Kıyamet Sonrası kitap kapağı

26. bölüm / 28

Kıyamet Sonrası

Bölüm 26

Vaveyla Yazarı: faso faso

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: Bölüm 26

İso ve Fadime otele geldiğinde Eleni çoktan gelmiş onları bekliyordu. "Hoş geldiiin nasılsın iyisin di mi?" diyerek İso'ya sarıldı önce. Sonra ikisine birden bakıp "Siz beraber mi geldiniz?" dedi şüpheyle. "Yoo!"
dediler aynı anda. Eleni inanmadı ama üstünde de durmadan Fadime'ye sarıldı "İso sen geldin artık ortağının işlerini al da görüşelim. Çok çalışıyor biz hiç görüşemiyoruz." dedi.
"Tamam artık görüşürsünüz geldim işte. Abim gelecek mi? Aç mısın kahvaltı yapalım?"
"Yok o gelmeyecek sonra beni almaya gelecek sana uğrayacakmış ama. Evet açım kahvaltı olur işiniz yoksa."
"Fadime sen de aç mısın, gelecek misin kahvaltıya?"
Fadime rol yapma yeteneğine hayran kaldı "Evet olur yerim ben de." dedi. Eleni yine şüpheyle bakıyordu. İso restorana doğru geçince hemen Fadime'yi kolundan yakalayıp "Sen iyi misin? Siz konuşuyor musunuz?" dedi.
"İyiyim, konuşuyoruz mecburen napacaktım başka."
"Ben endişelendim sadece. Sen çok kötüydün o gece sonra yaralandı gelmedin. Konuşmazsın sanıyodum."
"Mecburiyetler işte." diye etrafı gösterdi. "Hadi gidelim kahvaltıya."
Eleni bir şey olmamış gibi davranmasını anlayamadı. Oruç'a mesaj attı.
-Otele geldim ama bu ikisi arasında ne geçti? Konuşuyorlar ben çok şaşkınım.-
Oruç cevap vermedi.
Kahvaltıya geçtiler Fadime ve İso yanyana oturuyordu Eleni ise karşılarındaydı. İso ekmeğe baş sürüp uzatıyordu Fadime de alıp yiyordu. Eleni dikkatle bakıp "Yine aynı şeyi yapıyorsunuz siz bre ben diyorum evli gibisiniz diye."
Fadime "Ne evliliği ula kahvaltı yapıyoruz işte." dedi, tedirgindi.
"Sana ekmek veriyor tabağını dolduruyor işte."
'Ee ne var bunda burda otursan sana da veririm küçük hanım yenge al bak veriyorum." diye ekmek uzatırken Oruç'la Fatih geldi.
"Kabul günü mü bugün hoş heldiniz!" diye rahatsız olduğunu hiç gizlemeden karşıladı İso.
"Noluyo lan gidelim istersen?" dedi Oruç bozulmuş gibi.
Eleni "Yok yok oturun siz bir şey soracağım." diye ikisini de tuttu oturttu.
İso hala Fadime'ye yemesi için bir şeyler veriyordu.
"Sizce bu normal mi? " diye gösterdi Eleni.
"Değil." dedi Oruç.
"Normal." dedi Fatih.
İso yine Eleni'ye yemek uzattı. Duymuyor gibi davranıyordu. Fadime'nin girildiğini bacağını salladığını fark etti. Bacağını bacağına yaslayıp durdurdu İso "Bende, halledicem" der gibi baş işaretiyle sakinleştirdi.
"Eleni yine siz evli gibisiniz diye tutturdu." dedi İso.
Fadime topu üstünden atmak ister gibi "He Eleni zaten ya evli gibisiniz diye tutturuyor ya da İso sen üşüdün diye tutturuyor. Neyse ki yaz geldi rahatlarsın artık canım yeğenim." dedi.
Eleni gerildi bu defa. Oruç tuttu elini masanın altından. "İso çabuk hastalanıyor diye korkuyor, doktor içgüdüsü." dedi.
"Ha yani benden sakladığınız bir şey yok?"
İso başını hafif eğip Fadime'ye doğru baktı "Napiyosun?" der gibi. Fadime umursamadan Oruç ve Eleni'ye bakıyordu.
"Ne saklayacağız Fadime? Sen gergin misin biraz?"
" Bana niye demediniz siz ha bu hastanede yatarken? Ciğerinde hasar kaldı diye de demediniz. Ula biriniz yeğenim diğeriniz damat. Aklınıza gelmedi mi bana demek?"
Fatih söze girdi "Fadime abim sen nerden öğrendin bunu peki?"
"İso anlattı."
"Tamam abim." dedi sustu. Diğerleri çözsün diye bekliyordu.
Eleni heyecanla ayağa fırladı "Siz barışmışsınız!" diye el çırpıyordu. İso döndü Fadime'ye "Valla ben anladım sen niye kızdın sırrı sakladım diye. Sizde hakikaten bir şey saklama huyu yok. Hak verdim sana."
Fadime kıpkırmızı olmuştu Oruç'la Fatih kıs kıs gülüyorlardı. Eleni heyecanla "Ne zaman barıştınız hadi anlatın, kim özür diledi" diye ard arda sorular soruyordu.
İso Fadime'nin başını kaldıramadığım fark edince "Tamam Eleni otur sakin ol. Siz de gülmeyin ne var gülecek? Fadimem sen de kaldır başını bak bana bi utanacak çekinecek bir şey yok. Ha bu ikisinden mi çekiniyorsun ya? "
Fatih'e döndü "Sen de 2 gün saklayamadın. İyi ki bir şey istedik senden."
Yeniden Fadime'ye dönüp "Fadimem bak bana bi."
Eleni yine "Fadimem diyor eskisi gibi." diye sevindi.
Fadime de kendini tutamadı güldü. Döndü Fatih'e "Sen beni ne gaza getiriyosun ula abi dedik sana güvendik bir de." diye kızdı.
"Hah konuş Fadimem. Sana da geçmiş olsun ilk azarını yedin." dedi Fatih'e.
Fatih hala gülüyordu.
"Ben bir şey yapmadım. Bir soru sordum sadece o da meraktan.'
"Benim anlamadığım siz niye saklamak istediniz ki bu çok güzel bir haber. Herkes bunu beklemiyor muydu ben neyi kaçırdım?"
Herkes yerinde huzursuz kıpırdandı Eleni'nin sorusuyla. Baban İso'yu öldürecek diyemiyorlardı hiçbiri.
Eleni tekrar sordu. Fadime kimsenin bir şey demeyeceğini anlayınca kendisi girdi lafa "Çünkü abim ben o akşam kötü olunca ha buna demiş ki Fadime'ye yaklaşırsan seni öldürürüm demiş."
"İyi demiş."
"İyi mi demiş...hooaav ne diyosun Eleni?"
"İyi demiş tabi benim halam ne kadar üzüldü sen biliyor musun?"
"Oyyy miniğim kıyamadı bana." dedi Fadime.
"Sen sus zaten sen neden hemen unuttun o akşam üzüldüğünü neden affettin bu gaybanayı!?"
"Abi karına bir şey de aldı başını gidiyor."
"Haklı benim karım."
"Haydaaa."
"Ula bi durun sakin olun. Ben üzüldüm evet ama bu geldi anlattı sebebini ee ben de seviyorum bunu maalesef. Affettim işte. Size noluyor?"
"Geçerli bir sebebi var mı yani?"
"Var Eleni he. Anaaaa kız sakin tamam biz konuştuk. İso baaağa bak beni üzersen abimden önce bu vurur seni ha benden demesi."
"Vurmam ama başka bir şey düşünürüm."
"Aaaa Eleni sakin tamam bak valla iyiyiz valla üzmüyorum halanı ya. Üzüyor muyum Fadimem?"
Oruç girdi lafa "Eleni tamam barışmışlar işte sen niye dellendin birden baban yok diye vekili mi oldun ya?"
"Tamam sakinim birden çok üzüldüğünü hatırladım da."
"Ben farkındayım ne yaptığımın Eleni kendimi de affetmiyorum bak haklısın ama Fadimem bana bir şans vermişken sen de mi versen acaba?" dedi İso.
"Yaaa sen Fadimem deyince kızamıyorum ben."
"İyi ki kıyamıyorsun ha bakışlarınla öldürecektin ya kız beni. Neyse işte saklamak istemedim sebebimiz bu. Ben babanın karşısına çıkana kadar sen de deme kimseye olur mu?"
"Ee niye çıkmıyorsun?"
"Çünkü bu kıza hiç mi zaman vermeyelim hiç mi düşünmesin belki beni affetmedi."
"Ha anladım yavaş yavaş ilerlemek istiyorsunuz."
"Aynen öyle. Şimdi müsadenle sevgilime yemek yedirebilir miyim?"
"Yedir tabi aferin küçük damat bey."
"Yalnız bunu kabul etmem ben, senin kocan küçük ben büyüğüm. Araya zaman girmiş falan anlamam ben. Eski ve büyük olan damat benim."
"He öyle. Ha bu uşak damat olalı ne oldu 3 ay oldu."
"Evet doğru sen büyük abi küçük damat oldun Oruç kusura bakma." diye kikirdedi Eleni.
"Olmaz küçük gelin hanım büyük abi de benim." dedi Fatih.
"Ee Allah da benim belamı versin o zaman." dedi Oruç sitemle.
"Amin abicim amin."
"Ya tövbe desene biz daha yeni evlendik." diye Eleni kızdı.
Fadime'yle İso kimseyi duymuyor gibi kahvaltı yapıyorlardı. Oruç ve Fatih de kahvaltı istedi. İso yine
"Sizin gitmeyen niyetiniz yok galiba?" dedi.
"Yok abicim durcaz burda akşama kadar ikinizi izlicez. Lan ayıp ayıp ikidebir kovuyosun özellikle beni valla darılıyorum. "
"Yarın bizle gel sonra darıl bi süre sikıntı yok."
"Nereye giriyorsunuz?" dedi Oruç.
"Trabzon'a benim eve eşya bakmaya ama ikimiz gidersek Adil anlar diye bu da gelecek bizle. İşinizi ayarlayıp siz de gelsenize."
Eleni ve Oruç birbirlerine baktılar "Olur geliriz." dediler.
"İlve ablam da gelecek." dedi Fadime. Oruç "Ha böyle üçlü date gibi gidiyoruz yani güzel güzel."
"Ben gelmiyorum siz beşiniz gidin işte. Adil hayatta anlamaz sadece kavga çıkmasın diye dua eder."
Fadime hiç kahvaltısını bölmeden "Geliyosun. Az önce beni gaza getirmenin cezası sana." dedi.
Kahvaltı sonrası diğerleri gidince İso ve Fadime ofise geçtiler. Girer girmez İso Fadime'yi çekip "Hiç gitmeyecekler sandım." diye öptü. Fadime başı dönmüş gibiydi "İso burda olmaz buna bi sınır koymamız lazım." İso elini ikisinin nerdeyse birleşmiş karınlarının arasına soktu "Bu kadar sınır yeterli bak koydum."
"İso niye böyle yapıyosun ya?"
"Napıyorum?" dedi kızın ağzının içine konuşur gibi.
"Bunu işte. Biraz mesafe lazım profesyonellik lazım bize."
"Bana değil. Ben profesyonel de değilim. Lazım da değil. Bana sevgilim lazım sadece." Fadime kollarından sıyrılıp odanın diğer ucuna gitti.
"Gün boyu böyle olursak batarız. Bize güvenip verdiler burayı. Batıralım mı?"
İso Fadime'nin ciddiyetini fark edince "İyi o zaman ben fabrikaya geçiyorum sen burdaki İşlerle ilgilen. Akşamüzeri gelirim."
"Ya sana git mi dedim ben şimdi?"
"Demedin ama zaten gitmem gerekiyor orda da işlerim var."
"Ee burdakiler?"
"Sen varsın."
"Fabrikada da abimle Fatih abi var."
"Gitme diyosan kalayım ama cidden işlere bakmam lazım."
"İyi o zaman git."
"Bi ara beni burdaki odada kalan eşyaları toplatır mısın valiz var dolapta."
Fadime'nin aklına gördüğü kondomla geldi "Özel eşyların vardı git kendin toplasana."
"Ne özel eşyası ya... haaaa tamam. Sen topla o zaman." dedi gülerek.
"Elimde kalırsın İso! Her şeyin hesabını tek tek sordurtma bana."
"Gel benimle." diye tuttu elinden. Sonra kapıdan çıkmadan geri bıraktı. Otelde kaldığı odaya götürdü.
"Aç o paketi say kaç tane var kullanılmış mı? Tarihi bile geçmiştir."
"Niyet etmişsin ki almışsın!" dedi.
"Evet niyet ettim öyle de kaldı."
"Niyet etmiş olman bile yeterli değil mi?"
"Senin evlenmeye niyetlenmen gibi mi Fadime? Beni zorluyorsun bak."
"Sanki keyfimden evlenecektim."
"Niye ne mecburiyetin vardı? Tehdit mi edildin? Canını mı alacak olan vardı?"
Fadime sustu.
"Bak ben o adamla seni yanyana gördüm, adamı aldın evime getirdin, evleneceklermiş dedi herkes sana ufacık bir saygısızlık olmasın diye, hakkım değil diye tek kelime etmedim.
Bırakıp gitmeseydin o zaman Fadime madem o arada geçen şeyler bu kadar umrunda olacaktı gitmeseydin mesela? Hı?
Her an her saniye sana hesap vermicem hayır. Cıkk...
Yapmicam. Sana bir kez daha kimse olmadı demicem. Olsa da seni ilgilendirmezdi. Murat'ın beni ilgilendirmediği gibi. Yeter.
Ben gidiyorum sen de düşün bugün, gerçekten beni istiyor musun yoksa istemediğin için mi bu konuları açıp açıp duruyorsun düşün. İstersen akşam konuşuruz ama düşün."
"Gidersen bir daha yüzümü göremezsin."
İso olduğu yerde çivilenmiş gibi kaldı.
"Tehdit mi ediyosun Fadime hem de yokluğunla?"
"Olacağı söylüyorum. "
"İyi madem öyle istiyorsan öyle olsun." diye kapıya uzandı.
"Sen ne dediğimi duydun mu?"
İso kapıyı çarpıp geri döndü.
"Duydum. Beni yokluğunla tehdit ettin. Bunu bir daha yaparsan beni ölmüş bil."
"Gitmeyeceksin!"
"Gitme desen zaten gitmem niye tehdit ediyosun beni en olmayacak şeyle hem de?"
"Kızdın mı?"
"Bu defa kızdım evet."
"Sakinleştirsem nasıl olur?" diye oğlanın gömleğini çekti. Düğmelerini açarken öpmek için uzandı. İso'nun nefes alışverişi düzensizleşti "Fadimeee!" dedi uyarır gibi. Kızın umrunda değildi ağzına dudaklarını kapattı susturmak ister gibi. Gömleğini çıkardı. Oğlanın elleri de kızın gömleğine uzandı..
...
'Fadimem bu oda kalsa mı ya ben gün içinde çok sinirleniyorum ben buraya gelirim sinirlenince ha ne dersin?"
"Çok iyi olurdu ama olmaz. Bu ilk ve sondu."
"Olur. "
"Olmaz diyorum sana."
"10 dakika önce öyle demiyordun."
"10 dakika önce sen de başka şeyler diyordun."
"Benim önceliğim hep sensin her yerde her dakika her saniye."
"Kalk yeter giyin eşyalarını da topla bu oda kalmayacak."
"Kendine güvenemiyorsun sen." diye güldü.
"İkimize de güvenmiyorum açıkçası." diye kalkıp giyinmeye başladı. İso da arkasından kalktı. "Ee duş?" dedi. Fadime "Bu oda kesinlikle kalmıyor asla bak." diye söyleniyordu oğlanı takip ederken.
...
Ertesi sabah telefon trafiği hakimdi Trabzon'a gidecek ekip sürekli birbirini arıyordu. Fadime endişeli son darlanıp "Herkes buraya gelsin beraber çıkalım." dedi. 15 dakika sonra aşağıda toplanmışlardı. Kim hangi arabayla gidecek tartışması da kızlar ve erkekler olarak 2 arabaya karar verilerek çözüldü.
İlve anlamıyordu neden cümbür gittiklerini sana anlatıcaz yolda diye bindiler arabalara nihayet.
Trabzon'a varınca kararlaştırdıkları yerde beklediler.
İso "Fatih abim ve İlve abla siz gidin bi yerde bizi bekleyin hiç yorulmayun, Oruç abim ve Eleni siz bizle gelin siz yeni eşya aldınız fikir verirsiniz." diye İlve'nin itirazları rağmen ekibi ayırdı. Arabaya binince 'Sizi de bi yerde indireyim ben biz Fadime'yle gidicez kusura bakmayın." dedi.
Oruç "Lan bizi niye getirdiniz o zaman onu da geçtim niye arabaları bıraktık madem ayrı gidecek herkes?"
"Fena mı gezmiş oldunuz?"
"Lan biz hastaneye geliyoruz ya her gün buraya ne gezmesi bari bırak hastaneye bizi hastaneye de dönüşte alın."
"Amma konuştun al gidiyorum hastaneye." diye onları da hastaneye bıraktı.
...
"Fadimem aklında bir yer var mı nereye gidelim?"
"Var sen sür ben tarif edecem ama ayıp oldu ya böyle."
"Hiçbir şey olmadı. Akşama işimiz biter yemek yeriz beraber sonra evli evine dağılırız."
Girdikleri mobilyacılarda yeni evleniyor sanıldılar sürekli. İkisine de buruk bir gülümseme gelip oturdu. Acaba tekrar evlenecekler miydi bir gün? Evetse o gün yakın mıydı?
Bir yerde sade bir model bulunca nihayet Fadime "Bu olsun." dedi.
Yatağı seçerken oturup denediler. Mağaza çalışanı yatarak denemeniz daha iyi olur deyince tüm arsızlıkları evde kalmış gibi utanarak yatıp denediler. Birinde karar verdiler. Ödemeye geçecekken İso
"Bize sandalye de gösterir misiniz?" dedi.
Fadime oteldeki sandalye mevzusunu hatırlayıp "Sen ciddi miydin?" dedi gözlerini kocaman kocaman açarak.
"Görürsün onu zamanla." dedi İso sırıtarak.
Ufak tefek eşyaları da el ele dükkan dükkan gezip aldılar. Birinin beğendiğini diğeri zaten onaylıyordu ama Fadime'nin dedikleri alındı.
Akşam yemeği için haberleştik bir restoranda buluştular.
Fatih, Oruç ve Eleni'ye "Siz niye ayrı geldiniz neredeler?" dedi.
O anda gelen İso "Hastanede işleri varmış. Onları hastaneye bıraktım sizden sonra. Biz Fadime'yle bir başımıza yapmak zorunda kaldık." dedi. Oruç me yapmaya çalıştığını anlayıp bozmadı. İlve "Keşke haber verseydiniz gelirdim ben." dedi.
Fadime "Zaten bizim yüzümüzden sürüklendiniz hepiniz buraya kadar daha fazla yormak istemedik." dedi. Oruç ikisine arkadan yaklaşıp "Yalancı çobanlar oturun artık." dedi fısıltıyla.
"Eee siz naptınız asıl gün boyu?" dedi Fadime.
"Oturduk ordan burdan sohbet muhabbet işte."
dedi İlve ama bir şey olmuştu. Fatih gergin görünüyordu. İlve de moralsizdi.
Fadime'nin gözü camdan geçen bir karaltıya takıldı. Gün boyu izleniyormuş gibi hissetmiş ama İso'nun bahsettiği korumalardır diye üstünde durmamıştı ama bu camda kaybolan karaltı iyice huzursuz etti onu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

89okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18