19. bölüm / 28
Kıyamet SonrasıBölüm 19
Bölümler 28Şu an: Bölüm 19
- 1 Kıyamet Sonrası1.558 kelime
- 2 Bölüm 21.348 kelime
- 3 3.Bölüm1.438 kelime
- 4 Bölüm 42.297 kelime
- 5 Bölüm 51.441 kelime
- 6 Bölüm 61.849 kelime
- 7 Bölüm 71.404 kelime
- 8 Bölüm 8947 kelime
- 9 Bölüm 94.350 kelime
- 10 Bölüm 102.181 kelime
- 11 Bölüm 111.016 kelime
- 12 Bölüm 123.784 kelime
- 13 Bölüm 131.474 kelime
- 14 Bölüm 142.160 kelime
- 15 Bölüm 154.021 kelime
- 16 Bölüm 162.223 kelime
- 17 Bölüm 172.449 kelime
- 18 Bölüm 181.785 kelime
- 19 Bölüm 192.360 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 Bölüm 201.566 kelime
- 21 Bölüm 213.063 kelime
- 22 Bölüm 222.357 kelime
- 23 Bölüm 231.258 kelime
- 24 Bölüm 241.473 kelime
- 25 Bölüm 251.470 kelime
- 26 Bölüm 262.111 kelime
- 27 Bölüm 271.567 kelime
- 28 Bölüm 281.466 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Fadime ilaçların da etkisiyle ertesi gün boyunca uyudu. İso da Deniz'in evinde kaldı o gece. Ne konuştu ne uyudu.
Öğlene doğru telefonu eline alınca abilerinin defalarca aradığını gördü. Kimseyle konuşacak halde değildi.
Furtuna Biraderler grubuna iyiyim otele geçiyorum yazıp gönderdi.
Otele vardığında Fatih de Oruç da otelde onu bekliyorlardı. Kimseye bir şey demeden konuşmadan ofise çıktı. Abileri de peşinden gitti.
Çok sakin görünüyordu.
"Olanları biliyorsunuz Fadime ben ve Adil'in beni öldüreceği gerçeği. Şimdi sizden bir şey istiyorum."
"Tabi söyle."
"Ortaklıkmış oymuş buymuş istemiyorum ben. Otelin Fadime'de olan payını satın alacağız Adil'i ikna edip. Görmek istemiyorum. Fadime bu otele girmeyecek. Siz satın almaya ikna edin yeter. Fabrikalara ve şirkete de gelmiyorum başınızın çaresine bakın."
"Oteli hallederiz Adil de senle aynı yere sokmaz kardeşini zaten." dedi Fatih.
"Sokmaz tabi abi niye soksun bunun gibi şerefsizi." Oruç kızgındı.
"Eyvallah abi."
"Abine başlatma şimdi. Adil'in seni öldüreceğini nereden öğrendin sen?"
"Kendi dedi. Ama mevzumuz bu değil. Abi sen de o evi sat istemiyorum ben oturamam zaten orda."
"Mevzu değil dediği şeyi duydun di mi?"
"Duydum da anlamadım. Dün ne oldu onu da anlamadım." dedi Fatih sabırla.
"Ben anlatayım abi. Dün biz geldik siz Fadime'nin evinde kahvaltıdaydınız. Bunlar evlilik lafı falan bile ettiler. Sonra bu kızla beraber ortadan kayboldu kızı evine götürdü kapıyı çaldık açmadılar. Geldiler mutfağa kapandılar. Sonra bu gitti kızın yatağında yattı. Akşam sanki bunlar olmamış gibi sanki bu günler için 3 sene beklememiş gibi bi hallere girdi bu akşam Koçari'de. Gittim sordum abim noldu dedim Fadime'yle her şey çok hızlı olmuş yanlış olan bir şey varmış. Öyle dedi. Sonra Fadime geldi bu şerefsiz me dediyse dedi kıza orda suburlanıp gitti. Kızı da gördün zaten."
"Siz orda mıydınız ne oldu Fadime'ye?"
"Önemli bir şeyi yok. Sen gidince çığlık çığlığa ağlamaya başladı sinir krizi geçirdi Adil onu kucağında taşıdı odaya kendinde değildi. Eleni hala başında."
"İyi güzel. Şirketteki yetkilerimi kime devredicem ben şimdi? Bence bölüşün."
"İyi güzel mi? Lan kızın ağzına sıçtın güzel mi diyorsun bir de? İş diyor hala. Abi beni tut kardeşimin katili olmayayım beni tut."
"Sakin olun ikiniz de İso sen anlat abim noldu? Fadime gerçekten iyi değildi merak ediyoruz ikimiz de."
"Merak edilecek bir şey yok. Her şey iyiydi ben soğudum Fadime de fark etti sorun yok biz konuştuk."
"Sorun yok he abim?"
"Yok."
"İso oğlum bak buna kimseyi inandıramazsın. Ne oldu anlat işte."
"Yok bir şey. Günün sonunda Fadime'ye yaklaşırsam sevdiği adam mezara abisi hapse girecek. Bu kızın canı var ortada diye abisi hapse girmesin diye evlendim zamanında. Şimdi de aynı sebeple vazgeçiyorum. Siz de başka soru sormayın."
Oruç sakinleşti "Soğuma falan yok yani?"
"Soru sormayın bana. Çok abiyseniz yanımda olun kimse ölmesin kimse de hapse girmesin."
"Yanındayız." dediler kafalarında soru işaretleriyle.
Ertesi gün Fadime de işe geldi. Bir şey yok gibi davranıyordu. İso güzel daha kolay olur böylesi diye düşündü.
Fadime'nin de canı sandığı kadar yanmıyordu normal davranabiliyor insan içine çıkabiliyordu. Birkaç gün böyle geçti. Hepsinin dahil olduğu bir toplantının bitiminde Fatih konuyu açtı. "Biz oteli satın almak istiyoruz. Fadime'nin hissesini değerini belirleyin bize rakam verin." dedi.
Adil "Fadime'yle konuşun otel onun." dedi çıktı. Oruç da peşinden gitti.
"Oteli hanginiz alacak Fatih Abi?"
"İso alacak fark eder mi ki senin için?"
"Kim alacaksa kendisi konuşsun o zaman abi."
"Tamam siz konuşun o zaman." diye odanın da çıktı.
Fadime önündeki ekrana bakarak konuştu "Var mı kafanda bir rakam?"
"Yok. Siz belirleyin haber verin orası önemli değil."
"Abimi duydun otel benim. Benim de satmaya niyetim yok."
"Öyle olmaz."
"O zaman sen bana sat."
"Bizim aileden kalan otelimize önce ortak oldunuz şimdi de sana satayım ha? Ebedi olmaz."
"Sen beni sevmedin diye ben otelden işimden vazgeçecek değilim. Sen de bunu unut."
"İyi tamam devam o zaman ortaklık. Bi ara otele uğrarsın o zaman imzanı bekleyen şeyler vardı."
"Tamam öğleden sonra hallederim."
Hiçbir şey yokmuş gibi anlaşıp çıktılar. Diğerleri kapının önündeydi.
"Satış yok, anlaşamadık. Bir süre daha böyle devam." dedi İso.
"Böyle derken?"
"Böyle işte Adil ortak olarak. Siz ortak yaptınız neye şaşırdınız?"
"Şaşırmadım İsmail Furtuna sordum sadece."
Fadime'ye dönüp "Abim çıkıyor muyuz bitti mi işin?"
Fadime İso'nun abisine Adil demesinin şokunu çabuk attı üstünden. Biraz uzaklaşınca Adil sordu
"Abim sen emin misin otelde beraber çalışmak istediğinden?"
"Beraber çalışmak istemiyorum ama oteli de verecek değilim ona daha çok eminim." dedi gülümsedi. Adil'in bu dik duruş hoşuna gitti. Üstelik gizlemiyordu da bu defa Fadime hoşuna gitmeyen, üzen şeyleri söylüyordu artık ona. Ondan başka kimsesi kalmamıştı Adil bunun farkında değildi.
Fatih, Oruç ve İso'yu aldı yemeğe gidelim diye şehirdışında bir yere götürdü.
"Abi işimiz gücümüz yok gibi niye cehennemin dibine geldik acaba biz?" dedi İso alışılmış gevşekliğiyle.
"Seni konuşturmak için."
"Kaçırdınız mı beni? Fadime'nin yokluğunu doldurmak için iyi yöntem tebrik ettim. Hanginizin aklına geldi bu?"
"Boş boş konuşmayı bırak. Fadime'den bahsedersin varsa et. Yoksa da et. Ne oldu o akşam anlat?"
"Sormayın dedim size."
"Lan oteli alamamışsın zaten. Kızla da Adil'le de her gün yüzyüze bakıyoruz anlat ne oldu bilelim. Nasıl davranacağımızı bilemiyoruz oğlum ikimiz de."
"Ben korktum."
"Aferin abim sana aferin."
"Lan sus da bi dinle."
"He bi dinle. O gün de dinlemedin zaten. Ben korktum. Her şey cok hızlı oldu anlamaya çalışıyordum ben de. Eve girerken bir şey oldu bana. Sanki her şey rüya gibi çok hızlı geçen olayların karışık olduğu uyanınca hatırlayamadığın rüyalar olur hah öyle bir şeyin içinde gibi hissettim. Sanki her şey birazdan uyanıcam ve yok olacak gibi korktum. Ben 20 gün önce Fadime'nin adını ağzıma almıyordum sizce bu kadar çabuk affetmesi normale dönmemiz normal mi?"
"3 yıl + 20 gün" dedi Fatih.
"Ne?"
"Kızın seni affedesi varmış bence o yüzden kaldı burada zaten. 3 yıldır sadece sen mi düşündün bazı şeyleri o da düşünmüş belli ki. Ne seni 20 günde affetti ne de 20 günde her şey normale döndü yani. Öncesi var onun. 3 yılınız heba oldu. Kız daha fazla vakit kaybetmek istememiş olabilir. Seninle olmak onu korkutmuyor olabilir."
"Abim haklı." dedi Oruç. "Ama o gün böyle anlatmadın ki bana. Bir şey yanlış dedin."
"Ee yanlış işte bu hız yanlış al bak beni dönülmez yola sürükledi."
"Niye dönülmez? Demediğin bir şey var senin."
"Fadime geldi ya siz çıktınız sonra Fadime bana dedi ki ben seni anladım uzaktan hayali sevmek kolaydı elde edince hevesin geçti her şey hızlı oldu ben seni anlıyorum burda kalmak zorunda değilsin otelden aradılar derim ben dedi. Ben de aptal gibi çıktım gittim hiçbir şey demedim. Öyle değil demedim. Gidişimin açıklamasını bile ona bırakıp çıktım. Hadi deyin ne diyecekseniz. Hak ettim çünkü."
İkisi de önlerine bakıyordu düşünce görünüyorlardı. İso bir şey demeyeceklerini anlayınca devam etti.
"Deniz'e gittim sonra orda duramadım Fadime'yle konuşmak için Koçari'ye gittim Deniz'le. Adil beni eve sokmadı. Yalvardım yine de sokmadı. Abin değilim, Fadime'ye yaklaşmayacaksın dedi. Sevdiği adamı mezara abisini hapse sokma dedi."
Masa örtüsünde kendi gözyaşlarını gördü. Anlatarak rahatlayabileceği bir şey değildi bu. Kalktı dışarı çıktı.
Oruç'la Fatih camdan dışarda dolanan açık havada bile boğuluyor gibi görünen kardeşlerine baktılar.
Oruç elinden geldiğince korumaya çalışmıştı kardeşini ama kendisinden korumak nasıl olacaktı bilmiyordu.
"Abi napıcaz?" dedi çaresizce.
"Bilmiyorum. Yaklaşırsa Adil öldürür ama böyle de kendi ölür."
"Fadime'yle mi konuşsak bi?"
"Bilmiyorum ki ne doğru ne yanlış. Kız ne düşünüyor onu da bilmiyorum. Biraz zaman mı versek? Otelde zaten mecburen birbirlerini görecekler. Belki toparlamanın bi yolunu bulurlar."
"Sanmam İso konuşmaz abi kendine verdiği sözü tutmaya çalışır. Fadime de üzgün konuşmaz."
"Şu tatil işini tekrar mı konuşsak. Aynı yerde mecbur kalırlar?"
"Koçari kabul etmez. Aynı ortama sokmaz."
"Haksız mı? Değil."
"Esme?"
"Olmaz kadını zor durumda bırakmış oluruz Adil'e karşı."
"İlve Abla?"
"Bence araya kimseyi sokmayalım. Birbirlerini seviyorlarla onlar birbirini bulur."
"Fadime bunu sevmiyor sanıyor ya."
"Sansın. İso Fadime'nin sevdiğini biliyor. Kendini kurban etmek yerine cesaretle edip Adil'in de Fadime'nin de karşısına dikilirse yanında durmak düşer bize ama karışmasak daha iyi."
İso da gelince çok konuşmadan yemeklerini yiyip döndüler.
Fadime İso'nun odasına uğradı "Otele geçeceksen beni de götürür müsün?" diye. "10 dakika işim var bekle çıkalım." dedi. Gelip oturmasını bekledi ama gelmedi. Kapının önünde bekliyordu çıktığında birlikte arabaya doğru yürürken Adil'i gördü İso. "Kapısı açık sen geç abine bir şey diyecektim ben geliyorum hemen."
Fadime umursamadan bindi arabaya.
"Kendisi dedi otele gidiyorsan götür diye."
"Tamam iş yapıyoruz neticede her şeyi hesap vermene gerek yok." dedi Adil. Yüzüne bakmıyordu İso'nun.
"Ha yok hesap vermiyorum zaten katil olma diye uğraşıyorum."
Adil İso'ya baktı. Meydan okur gibiydi.
"Ölmemeye çalışıyorsun yani Küçük Furtuna?"
"Benim canımın bir ehemmiyeti yok sen de gaaayet iyi biliyorsun. Bizi konuşturmadığın için ben ölsem de üzülmez zaten. Derdim seni hapse sokmamak."
"İşleri ölsen üzülmeyeceği noktaya da ben mi getirdim?"
Cevabı yoktu.
"Bu kıza sen araba alacak mısın yoksa ben mi alayım?"
"Sen kimsin lan benim kardeşime araba alıyosun?"
Adil Fadime görmesin diye tutuyordu kendini.
"İyi o zaman al, yaklaşma dediğin adamın arabasına binmek zorunda kalmasın."
"Kendini suçlu hissettiğin için mi bu öfken? Öyleyse iyi. Ama gerçekten beni suçluyorsan sana da yazık ona da yazık. Seni adam yerine koyduğum günlere de yazık."
Bir şey demeden arabaya gitti İso.
İso biner binmez "Fadime ben sana araba alayım olur mu? İstersen şirket adına olur öyle kullanırsın."
Fadime ağlamak üzereydi. Hızla indi arabadan. Abisi hala oradaydı "Arabanın anahtarını ver." dedi. Adil bir şey demeden uzattığı avucuna koydu anahtarı. Fadime'ye değil İso'nun arabasına bakıyordu. Fadime Adil'in pikabıyla hızla geçtiğinde Adil İso'nun arabasına gelmişti. Kapıyı açtı eğildi.
"Ha bak gördün mü ona yaklaşınca ne yapıyorsun?"
İso sinirliydi Adil'i göğsünden itip arabadan indi.
"Ben ona her yaklaştığımda böyle oldu he? Ben bu kızın yüzünü hiç güldürmedim he? Essahtan mı diyon bunu? "
İso haklıydı bu defa, Adil haksızlık ettiğinin farkındaydı.
"Ne dedin de dellendi benim kardeşim İsmail Furtuna?"
"Sana araba alayım dedim."
"O da tek kelime etmeden indi di mi?"
"He?"
"Senin gibi sığırla çok bile evli kalmış." dedi gülerek.
"Fadime'ye biz araba aldık biz bugün gidip. Sen kimsin ki sen araba alacaksın?"
Soru değildi. Fadime'nin arabadan inmesi hoşuna gitmişti kendi kendine gülüyordu.
İso otele gelince doğrudan Fadime'nin yanına gitti.
"Arabadan inmek yerine araba aldık diyebilirdin."
"Arabana bindim diye araba alalım deyince binmemi istemiyorsun sandım haliyle. Açıklama mı yapacaktım sana?"
"Yanlış sanmışsın sorsan söylerdim."
"Ha da laf! Her şeyi söylemenle tanınırsın zaten.
Departman sorumlularıyla toplantı yapıyorum gelecek misin?"
"Gelicem tabi kimi tanıyorsun da tek gireceksin toplantıya."
Toplantı boyunca ikisi de göz ucuyla birbirini izledi. İso'nun ciddiyeti, mesafeli tavrı hiç bilmediği halleri tuhaf gelse de inanılmaz hoşuna gidiyordu. Kendine bir şey hatırlatmadı toplantı boyunca daha önce çok az gördüğü bu İso'yu çözmeye çalıştı. Fabrikadaki işçilerle abimli, ablamla konuşup hal soruyordu dikkat etmişti birkaç gündür. Ama burada bambaşkaydı. Çok net çok mesafeli herkese yerini bildiren ama kırmayan değişik bir tavrı vardı. Toplantı bitip ikisi kalınca "Bir şeyi merak ettim. Sen neden fabrikada burada farklısın çalışanlara karşı? "
"Yaptıkları iş farklı, konumları farklı, sektörleri farklı. Fabrikada birkaç müdür dışında arada insan yok ki mecburen işçiler doğrudan temastayız. Ona göre davranmak gerekiyor. Burada her departmanın sorumlusu var. Ben onlarla muhatabım." derken lafı yarım kaldı. Bir çalışan toplantı masasını toplanmaya gelmişti. İso'yu görünce abartılı bir hürmetle "İsmail Bey ödemeyi aldık Allah razı olsun." diye lafa giriyordu ki İso böldü. "Halledebildiniz mi abla? Yetti mi yetmediyse.."
"Yetti sağolun yetmez mi! İnşallah sizin gibi bir boncuk gözlümüz olur." dedi. İso utanmıştı Fadime gülümsedi haline.
Kadın çıktığında "Ee ben bir şey anlamadım. Az öncekileri masada biçtin bu hanımefendi seni alıp eve götürecek nerdeyse ödeme yaptık diye. Ödemede sıkıntılar mı var ayrıca ben raporlarda görmedim hiç."
"Yok zaten. Ablanın kızının çocuğu olacak ama özel bir durumu var avans istedi. Ona ödeme çıkardık. Onu diyor."
Fadime önündeki kağıtlara baktı.
"Avans falan vermiyoruz bakma hiç. Ben kendim verdim orada göremezsin. Biz ne diyorduk hah burada ben sorumlu kişilere nasıl davranıyorsam ekiplerine öyle davranmalarını beklerim. Ama az önce gördüğün gibi çalışanlarla doğrudan temasta ben hep aynıyım. Ama işte sektörler farklı falan filan. Bu benim yöntemim işe de yarıyor gibi sen de kendi yöntemini bulursun."
"Bulurum heralde tanıdıkça. Başka bir şey yoksa ben çıkayım."
Dalgındı. Bebek meselesi içini acıtmıştı. Başkasının bebeği ölmesin diye verdiği çabayı takdir etse de içten içe kıskandı. "Bizimki öldü İso. Hayata bile gelemeden öldü." deyip canını yakmak istiyordu. Kendisi yakamazdı ama bebek yakardı. Kıyamadı. Kendisine kıyana benzemek istemiyordu.
"Var bekle biraz mail attım şimdi sana departmanların ortalama giderleri, bi incele. Takıldığın varsa sor ben çıkıcam çünkü."
Fadime bir şey demeden inceliyordu. İso da onu inceliyordu. Nasıl bu kadar hızlı normal görünmeyi başarmıştı? O kadar mı canı yanıyordu? Kalkıp Adil'i bulup yalvarsa mıydı yoksa dövse miydi bilemiyordu.
Aniden kalktı "Sen daha burda mısın?" dedi.
"Ee inceliyorum işte acelen varsa çık sonra bakarız. Ben burdayım zaten."
"Ben de burdayım ama yukarıdayım barda. Bir şey olursa takıldığın yani."
"Saat daha 4 bile olmadı." dedi Fadime.
"Yani?"
"Yani içmek için erken değil mi?"
"Toplantı falan derken geç bile kaldım." dedi çıktı bara. Bu defa da Mert saati gösteriyordu. "Abi daha 4 saat." diye.
"Senle mi uğraşacam" diye girdi bardan bi şişe bi kadeh aldı terasa çıktı. Gün batana kadar oturdu.
Fadime geldi bakındı barda kimse yoktu Mert'e seslendi. O da yoktu terastan İso seslendi.
"Burdayım gel." diye.
"Yuh sen kaç saattir içiyosun?" diyerek çıktı.
"Gel ortak gel noldu bir şeye mi takıldın? Bugün konuşmasak olur mu? Bilema çarptı beni."
Sarhoş değildi aksine ama içtiği belliydi.
"Yok takılmadım bir şeye."
"E niye geldin o zaman?"
Fadime kadehe ve şişeye uzandı. Kendine içki koydu.
"Yoruldum. Hava alayım diye çıktım."
"Aç mısın? Ben acıktım kalk yemek yiyelim ya da bekle buraya getirsinler. Sktiğimin oteline sahip olmanın hayrını görelim."
İçeri girdi. Aşağı indi. Yarım saat olmamıştı ki terasta önlerinde masa kurulmuştu.
"Ne bu şimdi?" dedi Fadime.
"İki ortak yemek yiyecez sorun mu var?"
"Yok. Afiyet olsun."
Sessizce yemeye başladı Fadime. Yüzüne bakmıyor, konuşmuyordu. İso kalktı "Ne içersin?" dedi içeri girerken.
"Su." diye seslendi içeri.
"Al sana su." diyerek bir su bir rakı bardağı koydu.
"Hayırdır beni sarhoş edip oteli mi satın alacaksın?"
"İyi fikirmiş iç hadi. İstersen yani."
"Yok doydum zaten araba da kullanıcam ben kalkayım sana afiyet olsun."
Gitme diyemiyordu. Güle güle de diyemiyordu. Fadime usulca kalktı. Giderken dönüp rakının hepsini içti tekte.
"Yuh napıyosun kızım?"
Fadime bir şey demeden onunkini de aldı içti.
"Yorgunum. Uyumama yardımcı olur belki." dedi.
Taksiyle kendi evine gitti. Üstünü bile çıkarmadan koltukta uyuyakaldı.
Kapı çalıyordu. Saate baktı 3'tü. Adil ve Esme'nin sesleri geliyordu kapıdan. Kapıyı açtı. Esme ağlıyordu. Fadime uyku sersemi algılayamadı. "Girin ne oldu?" dedi. Adil önce Esme'yi sonra Fadime'yi oturttu. "Yengem niye ağlıyor Ömer nerede?" dedi panikle. "Ömer'e Akça bakıyor evde. Abim sana bir şey diyecem." dedi gözleri doldu. "İso vuruldu."
Bölüm etkileşimi
