16. bölüm / 28
Kıyamet SonrasıBölüm 16
Bölümler 28Şu an: Bölüm 16
- 1 Kıyamet Sonrası1.558 kelime
- 2 Bölüm 21.348 kelime
- 3 3.Bölüm1.438 kelime
- 4 Bölüm 42.297 kelime
- 5 Bölüm 51.441 kelime
- 6 Bölüm 61.849 kelime
- 7 Bölüm 71.404 kelime
- 8 Bölüm 8947 kelime
- 9 Bölüm 94.350 kelime
- 10 Bölüm 102.181 kelime
- 11 Bölüm 111.016 kelime
- 12 Bölüm 123.784 kelime
- 13 Bölüm 131.474 kelime
- 14 Bölüm 142.160 kelime
- 15 Bölüm 154.021 kelime
- 16 Bölüm 162.223 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 Bölüm 172.449 kelime
- 18 Bölüm 181.785 kelime
- 19 Bölüm 192.360 kelime
- 20 Bölüm 201.566 kelime
- 21 Bölüm 213.063 kelime
- 22 Bölüm 222.357 kelime
- 23 Bölüm 231.258 kelime
- 24 Bölüm 241.473 kelime
- 25 Bölüm 251.470 kelime
- 26 Bölüm 262.111 kelime
- 27 Bölüm 271.567 kelime
- 28 Bölüm 281.466 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İso saçma bir merakla evi geziyordu.
"Oğlum gel şuraya gezersin sonra." diye çağırdı Fatih.
"Ev iyi eşyaları değiştirmek lazım ama" diyerek salona geldi.
"Otur işte şimdilik evlenince düzgün bi yere geçersiniz."
"Kim evlenince?"
"Ben evlenince abim. Lan kim olunca Fadime ile sen."
"Sen de ihtimal dahilindesin artık diye sorayım dedim."
"İhtimal falan yok unut onu. Ama siz eleleydiniz?"
"He yok o öyle bir şey değil ama bir adım attık gibi."
"Adam akıllı anlatacak mısın yatayım mı?"
"Anlatayım. Biz terasa çıktık konuşuyorduk siz oturunca falan girme içeri konuşsunlar dedim. Sonra Deniz'in nişanlısı geldi Sena'yı biliyosun ben içeri girdim terasa döndüğümde yoktu. Sena'yla aradık baktık yok hiçbir yerde arabası otoparktaydı aklıma geldi neyse ki resepsiyona sordum oda anahtarı almış çıkmış yukarı. Gittim Sena'dan kıskanmış tabi kapıyı yüzümüze kapattı. Sena'yı gönderip girdim ben anlattım tatil yayla evi falan yok diye. Beni affetme ihtimali varmış ama birkaç sorusu varmış. Kabir azabı gibi çökecek üstüme affetmeyecek de muhtemelen ama işte bir umut."
"Ne soracak oğlum siz konuşmadınız mı zaten daha önce?"
"Öncelikle 3 yılda kimle görüştüm oturdum kalktım tek tek soracak. Burda bile patlarım. Patlamam da dışardan öyle görünmediği için inanmayacak. Amcamın kaçmasına yardım etme mevzusu var. Rusya'daki işlerde ortak olduğumuzu bilmiyor. Rısya'ya gidicem dedim diye o gece kapattı beni eve konuşma falan hikaye. Derdi beni göndermemekti. Ortak olduğumuzu senin peşindekileri falan öğrense hayatta sokmaz beni hayatına. Üstelik Adil de tüm ortaklıkları bitirir."
"Her seven kavuşacak diye bir şey yok be abim siz de kavuşmayıverin."
"İyi ki varsın be abi ne güzel rahatlattın."
"Oğlum anlatamayacağın bir şey yok aslında. İllegal bir işe bulaştırmadım seni. Oruç'tan bi miktar daha güçlü ol istedim sadece. Amcam konusu da anlatılır. Biz kaçmasına yardım ediyor gibi yapalım da firardan da yesin çıkamasın diye yaptık. Yedi mi yedi. Ee tamam? Ama o düşüp kalktıklarını nasıl anlatacaksın onu düşün sen."
"Kimle düşüp kalktım ya? Yok öyle bir şey."
"Abim biz seni topladık geceleri ordan burdan hiç yalnız görmedim ben seni, beni mi yemeye çalışıyosun?"
"Tamam öyle de kimi nereye götürüp sabahına görmüşüm ben?"
"Derler abim derler yapmasan da yaptı derler. Sen gece gezdin tozdun evine gidip yattın demez kimse. O yüzden vereceğin hesabı düşün sen." dedi gülerek.
"Aman iyi be düşünürüz. Ama Rusya işi de o kadar kolay değil. Oruç kim bunların damadı. Damatlarından mal saklıyoruz sanacaklar iş çeviriyorsun arkasından beni de ortak ediyorsun."
"Abim Oruç üstüne yaptırdığı mallardan hakkını verdi mi sonra? Hayır. Ben gelmesem daha da vermezdi. Ayrıca anamdan babamdan miras kalan malı mı saklıyorum lan ben ondan? Kendi kurduğum şirket ona ne?"
"Benim içime sinmiyor."
"Başlama yine İso. Amblemimiz niye atmaca? Bizim çünkü şirket. Bana bir şey olursa da senin olacak. Lan senin evin yoktu evin. Karınla otur diye ev bile vermemişlerdi sana. Altında Koçari pick up'ı konuşturma beni."
"İyi hatırlattın o evi satabiliriz artık."
"Dursun oğlum niye satalım?"
"Meselemizi hallettik o evle. Ayrıca bana yine ev aldın ya bak. Hobi olarak ev alıyorsun bana."
"Affettir kendini oturacağınız evi de alıcam daha."
"Eee ben de sana alabilecek miyim? İlve'yle ne konuştunuz?"
"Ne konuşucam oğlum havadan sudan eski arkadaşlar kim nerde napıyor falan öyle."
"Bu kadar mı?"
"Olur mu abim evlenme teklifi ettim yarın nikah günü alıcaz!"
"Sizi düzelticem ben ama bakmam lazım İlve'nin gönlü var mı sende, zorlamış olmayalım."
Fatih bıkkın bi sesle "Abim sence benim bir kadının hayatında yerim olabilir mi? Ona ya da çocuğuna benim yüzümden bir şey olsa napıcaz? O yüzden sakın bir gevşeklik yapma yüzyüze bakıyoruz ayıp."
"İvan'dan haber yok dimi hala?"
"Yok. Oruç'la Eleni'yi de korumaya aldık bilgin olsun buarada. Oruç'u ara sabah gelsin anlatalım durumu. Ben anlatırsam kabul de etmez kavga da çıkarır."
"Şu işleri ne zaman bırakacaksın abi? Rusya'da değilsin artık güce ihtiyacın mı var sanki? "
"Bitecek bitecek de İvan'ı bulmamız lazım önce."
"Yalnız ne dicem Adil bu koruma işini falan öğrenirse İvan'a bırakmaz ikimizi de öldürür biliyosun di mi?"
"Biliyorum da napim oğlum koruyoruz işte kızını. Köyden adam toplamadım eğitimli donanımlı adamlar belli etmeden koruyor işte. Zarife Hanım sattı ayırdı biz de öldürüp ayırmayalım diye uğraşıyorum. Buarada Fadime'ye de lazım sen mi ayarlarsın ben mi bakayım."
"Fadime aynı Fadime olsa derdim ki İvan'a ayarla korumayı ama ceket bile giymiyor artık sanmıyorum ki silah taşısın."
"O ne demek lan belinde silahla mı geziyordu?"
"Köyde gezerken bile çift tabanca geziyordu tabi. Kapı çalınca eli beline gidiyordu. Beni görünce illa silah çekiyordu falan. Bilema kırıktı kafası."
Fatih bastı kahkahayı "Gelin hanıma bak sen ya! Yalnız Adil çok iyi yetiştirmiş ha anasız babasız o konuda takdir ettim. Sana niye silah çekiyordu?"
"Ee düşmanlık işte. Abileriyle düğün basar, bizim çaylıkları yakar, beni görür silah çeker falan hobiler bu şekildeydi. Beni kandırıp kaçırdı bi kere ama onu biliyosun zaten."
"Seni Koçariler kaçırdı diye anlattın oğlum o zaman Fadime demedin ki" hala gülüyordu.
"Yok Fadime kaçırdı gerçi ben tıpış tıpış kendim gittim enayi gibi."
"Fadime'ye boşuna kanım ısınmamış."
"Burda olsan harika bir ekip olurdunuz ha ben sinir hastası olurdum ama siz iyi anlaşırdınız."
"Ee burdayım yine anlaşırız. Hadi kalk yatalım artık."
...
İso kapıyı çaldı Fadime açtı. Elindeki ekmekleri uzattı. "Günaydın. Size ekmek aldım."
"Sağol Furtunacuk. Onlar ne?" diye elindeki diğer poşetlere baktı. "Sandviç mi yiyeceksiniz?"
"Evde başka bir şey yok. Çok şey var da yemek yok."
"Gelsenize buraya."
"Kahvaltıya mı çağırıyorsun?"
"He, ne şaşırdın?"
"Alışırım bak her gün isterim sonra belki bir ömür isterim."
"Gevşeme hemen git abini al gel."
...
"İso gel bana yardım et." dedi Fadime. İso kalktı mutfağa gitti. İlve masayı kuruyor Fatih de onu izliyordu.
"Ev eşyalı mı nerde yattınız siz gece?"
"Eşyalı evet ama garip."
"Niye?"
"Adamları çıkarmışlar evden apar topar başkasının evinde misafir gibi hissettim."
"Kimi çıkarmışlar? Kim çıkarmış?"
"Haaa sen bilmiyorsun. Abim aldı evi bana. Almış yani haberim yoktu. Evdekilere bu ev bize lazım size yeni ev verelim demişler. Onlar da eşyaları da bırakıp gitmiş."
"Tehditle ev mi alıyosunuz artık Furtunacuk sen mafyacık mı oldun?" dedi dehşetle.
"Yok o sensin çeyrek mafya. Adamlara ev almış işte taşınmışlar. Dikkatini bana değil dediklerime ver."
"Ha da laf, sana verdiğimi nerden çıkardın?"
İso gülüyordu.
"Ne gülüyosun ula?"
"Son dediğini içinden bi tekrar et bakim."
Fadime düşünüp içinden konuşur gibi yaptı. İso gülerek izliyordu. Aniden aydınlanmış gibi
"İso seni öldürürüm." dedi.
"Bak almak, vermek, öldürmek falan bunlar senin için sakıncalı kelimeler söylerken iki kere düşün valla acımam bak."
"Acıma ula acıma, acıyomuş laf!"
"İyi madem sen istedin." diye aniden tutup çekti kendine yapıştırdı kızı. Sabahlığın kaymış yakasını açtı boynunu minicik öptü çekildi. Fadime inler gibi sesle daha da yaklaşınca kendini çekti. "Napiyosun
Fadime abim içerde ablan içerde aaa edepsiz misin sen biraz?" dedi gülerek.
"Seni ilk fırsatta öldüreceğim İsofurtuna."
"Ama bak yine bana vermişsin öldürmek diyorsun şu dikkatini dediklerime ver artık. Neydi, öldürmek demiyorduk öyle her yerde. Demek istersen dün gece otelin terasını hatırla tamam mı? Anlaştık mı? "
"Sen bi şeyi düşün bak ben sana dokunsam ne olur?"
"Düşünüyorum. Düşündüm. Çok güzel olur. Hadi affet artık dokun hemen dokun ama bak. Afferder affetmez dokunabilirsin zaman mekan fark etmez."
"Yuuuuh. İso kendini çiğ etle mağarada mı besledin canım eski kocam ne diyorsun?"
"Yok beslemedim aksine."
"Onu konuşcaz ama şimdi değil." diyerek tabakları aldı çıktı. Sonra geri geldi.
"Eleni'yle Oruç da geliyor Eleni aradı şimdi. Onlara da tabak indirsene."
"Şşş bana bak. İçerdekiler ne durumda sence? Konuştunuz mu siz İlve ne dedi?"
"Eski arkadaşlardan falan konuştuk bir şey yok dedi. Ama bence var."
"He abim de öyle dedi."
"Dedikodumuzu mu yaptınız siz?"
"Hayır, sizden konuştuk."
"Ne anlattın kim bilir!"
Elindeki boş tabaklarla salona giderken "Allah'ın manyağı olduğunu anlattım ne anlatıcam."
Fadime de peşinden gidiyordu. Fatih "Fadime bunu nasıl kaçırdın anlatsana" dedi gülerek. Kapı çaldı Eleni'yle Oruç geldi. İkisi de şaşkın İso ve Fatih'e bakıyordu. "Nihayet yeni evli döneminiz bitti mi?" dedi İso.
"Yeni evli dönemi? Ben anlamadım."
"Valla bu defa ben de anlamadım. Ne bitmesi ne diyosun oğlum?"
"Aha bu dedi" diye Fatih'i göstererek "Abimi arıcam diyorum yok arama onlar yeni evli yemek yiyelim diyorum yok onlar yeni evli bezdirdi beni."
Oruç gülerek "Abim haklı karım varken senle niye yemek yiyeyim."
"Alala biz niye cümbür cemaat takılıyorduk o zaman biz evli değil miydik?" Fadime'ye döndü "Sen yeni evli olmanın böyle bir şey olduğunu biliyor muydun?"
İlve "Sizinki sayılmaz." dedi. "İyi de bilmiyodunuz ki ben niye oturup senle mutfakta kahve içtim İlve Aba karımla başbaşa olmak varken, bunun hesabını kim verecek?"
Oruç şok içinde kardeşinin rahatlığına bakıyordu. Ama herkes gülüyordu demek ki sorun yoktu kaçırdığı bir şey vardı.
Masaya otururken "Fadime gel buraya yanıma otur yeni evli dönemimizi çalmışlar zaten çalmasalar nasıl olurdu bi bakıcam gel buraya." Fatih kahkaha atmamak için zor duruyordu. "Otur abim baksın herkesin içinde neye bakacaksa." dedi Fadime'ye .
Oruç "Höööh abi yavaş" dedi. Eleni dikkatle pıtı pıtı İso'nun yanına geçip oturan Fadime'yi izliyordu. "Siz yine mi evlendiniz?" dedi. "Hah al sen karına de yavaş diye." dedi Fatih.
"Hakikaten Eleni yavaş, ne diyorsun?"
"Baksana ama evli gibiler." dedi.
İso Fadime'nin tabağını doldururken bi yandan da duymuyor gibi "Otursanıza hadi." dedi. Eleni otururken "Ben size flört ediyorsunuz dedim yok öyle bir şey dediniz 2 gün sonra evlendik dediniz. Yalan mı?" dedi. Fadime "He doğru" dedi. "Öyleyse evlendiniz mi yani?"
"Ula ne evlencem ben bunla?"
İso yavaşça yaklaşıp "Emin misin?" dedi. "Ecelin olurum senin Furtunacuk geri bas." diye elindeki çatalla itekledi. "Aferin öğrendin bak öldürmek demiyosun. Hep böyle söz dinle."
"Hah başladı müsamere." dedi gülerek Eleni. Oruç kendine çekip "Kız onu nerden öğrendin sen?" dedi. "Annem anlattı."
İso ıhlamur içen İlve'ye baktı "Sen çay iç artık al bak bu içmedi gördün noooldu." diye Fadime'yi gösterdi. "Çay içemem diye boşadım seni he."
"Bu hiç dayak yemedi küçükken ondan böyle ayarsız oldu kusura bakmayın." dedi Fatih. Ortaya der gibi ama İlve'ye bakarak. "Ee fırsat mı verdin hep üstlendin onun suçunu o kaçtı sen yedin dayakları. Senin yüzünden."
"Oruç sen kardeşini mi kıskanıyorsun bre? Çok ayıp."
"Diyene bak el kadar bebeyi kıskanıyosun ya sen"
"He kıskanıyo ben şahidim." dedi Fadime.
"Hiç de bile neden kıskanayım kardeşimi ama bu kıskandın az önce abisini kardeşinden kardeşini abisinden aman öyle bir şey işte."
"Benim yüzümden kavga etmenize gerek yok ben üçünüzü de yeterim."
"Üç kim lan?"
"Adil abim. Bana geçen gün 3 abin var artık dedi."
"Niye öyle dedi durduk yere mi?" dedi Fadime. İso kırdığı potu anladı kıvırmaya çalışırken Eleni "Sen babamın kardeşiysen benim amcam oldun öyle mi? Size de nikah düzümez bir de?" dedi.
"Düşmez, nikah düşmez denir." diye düzeltti Oruç.
İso ayağa fırladı "Ne? Nikah mı düşmez?"
"Ee siz de kardeş oluyorsunuz ya Fadime'yle. Halam o benim Adil de babam. Size nikah düşmez."
İlve'yle Fatih aynı anda "Doğru düşmez." dediler.
"Ben gideyim Adil'e o zaman bende 2 tane sikıntılı abi var 3. kalsın diyeyim."
"Onu dersen de Adil evlenmenize ebedi izin vermez." dedi İlve.
İso Fadime'nin omzuna vurdu "Din değiştirmeye sıcak bakar mısın?"
Herkes gülüyordu. "Eleni anlat bize sizde nasıl bu işler?"
"Şunu biriniz susturun yoksa elimde kalacak."
dedi Fadime.
"Susamam ya evlenemezmişiz baksana."
"Evleniyor muyuz zaten niye panikledin sen?"
"Hakikaten abicim senin tekrar Koçari damadı olma planın mı var?"
"O dedi evleniriz dedi." Fadime'yi gösterek.
"Ne dedi ne dedi? Kız sen ne dedin bana hiç öyle anlatmadın." dedi İlve bu defa.
Fadime kıpkırmızı olmuştu. "Evlenmiyorum ula evlenmiyorum ağzında bakla ıslanmayan koca istemem ben." dedi.
"Aaa neye kızdın Fadime yabancı mı var?"
"Aaaa doğru biz yabancı mıyız?"
"Haklı."
"Çeneni tut Fadime haklı."
Her kafadan bir ses çıkıyordu. İso birden "Susun." dedi Fadime'nin omzundan tutup kaldırdı salondan çıkardı.
"Ne demiş o evleniriz mi demiş? Senin haberin var mıydı?"
"Bu kısmı anlatmadı affedebilirim dediğini anlattı. Sana Fadime başka ne anlattı?"
Eleni Oruç'a yaklaşıp Fatih ve İlve'yi göstererek "Sen de burada ne olduğunu anlat bana."
"Maşallah hanımım hiç de gözünden kaçmıyor böyle şeyler ha." dedi Oruç gülerek.
"Ama sana sonra anlatırım ben onu burda olmaz."
...
"Fadime gerçekten kızdın mı?"
"Kızdım."
"Özür dilerim. Valla bi panikle çıktı."
"Senle benim aramdaki her şeyi herkese anlattın mı, anlatıyor musun diye düşünüyorum artık."
"Soran olursa bilmesi gerekeni anlatırım da sen ne demek istiyorsun?"
"Anladın bence."
"Fadime bu insanlar bizim canımız kanımız. Onların da zaten farkında olduğu bir şeyi söyledim. Yine de özür dilerim dememem gerekirdi. Ama senin ima ettiğin şeyi yaptığımı düşünüyosan ben üstüne konuşmam bile bunun. Sana da yaklaşmam bir daha merak etme." dedi gitti. Fadime yanlış ifade ettim bile diyememişti. Sonra konuşurum diye üstünde durmadı.
Kahvaltı masasını topluyorlardı hep bir elden İso hariç. O çıkmış balkonda sigara içiyordu. Eleni yine sigara içiyor diye söyleniyordu. Fadime "Eleni?" dedi. "Sigara zararlı Fadime bilmiyor sen?"
"Kız ben de içiyorum bana hiç bir şey demiyosun?"
Fatih elindeki tabağı götürürken Fadime'ye eğildi "Abim başlama yine nolur valla kafam kaldırmaz" dedi. İlve anlamaz anlamaz bakıyordu Fatih "ben sana sonra anlatırım" dedi ona da. İso da geldi hep beraber masayı topladılar. Koltuklara geçince "Ee kim kahve yapıyor şimdi?" dedi Fatih. Kimseden ses çıkmayınca İlve "E ben yapayım." diye kalkıyordu. Fatih uzanıp tuttu "Sen otur. İso, Oruç, Eleni kalkın anca yaparsınız üçünüz." dedi. Üçlü kalkıp ne yapacaklarını bilmez gibi mutfağa gitti.
Fatih kalktı Fadime'nin yanına oturdu "Fadime abim ben bu evi aldım ama seni rahatsız edecekse bu durum söylemen yeter. İstemezsen siteye bile sokmam onu."
"Yok abi kendi de girmez zaten istemiyorum dersem. Kalsın. Beni yanlış anladı zaten." dedi gözleri dolu doluydu. "Tamam üzülme konuşursunuz anlatırsın." dedi kolunu omzuna atıp sarılırken. İlve "Adil ne diyecek bu karşılıklı ev durumuna onu düşündün mü?" dedi Fadime'ye. Fatih girdi araya "Esme biliyor zaten anlatmıştır o yok anlatmadıysa da ben konuşurum siz düşünmeyin." Fadime'ye dönüp devam etti "Sen sadece bak bakalım bu bizim küçük danayı almak istiyo musun bundan koca olur mu bi bak. Kendinizi düşün sen, abin bende."
Fadime gözlerini silerken gülümsedi "Tamam bakarım."
Bölüm etkileşimi
