Kıyamet Sonrası kitap kapağı

15. bölüm / 28

Kıyamet Sonrası

Bölüm 15

Vaveyla Yazarı: faso faso

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: Bölüm 15

Fadime istifini bozmadan "Sen zaten ölüsün İsofurtuna canına istesem de kastedemem." dedi.
İso onlar gelmeden içtiklerinden aldığı cesaretle 2 adım atıp dibine girdi. Eğildi kulağına "Gerçekten mi Fadime Koçari yayla evine senden başkası girdi diye beni öldürdün mü?" dedi çekti kendini. Üstündeki etkisini görmek ister gibi baştan aşağı süzdü. Gözleri kapalıydı. Boynuna uzandı elinin tersiyle parmaklarını çok hafifçe dokundurdu. Ürperdiğini hissediyordu. Boynundan omzuna kaydırdığı eli kendisini de yakıyordu ama hiç şikayeti yoktu. Tekrar eğildi parmaklarını sırtına kaydırırken fısıldar gibi "Fadimeee" dedi. Fadime İso tarafından zapt edilmiş gibiydi. Titrememek, uzanıp ona dokunmamak için olağanüstü bir çaba vermesi gerekiyordu. Tenindeki parmakları nefesini kesiyordu. Nerdeydi dünkü hissizliği? Kendi kurduğu tuzağa kendisi düşüyordu şu an tam olarak. Ama karşı koyamıyordu "hmm" dedi inler gibi. İso keyiften aklını oynatacak gibiydi. "Gözlerini aç" dedi. Boynunda nefesini hissederken nasıl yapacaktı? Gözlerini açmayı bilmiyor gibiydi. Sadece eziyet etmeyi bırakıp sırtını okşamasını istediği parmaklarına ve nefesine odaklanabiliyordu.
"Aç gözlerini" diye tekrar etti. Çok zorlanıyomuş gibi açtı gözlerini. İso onu birden tutup camın önünde bir masada oturan ve gergin oldukları dışarıdan belli olan İlve ve Fatih'i gösterdi. Fadime ne oluyo anlamıyordu. Bir ömür gibi süren o an gerçek değil miydi? Kendi hayali miydi? Ne oluyordu şu an? Bu ne gösteriyordu şimdi?
"İçeri girme biraz rahatlasınlar."
Fadime sadece başını salladı. "İçki alayım ben bekle sen burda" dedi içeri girdi İso.
Fadime hala boş boş bakıyordu içerideki insanlara. Müziği falan duymuyordu. Kendini toparladı. Hiçbir şey olmamış gibi yapacaktı. Çünkü belki de olmamıştı. İso geldi elindeki martiniyi uzattı. "Şu tarafa gelsene burda izliyor gibi olmayalım" diye terasın ucuna daha karanlık yere doğru yürüdü. Kenarlığa yaslandı içeriye bakar pozisyonda durdu Fadime de yanına geçti. İso Fadime yanına gelince yine koluna dokunup "Ürpermişsin üşüdün mü? dedi pis pis sırıtarak. Fadime o anın yaşadığından emin oldu. Nasıl da oynuyordu hala kolunda teninde gezinen parmaklarını tutup kırmak ya da kendine bastırmak istiyordu. Arası asla yoktu. İso içkisini uzattı üstündeki ceketi onun omuzlarına bırakıp içkisini geri aldı.

"Az önce ne olduğunu sormayacak mısın?"
"Hayır."
"Ölmüş müyüm diye kontrol ettim."
"Ölmüş müsün?"
"Emin değilsen bir daha kontrol edelim." diye elini ceketin altına soktu sırtına yükseldi. İyiden iyiye okşuyordu. Fadime minik bir iniltiyle durdurmak ister gibi gerildi göğsünü hafifçe öne doğru atıp. İso çekti elini ama çıkarmadı ceketten. Eğildi yine kulağına "Kimi öldürmeye çalıştığını hatırladın mı yoksa devam edeyim mi?" dedi. Devam etsin istiyordu cevap vermedi. Sırtını eline bıraktı ama İso' nun eli sırtını belini kalçasını süpürüp çıktı.
"Bunu bir daha yaparsan seni gerçekten öldürürüm."
"İstemiyor musun?"
"Hayır."
"Niye karşı koymadın o zaman Fadime?"
Sesindeki imaya sinir olmuştu Fadime çünkü gerçekten karşı koymamıştı. Koymamıştı.
"Tamam şöyle sorayım ölmüş müyüm?"
"Seni ben öldürmedim sen kendin atladın."
Ceketi verdi giriyordu İso yakaladı belinden çekti "Gel buraya!"
Fadime ters ters belindeki ele baktı yüzüne baktı. İso bıraktı aniden.
"Tamam dur şurda konuşsunlar. Elim kolum duracak bak söz." diye elini önünde bağladı. "Ceketi giy üşüyeceksin." Usulca aldı ceketi giydi. "Söz dinleyince nasıl tatlı oluyosun keşke kendini bi görsen."
"Sus yoksa soyunurum!"
"Valla mı? Soyunsana bi kere!"
"Ula onu mu diyorum ceketi çıkarırım diye dedim."
"İçinden diğeri geçiyosa onu da yapabilirsin sıkıntı yok."
Fadime tam bir şey diyecekti İso koşar adım içeri girdi. Fadime noluyor diyemeden çoktan girmişti. Peşinden gidecekti ki barın yanında bi kadına sarıldığını gördü.
"Ee yuh artık" dedi. Sinirliydi. Kızgın ya da kırgın veya üzgün değildi. O kota çoktan dolmuştu belli ki. Buradan çıkması lazımdı. Ceketi usulca bıraktı kendi sakinliğine şaşırarak. Kapıdan girdi bar tarafından geçemem görür diye masaların arasından geçerek çıktı. Çok mantıklı davranıyordu kendini takdir ederek gitti resepsiyondan oda kartı aldı. İlve'ye mesaj attı gürültüden başım ağrıdı sessiz bir yere geçtim giderken haber et, diye. Bi takdir daha.
Odayı buldu, kapıyı açtı, girdi. Ağlamaya başladı. Elinde kartla ışıkları bile açmadan yatağa girdi.
Biliyordun biri olduğunu bal gibi biliyordun inanmak istemesen de onu yayla evine kadar götürdüğünü de biliyordun hepsini biliyordun bile bile sana dokunmasına izin verdin karşı koymak aklına bile gelmedi. Sen burda ağla evde ağla git konakta ağla işe git orda ağla artık ne diye döndün İstanbul'dan. Abini bahane ettin derdin hep ona yakın olmaktı al yakınsın sana dokunsa kendinden iğrenirsin sana baksa başkasına ait diye kendini suçlarısn aferin al işte yakınsın sana aferin iyi halt yedin de kaldın ağla şimdi 10 gün daha çıkma evden sen ağlarken o... Sen daha sen ağlarken neler yaptığını kendine itiraf edemiyorsun. Aferin sana! Dışarıdan bakan seni dirayetli sanar bıraktın kendini 2 dakikada ellerine kedinin fareyle oynadığı gibi oynadı ağla şimdi yeterince rezil olmadın 10 gün daha çıkma evden yine ağla yine işe gitme gitmediğin her gün zaferini kutlasın nasıl yerle yeksan oluyo her şeyime desin ama sorun değil nasılsa kendini ellerime bırakır uğraşmama gerek bile kalmaz desin.
Uyudu.
Kendisiyle kavgası bitmeden uyuyakaldı.
...
Kapı çalıyordu. Yatakta doğruldu ayağındaki ayakkabılara baktı kendine acıdı. Gitti kapıyı açtı koridorun ışığı gözünü aldı ama İso ve yanındaki kızdı kapıdakiler onları tanıdı. Keşke tanımasaydı. Hala elinde tuttuğu karta baktı döndü kapıdaki numaraya baktı.
"Burası benim odam." dedi. Kız bir şey diyecekti gibi oldu "Odamı size veremiyorum kusura bakmıyorsun dimi? Onun odası var zaten olmasa inan verirdim sizi mağdur etmezdim." dedi kıza. Kapıyı yüzlerine kapattı. Yere çöktü yatağa gidecek gücü yoktu.
Kapının önünden sesleri duyuyordu.
Sena sen git kusura bakma.
Ben halledeceğim sen git.
Fadime kapıyı açar mısın?
Fadime
Aç şu kapıyı uyuyan insanlar vardır Fadime ses oluyor
Odana izinsiz girmek istemiyorum açar mısın lütfen

Fadime duymamak için kalktı yatağa girdi yeniden.
Bir süre sonra da İso kapıyı açtı girdi.
"Bak geliyorum Fadime"
Ses yok. Fadime ona doğru dönmedi bile.
"Bak giricem uygun değilsen söyle."
"Sena'nın yanına git ayıp olmasın!"
"Sena'ya ayıp oldu biraz evet ama hallederiz."
Sesi yaklaşıyordu. Napıyor geliyor muydu? Dönüp bakamazdı hayır. İso usulca yatağa yanına uzandı noluyo demeye kalmadan sarılıp kendine çevirdi.
"Şşş sakın bağırma bir şey anlatıp gidicem. Konuya nerden giricem bilmiyorum ama öncelikle Sena arkadaşım Deniz'in nişanlısı. Kimseyle yayla evine gitmedim tatile de gitmedim. Nereyedeydin deme onu diyemem ama gitmedim yemin ederim." Fadime kıpırdamaya çalıştı İso daha sıkı sarıldı. Daha yumuşak bir sesle
"Kimse yok yani hiç de olmadı. Kendini yemeyi, benim yüzümden üzülmeyi bırak." Kollarını çekti yavaş yavaş yüzüne bakmaya çalıştı, karanlıktı. Parmak uçlarıyla çekinerek yüzüne dokundu ıslaktı, gözyaşlarını sildi. Saçından minicik öpüp yavaşça kalktı yataktan. Fadime'nin aklından ona inanmama fikri bile geçmiyordu ama "Hiç inanmadım sana" dedi. "Hakkındır ama gerçek bu. Sen dinlen yukarıdaki tantana bitince bırakırım sizi eve."
"Gitmesen?"
"İstemediğimden değil ama bence gideyim."
"Niye?"
"Kalırsam yanına yatıcam yatarsam sarılmak isterim sarılırsam öpmek isterim..." durdu derin bir nefes aldı. "Sonu yok yani...ben gideyim."
"Gel diyorum sana sen salak falan mısın niye itiraz ediyorsun?"
"Ateşle oynuyorsun farkında değilsin." dedi yatağa uzanırken.
"Farkındayım, en fazla yanarız."
İso uzandı dümdüz duruyordu.
"Ee hani sarılıyodun?"
"Fadime bak zaten zor tutuyorum kendimi yapma?"
"Tutma"
"Hani sen bana inanmıyordun inanmadığın adamla mı sevişeceksin?"
Fadime "yuh" diyerek yataktan çıktı. İso da kalktı. Bu tepkiyi eklese de bozulmuştu.
"Ben gidiyorum kalktın madem sen de gel hadi."
"Gitme."
İso döndü "Gitmiyorum tamam napıcaz burda?"dedi.
"Otur konuşcaz." dedi. İso gidip küçük lambayı açtı "Böyle daha iyi" diyerek oturdu. Fadime ayakkabılarını çıkardı elbisesini dizlerinden hafifçe yukarı çekip İso'nun kucağına oturdu. Şok olduğunu belli etmemek için "Hoş geldin de napıyosun?" dedi.
"Gitmeni engelliyorum."
"Başka yolu yok muydu illa eziyet mi edeceksin?"
"Bu eziyet mi şimdi eskiden seviyordun."
"Eskiden karımdın ya hani eziyet olmuyordu falan."
"Ee yine olurum."
"Kalk Fadime." Kalkmadı. "Kalk diyorum sana." Duymuyor gibiydi. Belinden tutup kaldırdı koltuğa yanına bıraktı kızı oyuncak bebekti kız sanki.
"Tamam bi halt yedim yalan söyledim ama dalga geçmene de müsade edecek değilim." dedi çıktı gitti. Fadime şok içinde bakakaldı arkasından.
...
İso çok kızgındı yukarı çıktı. Ne yapacağını bilemeyip bara girdi kollarını kıvırdı sipariş alıp içki hazırlamaya başladı. Mert "Abi iyi misin?" dedi. "Harikayım." dedi.
Fadime geldi bir süre sonra bakındı göremedi sonra barda olduğunu fark etti millete içki mi hazırlıyordu o? Kendisi de girdi. Bi hışımla tuttuğu gibi barın arkasına çekti.
"Hani sen bu tarafa geçmiyodun elaleme içki hazırlıyosun bir de seni gebertirim ha!"
"Müşteriyi mi kıskandın sen?" dedi gülerek.
"Başkasına içki hazırlamana ayar oldum."
"Müşteri onlar müşteri hey senle benim müşterimiz hatta, bu otel bizim."
"He, olsun sana mı kaldı bu iş barmen yok mu?"
"Var Fadime. Niye geldin sen?"
"Sen beni istemiyor musun?"
"Ne biçim soru bu istemiyor gibi miyim?"
"Cevap ver istiyor musun istemiyor musun?"
"Hayatımda daha çok istediğim bir şey olmadı. Yeterli mi cevap?" Fadime gülümsedi
"He yeterli. Ben de seni istiyorum. Seni eğer şey olursa...affedebilrsem bir de birkaç sorum var onlara cevap verirsen evlenmeyip napacaz!"
"Affetme ihtimalin var yani ben doğru mu anlıyorum?" Temkinliydi.
"Var."
"Evleniriz ha?"
"He İso her şeyi tek tek soracak mısın? Fırlattın kenara gittin dellenip zaten sinirliyim sana."
"Tuttum kenara koydum niye fırlatayım seni ya küçücük bir şeysin zaten."
Fadime üstüne yürür gibi diklendi İso oralı olmadı hiç.
İso inanamayarak kendi kendine "Affetme ihtimalin var he?" diye gülümsüyordu. "Affettim demedim İso hem sorularım var."
"İso dedin o da yeter şimdilik." Uzanıp kolunu tutan eli tuttu öptü.
Sor ne soracaksan diyemiyordu soruları tahmin ettiği için.
"Şimdilik diyo bir de ya." diye yalandan bi kızgınlıkla elini tutup bardan çıkardı İso'yu. İlve ve Fatih'le burun buruna geldiler. Fatih ellerine bakıp gülerek "Abim bize yetti kalkıyoruz aşağıda bi kahve içicez." dedi. Fadime basılmış gibi hissediyordu yanakları al al "Biz de geliriz kahve içmeye." dedi. Hala el ele olduklarının ikisi de farkında değildi. Fatih "Tamam gelin deee" derken ellerini gösterdi. Aniden çektiler.
Fatih onları İso da Fatih'le ilve'yi izliyordu. Herkes kendini bırakmış karşıda ne oluyo diye bakıyor gibiydi.
Aşağı inince İlve "Geç oldu biz gidelim kahve kalsın." dedi. Fadime İso'ya dönüp "Taksi çağır bize."
"Gerek yok ben İlve'yi bırakırım sizi de çocuklardan biri götürsün." dedi Fatih.
"İlve ablam bende kalacak beraber gideriz biz."
"İyi o zaman bendesiniz hepimiz aynı yere gidiyoruz zaten."
"Aynı yer?" dedi Fadime.
"Söylemedin mi sen komşu olduğunuzu oğlum?"
"Fırsat olmadı."
Otoparka yürürken İso Deniz'i aradı. "Kardeşim Sena yanındaysa selam söyle kusura bakmasın. Fadime'nin bir keçi olduğunu falan durumu anlatırsın sen." dedi.
"Sensin ula keçi!"
"Cıkk...Ben keçilerden yara almış bir adamım." dedi elini kalbine koyup gülerek.
"Dua et yaralısın öldüredebilirdim." Ceketini çıkarıp Fadime'nin omzuna koydu.
"Hatırlatmak istemem ama öldüremezsin az önce gördük ya. Unutmuş olamazsın. Hatırlatayım diye mi yapıyorsun yoksa?" diye elini uzatıyordu ki Fatih bağırdı "Oğlum gelecek misiniz artık donduk."
İso elini panikle çekerken "Bi seninki bi benimki bi seninki bi benimki durmuyorlar ebedi bırakmıyorlar valla bezdim." diye söylendi yürürken. Fadime iç çeker gibi "Hakikaten ya" dedi. "Ne? Sen bana hak mı verdin abim yerine, kızmadın yani öyle şeyaptım diye doğru mu?"
Fatih gelip koluna girdi aniden "Amma konuştun abicim hadi" diye arabaya sürükledi.
Binanın önüne gelince İlve İso'ya "Sen nerde oturuyorsun yakın mı?" dedi.
İso binayı gösterip "Burda." dedi gülerek.
Fadime dehşetle "Nasıl yani sen burda mı oturuyordun? dedi.
"Yok daha oturmadım Allah kısmet ederse ilk defa oturcam bu akşam." Abisine baktı. "Oturcaz, belli ki abim de bende kalıyor bu akşam." dedi utandırmak ister gibi takılarak. Asansöre bindiler Fadime erkeklerin düğmeye basmadığını fark etmedi İlve etti ama o da ses etmedi. O da merakla izliyordu.
Asansörden indiler hep beraber Fadime dönüp "Siz gitsenize kendi evinize ne takip ediyorsunuz?"
İkisi birden "Gidiyoruz zaten." deyip evin kapısında durdular. İlve kahkahasını tutamadı. Fadime evlerin ortasında durmuş bir onu bir onu gösterip "Ula niyyeee?" dedi. "Onu bu arkadaşa sor." diye Fatih'i önüne itip kapıyı açıp eve girdi. İlve gelip Fadime'yi tuttu "Hadi girelim artık sonra konuşursunuz." diye eve götürdü.

İso elinde yemek paketiyle kapıyı çaldı. Fadime güç bela kapıyı açtı. İso'yu görünce şaşırmadı. Bir hissi yoktu. Hepsi birden ölmüş gibiydi. Ona da şaşırmadı fark edince. "Esme yengem gönderdi." dedi elindekileri gösterek. Fadime "Sağol." deyip aldı. İyi değildi. Kapıyı kapatıp gidip yatmak istiyordu. Ama İso kapıyı tuttu. "Yediğini görmem gerek öyle tembihledi yengem. Konuşmicam söz sen ye, göreyim giderim sonra." dedi geçti içeri. Fadime'nin itiraz edecek dermanı yoktu. İso paketleri aldı açtı sehpaya. Fadime koltuğun köşesine ayaklarını toplayıp oturdu çorbayı aldı. "Otursana." dedi İso'ya bakmadan. Yavaş yavaş dermanı yok gibi zorla yiyordu. İso'nun gözüne küçücük göründü. Ona bu kadar kıyamıyorken birbirlerine nasıl bu kadar kıydıklarını düşündü onu izlerken. Fadime çorbayı bitirdi yavaşça boş paketi sehpaya bıraktı. "Yedim, gördün. Hadi git. Uyuyacağım." dedi. İso kalktı söz verdiği gibi gidiyordu. Sonra dayanamadı "O herif yüzünden mi böylesin sen? Ayrıldınız diye mi kendini eve kapadın?"
Fadime bomboş bakarak nasılsa artık fark etmez diye "Biz yeni ayrılmadık oldu epey." dedi. "Hadi İsmail sözünü tut, git. Yatıcam ben."
İso dalgın dalgın çıktı. İsmail? Sorun kendisiydi. Onu bu hale getiren kendisiydi. Hızla aşağı indi. Merdivenlerde bastığı yer basamak değil kendi boş kafasıymış gibi eze eze indi. Arabaya bindi.
Soluğu Koçari Konak'ta aldı. Girmedi. Kapıdan "Abi selamlar, abla bi gelsene bi şey konuşacaktım." dedi. Adil ses etmedi konunun ne olduğunu bildiğinden. Esme çıktı.
"Abla Fadime o adamdan ayrılmış sen o yüzden mi gelemez dedin?"
"He" dedi çekinerek.
"Ne zaman oldu? Abla sen bana niye demiyosun ya?"
"Sizin evde kaldığınız gece karar vermiş onun kaderi senmişsin."
İso'nun gözlerinden minicik bir sevinç pırıltısı geçti.
"Kaderi benmişim hı?"
"He ama her kaderi bir olan beraber olmazmış öyle dedi."
"Der tabi neler dedim kıza ya." İso yerinde duramıyor kendi etrafında dönüyor yürüyor geri geliyor tekrar yürüyor dönüyordu.
"Neler dedim ya yayla evi dedim tatil dedim yerimizi bilelim dedim. Sen de gördün di mi küçücük kalmış 1 haftada."
"Gördüm tabi ula sen yedin bi fışki tatil matil dedin hadi yayla evini ne karıştırıyosun, mahvoldu kız. Benle bile konuşmuyor. Adil'in sabrı taşmak üzere zor tutuyorum onu da."
İso yine nefes alamıyor yerinde duramıyordu. Esme tuttu onu sedire oturttu.
"Ablam sen bu hastane mevzusunu anlatsan mı? Başka oluru yok gibi."
İso birden fırladı yerinden "Olmaz. Hayır sakın. Kendine kızar o, kendini suçlar olmaz kendine kızacağına bana kızsın."
Adil çıktı dışarı ağır ağır geldi İso'ya sarıldı. İso anlamadı Esme'ye baktı. Esme "Hastanede yattığını demek zorunda kaldım." dedi çekinerek.
"Tamam abi iyiyim da bir şeyim yok." dedi.
"Bak hala beni sakinleştirmeye çalışıyor." dedi gururla Esme'ye dönüp.
İso "Abiii" dedi.
"Tamam Fadime bilmeyecek Esme yaklaşık 100 kere söz verdirdi. Zaten onun değil benim kabahatim. Ona kalsa o zaman da attırmazdı seni."
İso kalbinin ezildiğini hissetti.
"Kabahat falan yok abi hakkım ölümdü siz sağ bıraktınız."
Adil yutkunamadı, bir kez daha sarıldı "Sen benim kardeşimsin 3 abin var say." dedi.
Evine gitmedi Furtuna Konağı'na döndü. Fatih "Sen niye geldin ben sana gel burda kal diye mi ev aldım?" dedi. Şirin "Ne evi kim kime ev aldı?" dedi. "Ben aldım buna hayırdır itirazın mı var?" dedi. İso üzüldü, babaannesine böyle davranmasına kızıyordu bazen. Ama hakkı da vardı o yüzden ses etmedi.
"İtirazım var tabi zaten dağıldı ailemiz kalanı da başını alıp gitsin mi oğlum?" dedi. Fatih de acımaya benzer bir duyguyla "Öyle değil ya bu salak kardeşim kızın gönlünü alsın diye Fadime'nin karşı dairesini aldım ona ama salak olduğu için buraya gelmiş." dedi. Şirin Fatih'e döndü "İyi etmişsin uşağum iyi düşünmüşsün." dedi sonra İso'ya döndü "Sen iyi etmemişsin." dedi. "Yuh babaanne sen de mi ya?"
"He ben de. Ses etmeyeyim dedim ama sen daha kendini affettiremedin kıza. Bi de o oğlan var işin içinde." derken İso sözünü kesti "Sahi Fadime başkasını koluna taktı düğünümüze geldi el alem ne der demeyecek misiniz siz?"
"Yoo niye diyelim? Kızın ne suçu var? Sen salak olmasaydın da kız koluna başkasını takmasaydı."
"Abin haklı, senin hatan. Daha ilk ayrıldığınızda dedim sana gelme İstanbul'dan bul kızı özür dile diye dinlemedin, inat ettin."
"Medeniyet seviyenizi beğendim, beni suçlamanızı beğenmedim. Neyse ayrılmış zaten Fadime." dedi gülümsemesini bastırmaya çalışarak. "Ama beni affetmiyor, affedecek gibi de durmuyor."
"Orası senin marifetin abim artık, kız ayrılmış üstüne düşeni yapmış."
İso bir şey demeden odasına çıktı. Fadime evlenmiyordu üstelik kendisini seviyordu hala belli ki. Herkesin destekliyor olması güzeldi. Ama bir gün affeder mi acaba diye düşünemiyordu, utanıyordu kendinden. Çok canını yakmıştı. Kıskandığını, üzüldüğünü bile bile canını yakmıştı. İkisi de saha fazla yanmasın diye yakmıştı ama o bunu bilmiyordu. Bu top burdan dönmezdi ama en azından onun yanındayken gözlerine bakarken suçluluk hissetmeyecekti.
...
İso sabahtan fabrikaya uğradı. Fatih "Hiç bakınma gelmedi." dedi. O da gelmeyeceğini biliyordu da bir umut bakıyordu. "Ben otele geçiyorum. Akşam uğrasana laflarız."
Eve gidip bakmak istiyordu. Ben kimseyle tatile falan gitmedim demek istiyordu. Kovmadığı sürece yanında kalmak istiyordu. Ama aklına o adamdan ayrıldığını sakladığı geliyordu demek ki affedemiyor affetmeyecek diye vazgeçiyordu.
Akşam bi grup sahne alacaktı otelde girişte onun telaşı vardı. Ofise geçti bakındı Fadime buraya da gelmemişti. Bir bahaneyle aramak geldi içinden en azından sesini duysaydı. Bi rahat ver kıza diye vazgeçti. İşlerini halledip bara çıktı. Organizasyon telaşı buraya ulaşmıştı. Sound check yapılıyordu kafası sesi kaldırmadı terasa çıktı Mert'i çağırdı.
"Hazırlıklar tamam mı?"
"Tamam abi Cevdet Bey son kontrolleri yapıyor."
"İyi o yapsın gel otur sen. Deniz'le Sena geliyor mu akşam biz konuşamadık hiç?"
"Abim yetişebilirse gelecek ama yengem gelecek. Abi buarada geçmiş olsun göremedim seni bi türlü."
"Sağol sağol sana şey dicem Fadime uğradı mı hiç?"
Oğlan gülmemeye çalışıyordu.
"Gülme yersin kafana küllüğü bak."
"Tamam tamam, yok uğramadı hiç en son seni aradığım gün işte sen hastanedeyken geldi sonra görmedim geldiyse bile. Abi biz o gün niye yalan söyledik yengeye?"
"Yenge?"
"Ee yenge belli ki abi ama soruma cevap vermedin."
"O uzun mesele karışık yani boşver. Fadime'ye yenge desene bi kere geldiğinde ama ben de olayım seni nasıl paralıyor görmek istiyorum." dedi keyifle gülerek. Ondan bahsetmek bile nasıl iyi geliyordu.
"Ha pardon ben eskiden şey olunca ondan yenge dedim de değilse demem."
"Öyle öyle ama sen ona deme sakın seni de beni de öldürür. Buarada yeni patronun da olur kendisi."
"Ee zaten değil miydi?"
"Öyleydi de tek başına değildi."
"Ee oteli aldıysa sen de gidiyo musun abi?"
"Ha yok otel ikimizin artık."
"Eee tek dedin? Abi başka yerde mi içiyosun artık kalbim kırılır bak ha." dedi gülerek.
"Ben sana patronluk mu yapıyorum lan? Neyse o gün başka ne konuştunuz?"
"Konuşmadık ki ha dur şey sordu çok içiyor mu dedi ben de bazı geceler dedim."
"Eee ?"
"Biriyle geldiğinde mi çok içiyor dedi ben de otele biriyle gelmez ki dedim."
"Ohh iyi en azından burdan gol yemedik." dedi İso rahatlayarak.
"Abi yalan söyledin ya hatta beraber söyledik o gol sayılmıyor mu?"
"Çok konuşuyosun abicim valla sen ilk başladığında bu kadar geveze değildin."
"Aşk olsun abi."
"Allah seni inandırsın olmuyor olamıyor. Yengene desene bunu eşref saatine denk gelir dinler belki seni." dedi iç geçirerek. "Ne zaman bitiyor senin ceza?"
"Var daha."
Telefonu çaldı Fatih'ti. Gelmiş restoranda onu bekliyordu.
"Ben sipariş verdim açssn söyle sen de."
"Sana da selam canım abim. Göbeğin çıkmaya başladı farkında mısın bilmem ama az ye biraz."
"Babası bir bağ bağışlamış oğlu bir salkım üzümü çok görmüş."
"Ne mana şimdi özlü sözler falan?"
"Sana otel verdik otelde yediğimiz yemek gözüne battı demek. Yıllardır yurtdışında olan ben Türkçe bilmeyen sen bu nasıl iş? Bak aklıma ne geldi bu Fadime seni affetmiş ama sen anlamamış olabilir misin? Keşke sizi dinleyebilsem de böyle demek istiyor diye seni aydınlatabilsem."
"Görüşe gel de anama bi sor istersen bilgisi dışında insanlar nasıl dinlenir falan bilir o." dedi dişlerinin arasından.
Fatih şaşırmamıştı "Sizi mi dinletiyordu?" dedi gülerek.
"Yok amcamı. Ama bizi de dinlemiştir kesin."
"Maşallah analık dışında her işin ehli Zarife Hanım. Suç şebekesi kurarmış az imkanı olsa."
"Diyene bak" dedi İso. Rahatsız olduğu belliydi.
"Benimki zorunluluktan onunki gönüllü fark bu. Zarife Hanım Şirin Hanım'ın gözüne girmek için sürgün eder gibi göndermese benim de normal bir hayatım olurdu belki."
"Abi öyle demek istemedim."
"Biliyorum biliyorum da arada sana hatırlatmak gerekiyor kendi isteğimle gitmediğimi. Kimse kimseyi affedemiyor da senin beni affedememe durumun yok oğlum. Kızdın biliyorum ama küçüktün anlatamazdım ki ne anlayacaktın anlatsam sanki."
"Ne affetmesi abi nasıl laf ya?"
"Farkındayım oğlum hala güvenmiyosun hala çocuk İso gibi davranıyosun bazen."
"Bi yerde okumuştum travma tetiklendiğinde yaşınıza göre değil o yarayı aldığınız yaşa göre davranırsınız diyordu. Belki öyle bir şeydir."
"Nerde okudun abim instagramda mı?" dedi gülerek.
"Senin sevgi dilin zorbalamak ha."
"Ne?"
"Sevgini gösterme şeklin yermek yani."
"Türkçe bildiğini mi ispat etmeye çalışıyosun sen?"
"Yeminle bezdirdin beni. Abimi arıyorum gelsin beraber yemek yiyelim."
"Yeni evli adam bizle mi yemek yesin?"
"Ee ne var ki?"
"Oğlum sizinki nasıl bir evlilikti acayip merak ediyorum ha. Hiçbir bok bilmiyosun."
"Nasıldı anlatayım Adil kızmasın hop Koçari aha anam tehdit etti hoop Furtuna gidip geliyoduk tabi yolda amcam tarafından vurulmazsak ya da Eyüphan canımıza malımıza kastetmezse. Başbaşa bir şey konuşacaksak yayla evine gidiyoduk bak konuşmak için diyorum ha."
"Eyüphan kim?"
"Koçari''den Amirum dayı vardı onu bilirsin onun oğluydu beraber kaza ettiler işte öldü ikisi de. Fadime'ye sevdalıydı sürekli bir şey yapıyor ya da yapmaya çalışıyordu. Arabamın frenlerini kesti, beni yaraladı falan öyleli bir deliydi yattığı yerler sıksın inşallah."
"Ee niye öldürmedi kimse?"
"Abim denedi bi kere Eleni kurtardı."
"Al işte Adil'in kızı adalet adalet derler de terazilerinin ayarı bozuk."
"Abi kız doktor ya hani Hipokrat falan hatırla."
"Ee bu olanlardan benim niye haberim yok?"
"Burada olmadığın için olabilir mi? Hadi kalk yukarıya bi bakalım ne alemde."
"Git kendin bak ya da ara ortağını ara gelsin beraber bakın."
"Arayamam hadi çıkıyorum gel."
Fatih ayaklandı peşisıra giderken "Ne demek arayamam? Ee ayrıldı dedin ya dün?"
"Ayrıldı diye kollarıma mı koştu abi?"
"Koşsun diye bir şey yaptın mı?"
"Koşmasın diye yaptım."
"Yavaş yürü lan nefes nefese kaldım. Ne demek koşmasın diye yaptım?"
İso durup hızlıca tatili, yayla evini anlattı.
Fatih bir şey demedi. İso şaşırdı kızmamasına. Yukarı çıktılar hava iyice kararmıştı. İso etrafı kontrol edip terasta oturan abisinin yanına çıktı.
"Sessizliğin bilema korkutuyo beni bir şey de."
"Abim bu hastalık hastane falan onları anlatman lazım başka yolu var mıdır diye düşünüyorum da valla işin içinden çıkamadım."
"Esme ablam da söyle dedi ama söyleyince siz sanıyorsunuz ki her şey yoluna girecek. Öyle değil işte. Beni affedemiyor o. Şu an sadece kızgın canı yanıyor. Ama onu dersem hem kendini suçlayacak hem affedemeyecek hem de yalan söyledim gerçeği demedim diye kızacak. Kendini suçlattırmam.. cıkk"
Fatih'in yüzü asıldı "Hiç mi affetme ihtimali yok lan?"
"Cıkk...Keşke"
"Olsa açık açık anlatır mıydın?"
"Bi saniye duran adam değildir. Ama şimdi olmaz. Anlattığımda yanında olabilsem kendini suçlamasına izin vermem. Ama yanına yaklaştırmıyor."
"Haksız mı peki?"
"Kalk içeri oturalım üşüdüm ben."
İçeri geçtiler, bara oturdular. Yavaş yavaş gelmeye başlayan kalabalığı izliyordu Fatih, İso da yanında içki bardağını önünde çevirip duruyordu. Fatih birden "Abim geçmiş olsun sana." dedi sırtına vurup kapıyı göstererek.
Gelen yeşil elbisesi, kırmızı ruju ve topladığı saçlarının ortaya çıkardığı boynuyla İso'nun bi an nefesini kesen Fadime'ydi. Fatih "Ne alaka şimdi peki?" dedi. Kız ortada yoktu günlerdir.
İso Fadime'den gözünü ayırmadan "Öldürdü, toprak atmaya geliyor." dedi. İso kapıda İlve'yi gördü abisinin omzuna vurup "Sana da geçmiş olsun abim." dedi.
İso, Fadime'nin nihayet evden çıkmasına sevindi ama İlve ve Fatih'in yıllar sonra ilk kez konuşmak zorunda kalacakları bir ortamda olmaları asıl onu meraktan çatlatacaktı. Taburelerden kalktılar kızlar yanlarına gelirken "Fatih abi selam" dedi Fadime cıvıltıyla "Hoş geldin abim" dedi sarılırken. Fadime İlve'ye dönüp "Fatih abiyle tanışıyor muydunuz siz?" dedi. Fatih cevap vermesine gerek kalmadan elini uzattı "Hoş geldin İlve" dedi. "Sen de hoş geldin Fatih" dedi İlve de. Fadime İso'ya bakıyordu bir şey soracak gibi. Ama İso ona değil Fatih ve İlve'ye kitlenmişti. Fadime adamın içindeki dedikodu aşkı ebedi sönmüyor diye düşünüp hafifçe dürttü. İso sanki yeni görüyor gibi süzüp "Geleceğinizi bilmiyodum bi bakayım boş masa var mı?" dedi. Fadime "Sana bir şey dicem" diye çekiştiriyodu İso'yu terasa doğru.
Fatih "Siz gidin konuşun yeri ben hallederim." dedi. İlve'ye dönüp "İkiniz mi olacaksınız başka gelecek var mı?"
"Yok ikimiz varız." Fatih birine seslendi. İlve çekinerek "Siz?" dedi.
"Biz rahatsızlık vermeyelim."
"Olur mu canım öyle şey!"
"Tamam dur o zaman kapıya yakın bi yer versinler İso derin derin nefes almaya ihtiyaç duyacak gibi bu akşam." dedi gülerek gitti birilerinin yanına.
...
"Şşş sana bir şey sorcam o içerdeki neydi öyle? Bu İlve Fatih olayı doğru mu? Sen biliyo musun?"
"He doğru biz böyle ailece mazoşist gibi Koçari kızlarına tutuluyoz. Senin haberin yok muydu?"
"He neyse ki sen çabuk kurtuldun." durdu İso'nun yüzüne baktı "kurtulmadım ki" der mi diye bekledi. İso daha çok ya sabır diyor gibiydi.
"Yoktu valla haberim yani vardı da detay hiç konuşulmadı. Ben küçüktüm zaten sonra da İlve evliydi falan konuşulmadı yani. Ama keşke konuşsaymışız çok garip oldu böyle."
"Daha iyi oldu konuşurlar belki, bir şey değişir birileri mutlu olur."
"Sen baya ilgilisin konuya ha fark ettim az önce kitlendin ikisine işaret ediyorum görmüyosun bile."
Fadime'yi duymuyor gibi izliyordu. Boynuna bakıyordu "Saçlarını hep toplasan her an öpebilsem" diye nerdeyse yalvardığı boynuna. Ordan kıpkırmızı, tadını unutmak üzere olduğu dudaklara. Elbisesinin gözlerine yansıttığı renge bakıyordu. Yine ormanlar dağlar seriliyordu önüne ama nefes alamıyordu. Yetmiyordu.
"Sen nasılsın?" diyebildi nihayet. Kız kendi etrafında salınır gibi döndü.
"Sence nasılım nasıl görünüyorum?"
"Canıma kastın var gibi görünüyosun."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

76okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18