20. bölüm / 28
Kıyamet SonrasıBölüm 20
Bölümler 28Şu an: Bölüm 20
- 1 Kıyamet Sonrası1.558 kelime
- 2 Bölüm 21.348 kelime
- 3 3.Bölüm1.438 kelime
- 4 Bölüm 42.297 kelime
- 5 Bölüm 51.441 kelime
- 6 Bölüm 61.849 kelime
- 7 Bölüm 71.404 kelime
- 8 Bölüm 8947 kelime
- 9 Bölüm 94.350 kelime
- 10 Bölüm 102.181 kelime
- 11 Bölüm 111.016 kelime
- 12 Bölüm 123.784 kelime
- 13 Bölüm 131.474 kelime
- 14 Bölüm 142.160 kelime
- 15 Bölüm 154.021 kelime
- 16 Bölüm 162.223 kelime
- 17 Bölüm 172.449 kelime
- 18 Bölüm 181.785 kelime
- 19 Bölüm 192.360 kelime
- 20 Bölüm 201.566 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 Bölüm 213.063 kelime
- 22 Bölüm 222.357 kelime
- 23 Bölüm 231.258 kelime
- 24 Bölüm 241.473 kelime
- 25 Bölüm 251.470 kelime
- 26 Bölüm 262.111 kelime
- 27 Bölüm 271.567 kelime
- 28 Bölüm 281.466 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"İso vuruldu." dedi Adil.
"Öldü mü?"
"Ameliyattaymış. Hadi kalk gidelim abim."
"Yok siz gidin."
Esme geldi önüne "Fadime, durumu iyi değilmiş. Hadi gidelim yengem."
"Ben gelmiyorum." dedi kestirdi attı. Odasına gitti üstündekileri çıkarıp duşa girdi.
Adil "Sen git ben onla kalayım. Uşaklara bir şey deme sabah uğrayacağım ben."
Esme "Bir şey olursa pişman olacak Adil keşke ikna edeydik geleydi." dedi. Kalktı gidiyordu.
"Esme bir şey olmayacak de. Sen dersen inanırım."
Esme geri döndü elini tuttu "Olmayacak Allah'ın izniyle. Dua et." dedi çıktı gitti.
Adil hem endişeliydi hem de pişman. Biliyordu ona bir şey olsa Fadime'ye de olurdu. Kulağı Fadime'de dua ediyordu bir yandan.
Fadime duştan çıktı giyindi geldi abisinin dizine yattı. Konuşmuyordu. "Abim bir şey demeyecek misin? Tamam kızgınsın ama etme. Bak korkuyorum." dedi.
"İyiyim abi. Kim yapmış?"
Adil hiç düşünmemişti bunu. "Bilmiyorum." dedi.
"Abi benim uykum var." dedi odasına gitti. Kendini bıraktı ağlayarak girdi yatağa.
Adil kalkıp İso o gece geldi demek istedi. Ama üzmekten başka bir işe yaramaz diye vazgeçti.
Yanılıyordu. Fadime kovuldu sandığı ev yıkılırken gidemeyişine bile ağlıyordu.
Adil koltukta uyuyakaldı Fadime de odasında ağlamaktan bitap düşünce uyuyakaldı.
...
Sabah Esme kendi anahtarıyla kapıyı açıp girdiğinde ikisi de uyuyordu. Adil'i uyandırdı.
"Ne oldu çıktı mı ameliyattan? Çıktı de nolur."
"Çıktı ama yoğun bakımda, iyi değilmiş durumu. Fadime nasıl?"
"Sakin. Keşke olmasa vursa kırsa ağlasa bağırsa ama sakin. Uyuyor."
"Hadi sen git herkes hastanede zaten ben burdayım."
Esme Fadime'nin uyanmasını beklerken kendisi uyuyakaldı. Fadime uyandırdı Esme'yi "Yenge kalk hadi kahvaltı yapalım." İso'yu sormadı.
Kahvaltı yaptılar. İso'yu sormadı.
Giyindi işe gidiyordu İso'yu sormadı. Esme dayanamadı "Sen sormadın ya ben diyeyim yoğun bakımda kritik dediler durumuna."
"İyi, geçmiş olsun." dedi işe gitmek üzere çıktı evden. Esme gururundan mı sormuyor kızgınlığından mı anlayamadı.
Günler geçti Fadime bir kere bile sormadı. Esme de demedi bir şey. Fadime iyi mi merak ediyordu ama soramıyordu kendi kendilerine anlatsınlar istiyordu, anlatmıyordu kimse.
İso 3 gün sonra yoğun bakımdan çıktı. Oruç başındaydı gözünü açar açmaz "Fadime geldi mi?" dedi. Oruç cevap vermedi. Onun yerine "Seni yeniden uyutacağız. Dinlenmen lazım." dedi.
Uyutuldu, uyandı yine "Fadime geldi mi?" diye sordu. Yine cevap alamadı.
Uyudu, uyandı yine sordu. Ve yine...
1 hafta sonra hastaneden çıkarken sordu son kez "Fadime geldi mi?" dedi. Cevabı biliyordu artık. Ama soruyordu. Gelmemişti. Gerçekten gelmemişti. Ne olursa olsun gelir sanmıştı İso. Yanılmıştı.
Adil geldi "İso hastaneden çıktı ben görmeye gidiyorum gelmek ister misin?" dedi. Gitmedi. Adil tek başına gitti Furtuna Konağı'na.
Adil odaya girdiğinde İso hiçbir tepki vermedi. Hala kızgındı ömrünün sonuna kadar da öyle kalacak gibi hissediyordu.
"İso iyi misin? Geçmiş olsun." dedi.
"İso heee? Fadime geldi mi?" dedi.
"Yok."
"O zaman bana İso da deme halimi hatırımı da sorma daha da gelme."
"Gelmek istemedi. Yoksa getirecektim. Zorla mı getirseydim? Hem o başka bu başka."
"Cıkk..Aynı. Sen o gün konuşmama müsade etseydin gelirdi. O yüzden sen de gelme Adil."
"Geçmiş olsun." dedi çıktı haklı olduğunu bildiğinden bir şey demedi, diyemedi.
2 ay sonra
Fadime apartmana girdiğinde eşya taşınıyordu. Yukarı çıkınca İso'nun evinin boşaltıldığını gördü. Satacaklar herhalde diye düşündü. Ona dair ne varsa gidiyordu. Bu eve dair hayal bile kuramamıştı. Sanki biliyordu olacakları. İnanamamış mıydı her şeyin geçtiğine? Bunu daha önce fark etmemişti.
İso iyileşince Rusya'ya gitmişti. Fadime laf arasında öğrenip "Furtunalılar her zaman Furtuna olduklarını hatırlatacak demek ki verdiği sözü tutmadı" diye düşünmüş kimseye bir şey dememişti. Oteldeki işlere de Fatih bakıyordu.
Ertesi gün Fatih'le işle ilgili konuşurken "İso'nun evi taşınıyordu dün satacak mısınız?" dedi. Haftalardır ilk defa adını anıyordu. Fatih de kendisi de şaşkındı.
"Yok İso dönüyor. Boşaltın evi demiş satacaksa da haberim yok yani belki satar."
"Anladım."
"Bana düşmez diye bir şey demedim ama bu kadar mı kızgınsın? Vuruldu gelmedin anladım ama adını bile anmadın resmen."
"Yoo değilim. İso neden vuruldu Fatih abi kim yaptı?"
Fatih yutkundu.
"Benim yüzümden. Benim eski ortak peşimdeydi canımı nereden acıtacağını iyi bilen eski dost yeni düşman işte."
"Senin yüzünden başına bir şey geleceğini biliyodum."
"Fadimeee!"
"Hiç kızma gerçekten geldi mi geldi. Öldüremediler diye tuttun Rusya'ya yolladın bir de. Sen dost musun düşman mısın bazen hala karışıyor kafam Fatih Furtuna."
"Rusya'ya gitmesinin sandığın gibi benimle ilgisi yok, aksine seninle ilgisi var." dedi.
"Ne demek o şimdi?"
"Gelince kendisine sorarsın."
"Sormam!"
"O zaman öğrenemezsin."
"Öğrensem ne değişecek sanki öğrenmem."
"Bir şey değişsin mi istiyorsun?"
"Değişmeyeceğini biliyorum."
"Sorum o değil yalnız, istiyor musun dedim ben."
"Ne değişecek abi? Hevesi geçti onun zaten."
"Ne hevesi?"
"Ben hevesi biz hevesi. Hevesini aldı vicdanını rahatlattı o. Değişmez artık bir şey yani."
"Sence sen İso için hevestin yani öyle mi?"
"İnsan inanamıyor di mi dışardan bakınca ama öyleymiş." dedi gülümsemeye çalışırken.
"Valla Furtuna olduğunuzu hiç unutturmuyosunuz." dedi.
"İso'ya kızgınsın diye bizi de harcamadan önce git abinle konuş bir şey değişsin istiyorsan."
"Abimle ne alakası var.
"Ben bir şey diyemem abin uygun görürse anlatır. İso'ya da sorma o da anlatmaz."
"Neyi ya?"
"Hala bana soruyorsun Fadime."
"Ben ne dicem abime ben İso'yu bir kere affettim şimdi yine affetmek için senin bana bir şey anlatman gerekiyormuş mu diyecem. Niye yapayım bunu İso 63 gündür görmüyor belki biraz beni görme hevesi gelmiştir diye mi sonra beni yine yüzüstü bıraksın diye mi?"
"Kendi kendine gün saydığın için yap abim. İso için değil affetmek için değil git kendin için yap. Affetmezsen affetme sonra o senin bileceğin iş."
Gün saydığının farkında değildi. Pat diye söylediğinin hiç farkında değildi. Hızla odadan çıktı.
Kapının önüne çıkınca ancak kendine hatırlatabildi "İso dönüyor." diye. Peki otele gelecek miydi? Otele gelmese fabrikaya gelecekti. Görecekti nihayet. Özlemiş olmaktan utanmadı, sevindiği için kendine kızmadı. Sadece tekrar görmek istiyordu.
Akşam evine gitmedi Koçari'ye geçti. Abisiyle konuşmaya niyetin yoktu. Fatih'e sordukları doğruydu. Gerek yoktu İso'nun geçici hevesleri için abisinin aklını bulandırmaya. İdare ediyordu kendi kendine.
Akşam Eleni ve Oruç da geldiler. Fadime'nin neşesi herkesin dikkatini çekti. Sebebini bildiklerinden kimse bir şey sormadı Esme hariç. Hastaneye gitmemesi ona çok dokunmuştu. Kızıyordu Fadime'ye. Gece yatmadan önce odasına girdi.
"Uyudun mu Fadime?"
"Yok yenge gel. Hayırdır?"
Geldi yatağa oturdu. "Sen, vurulunca görmeye bile gitmediğin adam geliyor diye mi sevinçlisin?"
"Yuh. Ne alaka?"
"Kör değiliz aptal değiliz görüyoruz soruyorum işte.
Eğer ondan sebepse bu mutluluk..."
"Eğer öyleyse nolacak?"
"Ne mi olacak? Ula bu uşak vuruldu gitmedin adını anmadın senin yüzünden çekti gitti yine de konuşmadın utanmıyor musun sevinmeye şimdi?"
"Görümce olan benim yalnız yenge hatırlatayım."
"Cıvıma cevap ver!"
"Utanmıyorum. Onla bir şey olacağından değil olamayacağını o akşam bence sen de ben de anladık ama utanmıyorum. Görmek istediğim için beni suçlu hissettirmeye çalışma hiç. Görümce damarını al git uyuyacağım. Yarın İso'ya güzel görüneyim gelirse." dedi kahkahayı bastı. Esme de güldü ama sonra birden sarıldı.
"Ben sana kızdım gitmedin diye ama ben bazen onun ettiğini unutuyorum affet." dedi.
"Ben unutmuyorum."
"Ama yine de görmek istiyo insan demi?"
"He. Sen nasıl o kadar sene dayanabildin?"
Omuzlarından tutup geri çekti Fadime'yi yüzüne baktı. "Kız sen dayanamayacan mı?" dedi hayretle.
"Ben onu mu diyorum ya?"
"Ne diyisun o zaman?"
Fadime başı önünde tırnaklarıyla oynuyordu.
"Belli ki benim de dayanmam gerekecek sen nasıl ettin onu soruyorum."
"Haa öyle. Bilmem ki. Mecburdum bi kere. Sanki sevdasını hissediyordum onca şeye rağmen. Bir de evlenmedi ya o bana umut oldu heralde."
"Ya İso evlenirse?"
"Evlenmez. Hem sen içinde hissetmiyo musun sevdiğini?"
"Hayır. Hem ne belli evlenmeyeceği? "
"Fadime seni ikna edeyim istiyosun farkındayım. Ama etme da önce bi birbirinizi görün. Konuşun. Belki değişir her şey hı?"
"Konuşmayız. Değişmez. Onu da boş bırakmazlar zaten evlenir. Ben de giderim geri burdan."
"Konuşmazsan böyle keçilik edersen evlenir tabi napacak başka?"
"Ya sen o akşam naptı görmedin mi?"
"Fadime bilema çekiniyorum sormaya ama essah noldu o akşam?"
"Hevesi geçmiş."
"Öyle mi dedi."
"Yok demedi. Ben dedim."
"Bi fışki anlamadım. Düzgün anlat, anlatmak istersen tabi."
"Anlatayım hem kendime de hatırlatayım. O gün buraya gelmeden önce benim evde çok güzel kahvaltı ettik hep beraber. Sonra onun evine geçtik ikimiz oturduk o 3 yıldan konuştuk. Sonra geldik benim evde benim yatağımda uyudu. Akşam buraya gelince bir şey oldu. Benimle gözgöze gelmiyor konuşmuyor. Anladım mevzuyu. Gittim dedim ki uzaktayken sevmek kolaydı elde edince hevesin geçti ben seni anladım dedim. Gidebilirsin burda durmak zorunda değilsin dedim."
"O ne dedi?"
"Yenge bir şey dedi mi sence?"
"Demedi mi?"
"Yok. Çekti gitti."
"Essahtan bi şey demedi mi?"
"Yok ya yok demedi."
"Anladım."
"Hevesini almış işte benden."
"Sen yine de bu oğlanı görmek istiyon öyle mi?"
"He. Ne var ki? Herkes herkesi sevecek diye kanun mu var? O sevmeyince benimki de ha buramdan uçup gitsin isterdim ben de ama olmuyo napayım. Görecem üzülecem evet ee görmeyince de üzülüyorum en azından göreyim."
"Sen madem görmek istiyodun bu kadar niye hastaneye gelmedin ula bunu ebbbedi anlamıcam."
"Yenge sana o akşam ne dedim İso benim evimdi dedim. Evet beni o evden attı. Ama atılmış da olsam o evi yıkılmış görmeye dayanamazdım."
"Ula ağlatacaksın beni." dedi Esme gözünü silerken.
"Ağlama şimdi benim uyumam gerek hadi bak çirkin görüncem yoksa eski kocama iyi ki hevesimi almışım, boşamışım diyecek bak senin yüzünden."
diye güldü. Esme hüzünle baktı yüzüne.
"Böyle deyince canının yanması geçiyor mu? Niye kendi yaranı koparıp gülüyosun Fadime acıdığını ben bile görüyorum. Ben görüyorum, benim yaralarıma çok benziyor. Tanıyorum her birini hepsiyle mesaim var. Etme yengem."
"O mu koparsın? Hem bizim yaralar başka. Abim seni seviyordu seni 21 sene bekledi. 21 saat bile dayanamadı benimki." dedi yine gülerek.
"Sen görmek istiyon ya hani bu niye biliyo musun?"
"Niyeymiş?"
"Ne derse desin ya da demesin içten içe seni sevdiğini biliyon ha tam da bu işte sevdasını içinde hissetmek. Ne diyodun sen ha da kapak! düşün dur bunu şimdi." dedi gülerek odadan kaçtı.
Fadime gerçekten öyle mi diye düşünerek ağır ağır yorganın içine girdi.
Bölüm etkileşimi
