25. bölüm / 28
Kıyamet SonrasıBölüm 25
Bölümler 28Şu an: Bölüm 25
- 1 Kıyamet Sonrası1.558 kelime
- 2 Bölüm 21.348 kelime
- 3 3.Bölüm1.438 kelime
- 4 Bölüm 42.297 kelime
- 5 Bölüm 51.441 kelime
- 6 Bölüm 61.849 kelime
- 7 Bölüm 71.404 kelime
- 8 Bölüm 8947 kelime
- 9 Bölüm 94.350 kelime
- 10 Bölüm 102.181 kelime
- 11 Bölüm 111.016 kelime
- 12 Bölüm 123.784 kelime
- 13 Bölüm 131.474 kelime
- 14 Bölüm 142.160 kelime
- 15 Bölüm 154.021 kelime
- 16 Bölüm 162.223 kelime
- 17 Bölüm 172.449 kelime
- 18 Bölüm 181.785 kelime
- 19 Bölüm 192.360 kelime
- 20 Bölüm 201.566 kelime
- 21 Bölüm 213.063 kelime
- 22 Bölüm 222.357 kelime
- 23 Bölüm 231.258 kelime
- 24 Bölüm 241.473 kelime
- 25 Bölüm 251.470 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 Bölüm 262.111 kelime
- 27 Bölüm 271.567 kelime
- 28 Bölüm 281.466 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Fadime koltukta uyandığında hava kararmak üzereydi. Birbirlerine sarılı kollarına sevdiği adamın yüzündeki tebessümü baktı. Ne huzurlu görünüyor diye düşündü. Usulca yanağından öptü. Kıpırdanması oğlanı da uayndırdı. "İsom akşam olmuş ya." dedi bir şeyi kaçırmış gibi. "Olsun Fadimem senle akşam olsun sabah olsun. Ama senle olsun." dedi kızı kendine çekerken. "Sen de korkuyorsun di mi bir şey olacak ve bu bozulacak diye?" çekinerek sordu Fadime.
"Cıkk..Korkmuyorum bize güveniyorum bir defa daha bize bir şey olmasına izin vermeyiz bence."
"Vermeyelim."
"Acıktın mı?"
"Evet. Sen?"
"Ben de."
"Yemek yapalım."
"Hayır. Burda böyle yatalım."
"Sen biraz tembel misin İsom ha?"
"Biraz tembel biraz da sevgilisinden ayrılmak istemeyen bir adamım."
"Ee napıcaz o zaman ne yiyelim?"
"Ben seni yesem doyarım. Ama sen beni yesen doymazdın di mi? Öyle diyordun."
"Hiçbir şeyim unutma ama tamam mı?"
"Tamam." dedi öperken.
"İsom biz hiçbir şey yapmadık." dedi panikle.
"Nasıl yapmadık tamam çok güzeldi de hafızanı da kaybetmemişsindir di mi o kadar da değil?!"
Fadime koluna vurdu "Ula onu mu diyorum? Evi yerleştirecektik ya hani."
"Tüh be hafızanı kaybettin de hatırlatmak için son yaptığımız şeyleri tekrar yapıcaz sanmıştım."
"Sen beni korkutuyosun İsofurtuna."
"O niye?"
"Çok arsızsın fazla yani. Sana kalsa evden yataktan çıkamayız."
"İtirazın olur sanki?"
"Olmaz da yine de işlerimizi halletmemiz gerekiyor ya hani."
"İyi tamam çık bana yemek yap. Bakalım öğrenmiş misin gerçekten?"
"Sen yap."
"Öğrendim ben yemek yapmayı diyordun noldu şimdi? Yalan mı atıyodun?"
"Ne yalan atıcam ula ama yorgunum ben sen yap."
"Ee ben de yorgunum o yüzden yemek söyleyelim. Ama benim telefonumu bulmamız lazım."
Fadime istemeye istemeye kalktı koltuktan. İso ne yapacağını unutmuş onu izliyordu. Fadime bir yandan etrafa sattıkları kıyafetler arasında telefonu arıyor bir yandan giyiniyordu.
"Napıyosun?"
"Telefonunu arıyorum asıl sen ne yatıyosun kalksana bakın sen de."
"Niye giyiniyosun onu soruyorum."
Fadime yarı giyinik haline baktı, yanlış bir şey yapmış gibi "Giyinmese miydim?" dedi. Suçlu gibi bakması İso'nun dikkatini çekti. "Ondan demedim Fadimem yatıyoduk ne güzel diye dedim. Gel yanıma bakim." diye uzanıp çekti. Fadime oturdu ama hala tuhaf görünüyordu.
"Fadimem sen kendini kötü mü hissediyorsun?"
"Galiba." dedi yüz ifadesinde bi değişiklik olmadan.
İso doğruldu yattığı yerden, uzak durmaya çalışarak
"Doğru gibi gelmiyor mu?" dedi. Cevaptan ölümüne korkuyordu. Yüzüne bakıyordu her santiminden bir anlam çıkarmaya çalışıyordu ama anlamıyordu. Saniyeler saat yerine mi geçmişti neden cevap vermiyordu?
"Ondan değil." İso derin bir nefes aldı. "Neden peki?"
"Seni bilmiyorum gibi geliyor bazı anlarda. Tanımıyorum gibi. Az önce de öyle oldu."
"Fark ettim. Giyinme deyince kızdım sandın. Onu diyorsun di mi?"
"Bak sen beni tanıyorsun ben seni tanımıyorum sanki."
Fadime'nin yüzü iyice düştü. İso çekti kendine sarıldı.
"Fadimem tanıyacaksın sen de. Bizim vaktimiz olmadı ki tanıyasın. Ya sevmezsen yeni tanıdığın İso'yu o zaman nolacak?"
"Öyle olsa çoktan sevmeyi bırakırdım. 3 sene sensiz seni sevmekten nefret ettim ben."
"Tamam düşünme bunları şimdi. Geçti gitti yanyanayız. Kalk giyin hadi ben de gidip yiyecek bir şeyler alıp geleyim."
"Giyinmicem sen git bekliyorum ben."
"Öyle dersen gidemem. Gitmem." diye geri yattı.
"Tamam giyiniyorum kalk git acıktım. Kolundan başlarım yemeye bak." diye kolunu ısırdı hafifçe.
"Vahşi kedi diye boşuna demiyorum ben ya acıdı acıdı." diye kalktı giyindi.
"Gel öpeyim geçsin." dedi Fadime, İso yaklaşınca tekrar ısırdı. "Ula ulaaa" diye yalandan inliyordu. "Sen görürsün gelince Fadime Koçari."
"Görelim İsmail Furtuna."
"Onu deme o olmaz İsmail deme istersen al öbür kolumu da ye."
"Tamam git hadi. Benim eve geçiyorum sen de oraya gel."
Kapı çaldığında Fadime tekrar uyumak üzereydi. "Nerde kaldın açlıktan uykum geldi."
"Bi yere uğradım."
"Nereye?"
"Al bu senin." diye anahtar uzattı.
"Bu ne?"
"Benim evin anahtarı."
"Sen anahtar mı yaptırdın bana?"
"Fadime sen böyle her şeye şaşıracak mısın?"
"Hayır da sence bu fazla değil mi? Her şey hızlı diye panikleme sonra?"
"Çok büyütmeye gerek yok evler karşılıklı girip çıkmak kolay olsun diye verdim."
"Benim de vermem gerekiyor o zaman?"
"Hayır. O nereden çıktı?"
"Ee senden işte." diye anahtarı gösterdi.
"Hayır sana serbest bana değil. Sen yalnız kalmak isteyebilirsin, beni göresin olmayabilir falan."
"Ee sen istemez misin bunları?"
"Cıkkk... Tabakları getiriyorum paketleri açsana." diye mutfağa gitti.
"Ne demek cıkk yaaa sen hiç yalnız kalmak istemiyor musun?" diye mutfağa doğru bağırdı.
İso elinde tabak bardakla geri geldiğinde cevap verdi "İstemiyorum. Elimde olsa seni kendime yapıştırıp öyle yaşarım. Ama sen yalnız kalmak istediğinde beni görmek istemediğinde maalesef buna saygı duymam gerekiyor işte yoksa hayır yalnız değil senle kalmak isterim."
Fadime bir yandan yemekleri servise hazırlayan bir yandan da güzel güzel konuşan sevgilisine bakıp "Seni Zarife büyütmüş olamaz ya." dedi.
İso güldü "Niye?" dedi.
"Mümkünatı yok çünkü o anadan sen çıkmış ol hadi çıktın bu kadar zıt ol inanmıyorum ben. Seni dadılar mı yetiştirdi söyle bana." diye güldü.
"Fadime Koçari bana iltifat ediyor galiba ama çok üstü kapalı oldu anlayamadım."
"Zarife'nin yetiştirdiğine inanmıyorum işte daha ne kadar açık olabilirim?"
İso keyifli keyifli yemekleri servis etti. "Hadi gel otur yiyelim diye sandalyesini tuttu. Fadime otururken yine kendini tutamayıp "Sen diğer kızlara böyle şeyler yapıyosun demek ki sandalye tutmalar romantik yemekler falan."
dedi. İso kızdığını çok belli eden bir ses tonuyla "Fadime affetmediysen affetmedim de açık açık her güzel anı bu konuları açarak mahvedeceksen de haberim olsun. Sana kız mız yok dedim ama belli ki inanmıyorsun." dedi. Sonra kalktı "Sana afiyet olsun benim iştahım kaçtı." diye kendi evine gitti.
Fadime önündeki yemeklere ve boş sandalyeye baktı kaldı. Sonra birden kalktı İso'nun az önce verdiği anahtarı kapıp soluğu karşı kapıda aldı. Derin bir nefes alıp sakinleşmek istedi vazgeçti kapıyı açıp içeri girdi.
"Ula sen en ufacık şeyde böyle kaçıp gidecek misin? Tek başıma mı bırakacaksın beni yine? Seni gebertirim ahdım olsun seni gebertirim bu defa. Kalk."
İso koltukta oturmuş şaşkınlıkla Fadime'yi izliyordu.
"Ula kalksana kalk yemek yicez." diye kızınca İso teslim olur gibi elleri havada kalktı. "Düş önüme yürü bir daha öyle masadan kalkıp buraya gelirsen burayı senin başına yıkarım yürü şimdi." diye İso'ya tek kelime ettirmeden önüne düşürüp götürdü eve.
İso gülecekti gülemiyordu Fadime daha sinirlenecek diye.
Fadime aniden sakinleşmiş gibi "Soğudu bunlar sen otur ben ısıtıp geliyorum hemen." diye tabakları aldı gitti. "Yemekten sonra film mi izlesek?" dedi ısıttığı tabakları oğlanın önüne koyarken. "Olur izleriz. Sen nasıl film seviyosun hiç bilmiyorum bak."
"Bilmem her şey izlerim ben."
"Ee iyi daha kolay da Fadimem bir şey dicem kızmayacaksan."
"He de bakim."
"Az önce noldu öyle?"
"Dellendim. Dellendirdin beni. Ne bırakıp gidiyosun sen beni ya? Yetmedi mi gittiğin?" dedi, ağlamaya başladı. İso kendi kafasını ezmek istiyordu. Fadime 'nin sandalyesinin yanına diz çöküp sarıldı "Ben sinirlendim seni üzecek bir şey derim diye sakinleşmeye gittim aslında gelecektim geri."
"Olsun bir daha gitme öyle."
"Tamam, söz. Ama ağlama bak bana.." gözlerinin içine baktı. "Ağlamıyosun tamam mı?" diye yaklaşıp gözlerini öptü. Fadime daha çok ağladı.
"Bak giderim ağlarsan."
"O zaman seni gebertirim sonra gelir burda sebepli sebepli ağlarım."
İso kahkahayı bastı "Haaah benim Fadimem bu işte, silelim gözleri şimdi." diye usulca gözlerini yüzünü sildi. Yanağından öptü yerine geçti yemeklerini yediler.
"Ne izlemek istersin?"
"Boşver şimdi filmi senin eve geçelim işlerin birazını halledelim daha geç olmadan."
"Sen boşver işleri asıl ya uğraşamam şimdi. Yarın birilerini gönderirim yerleştirsinler."
"Olur mu öyle ya?"
"Olur."
"Eksiklerin var onların listesini yapsaydık bari."
"Ha o olur. Fark ettiğin ne var eksik?"
"Saç kurutma makinesi, küçük sehpa, çatal bıçak falan var ama büyüklerinden yok adını bilmiyorum. Eve mi geçsek görünce hatırlarım."
"Tamam geçelim de saç kurutmayı napıcam ben ona gerek yok. Diğerlerini yaz."
"Ben sende duş alırsam napcam bana lazım."
İso derin bir nefes alıp "Sana lazım... doğru.. duş alabilirsin bende." dedi.
"Kudurma iki dakika da listeyi yapalım."
"O zaman şey yaz havlu sana bornoz yoktur almadım yani."
"Bornoz da ekledim."
"Yok sen havlu yaz boşver bornozu." dedi başını liste yapılan ekrana uzatıp.
"2 dakika ya 2 çok değil normal dur."
"Duramam. Duramaaaaam." diye öpmeye başladı.
Fadime kendini çekip "Sen yarın napıcaksın nasıl çalışacaksın acaba?"
"Gün boyu seni düşünüp akşam olsun diye beklicem. Bana bak Koçari'ye falan gitmek yok bak valla kapıya dayanırım abin de beni vurur."
"Sus tamam gitmicem burda kalırım. Tatile gideceksin sen haftasonu o zaman nolcak?"
"Gitmem ki."
"Ee gidicem dedin ya? "
"Haftasonu otelde işin başında kalmam lazım yoğunluk var canım sevgilim ortağım yalnız kalmasın diye pazartesi beraber geleceğiz derim."
"He aynen böyle de abime de ama tamam mı?"
"Abilerimiz can almaya devam ediyordu. Açmasına kızım abi mevzusunu."
"Ee sen açtın az önce."
"He doğru ama benim aklım yarım bıraktığın öpücükte kaldı, yerinde değil yani."
"Kalk listeyi bari yapalım." diye eve sürükledi İso'yu duymazdan gelip.
...
Sabah Fadime'nin evinde uyandılar. İkisi de istemeye istemeye kalktı. "Kahvaltıyı otelde yapalım da biraz seni görmüş olayım." dedi İso evine giyinmeye gitti.
Eleni aradı Fadime'yi "İso dönmüş otele onu görmeye geleceğim seni de göreyim ordaysan." dedi.
"Gel gel otelde olucam." dedi. Eleni anlar mı acaba diye düşünerek çıktı kapıya. İso da kapıdaydı "Eğildi bakim bi." dedi İso öpecek sanıp eğildi. Fadime saçlarını bozdu. İso "Naptın yaaağ" derken "Fazla süslü olmuşsun gerek yok. Ayrıca bunu senin bana yapman gerekiyor normalde biliyosun di mi?" dedi Fadime.
"He biliyorum ama benin sevgilim bilema değişik roller de değişik mecbur." dedi asansöre binerken.
Bölüm etkileşimi
