11. bölüm / 28
Kıyamet SonrasıBölüm 11
Bölümler 28Şu an: Bölüm 11
- 1 Kıyamet Sonrası1.558 kelime
- 2 Bölüm 21.348 kelime
- 3 3.Bölüm1.438 kelime
- 4 Bölüm 42.297 kelime
- 5 Bölüm 51.441 kelime
- 6 Bölüm 61.849 kelime
- 7 Bölüm 71.404 kelime
- 8 Bölüm 8947 kelime
- 9 Bölüm 94.350 kelime
- 10 Bölüm 102.181 kelime
- 11 Bölüm 111.016 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 Bölüm 123.784 kelime
- 13 Bölüm 131.474 kelime
- 14 Bölüm 142.160 kelime
- 15 Bölüm 154.021 kelime
- 16 Bölüm 162.223 kelime
- 17 Bölüm 172.449 kelime
- 18 Bölüm 181.785 kelime
- 19 Bölüm 192.360 kelime
- 20 Bölüm 201.566 kelime
- 21 Bölüm 213.063 kelime
- 22 Bölüm 222.357 kelime
- 23 Bölüm 231.258 kelime
- 24 Bölüm 241.473 kelime
- 25 Bölüm 251.470 kelime
- 26 Bölüm 262.111 kelime
- 27 Bölüm 271.567 kelime
- 28 Bölüm 281.466 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Adil havalimanında Ömer'i Esme'ye verirken Fadime'ye döndü "bak 2 gün ha ne işin varsa hallet uzatmayın. Ayrıca karımla oğlumu boş eve götürme otelde kalın."
"Tamam ayarladım zaten ben. Ayrıca gelmiyoruz ula 10 gün gezecez her yeri."
"Esme şuna bir şey de 10 gün diyor."
"He 10 gün hayırdır itirazın mı var?"
"Birdi iki oldular ikiydiler en beteri kendim getirdim üç oldular. Hata bende."
"He abi he hadi gittik biz."
...
Fadime'yle Esme önce otele gidip bavulları bıraktılar sonra eve geçtiler. Esme daha önce hiç gelmemişti bu eve. Fadime de gelmiş gibi değil diye düşündü Esme. Fadime sanki geçici olarak orda olduğunu unutmak istememiş gibi yaşamıştı evde. O kadar kendinden iz yoktu. 1 saat içinde 2 bavul hazırlayıp "tamamım alacağımı aldım" dediğinde Esme hiç şaşırmadı. "Sen buzdolabını boşalt ben Ömer'i uyutayım yardıma gelirim." dedi Esme. Fadime mutfağa geçerken birden büfenin önünde durdu çekmeceden bir çerçeve çıkardı ortaya koyduğu çöp poşetine attı. Esme'nin gözüne takıldı ama sormadı.
Fadime mutfakta sakin bir müzik açmış sessizce işlerini hallediyordu. Ömer yorgunlukla da çabuk uyudu. Esme usulca gitti çerçeveyi aldı. İso'la düğün foroğraflarıydı. Fadime sonra pişman olmasın diye fotoğrafı alıp saklamaya karar verdi. Sessiz olmaya çalışarak çerçeveyi açtı. Önce bi kağıt geldi eline önemsemedi. Fotoğrafı aldı çerceveyi geri takıp ters çevirdi boş olduğu görünmesin diye. Elindeki kağıdı atarkem fark etti. Ultrason görüntüsüydü ve çok tanıdıktı. Çöktüğü yerde dondu kaldı. Bir şey demeli mi, dememeli mi, diyecekse ne demeliydi? Yavaşça kalktı mutfağa gitti masaya oturdu
Sırtı dönük sağa sola dönen Fadime "Nerdeyse bitti sen hiç elini sürme." diye dönmüştü ki masadakileri gördü gözleri doldu. Esme gel dedi yanına oturttu ellerini sımsıkı tuttu. Nasıl destek olunur bilmiyordu kimse ona destek olmamıştı. Sarıldı sonra ona biri sarılsın derdini alsın isterdi, hatırladı. Fadime birden anlatmaya başladı "İstanbul'a hamile olduğumu öğrenince geldim. İso'yu affedemiyordum ama bebekle aynı şehirde olsun da istedim. Belki de bir gün bebekle beni görünce kendi çocuğu olduğunu anlar o bize gelir diye düşündüm bilmiyorum ama bu şehirde olmam gerektiğini biliyodum." Geri çekildi kalktı bir bardak su aldı. Esme'ye de verdi. İkisi de ağlıyordu. Esme sormamaya karar vermişti o ne anlatırsa onu dinleyecekti.
"Sonra gitti ikisi birden. Ben bu koca şehirde bir başıma kaldım."
"Bana deseydin keşke benden daha iyi kim anlardı seni Fadime?"
"Sen kızına yeni kavuşmuşken o günleri hatırlatamazdım sana."
"İso da bilmiyor tabi. Önce kızgındın söylemedin sonra ben alışmışken onun içini yakmayayım dedin?"
"Sana öyle laflar ettim senin canını yaktım diye mi Allah bana aynısını yaşattı acaba?"
"O nasıl laf, sen abin çok yandı diye öyle dedin ben bilmiyo muyum sana hiç gücenmediydim ki."
Havayı değiştirmek için
"Doğuracaktın ha?"
"He. Abimi sen halledersin diye düşündüydüm hatta. Başka da kimse bilmese de olurdu zaten."
"Eleni?"
"Eleni biliyor. Zaten bir o biliyordu. Düşük yapınca da geldi yanımda kalmaya size Yunanistan'a gidiyorum dediğinde işte."
Esme duygulandı.
"Benim kızlarım bize bile belli etmeden birbirine destek olmuşlar ha. Beraber büyümüş gibi."
"Yenge bak aramızda."
"Emin misin Fadime?"
"Eminim. Siz Eleni ortaya çıkana kadar en azından bir mezara gidebildiniz. Ben söylesem sadece üzülür. Ben yeterince üzüldüm. Hem biz beraber bile üzülemeyiz."
"Tamam madem öyle diyorsan ben karışamam ama bir daha Eleni'ye giderken bana da gel. Valla kendimi kötü yenge sanarım ha!" İkisi de gülümsediler.
"Fadime sen peki beraber çalışabilecek misin?"
"Başka şansım var mı? Düşmanlığı temelli bitirelim diye her şeyi ortak yaptılar. Sahi bu kimin fikriydi?"
"Sence?"
"Barış güvercinimizin hastanesine çökerim çalışamazsam madem öyle." Güldüler.
Fadime birine anlatmanın hafifliğini hatırladı.
"Yengeee sen konuştun mu hiç bugün falan?"
"Kalk hadi sayaçları falan kapatalım."
"Yenge söyle neyle karşılaşacağımı bileyim. Elbet karşılaşıcaz."
"Aradım aradım açmadı. Mesaj göndermiş."
"Bakim mesaja"
Yenge az izan ya belli ki uygun değilim.
"İyi tamam güzel ben çöpleri atayım. Ver o fotoğrafı da."
"Vermem"
"Ver"
"Fadime başka fotoğrafınız var mı?"
"Yok, birazdan o da olmayacak zaten."
Seslerine Ömer uyandı. Esme bi hızla çantasına koydu fotoğrafı sonra çantanın üstine oturdu.
Fadime "Yuh inada bak kuluçkaya yattı inattan. Sen abimi de ha bu inatla aldın ha başkası olsa kaderimmiş der razı olurdu bi 20 sene daha. Ne badireler atlattın da vazgeçmedin. Abim salağı ara ara vazgeçer gibi oldu onu bile yolunuza getirdin."
"He ettim oni maşallah baaağa." Güldüler.
"Sen de et!"
"Edeyim yenge hadi kalk gidelim."
"Essahtan mı diyon bak kalkarım öyleyse."
"He gidelim bulalım İso'yu diyeyim sana gelin geliyorum. Ama önce bi ara da hangi kadının koynundaysa çıksın. Ha da sabır ya sanki karşımdaki inadıma değecek biriymiş gibi."
"İso demedim ben onu sen çıkardın. Belki başka biri ne malum?"
"Cıkk...Benim kaderim İso ben anladım onu. Uğraşamam başka biriyle."
"Madem kaderin niye böyle keçi inadın tutuyor?"
"Kaderi bir olanın yolu da ömrü de bir olacak diye bir şey yok. Bizimki böyle kader."
"Bi fışki anlamadım öyle ayrı ayrı olunca nasıl kaderin oluyor? Hem kaderimiz elimizde değil mi?"
"Elimizde tabi İso çok güzel bir kader çizdi bize. Çizmeye de devam ediyor."
"İso seni nişanlanacaksın sanıyor."
"Bana sarıldı, beni göğsüne çekti uyuttu sonra puff
Aklı neredeydi sarılırken uyurken nişanlanacağım hiç yoktu bence aklında. Son anda gelmiş olabilir."
"Siz beraber mi yattınız?" dedi gülerek Esme.
"Ha da çüş oha yengeeeee"
"Kız sen dedin ya şimdi. Valla sizi anlamıyorum ben formalite sandığımız evlilikte çocuk yapmışsınız hatırlatmak, yaranı deşmek istemem ama bu bir gerçek. Ayrılık konuşması yapamadılar veda etsinler bari dediğim gece seni özlerimler, beraber uyumalar sarılmalar ohhooo sizle işim var benim."
"Hiç işin yok hiç İso nerde İso başkasıyla başbaşa tatilde. Sen bunun neyini anlamak istemiyosun?
Az izan demiş bir de izan çok iyi bilir ya kendisi."
"Ona da ayrıca hesap soracam"
"Unut onu sormayacaksın benim hakkımda konuşuyorlar sanıp havaya girer."
"Konuşmuyo muyuz?"
"Senin yüzünden hep sen açıyosun konuyu ben de delleniyorum. Şimdi kapattım konuyu mesela. Valizleri indiriyorum. Sonra gelip sayaçları kapatıcam çöpleri alıp çıkacağız. Akşama yer ayırttım süslenip yemeğe gidicez kavalyemiz de var en ballısından." diye Ömer'e öpücük attı. Esme'nin içi ezildi.
Akşam yemeğe gittiler. Gece Fadime Ömer'i aldı sen biraz dinlen yarın gezicez enerji lazım sana diye.
Ertesi gün gezdiler dolaştılar akşama masaja gittiler otelin spasına. Sonraki gün akşam Ömer ve Esme'yi gönderdi Fadime. Kendisi de ertesi gün İstanbuldaki işlerini devredeceği kişilerle toplantı yaptı. Murat'la usulen bi kahve içti vedalaştı.
Sonra İso geldi aklına yine İso'yla vedalaşamayışıyla yüzleşti. Veda dediğin şey belliydi. İso'yla o gece veda dışında her şeye benziyordu.
Bölüm etkileşimi
