Kıyamet Sonrası kitap kapağı

9. bölüm / 28

Kıyamet Sonrası

Bölüm 9

Vaveyla Yazarı: faso faso

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: Bölüm 9

Sitenin otoparkına gelince İso "Torpidoyu açsana anahtar ordaydı." dedi. Fadime uzandı açtı. Sonra İso ve kendini gördü. Evi bulup anahtarı alınca İso ve kendisinin el ele olduğu keçeden bir anahtarlık yaptırmıştı uğraştığı şeylere şaşırarak. Aşık Fadime ne kadar saftı diye düşündü. Hiç bir şey demeden anahtarlığı usulca çıkarıp cebine koydu, anahtarı İso'ya uzattı.
Asansörde ikisi de sessizdi. İkisi de birbirinden habersiz o evi nasıl bulduklarını, eşyaları seçmek için acele edişlerini yerleşmek için gün sayışlarını düşünüyordu. Sanki olacakları biliyorlardı da o eve, yuvalarına sığınıp tüm dünyadan saklanabileceklerini hissediyorlardı öyle bir aceleydi. Eşyaları bile tamamlanmadan yerleşmişlerdi. Bir L koltuk bir masa bir büfe bir de yatak vardı nerdeyse koca evde. Zamanla alırız demişlerdi.
Kapıda ikisi de duraksadı. Nihayet İso konuştu "Emin misin?" Fadime yine başını salladı.
Önden İso arkasından Fadime girdiler eve. Işıklar kapalıydı. Dışarıdan gelen ışığın aydınlattığı kadarıyla idare etmeleri gerekmişçesine ikisi de ışığı açmadı. Fadime önce mutfağa girdi. Az ışıkta görebildiği kadarıyla her şey aynıydı masanın üzerindeki bardak bile bıraktığı yerdeydi hala. İso gerçekten hiç gelmemişti belli ki. Sonra çıktı banyoya yürüdü kapıyı açtı havasız kalmışlık kokusu doldu burnuna. Hala paketi açılmamış deterjanlar havlular olduğu yerdeydi seçebildiği kadarıyla. Boş odaların kapılarında durdu seyretti kurdukları hayalleri düşündü. Bir kız bir oğlan çocukları olursa ayrı odaları olmalıydı. İso benim kızımı senin oğlun bunaltır, darlar aynı oda olmaz diye kendi çocuklarını aralarında bölüştürmüştü. Gözleri dolu dolu gülümsedi bunu hatırlayınca.
Salona doğru yürüdü. Yatak odasını geçti bakmadı, kapısı aralıktı açmadı bile. Salona gelip koltuğa oturdu. O evde hayalet gibi süzülürken peşinde dolanan İso da geldi koltuğun ucuna oturdu. Fadime İso'nun başı eğilirken gözlerindeki ışıltıyı seçebildi. O da ağlıyordu kendisi gibi. Sessizce dakikalarca oturdular karanlıkta.
"Bütün hesapları aynı gün kapatmak zorunda mıydın Fadime? Tamam ben önemli değilim naparsan yap hakkındır da ama sana yazık değil mi?" dedi.
Fadime ağzını açtığında kelimeler içine hücum etti sanki. Konuşamıyordu. Ağzı, boğazı kurumuştu. Karnına binlerce el yumruklar indiriyordu sanki.
İso Fadime'nin nefes almaya çalıştığını derin derin iç çekişlerini duyunca kalktı balkon kapısını açtı. Faydası olmayacağını en iyi kendisi biliyordu. Hava buz gibiydi. Yatak odasına gitti kapısında durdu eli kapıya uzandı geri çekti, uzandı geri çekti. Sanki kapıyı ikisinin mezarına girecekti. Sanki o yatakta ölmüşlerdi ve yıllardır kimse onları bulamamıştı. Gözünü sımsıkı kapattı derin bir nefes aldı, girdi. El yordamıyla yataktan battaniyeyi çekti aldı. Hızla çıktı kapının önünde durdu gözünü açtı. Bakamadı odaya. Salona geçti battaniyeyi götürüp Fadime'yi sardı kendi elleriyle. Yaşadığını, yanında burda koltukta olduğunu hissetmeye ihtiyacı vardı. Fadime iç çekiyordu hayır içini çeke çeke ağlıyordu.
Geçti koltuğun diğer ucuna oturdu. Sessizce oturmaya balkon kapısından gelen havayla ciğerlerini doldurmaya çalıştılar, yetmedi.
"O gece 'sana bir şey demem gerek' dediğinde gerçekten sırrı mı diyecektin?" sesinden duraksamasından ağladığı belliydi.
İso her soruyu bekliyordu da bunu beklemiyordu.
"Bir önemi var mı?"
"Var!"
"3 sene sonra gelip istediğini sormaya hakkın yok...cıkk...Yok Fadime" sesi kırgındı.
"Tamam o zaman git hadi sen ben bu gece burda kalacam."
İso cevap vermedi. Kalkmadı da.
"İsoooo" sesi yumuşacıktı İso kalbi parçalanıyor gibi hissetti o sesi duyunca.
"Heee"
"Seni hiç dinlemedim diye benden nefret ettin mi?"
"Keşke."
İso'nun hafif eğildiğini gördü. Kollarını dizlerine dayamış kafası ellerinin arasında yere bakıyordu. Kalkıp arkasından sarılmak istiyordu "Böyle mahzun durma" demek istiyordu ama az önce ağzındaki kelimeleri yutan küçük canavar sanki bu defa onu koltuğa bastırıyordu kıpırdamasın diye.
"Şimdi dinlemek istesem?" dedi.
İso sanki etinden et kopuyormuş gibi hissetti. Başını Fadime'ye çevirdi hafifçe, doğrulmadan. Yüzünü görmek istiyordu bu soruyu nasıl sordu diye.
"3 sene önce ben bize, ikimize bir şey olmasın diye anlatmak istedim, dinlemedin. Ama şimdi bu hesap da kapansın da o adamla ikiniz olabilin diye beni dinleyeceksin öyle mi Fadime? Bana kestiğin ceza bu mu? Benim cezam bu mu Fadime?" dedi inanamaz gibi.
Kalktı balkona çıktı. Korkuluklara tutundu, olmadı. Yere çöktü ne nefes alabiliyordu ne ayakta durabiliyordu bacakları sanki onu taşımıyordu. Sanki ruhu çekilmişti. Kendini toparlamak için kenarlığa sırtını yasladı oturdu yere. Oturdu. Oturdu. Hava soğuktu ama hissetmiyordu. Ruhu bedeninden çekilip alınıyor gibi hissettiği çok olmuştu ama bu defa gerçekten oluyor sanırım diye düşündü. Sonra birden ayağa fırladı içeri geçti.
"Madem mutluluğun buna bağlı dinle o zaman." Salonda volta atar gibi gezinerek konuşuyordu.
"Evet o gece izin verseydin sırrı söyleyecektim. Aramızda koca bir yalan sır -ne dersen işte- varken sana dokunmak istemedim çünkü. Hakkım değilmiş gibi geliyordu. Değilmiş de zaten, gördüm." Derin derin soludu devam etti.
"Ha diyeceksin ki sen o geceden önce benim saçıma dokundun, sarıldın, öptün. Hakkın var bir ömür geçse bitse üstüne bir ömür daha gelse sen beni affetsen ben kendimi affetmem aramızda yalan varken sana hiç dokunmayacaktım yanlış yaptım. Ama çok seviyodum ula çok. O kadar sevginin bir karşılığı gibi de düşünmedim ha. Sen bana, bize düşmanken de seviyodum içten içe zaten. Karşılık bekleyecek durumum hiç olmadı yani. Senin beni sevmen, evlenmemiz, benim sana dokunabilmem, öpebilmem falan bunlar benim hayalini bile kuramayacağım şeylerdi. Belki onun körlüğünü yaşadım. Belki de sevgimiz her şeyi yener sandım.
Beni kimse senin sevdiğin gibi sevmemişti çünkü o günlerde hep bunu düşünüyordum. Hani hep vardır ya ortanca çocuklar, görülmezler hiç. Ben en küçük olsam da ortanca gibiydim işte. Beni sen gördün. Senin beni gören gözlerinin ışığı beni de hayatımı da aydınlığa çıkarıyordu. Bu yeter sandım. Sırmış oymuş buymuş bize bir şey edemez sandım. Yine de yetmedi korktum yanılmaktan. O gece bir olacaksak aramızda gizli saklı olmasın dedim. Sen o anın..." durdu. O anı düşünmemeliydi şimdi olmazdı. Devam etti "şeyiyle... büyüsüyle bana dedin ki 'ben bu gece sadece seni öğrenmek istiyorum, şimdi olmaz bu gece olmaz' dedin. Ben o gece ne oldum biliyor musun? Yıkılmaz bir kale aşılmaz bir duvar oldum, yenilmesi imkansız bi ord u oldum tek başıma. Sana dokunabildim diye de değil ha karım ne olursa beni seçiyor diye. Sonra noldu sen o kaleyi duvarı o yatağa yıktın o orduyu bozguna uğrattın. Git bak hala hepsi o yatakta."
Sustu odayı adımlamaya devam etti. Fadime bir şey desin istiyordu ama demeyeceğini de biliyordu. Ne diyecek zaten derdi bem değilim benimle işini bitirmek diye düşündü.
"Sana söylesem sırrı gider abine derdin bir saniye düşünmezdin. Olması gereken oydu zaten haksız olurdun diye demiyorum. Ben de öyle bir şey öğrensem gider abime derdim heralde. Ama abin Esme yengemi tek kalemde siler sandım. Ben Esme yengemden sevdalık eden sonra ayrılan iki genci dinleyerek büyüdüm Fadime. Aklım erip de 'yenge bu kızın adı Esme mi?' diye sorana kadar beni bu hikayeyle uyuttu yengem geceleri. Kıyamadım ula Esme yengeme, anamdan çok hakkı var bende. Abin gelir amcamı öldürür kendi girerken anamı da hapse tıkar diye hiç düşünmedim açık konuşayım. Sadece Esme yengeme kıyamadım. Sana ne zaman demek istesem sırrın sahibi ben değilim hakkım yok diye de düşündüm. Dedim ya işte belki ortanca çocuk gibi hissetmenin bir şeyidir bu hakkım yok sanmak. Öyle sandım hala da hakkımmış gelmiyor ya neyse.
Eleni'yi zaten evlat yerine koymuşlardı. Zaten aile gibiydiler. Fazlasını söylemek bana düşmezdi yine de ben sana söylemeye karar vermiştim işte her şeye rağmen. Hakkım olmamasına rağmen diyecektim." Deriiiiin bir nefes aldı, alabildi. Kendisi de şaşırdı. Sanki yıllardır nefesini kesen her şey zehirdi ve az önce akmıştı. Dolanmayı kesti oturdu.
"Bu kadarı mutlu olmana yeter heralde Koçari kızı ha? Hesabı kapattık sanırım."
Cevap yok.
Fadime sadece ağlıyordu. Sessizce sakin sakin sanki o da aynı zehri gözünden akıtıyordu.
İso kalktı, balkon kapısını kapattı. Kapıya yöneldi, gidiyordu.
Balkon kapısını kapatması yüreğine oturdu. İçindeki mengeneler göğsünü sıktıkça sıkıyordu sanki. Ağlaması daha da arttı. Ben onun kalbini her kırdığımda beni düşünmeye nasıl devam edebiliyor diye düşündü.
İso birden geri döndü büfeye doğru gitti. Çekmecede bir şey arıyordu. Bulamadı. Eğildi tekrar bakındı buldu. Küçük bir kutuydu. Fadime'ye doğru gelirken kapağı açtı bir şey aldı cebine koydu. Kutuyu Fadime'ye uzattı. "Bu, senin." dedi. "Bu ne?" dedi Fadime kutuyu açarken. Karanlığa alışmış gözleri ağlamaktan buğuluydu seçemedi ne olduğunu.
"Boncuk. Bir gün kızımız olursa saçına takarız belki diye almıştım. Kendimi aldım içinden ikisi duruyor. Benim aldığımı takmazsın kızına biliyorum ama al işte istersen atarsın çöpe. Hadi selametle." dedi. Fadime sırtını dönüp elini kaldırdığını gördü. Gidiyordu. Gerçekten gidiyordu. Son görüşü müydü yani?

"İso, gitme!"
İso olduğu yerde kaldı. Ne gitti ne döndü. Bir şey daha demesi gerektiğini ikisi de biliyordu.
"Rusya'ya gitme."
"Niye?"
Hala dönmüyordu.
"Gidersen seni öldürürler. Sen ölürsen..." devamını getirmedi.
"Ben ölürsem ne?"
Hala sırtı dönüktü.
"Sen ölme."
"Niye?
"Çünkü sen ölürsen..."
İso döndü yavaşça geldi Fadime'nin yanına diz çöktü.
"Ben ölürsem ne Fadime?"
Nefesini kulağında boynunda hissediyordu. Saçmalayacaktı mecbur.
"Sen ölürsen Esme yengem çok üzülür."
İso birden kahkaha attı.
"Tamam o zaman bunu bırak Esme yengem söylesin sana noluyor? Ha ama şeye dikkat et ben ölürsem kına yakıp kurban kesecen ya Esme yengem bilmesin, çok üzülür. Hadi ben gidiyorum."
Kalktı, gidiyordu gerçekten.
Fadime bu defa "Ben çok acıktım." dedi.
"Eee kalk sen de gel eve bırakayım hadi."
"Olmaz. Eve gitmek istemiyorum."
"Tamam gel gidelim yemek yersin bi yerde geri bırakırım seni."
"Olmaz. Evden de gitmek istemiyorum."
"Eee napayım masayı getireyim kemir istersen ona yok buna yok. Ev boş Fadime inanmıyosun galiba ama bu ev kullanılmıyor. Yemek yok yani burda."
"Yemek söyle."
"Ha tamam o olur. Sen çok mu açsın ben gideyim bir şeyler alıp bırakayım sana bekleme kurye falan."
"Yok sen gitme."
"..."
"Hem sen acıkmadın mı?"
"Ee eve gidecem ben zaten."
"Yaktın ya böreği sonra ben oni yikadim. Ne yiyecen evde?"
"He öyle ettin. Ben bulurum bir şey merak etme."
"Furtunacuk sen biraz pinti misin acaba parana mı kıyamadın hayırdır?"
İso başını yana eğip göz devirdi Fadime sanki görecekmiş gibi. Telefondan yemek bakmaya başlamıştı bile. Fadime devam ediyordu.
"Bu huyunu hiç fark etmemiştim ha bak iyi ki boşamışım seni."
"Fadimeeee" dedi uyarır gibi.
"Ne ula ne başladın yine bağırmaya?"
"Ne içersin?"
"Rakı!"
"Ca..." dedi kaldı. Bi an hala evlilermiş gibi canum karım diyecekti. Hızla toparladı.
"Ula onu nasıl sipariş vereyim?"
"Heee doğru, bakim ne yemek söylüyosun?" diye battaniyenin içinden çıktı ayakta duran İso'nun dibine girdi ekranı görmek için. İso telefonu al bak diye ona verip koltuğa yayıldı. Belli ki bi yere gidemeyecekti. Fadime bakındı bakındı.
"Tamam verdim siparişi" dedi telefonu uzattı. İso alırken elleri birbirine değdi. "Oha ellerin buz gibi. Senin üstün de ince. Üşümedin mi sen?" derken ellerine dokundu sonra ateşini ölçer gibi uzandı alnına kulaklarına baktı. "Donmuşsun İsooo"
"E günaydın ceketsiz montsuz kolumdan tuttun çıkardın evden önce deniz kenarına götürdün sonra soğuk eve getirdin. Eve gitmeme de izin vermiyosun. Allah kısmet ederse birkaç saate donarım diye düşünüyorum. Henüz değil ama korkma." Fadime dinlemiyor gibi battaniyeyi çekiştirdi "Topla bacaklarını koltuğa." İso ikiletmeden topladı ama sığmadı hafif dönüp uzanır gibi yaptı battaniyeyi görmemişti Fadime diğer tarafa geçecek sandı. Fadime üstünü örtüyordu iyice üstüne eğilmiş açıklık kaldı mı diye bakarken İso "Saçmalama ben ısıncam diye sen mi donacaksın" diye belinden tuttuğu gibi koltuğa çekti ama koltukta kendisi olduğu için kucağına çekmiş gibi oldu. Belini bırakması gerekiyordu ama bırakamıyordu. İstemiyordu hiç. Hafifçe kendini koltuğun sırt kısmına doğru yasladı uzanırken ellerini Fadime'nin belinden çekti ama Fadime kalkmak yerine uzandı. Battaniyenin altına girdi. Yanyana bedenleri nerdeyse birbirine yapışık. İso doğrulmak için yeltendi Fadime düşmesin diye yine tuttu. "Ben şu ışığı açayım düşeceksin, karanlıkta napıyoruz belli değil." Koltuğun ucuna doğru kaydırdı kendini aynı anda Fadimeyi de tutuyordu. Birden kasıldı büyük bie acıyla inledi. Fadime panikle ayağa fırladı. "Noldu?"
"Kramp girdi galiba omzummm aaa" dedi.
Fadime telefonun fenerini açtı sehpaya bıraktı. Etraf biraz aydınlandı. İso'nun acı çeken yüzünü seçebildi.
"Dur kıpırdanma krampsa geçer."
"Ters bi hareket yaptım galiba tutulmuş gibi daha çok."
Fadime birden koltuğa zıplayıp İso'nun arkasına geçti koltuğun tepesine oturdu. "Yaklaş masaj yapayım." İso çaresizce arkaya doğru geldi Fadime'nin iki yana açtığı bacaklarını kollarında hissediyordu. Midesinden göğsüne bir his yükseldi. Gözlerini sımsıkı kapattı neyse ki Fadime yüzünü görmüyordu. Fadime uzandı ovmaya başladı. Ama kazak kayıyordu. "Hah orası sanki bir çizgi gibi ağrı var" Fadime ovmaya devam etti. "Hissedemiyorum ki kazak kayıyor. Çıkar şunu." Ne demişti o? Kazağı mı çıkaracaktı? "Kazağı çıkarayım he?" dedi hafif dönmeye çalışarak. Acısı daha da arttı. "Dur sen kıpırdama ben hallederim." derken eğildi kazağın ucunu yakaladı. İso ensesinde hissettiği nefesle ürperdi. Gözlerini kapattı tekrar. Kendine hakim olması lazımdı saçma sapan bir şey yapma heyecanlanacak bir şey yok masaj yapıyor kendine gel diye telkinlerde buluyordu ama nafile. Fadime kazağı usulca çıkarırken teninde nereye yanlışlıkla değse sanki orası alev alıyordu.
"Sen dövmemi yaptırdın?" Fadime kazak elinde masajı falan unutmuş sırtını izliyordu.
"Anlamı ne falan demeyeceksin di mi?"
Fadime duymuyor gibi uzandı hafifçe parmak uçlarını dövmelerde gezdirmeye başladı. İso çığlık atmak istiyordu napıyordu bu, cezasının bir parçası mıydı bu da? Ceza gibiydi çünkü her dokunuşu yakıyordu dokunduğu yer kor oluyordu için için yanmaya devam ediyordu.
"Güzel olmuş. Kızların da hoşuna gidiyodur." sesi dalgındı. Kendi kendine konuşuyordu sanki de İso yanlışlıkla duymuştu.
İso huylanır gibi kendini onun dokunuşlarından çekti öne doğru. Sırtı yay gibi gerildi. "Fadime Fadimeeee" net bir uyarıydı ama Fadime anlamamış gibi onu tekrar bacaklarının arasına çekti. Tarif ettiği yeri dikkatlice ovmaya başladı. "Ne Fadime Fadime ? Sanki kendi anlatmamış yok yatakta yok koltukta yok sandalyede. Tavaf eder gibi gezmiş odanın her bir yanını bana da Fadime Fadime ne Fadime." Yine kendi kendine konuşuyor gibiydi. "Hepsini anladım da hayır sandalyede ne halt yemiş olabilirsin nasıl yemiş olabilirsin onu ebedi anlamadım."
"Beni boşamasaydın gösterirdim canum eski karım. Ama boşadın çatla şimdi meraktan."
Fadime birden tuttuğu yeri sıktı İso "Yavaşşşş" diye inledi.
"Ula ne diyiisin ne merak edicem. Edepsiz edepsiz konuşma bak elimde kalırsın?"
İso geriye yaslandı başını Fadime'nin bacağına koydu Fadime'nin yüzüne bakıyordu.
"Edep merakı yeni mi? Eskiden yoktu böyle huyların."
Fadime loş ışıkta bile ışıl ışıl parlayan gözlerine baktı. Sonsuza kadar böyle kalsalardı keşke. Kimse bir yere gitmese, kimse o dövmeleri görmese, kimse onun gözlerine böyle bakmasa.
"Kalk omzun düzelmiş belli ki" diye eliyle kafasını ittirdi.
Fadime koltuk tepesinden inmeye çalışırken İso onu ani bir harketle tutup koltuğa bastırdı üstüne çıktı. Nefes nefeselerdi. Napıyordu ya da napacaktı ikisi de merak ediyordu? Nerdeyse birbirlerinin nefesini soluyorlardı. "Bana bir şey diyeceksen, soracaksan doğrudan sor lafı dolandırma."
"Peki madem. Gerçekten söyledikleri kadar çok mu kadın oldu? Şu an biri var mı?"
İso ya sabır der gibi gözünü kapatıp başını sağa çevirdi. Sonra döndü "Sen cidden şu durumda..." kendilerini altlı üstlü oluşlarını gösterek "cidden bunu mu soruyosun?"
"He onu sordum." İso birden çekildi üstünden, ayağa kalktı "Sigaran var mı?" dedi kazağını giyerken. Fadime çantasına uzandı. Sigarayı çakmağı verdi. İso aldı balkona çıktı. Fadime de elinde battaniye ile dışarı yanına geldi. Omuzlarına koymak istedi tam yetişemedi "Eğil" İso itaatkar eğildi. Battaniyeyi sardı omzuna. Kendisi de bi sigara yaktı. Birbirlerine bakmıyorlardı. "Cevap vermedin." dedi. "Cevap veririm demedim sor dedim."
"İyi madem alyansın nerede? Çöpe mi attın cidden?"
Boynundaydı ama boynunda olsa az önce görürdü sormazdı. Eli göğsüne gitti emin olmak ister gibi yokladı, yoktu. "Hassiktir" diyerek içeri girdi. Duş alırken çıkarmıştı hatırladı içeri girince. Rahatladı. Babaannesini aramak için eline aldığı telefon ekranında bir sürü arama ve bildirim vardı. Yemek gelmiş evde bulamayınca iptal edilmişti. Elektrik düğmesine yöneldi bastı, ışık yok. Sigorta kapalıydı heralde zili de ondan duymamışlardı.
"Fadime aç kaldık" diye seslendi balkona. "Ne demek kaldık. E yemek?"
"Sigorta kapalı galiba zile basmıştır açan olmayınca gitmiş. Kalk gidip yemek yiyelim."
"Olmaz."
"Ben gidip bir şey alıp geleyim o zaman."
"Olmaaaz."
"Döndük başa al kolumu kemir o zaman."
"Masadan kola uzanan repetuarına yemek söylemeyi ekle."
"He sabaha kadar kuryelerin biri gitsin biri gelsin harika fikir."
"Tamam balkonda bekleriz. Kurye görünce gider alırız."
"He bu iyi fikir. Aynı siparişi veriyorum. Dur not da yazayım beklesinler."
"Tatlı da söyle."
"Biz tahmini ne kadar daha burdayız gerçekten burda mı kalacaksın? Donarız burda."
"Kombiyi aç o zaman."
"Sen beni yine kaçırdın gibi geliyor bana he ama iyi medeniyet öğrenmişsin mağara değil bu defa." derken sigorta paneline yöneldi. Sorun yoktu. Gerisin geri geldi oturdu koltuğa "Sorun yok sigortada başka bir sorun vardır."
"Tamam kombiyi aç sadece ışığa gerek yok."
İso "abbooov" der gibi yüzünü kırıştırarak Fadime'ye baktı.
"Ula elektrik olmadan nasıl çalışsın kombi? Okulunu yarım bırakırsan ha böyle olur işte."
"Ha da laf sanki elektrik okuyodum da öğrenemeden bıraktım."
İso kalktı masanın sandalyelerinden birini aldı kuryeyi beklemek için balkona çıktı. Soğuktu. İçeri geri girdi "Ben bunu alıyorum sen de git kendine odadan başka battaniye al."
Fadime o odaya girmeyecekti tabi ki. Bi sandalye de o aldı balkona çıktı.
"Niye geldin beklesene içerde. Üşüyeceksin."
Niye battaniye almadın demedi, biliyordu yani en azından tahmin edebiliyordu sebebini.
Fadime omuz silkti, oturdu. İso onun sandalyesini çekti kendine iyice. Battaniyenin bir ucunu yakaladı sardı onu da. Aynı örtünün altında karanlıkta oturmuş kurye bekliyorlardı.
Fadime "Eleni'ye o duvak kutusunu niye aldın?" dedi usulca.
"Atmasın saklasın diye."
"Benimkini çöpe at dememle ilgisi var mı?"
"Var."
"Ne ilgisi var?"
"Bunu ben de çok düşündüm. Yani niye o kadar zoruma gitti sahte bir evlilik değil mi çöpe atmak istemesinden doğal ne olabilirdi ki diye.
Sonra buldum cevabı. "
"Neymiş?"
"Bizim evliliğimiz bana hiç sahte gibi gelmemişti zaten. Ama ben senle bile isteye evlenmişim sonradan fark ettim. O dönem bi Furtuna bi Koçari ordan oraya savrulmaktan bizden başka herkesin derdiyle uğraşmaktan düşünmeye fırsat olmamıştı ama sonraları çok düşündüm. Kendimi bildim bileli seni sevmişim evliliği de hiç öyle zorunluluktan görmemişim."
Fadime'nin gözleri doldu.
"Amcam senin canını almamı söylediğinde bana noldu biliyo musun? Ölecem sandım. Evlere sığamadım o gece ben gelip senle konuşana kadar. Silah çektiğinde öldürsen gam yemezdim bana seni öldürteceklerine sen beni öldür istedim. Sen ölecektin hem de ben öldürecektim bunun imkanı yoktu. Ha abine de gidebilirdim bi yol bulalım Fadime'yi öldürecek amcam diye ama abin seni alır başka bi yere yollar diye ödüm koptu.
Sen üniversite için Ankara'ya gidince nasıl ayar olduydum sana var ya burdaki okulun suyu mu çıktı ne işi var cehennemin dibinde diye. Okulu yarım bırakıp gelince de kızdım gerçi. Ama işte abin seni gönderirse yine seni göremediğim günlere dönmekten korktum. Koçariler ve hayatımda bıraktıkları travmalar işte." Kendine güldü İso.
"Heh işte senin Trabzon'dan gönderilme fikrine bile dayanamadığımdan babaanneme gittim. Kesin içten içe biliyordum bizi evlendireceğini de ha. Kendime pek güvenim yok bu konuda hehehe"
"Ha yani Şerif öldür deyince anladın sevdiğini?"
"Cıkk... Çocukken."
"Nasıl çocukken?"
Kurye göründü o anda İso hızla kalktı. "Müsadenle yemeklerimizi alabilir miyim Sayın Koçari? Ona da olmaz diyeceksen tut elimden götür."
"Çabuk gel."
İso elinde paketlerle geldiğinde Fadime sehpayı siliyordu. Koltuğa yanyana oturup paketleri açtılar.
Fadime'nin hiç susmaya niyeti yoktu.
"Çocukken diyordun?"
"Ha şey o..." duraksadı. "Anan öldüğünde hastalandın ya sen babaannemle ben de gelmiştim. Küçücüktün yatakta. Ha ben de küçüktüm de seninki öyle değildi. Sonra ateşin falan düştü gözlerini açtın. Dağlar önüme serildi sanki. Bizi biliyosun hep mavi göz. İlk defa seninki gibi göz rengi görüyordum. Büyülenmiş gibi bakıyodum sana. Salak bi çocuktum biz deniz görüyoruz gözümüz mavi sen dağ görüyorsun o yüzden de gözlerin öyle yeşil orman gibi dağ gibi sanmıştım." Fadime kahkahayı bastı. Uzun zamandır bu kadar içten gülmemişti. "Ula çok mantıklıymış aslında. Küçük zeka küpüymüş bu kafan." dedi bir çocuğun saçını sever gibi saçlarını karıştırdı İso'nun.
"Sonra seni aynı liseye gidene kadar görmedim. O arada da zaten düşmanlık türküleri okudular kulağıma hep. Ben de ezber ettim. Sonrasını sen de biliyosun zaten. Eleni'ye de o yüzden aldım kutuyu işte. Evlilikleri gerçek sevdiği adamla evlendi saklasın diye. Benim de evliliği sahte görmemem duvak mevzusuna bu kadar içerlememe sebep oldu bence. Huh amma uzattım ha."
"Ben biliyodum sahte görmediğini."
"Ula nerden biliyodun ben bile sonradan anladım."
"İç güveysi olman konuşulurken Furtuna'ya geleceksin medeniyet öğreneceksin hanımlık öğreneceksin dediğinde dedim aha bu beni ebedi boşamaz bu essahtan evlenmiş benle."
"Ve korkmadın öyle mi? Ula niye?"
Fadime omuz silkti "Aynı sebep." dedi.
İso elindekileri bıraktı. Eğildi yüzüne iyice bakabilmek için önünde durdu.
"Fadime Koçari sen bana sevdalı mıydın doğru mu anlıyorum ben?"
Gözleri gülüyordu resmen. Fadime kafasını itti bakarsa öpüverecekti çünkü.
"Çocukluktan değil de lisedeyken denebilir, nasıl ayar oluyodum sana var ya üf. Okula gelmişim ilk senem kimseyi tanımam etmem. Sen tabi üst dönem olduğun yetmez gibi bir de sosyal kelebek. Belediye başkanı gibi herkesi selamlayarak gezmeler falan. Sonra basket takımına girdin yetmedi tiyatro kulübü. Önünü alamadık. Ben o ara 3 arkadaş edinebilmişim kaza bela. Onlar da sana aşık. Birbirlerine diyemedikleri için hepsi ayrı ayrı gelip seni anlatıyor bana. Biri diyor gülümsedi. Öbürü diyor sosyal medyadan ekledi. Şeytan da bana diyor ki tut saçlarından yapıştır yere döv. Ama abime hır gür yok diye söz vermişim. Bir de senin yüzünden birini dövmeyi kendime yediremiyorum. Okulun en havalı kızlarıyla takılıyodun. Kızların hepsine ayrı ayrı kuruluyodum ama özeniyodum da kıskanıyodum yani kızları sana yakın olabildikleri hiç. Ama işte sonra şey var; 2 güne bir İso bilmemkimle öpüşürken hoca basmış, sınıfta kızı soyarken sınıftakilere yakalanmışlar falan diye duyuyorduk."
İso kahkasına engel olamadı "Ne! Kimi soymuştum acaba?" Fadime dirseğini geçirdi karnına. "Öpüşme tamam ama diğeri yok valla öyle bir şey olmadı. Okulda olmadı en azından, emin gibiyim." Bir dirsek daha.
"Son sene işte sen mezun olup üniversiteye gidince okul bomboş kaldı. Arada derede görmek bile yetiyomuş bana sen olmayınca okula gitmek bile zulüm geldi son sene. Sonra zaten Ankara'ya gittim geri geldim falan.
Ama evlenirken hiç korkmadım. Hatta senin gerçek gibi gördüğünü fark edince hoşuma bile gitmiş olabilir ha ben de bu konuda kendime güvenmiyorum."
"Lisedeyken fark etmemem can sağlığım açısından iyi olmuş."
"O niye?"
"Asla affetmezdim uslu da durmazdım basılırdık orda burda abin de beni vururdu."
"Ula senle bi haltlar yiyeceğimi de nerden çıkardın?"
"Anlatışından anladım hehehe hem o zamanlarki İso birini isticek alamicak şansiii yoook."
"Sen okulu niye bıraktın Fadime çok özel değilse?"
"Abim kötüydü o zamanlar. Ben de gidince iyice kötüledi. Ben de okulu dondurup geldim."
"Anladım. Abin çok şanslı sana sahip olduğu için."
"Ben de şanlıyım. Buarada okulu bitirdim. İstanbul'da devam ettim. Geçen dönem mezun oldum."
İso birden elini Fadime'nin boynuna doladı çekti kendine saçından öptü. "Valla mı?"
"He"
"Tebrik ederim. Ekonomi mezunu ortağımız oldu ha. Bizi kimse tutamaz artık haaa." Bırakmıyordu koynuna çektiği Fadime'yi. Fadime de bıraksın istemiyordu zaten.
Fadime'nin telefonu çaldı. İso istemeyerek kolunu çekti. Arayanın onu huzursuz edecek biri olma ihtimaline karşı kalktı banyoya gitti. Su var mıydı acaba? Vardı. Ellerini yıkadı uzun uzun. Heralde artık kapatmıştır diye düşünerek döndü. Fadime "he liseden... ne bileyim kahvaltı falan ederiz geç gelirim... he abi... amma sorguladın çocuk muyum ben hadi kapattım."
"Ne güzel yalan söylüyosun Fadime Koçari."
"He eski kocamdan öğrendim oni."
"Baaak. Sen niye abine yalan söyledin?"
"Yalan değil ki senle aynı lisede okuduk. "
"He doğru, ee o zaman biz yarın kahvaltı falan da mı ediyoruz? Ula sen beni yine kaçırdıysan söyle bak fena kıllandım haaa."
"Git İso git ne meraklıymışsın gitmeye git ula öyleyse" diye kapıya doğru iteklemeye başladı.
"Giderim bak."
"Git!" çekti ellerini üstünden döndü koltuğa oturdu.
İso da peşinden gelip oturdu.
Fadime'nin ekrana bir bildirim düştü. Esme'den mesaj İso ortada yok sen ortada yoksun lise arkadaşı yalanınına ebedi inanmadım haberin ola
Ekranı İso'ya gösterdi. "Cinli falan mı bu?"
"Ne kadar bilimsel çıkarımların var öyle ya?"
"Nerden anladı?"
"Abin de anladı ki."
"Ne?!"
"Abin sen bir yere gidince 50 tane soru sorar mı normalde?"
"Yoo"
"Bugün sordu mu?"
"He sordu, duydun ya işte."
"Tamam anlamış işte."
Fadime ellerini yüzüne kapadı. "Şimdi 3 yıl durdu durdu ilk görüşte eski kocasının kollarına koştu diye mi düşünüyolar yani. Bir de salak salak yalan söyledim rezillik."
"Yok kollarıma koşmadığını bilirler, konuştuğumuzu düşünüyolardır."
"Ne malum?"
"Şöyle malum eğer kollarıma koştuğunu düşünselerdi Esme yengem burayı basar seni gerekirse koynumdan çıkarıp götürürdü. Rahat ol yani."
"Destur ula! Niye senin koynuna gireyim ne biçim konuşuyosun?"
"Ben de onu diyorum zaten. Deme şeklimiz farklı."
"He sen edepsiz edepsiz konuşuyon fark bu. İyice edepsiz yapmış...lar seni. Sen valla bu kadar değildin?"
Fadime'nin burnunun dibime girip "Ne kadardım mesela Fadime?" dedi alay eder gibi. Fadime geri çekildi. İso birden ciddileşti "Kaçmana gerek yok yakında evlenecek birine dokunacak değilim." dedi kalktı balkona çıktı.
Fadime soru sorma sırası İso'ya mı geldi diye düşündü. İnşallah bir şey sormaz dedi. Soğukkanlı olamazdı farkındaydı. Net hiç olamazdı. Bu gece bazı şeyler netleşiyordu kafasında evet ama bunu İso bilmeyecekti.
İso döndü geldi. "Ben gideyim artık. Saat 1'i geçmiş"
Fadime bir şey demedi. Kalıp soru sormasındansa gitmesine razı oldu. "Sabah arabanı aldırırım, seni de gelip alırım."
"Tamam."
İso hiç gitmek istemiyordu. Bir şey desin diye oyalanıyordu.
Tam çıkacakken nihayet "Sen yarın gitmiyo musun beni nasıl alacaksın?"
"Akşam gidicem."
"Gerçekten gidiyosun yani?"
İso cevap vermedi geldi elini uzattı. "Gitmeden yapmamız gereken bir şey var, gel." El ele yatak odasına gittiler. Kapının önünde durdular. "Gözünü aç Fadime"
"Kapalı olduğunu nerden çıkardın?"
"Benimki de kapalı." Açtılar.
Usulca odaya girdiler, sanki bir şey arar gibiydi gözleri bakındılar.
İso yatağın ucuna oturdu, Fadime de yanına.
"Niye yaptın bunu?"
"Buranın enkazı dururken ne tek başına ne de başkasıyla mutlu olamazdın çünkü."
"Seni o zaman dinleseydim burası da bu ev de enkaz olmayacaktı."
"Şşşttt şşştt cıkk sakın kendini suçlamayı aklında bile geçirme. Sen bu hikayedeki en temiz şeydin. O yüzden belki her şey en çok sana ağır geldi."
"Temiz şeydin? Artık değil miyim?"
"Ondan değil. Hikaye bitti."
Fadime'nin gözlerinden yaşlar sicim gibi akmaya başladı.
İso kalktı onu yalnız bıraktı.
Ağlama sesleri çok arttı, sonra kesildi, sonra çığlık... İso yerinden fırladı yatak odasına giremedi. Fadime "senin yüzünden seni affedemiyorum" diye göğsüne vura vura itiyordu "senin...yüzünden...seni...affedemiyorum." vurdu bağırdı vurdu bağırdı itti. Salona kadar geldiklerinde İso birden tuttu çekti Fadime'yi kendine sımsıkı sarıldı. Belki dakikalarca belki asırlarca öyle sımsıkı sarılmış durdular. Fadime sakinleşsin diye bekliyordu ama ağlaması durunca titremeye başladı. İso hafif geri çekildi. "İyi değilsin gel otur çok titriyosun." diye koltuğa oturttu. Fadime birden onu da yanına çekti usulca sokuldu başını göğsüne koydu. Ayaklarını topladı. İso da kolunu sardı iyice çekti kendine sonra ona baktı çocuk Fadime'yi gördü gibi oldu. Küçücüktü Fadime yine. Daha da çekti kendine sanki dünyanın kalanından korumak istiyordu. Fadime'nin titremesi önce yavaşladı sonra durdu İso battaniyeye uzandı sıkıca örttü, o bunu yaparken Fadime beline sarılan kollarını hiç açmadı. O da İso'dan yine İso'ya saklanıyordu sanki. Öylece oturdular hiç konuşmadan. Fadime bir şey demek istediğinde daha da sarıldı İso onu iyice kendine çekti derken Fadime hiç yüzüne bakmadan.
"Rusya'ya gitmesen olmaz mı?" dedi usulca seni tüy gibiydi. İso öyle kıyamıyordu ki o böyle konuşunca, gözleri doldu.
"Niye gitmeyeyim?"
"Ben seni özlerim."
"Ee 3 sene özlemedin şimdi mi özlüyosun?"
"O zaman kızgındım sana." İso birden Fadime'yi tutup geriye çekti. Yüzüne baktı "Şimdi değil misin yani?"
"Şimdi kendime kızgınım."
İso Fadime'yi geri göğsüne çekerken " O olmaz kendine kızmana izin vermem. Sen yine bana kız."
"Rusya'ya gitme"
"Tamam gitmem."
"Ben özlerim diye mi?"
"Cıkk..."
"Niye?"
Cevap yok.
"Niyeeeee?"
"Fadime bak seninle bu evde şu pozisyonda olmamız bile yanlış. Nolur beni konuşturma ki daha da yanlışa batmayayım."
"Yanlış mıyım ben yani?"
"Ee doğru musun Fadime? Başka bi adamın sevgilisi bana nasıl doğru olabilir? Bak sana konuşturma beni diyorum. Şurda oturalım düzgünce sabah olsun siktir olup gidelim şu evden kapansın bu hesap, benim de canım var yeter da!"
Fadime ağlıyordu, ses etmedi. Uyuyakaldılar. Savaştan çıkmış gibi yorgunlardı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

74okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18