“İçeride ne olduğunu.”
Elimi kolundan kurtardım. “Ya biri yardım bekliyorsa?”
Karan çenesini sıktı. “Lalin.”
“Ya gerçekten biri varsa?”
Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Bana kızacak sandım ama sadece başını iki yana salladı. “Ben önden gireceğim.”
Şemsiyeyi kapattı. Eski demir kapıya yaklaştı. Kapının eşiğinde birkaç saniye durduk. İçerisi, dışarıdaki yağmurdan bile daha soğuktu. Nem kokusu ciğerlerime dolarken ürperdim. Duvarlardan dökülen sıvalar, yıllardır kimsenin dokunmadığını anlatıyordu. Tavandan örümcek ağları sarkıyor, kırılmış camlardan içeri giren rüzgâr eski perdeleri ağır ağır hareket ettiriyordu.
Her şey…
Yaşayan bir evden çok, unutulmuş bir anıyı andırıyordu. Karan, telefonunun fenerini açtı. Sarı ışık karanlığı yarıp önümüzde ince bir yol oluşturdu. Hiç konuşmadan birkaç adım attı. Ben de peşinden yürüdüm.
Ayakkabılarımızın altında ezilen kırık cam parçaları sessizliği bozuyor, her adımımız evin içinde yankılanıyordu. İçeri girdikçe yağmurun sesi bile geride kalmıştı. Artık sadece ev nefes alıyormuş gibi çıkan o tuhaf sesler vardı. Gıcırtılar, duvarların arasından geçen rüzgâr ve eski ahşabın iniltisi…
İkinci kata çıkan merdiven tam karşımızdaydı. Tam o anda yukarıdan boğuk bir ses duyuldu.
Tak…
İkimiz de aynı anda durduk. Kalbim öyle hızlı atıyordu ki sesini duyabileceğimi sandım.
“Karan…”
Sesim neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı. O ise cevap vermedi. Bakışlarını merdivenlerden ayırmıyordu. Sonra bir adım daha attı. Ben de istemsizce peşinden yürüdüm. Tam merdivenin ilk basamağına yaklaşmıştık ki… Üst katta bir gölge hareket etti. Sadece bir anlığına…
Sonra yeniden kayboldu.
“N’olur söyle bana…” diye fısıldadım. “Orada biri var, değil mi?”
Karan ilk kez başını bana çevirdi. Gözlerinde alışık olduğum soğukluk yoktu. Yerini dikkatli, tetikte bir ifade almıştı. Tam konuşacak gibi oldu. O sırada, tavandan ince beyaz tozlar dökülmeye başladı. Önce birkaç taneydi. Sonra giderek arttılar.
Karan’ın bakışları aniden yukarı kaydı. Yüzündeki ifade bir anda değişti. “Lalin!”
Ne olduğunu anlayamadan bileğim sertçe kavrandı. Bir an sonra bütün bedenim geriye savruldu.
Dengemi kaybedip doğrudan Karan’ın göğsüne çarptım. Şemsiyesi çoktan yere düşmüştü ama elimi bırakmamıştı. O an bir gürültü daha koptu.
Kulaklarımı sağır eden bir kırılma sesi bütün evi doldurdu. Merdiven boşluğunun üzerindeki çürümüş tavan büyük bir gürültüyle çöktü. Kalın ahşap parçaları, taşlar ve sıvalar az önce durduğumuz yere peş peşe düştü. Toz bulutu bir anda etrafımızı sardı.
Refleksle gözlerimi kapattım. Karan beni kendine doğru çekerek gövdesiyle önümde durdu. Sanki bütün yükü tek başına karşılamaya çalışıyordu.
O an boğuk bir çarpma sesi duydum. Karan’ın nefesi bir an kesildi. Omzuna ağır bir ahşap parçası çarpmıştı. Yüzü acıyla gerildi ama tek bir ses bile çıkarmadı. Sadece, bileğimi biraz daha sıkı tuttu. Sanki bırakırsa kaybolacakmışım gibi.
“Nefes al.” Sesi bu kez daha boğuktu. Ben ise nefes aldığımı bile unutmuştum.
Gözlerimi açtığımda etrafımız gri bir toz bulutuyla kaplanmıştı. Yağmur, kırılan çatıdan içeri sızıyor, yere düşen ahşapların üzerine ritmik damlalar bırakıyordu. Karan hâlâ önümdeydi. Omzundan aşağı doğru koyu renkli bir çizgi süzülüyordu.
Önce yağmur sandım. Sonra kan olduğunu fark ettim. “Karan…” Sesim titredi.
Elimi yarasına götürmek istedim ama o başını hafifçe iki yana salladı.
“Sorun yok.”
Sorun yok…Nasıl sorun yok olabilirdi?Üst kattan yavaş ve belirgin bir ayak sesi duyuldu. İkimiz de aynı anda başımızı kaldırdık. Toz bulutunun arasından İkinci kattaki koridorun ucunda, Karanlığın içinde bir gölge yeniden belirdi.
Bu kez… Bize doğru yürüyordu.
Toz yavaş yavaş havaya karışırken öksürüğümü tutamadım. Gözlerim yanıyor, nefes almakta zorlanıyordum. Kırılan ahşabın ağır kokusu nemli duvarlara sinmişti. Yağmur, çöken tavandaki boşluktan içeri süzülüyor, yerdeki tahta parçalarının üzerine tek tek düşüyordu.
Karan hâlâ tam önümde duruyordu. Bileğim, avucunun içinde sıkıca duruyordu. O kadar sıkı tutuyordu ki parmak uçlarım uyuşmaya başlamıştı ama nedense elimi çekmek istemiyordum. Siluet, Bu kez çok daha netti. Uzundu.
Başındaki kapüşon yüzünü tamamen gizliyordu. Bir anlığına olduğu yerde durdu.Bizi izliyordu. Bunu hissedebiliyordum. Sanki gözleri karanlığın içinden doğrudan üzerimize çevrilmişti.
Boğazım kurudu. “Kim var orada?” diye seslendim.
Sesim beklediğimden daha güçsüz çıktı.Siluet kıpırdamadı. Sadece, Başını hafifçe yana eğdi. O küçücük hareket bile içimi ürpertmeye yetmişti. Yanımda duran Karan’ın parmakları bileğimde biraz daha sıkıldı. İlk kez onu bu kadar gergin hissediyordum.
Bir adım öne çıktı. “Dur.”
Sesi sertti. Emir gibiydi ama siyah siluet onu dinlemedi. Bir anda arkasını döndü. Koşmaya başladı. Eski ahşap koridor boyunca yankılanan adım sesleri bütün evi doldurdu.
“Kahretsin…” Karan bunu neredeyse dişlerinin arasından söyledi.
Elimi bırakacağını sandım. Bırakmadı. Beni de peşinden çekerek birkaç adım ilerledi. Merdivenlerin dibine geldiğimizde siyah siluet çoktan koridorun sonuna ulaşmıştı.Tam yüzünü göreceğimizi düşündüğüm anda, Şiddetli bir yıldırım gökyüzünü ikiye böldü. Bir anlığına bütün ev aydınlandı.
Kapüşonun altından sadece çenesini görebildim. Hepsi buydu. Sonra karanlık yeniden çöktü. Siluet, koridorun sonunda duran eski ahşap kapıyı sertçe açtı. Kapı yıllardır açılmamış gibi korkunç bir gıcırtıyla geriye savruldu. Ardından bir saniye içinde gözden kayboldu.
“Karan!” İstemsizce bağırdım.
Bu kez bana baktı. İlk kez gözlerinde korkuya benzeyen bir şey gördüm. “Beni burada bekle.”
Başımı sertçe iki yana salladım. “Hayır!”
“Burası güvenli değil.”
“Tek başına gidemezsin.”
Bir an gözlerimin içine baktı. Sonra beklemediğim bir şey yaptı. Bileğimi bırakacağına elimi avucunun içine aldı. Parmaklarımız ilk kez birbirine geçti “Öyleyse…” Sesi neredeyse fısıltıydı. “…yanımdan bir adım bile ayrılmayacaksın.”
Nefesim boğazımda düğümlendi. Hiçbir şey söyleyemedim. Elini bırakmadı. Birlikte merdivenlere yöneldik. Her basamakta eski ahşap ayaklarımızın altında inliyor, ev sanki yıllardır sakladığı sırrı vermemek için direniyordu.
İkinci kata çıkacağımız sırada koridorun sonundaki kapı yavaşça kendi kendine kapanmaya başladı v e kapanmadan hemen önce…
İçeriden bir erkek sesi duyuldu. “Geç kaldınız…”
Kanım dondu. Karan’ın parmakları elimin etrafında yeniden sıkıldı. İkimiz de konuşamadık. Çünkü o ses Ne korkmuştu Ne de şaşırmıştı.
Sanki…
Bizi uzun zamandır bekliyordu.
Bölüm etkileşimi
