12. bölüm / 28
Kıyamet SonrasıBölüm 12
Bölümler 28Şu an: Bölüm 12
- 1 Kıyamet Sonrası1.558 kelime
- 2 Bölüm 21.348 kelime
- 3 3.Bölüm1.438 kelime
- 4 Bölüm 42.297 kelime
- 5 Bölüm 51.441 kelime
- 6 Bölüm 61.849 kelime
- 7 Bölüm 71.404 kelime
- 8 Bölüm 8947 kelime
- 9 Bölüm 94.350 kelime
- 10 Bölüm 102.181 kelime
- 11 Bölüm 111.016 kelime
- 12 Bölüm 123.784 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 Bölüm 131.474 kelime
- 14 Bölüm 142.160 kelime
- 15 Bölüm 154.021 kelime
- 16 Bölüm 162.223 kelime
- 17 Bölüm 172.449 kelime
- 18 Bölüm 181.785 kelime
- 19 Bölüm 192.360 kelime
- 20 Bölüm 201.566 kelime
- 21 Bölüm 213.063 kelime
- 22 Bölüm 222.357 kelime
- 23 Bölüm 231.258 kelime
- 24 Bölüm 241.473 kelime
- 25 Bölüm 251.470 kelime
- 26 Bölüm 262.111 kelime
- 27 Bölüm 271.567 kelime
- 28 Bölüm 281.466 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Trabzon'a döndüğünde Elenilerin hastanedeki bir sorun yüzünden erken döndüğünü söyledi Esme. Ama nasıl bi sorunsa bi türlü işleri ayarlayıp Koçari'ye gelemiyordu. Fadime gerçekten bir sorun mu var diye kalktı hastaneye gitti. Gerçekten vakitleri yok gibiydi üstünde durmadı.
İlk günler abisi olmadan işe gitmek istemedi. Henüz işleri bilmiyorum bahanesine sığındı İso'yu o geceden sonra ilk defa görecekse yalnız olmak istemiyordu. İlk 2 gün İso yoktu. 3.gün nihayet geldiğinde ikisi de başbaşa kalmaları gereken 5 - 10 dakikalık sürelerde ya sustular ya da sadece işle ilgili konuştular. Kalabalıkta da ikisi de birbirini görmezden geliyordu. Adil en son dayanamadı "Siz böyle davranacaksanız biz bu işten baştan vazgeçelim." dedi. "Benden yana sıkıntı yok Fadime sadece şimdi ilk günleri diye gözlem yapmak, kendi notlarını almak, neye nasıl aksiyon alacağını belirlemek ister diye düşündüm. Yoksa burdayım yani her şeyi sorabilir, anlatabilirim. Nazlı da yardımcı olacak zaten yarın izinden dönüyor."
"Aynen abi ilk zamanlar bi bırak çözeyim sisteminiz nasıl ona göre çalışma planımı belirlerim. Sonra da belli işler için kişilere yetki devirlerini yaparız. Her bir işe 6 kişi imza atmaya gerek yok."
"Heh bak abi çalışmaya başlamış bile işte. Bana yetki verirken minumumda tutsak olur mu? Darlandım ben çünkü çalış çalış yaşamayı unutmuşum resmen yeni fark ediyorum."
"Tamam siz aranızda halledin." dedi Adil, gitti.
"Merak etme isteklerini dikkate alırız iş yükün azalır yaşarsın hayatını."
"Çok mutlu olurum."
"Yarın sabahtan uğrarım öğleden sonra yokum."
"Hayırdır yemek yapmaya mı gideceksin ya da şöyle sorayım börek yıkama işin mi var?"
"Ne saçmalıyosun sen?"
"Eleni ve Oruç çiftimiz yarın akşam yemeği veriyor ya?"
"Haberim yok."
"İyi işte yarın tüm aile yemekte olacağız. Senin ne işin var?"
"İstanbul'daki eşyalar geliyor onları yerleştirmem gerek eve."
"Ev buldunuz demek?"
"Bulduk."
Fadime yanından ayrılırken sınırlarımız böyle demek güzel, diye düşündü.
Ertesi gün sabahtan şirket içi bir toplantı vardı. Fadime gözlem için bulundu orada. İso hep böyle gıcık mıydı? Nasıl ciddi, nasıl özgüvenli görünüyor ama işe de hakim belli ki gıcık işte diye düşünürken kendine geldi. Ama gerçekten de gevşek İso yoktu masada kasıntı değil ama ciddiydi.
Fatih de öyleydi. Adil nasıl biliyorsa öyleydi yine.
Toplantı bitti abi kardeşler dışında herkes çıktı.
İso anında yayılıp gevşekliği ele aldı "Çiçeği burnunda çiftimiz akşama yemek veriyor ya hani ben gelmesem bi işlerim olacak gibi."
Adil tedirgin göz ucuyla Fadime'ye baktı. Fadime önündeki bilgisayara bakıyordu.
Fatih "Tüm aile birlikteydik ama İso yoktu mu desinler sonra anlatırken. İlk davetleri oğlum hatırlarlar. Olmaz öyle."
Adil "Fatih Furtuna senle fazla hemfikir olmaya başladık bunu bi ara düzeltelim." dedi gülerek. Fatih de güldü Fadime nihayet başını bilgisayardan kaldırdı ikisine baktı. Gülüyorlardı. Her şeyin değişme hızına şaşırarak tekrar ekrana bakmaya döndü.
"Talebim 2 oyla reddedildiğine göre akşam görüşürüz. Toplantı kararlarını imzalamadan çıkmayın 3 gün sizi arıyorum sonra. Fadime sen de çabuk öğren işleri kime neyi devredeceksek edelim bu adamların peşinde koşmaktan bilema yoruldum ben."
Fatih döndü yanındaki Fadime'ye "Seni koşturcak işlerine bak."
Fadime gözünü ekrandan ayırmadan "Ben koşmam gelin derim gelirsiniz gidin derim gidersiniz." dedi.
"Sana beceriksiz demek istedi aha duydun sen de duydun dimi Adil, İso'ya beceriksiz dedi." Yine gülüyorlardı. İso "Siz ne gülüşüp duruyosunuz ya tedirgin oluyorum bakın yapmayın."
Adil'le Fatih yine gülerek makinelerin olduğu bölüme geçtiler.
"Sen bunlardan bir şey anladın mı? Sevdalık gibi kolkola girdiler bir de giderken."
Fadime başını kaldırdı "Kol kola mı girdiler?"
"He"
"Bi iş çeviriyorlar da anlamadım geçen gün sabah da abin abimi aramış buluşmuşlar."
"Abim aramış he? Kesin bir şey var kesin. Ben odaya geçiyorum sen de çıkmadan imzanı at uğra da."
Fadime odaya girdiğinde İso'nun yanında biri oturuyordu. İşle ilgili bir şey konuşuyorlardı ekrana bakıp.
"Ne imzalıyorum ben?" dedi Fadime orda olduğunu belli etmek için. İso bi toparlandı.
"10 dakikaya hazır otursana hem seni Nazlı Hanım'la tanıştırayım. Sana destek olacak işleri öğrenirken işlere en az benim kadar hakimdir kendisi."
"Olur mu öyle şey İsmail Bey ben sizin kadar nerde hakim olcam işimi yapıyorum ben."
Kikirdiyor mu o? Bakışlara bak cilveye bak. İso'ya bak asıl tatlı tatlı gülümsüyor hoşuna gidiyordur tabi.
Nazlı ayağa kalktı "Memnum oldum Fadime Hanım. Ne zaman isterseniz başlarız."
"Memnun oldum. Yarın konuşalım şimdi çıkıcam ben."
"Nasıl isterseniz. Ben çıkıyorum o zaman."
İso yine tatlı tatlı gülerek gönderdi kızı.
Fadime ya sabır diyerek oturdu. İso ekrana dönmüştü.
"İşe alımları kim yapıyor?" dedi Fadime. İso başını kaldırmadan "İK yapıyor kim yapacak!"
"Kızın bacak boyuna bakınca sen yapıyosun sandım."
"Oha dikkat ettiğin şeye bak."
"Nasıl etmeyeyim ayağa kalkınca bacağı kadar kaldım."
"Abart o kadar da değildir ya."
"Farkında değilsin sanki ayak yapma hiç."
İso başını kaldırdı "İş arkadaşlarımla gönül ilişkisi kurmuyorum Fadime haliyle boyuna posuna da bakmıyorum." Tekrar ekrana bakarken "Ben sen miyim?" dedi. Fadime bir şey diyecek gibi oldu "Murat ne zaman geliyor?" dedi.
"Orayı toparlaması planandan uzun sürecek gibi birkaç ayı bulur."
"Ee ev diyordun dün?"
"Kendime tuttum ki ona değil."
"Adil Koçari'ye bak tüm garezi banaymış demek."
"Abim ne alaka?"
"Evlenince bile salmadıydı seni o evden şimdi kendi başına yaşamana izin veriyor."
"İyi ki senin kız kardeşin yok ha buğaltırdın kızı."
"Kızım olur belki onu buğaaltırım ayrı eve çıkmasına izin vermem."
Fadime yutkundu bir şey diyemedi. İso da kağıdı uzattı tam o anda. İmzaladı hızla çıktı odadan.
"İnşallah olur İso." dedi kendine mırıldanır gibi. Gözleri dolu dolu Eleni'yi aradı bir şeye ihtiyacın var mı geleyim mi diye. Oruç'la hallediyoruz, dedi. Esme'yi aradı "Yoldayım geliyorum Ömer'i teyzesine bırakıp senin eve geçerim." dedi Esme. Kendisi de oyalanmadan çıktı.
Nakliyeciler onu bekliyordu. Aceleyle eve çıktı İstanbul'dan gelen eşya azdı zaten Esme geldiğinde son parçaları bırakan adamlar gidiyorlardı.
"Yenge sağol ya valla yarım günle yarışıyor olcaz ama çok da bir şey yok zaten. Akşam yemek varmış burdan mı gidersin? Ömer'i bana getirin ben bakarım."
"O ne demek sen gelmiyor musun? "
"Ben davetli değilim."
"Kız seni yolarım ha 2 gündür yemek diyoruz ya el gibi davet mi bekledin?"
"He bekledim. Beklemedim de İso'dan duydum ya yemeği ona gıcık oldum. Eleni'yi aradım yardım lazım mı diye o da yok dedi gelmemi istemiyor diye düşündüm." Mahzunlaşmıştı.
"Eleni seni istemicek? Delirdin heralde. He gerçi istememiş olabilir ha. Siz yeni ayrıldığınızda yemek yapayım kafam dağılır diye her mutfağa girdiğinde biz aha bu defa kesin konağı yakacak diyorduk. Bilema yakmışlığın da var yalan mı?"
"He doğru."
"Kız yeni evi yansın istememiş olabilir senden ziyade." dedi bastı kahkahayı.
"Öğrendim ben yemek yapmayı ya allala kimse niye inanmıyor bana?"
"Geçmişin karanlık ondan yengem. Başka kim inanmadı İso mu?"
"He. Yenge Nazlı kim fabrikada çalışan hani? Tanıyo musun?"
"Sizin ağıllarda bekçilik eden Fahri miydi Bahri miydi neydi onun kızı. Abin hatır belasına aldı işe de ne oldu niye sordun şimdi?"
"O bana öğretcekmiş işi. Tanıştık bugün. Ahaaa oha hatırladım bitli Nazlı. Ondan bana bit bulaşmıştı. Ula o nasıl büyümek almış başını gitmiş benden küçüktü o."
Esme düşünceli "Sana iş öğretecek ha? Allah Allah!"
"Ne oldu hayırdır?"
"Abin pek sevmez aklı beş karış havada bir değil beş bak der ondan konu açılınca. Yanına vermesine şaşırdım."
"Abim değil İso verdi. Bir de övdü 10 saat, kriterleri neyse artık abimle farklı olduğu kesin."
"Ha şimdi anlaşıldı senin derdin."
"Hiçbir şey anlaşılmadı. Başlama yine hadi yallah kızının evine ben de duş alıp gelirim." diye postaladı Esme'yi erkenden. Kendisi de duş aldı saçlarını topladı omuzlarını açıkta bırakan bir kazak ve kot giydi çıktı. Vardığında masaya geçmişler onu bekliyorlardı. Fatih'le İso yanyana oturuyordu yanları boştu. Fatih'in yanına oturdu. Fatih İso'ya hafifçe eğilip "Ne halt yedin de yanına oturmuyor bu kız?" dedi. İso cevap vermeyince Fadime'ye döndü bu defa "Naptı bu da buraya oturdun?"
"O bana bir şey yapamaz."
Döndü İso'ya "O bana bir şey yapamaz diyor valla." dedi. Adil "Yeter ula ne konuşuyosunuz fısır fısır?"
"Bir şey yok ya yeni ortakları kaynaştırıyorum."
İso abisine dönüp "Yeni ortak?" dedi.
Adil söze girdi "He yeni ortak birazdan avukat belgeleri getirecek hepimiz burdayken imzalarız. Oteli Fadime ve sana devrediyoruz. Hiç sarmayi bana otel işi Fatih Furtuna'yla oturduk konuştuk böyle bi karar aldık herkes de tamam dedi. Diğer işlerdeki hisseleriniz devam ama otel sizindir."
"Ha ben bunla ortak olmam."
"Lütfen ol Fadime Koçari yoksa ben ölürüm."
Şirin tanıdık manzaraya dayanamadı.
"Kesin ula zevzekliği olacaksınız işte verdik kararı."
Fadime bir şey diyecek gibi oldu Eleni söze girdi bu defa "Oruç'la bizim hastanemiz var sizin de oteliniz olacak çok güzel değil mi?"
"Ula siz karı kocasınız güzel tabi hastaneniz de var Allah bol kazanç versin yani herkes hasta olsun diye demedim tövbe Allah'ım."
İso dümdüz saçmalayan Fadime'ye hayretle utanır gibi ama gülerek bakıyordu. İyi ki söze ben girmedim valla ben de kesin saçmalardım diye şükrediyordu bi yandan. Fadime bu defa da ayağa kalktı.
"Sizin hep atladığınız bir şey var ben buni boşadim." dedi İso'yu işaret ederek.
"He boşadı. Olmaz o dediğiniz ortaklık falan unutun Fadime'ye devrederim ben de hakkımı onun olsun otel." dedi, ciddiydi. Bunu Fadime dahil kimse beklemiyordu.
"Abartma ula sen de senin hakkını napayım? Ben mi çalıştım yıllardır da bana vereceksin?"
Fatih "Biz size devredelim de siz naparsanız yapın aranızda." dedi. Hepsi onayladı Fatih'i.
Yemekler yendi. Avukat geldi imzalar atıldı.
Fadime ve Eleni mutfakta sohbet ederken İso geldi bir şey demeden balkona çıktı. Fadime de arkasından çıktı.
"Ben sana devredicem oteli merak etme." dedi döndü geri giriyordu ki İso "Ben imza atmazsam nasıl edeceksin onu?"
"Atacaksın ki."
"He bekle atarım."
"Ula ne istiyosun essahtan ortak mı olacaz?"
"He olacaz sonra ben sana düğüne yakın düğün hediyesi olarak devredip çıkıcam."
"Ben imza atmazsam nasıl edeceksin onu?"
"Atacaksın ki."
"He bekle atarım."
"Valla kusura bakma kocanla mutluluğunuza şahitlik edemem hiç. Başkasını bulun."
"Ha da laf sizin işlerinizle uğraşamam hayatımı yaşicam demiyor da."
"Keyfin bilir hiçbir şeye karışmam kağıt üstünde ortak oluruz benim payımı düzenli gönderirsin ama otele falan uğramam uğraşırsın bi başına."
Fadime elini uzattı "Kabul." dedi.
"Bir de elini uzatıyor ya, beklemeyelim hiç yarın hemen sana devredeyim olsun bitsin."
"Satın alırsam olur."
"Olmaz o. Ben sana devredicem olacak bitecek."
"Olmaz."
"Başladık yine, biz niye fikir birliği edemiyoruz bir konuda bile ya bir ya bir? Biz böyle ortak olsak birbirimizin boğazına yapışırız."
"Biz biz deyip durma. Tamam devir mevir yok sen de paşa paşa çalışacaksın."
"Biz deyince noluyor onu anlamadım."
"Sen kimle biz olduğunu unutmuş oluyosun."
Eleni geldi söylenerek "İso sen hala neden burdasın içeri geçmiyor musun? Donacaksın. Delirmiş bu aile kimse söz dinlemiyor. Ben de delireceğim o olacak." dedi içeri girdi. Fadime şaşkın "Bu neydi şimdi?" dedi. "Ula sadece sen varsın sanki ben içten ısıtmalı mıyım ben donmuyo muyum?"
"O arada öyle deliriyor Koçari soyadını sonradan aldı ya birikmiş Koçari manyaklığını hızlandırılmış yaşıyor diye düşünmekteyiz abimle. Ayrıca evet donacaksın kapat şu omuzlarını." dedi istemsiz eli uzandı tam geri çekerken Fadime de geri çekildi. "Çek o mundar elini!" İso bozulduğunu belli etmemek için
"Hah bak bu yerinde bir manyaklık mesela o tam tutturamıyor daha halası, öğrenecek ama hızlı ilerliyor."
Eleni elinde panço gibi bir şeyle gelmiş İso'ya giydirmeye çalışıyordu.
"Yengeee yengeee napiyosun acaba küçük yenge hanım bu ne?"
"Üşüme diye. O sigarayı da söndür kimse neden söz dinlemiyor ben deli olacağım artık sana ne dedik..." derken İso kaş göz yaparak susturdu Eleni'yi. Fadime İso'nun koluna vurdu "Ula ne göz belertiyosun yeğenime kızın lafı ağzında kaldı."
derken Fatih geldi sigarasını yakarken "Eski gelin hanım bi tane de benim yerime vursana gelirken gördüm senin eline acayip yakışıyor."
"Ya sabıııır" dedi Fadime. Bu defa Esme geldi "Yenge gel şuna bir şey de Eleni'ye göz belertiyor."
"Ya kimse bir şey bana bir şey yapmıyor. İso sen de gir içeri artık. Üşüyeceksin yine."
Fadime dellendi "Ula İso üşür biz yanar mıyız? Ne bu ya deminden beri üşür de üşür. Ben de halan merhaba ben de onun kadar üşürüm noluyo ula sana?"
Bu defa Fatih İso'nun üstündeki pançoyu düzeltti. Fadime iyice delirdi "Yenge Ömer'i kundakladın mı sen duruyor mu kundağı gidip alıp geleyim ha bu Furtunacuk'u kundaklayın rahat edin."
Esme anlamaz anlamaz bakıyordu.
"Bir şey yok yengem delirdi o delirdi beni kıskandı pardon pançomu kıskandı." dedi İso.
Adil geldi bu defa
"Ne oluyor ne toplandınız burda?"
"Fadime İso'yu kıskanmış olay çıkarıyor dur bi anlayacaz." dedi Esme gülerek.
"Yok abi beni değil pançomu kıskandı." dedi İso üstünü düzeltirken. "Oğlum o üstündeki ne Allah aşkına?"
"Ne bileyim kızına sor getirdi giydirdi. Fadime dellendi onu anlamaya çalışıyoruz."
"Ula ne dellenecem. Bu İso Eleni'ye gözlerini belertti kızın lafı yarım kaldı. Bu korkutuyor kızını haberin olsun." dedi Fadime.
"Niye korkayım ne diyosunuz ben hiçbir şey anlamadım." Eleniydi konuşan.
"Evet niye korkutayım yengemi ya şunu giydirmesin diye olmaz demek istedim. Dellendin. Al sen giy al aaaaa" dedi üstündekini çıkardı Fadime'nin omuzlarına koydu.
"Sen bundan epey büyüksün ya abi paylaşmayı öğrenememiş ama çözülür sikinti yok." dedi İso.
"Ne demek ula bu neyim ben elma mı?"
"Yok biz olduk yok biz deme yok bu deme senin zamirlerle bi sıkıntın mı var Fadime bugün?"
"Biz olduk mu? Siz ikiniz mi?" dedi Fatih gülerek.
"Abiii abiii napiyosun hep beraber öldürtmeye mi çalışıyosunuz acaba ya?" dedi İso. Sonra Adil'e dönüp "Abi gecenin sonunda beni vuracaksın gibi duruyor şimdiden vur istersen."
Eleni İso'ya "Sen artık içeri geç üşüyeceksin." dedi.
Fadime de "Ha gene başladi bak! Ula biz insan değil miyiz bir bu mu üşüyor?"
"Sende panço var ya Fadime."
Fadime çığlık atmak istiyordu.
"Ee sen de bana bu dedin Fadime. Sen niye diyosun?"
"Senin zamirlerle aran iyi ondan." dedi. Esme ve Adil ne olduğunu asla anlamamış bakıyorlardı. Fatih kıs kıs gülüyordu.
Oruç geldi "Napiyosunuz burda Allah aşkına babaannemle Ömer'le kaldık içerde. Babaannem Ömer'e mani okumaya başladı haberiniz olsun."
Adil "Sen burda dur kavga etmesinler ben bakarım oğluma" dedi içeri girdi. Oruç "Kim kavga ediyor?" dedi. Fadime "Kafam şişti ben gidiyorum." dedi girdi. Esme kapıda duran Oruç'u dışarı çekip kapıyı kapattı.
"Müsamereniz bittiyse biri bana noluyor anlatsın? Ben sana müsamere ne diye anlatacam sonra annem araya girme şimdi." diye Eleni'yi olası sorulara karşı uyardı. Eli belinde cevap bekliyordu. Oruç teslim olur gibi ellerini kaldırdı "Ben yeni geldim kaynana bana bakma hiç." dedi. İso "Ben anlatayım 1 senedir falan bu balkondayım ve olaylara hakimim. Fadime'yle biz burda konuşuyoduk Eleni geldi bana bi tur kızdı üşüyeceksin diye sonra o battaniyemsi şeyi getirdi. Fadime dellendi ona getirmedi bana getirdi diye. Eleni o ara sigaranı söndür sana içme dedik diye kızacaktı ben kaş göz yapıp susturdum. Bir ara bilgi paylaşayım ben o gece zatürre oldum hastanedeydim birkaç gündür. Fadime duymasın anlamasın diye Eleni'yi susturmamı yanlış anladı onu korkutuyorum sandı."
Fatih araya girdi "Mevzu uzamadan ben bir şey sorcam abim o gece hangi gece?"
Esme cevapladı "Fadime'yle kaldıkları gece"
"Öyle değil mi İso doğru anladıysam?"
Oruç, Fatih ve Eleni "Siz Fadime'yle mi kaldınız?" dediler hep bir ağızdan.
"Yemin ederim Adil'e beni vurduracaksınız bu gece, bağırmasanıza."
"Adil biliyor ki" dedi Esme omuz silkerek.
Aynı üçlü "Nasıl biliyor Adil?" dediler bu defa.
"Yemininiz falan var anladım ben öleyim diye uğraşıyosunuz. Ula bağırmayın! Ben içeri giriyorum beni ölüme sürüklemeyin arkamdan."
Adil salonun bir ucunda Ömer'le oynuyordu. Şirin herkesten ümidi kesmiş televizyonda dizisini izliyordu.
İso gevşek gevşek gelip Fadime'nin yanına oturdu. "Üstündekini çıkar Eleni onu bana verdi." dedi gülerek. Fadime sinirle çıkardı. İso aldı nasıl giyeceğini bilemedi omzuna attı. "Ha şöyle omuzlarından bizi mahrum bırakma ya" dedi aynı gevşeklikle. Adil döndü baktı "Oğlum o şeyi niye giydin sen yine gülesim geliyo bak" dedi. İso umursamadı Fadime'ye döndü "Sen balkonda biz miz bir şey diyordun en son söyle bakalım yine kimden kıskandın? Hiç ne kıskanıcam ula falan deme, yemem. En son Nazlı'nın boyuna kafayı takmıştın. Ama sanki başka birinden bahsedecektin ha?"
"Bitli Nazlı'yı niye kıskanayım İso?"
"Yuuuh Nazlı bitli mi ?" dedi ellerini iğrenir gibi silkeleyerek.
"Kızın saçına mı dokundun ula?" diye hala silkelediği eline vurdu Fadime.
"Refleks diye bir şey var Fadime. Ayrica diyelim ki dokundum sana ne bundan?"
"Hani iş arkadaşlarınla gönül ilişkisi kurmuyodun hemen dönmüşsün lafından?"
"He vazgeçtim. İş arkadaşıyla olanlar çok mutlu, örneğin sen. Bi bildiğiniz vardır heralde denemekten zarar gelmez."
Fadime'nin yüzü düştü. Kalktı İso'nun omzuna pat pat vurup "Sen yine de her şeyden böyle emin olma." dedi banyoya gitti.
...
"Eleni siz İso hastanede diye mi erken döndünüz balayından?"
"Evet, Oruç çok endişelenince aklı kalmasın diye dönmek istedim ama iyi ki de gelmişiz İso hiç iyi değildi."
"Kızım bize niye demediniz haberimiz bile olmadı."
"İso istemedi abla." dedi Oruç "Koçariler attı ya bunu sürünün altına hani hah işte o zamandan ciğerinde hasar var. Dikkat etmeyince durumu daha da hassaslaşıyor işte. Adil'le Fadime bilsin istemiyor."
"Kendilerini suçlayacaklarını biliyor çünkü." dedi Esme düşünceli düşünceli.
"Evet aynen." diye onayladı Eleni.
...
Fadime banyoda elini yüzünü yıkadı. Ne saçma sapan bir akşam oluyor, biz bunlarla böyle sürekli dipdibe mi olacağız diye düşündü. Bir yandan da kalabalık bir ailesi olsa nasıl olurdu diye görmek hoşuna gitmişti. Abisiyle ikisi birbirine aile olmaya çalışırken bugünkü kaos ve karmaşanın garip neşesini hiç tatmamışlardı. Furtunalar hiç garipsemiyordu bunu belliydi, içten içe kıskandığını hissetti. Kapıdan çıkmıştı ki İso yakalayıp koridorun ucuna doğru çekip kendisiyle duvarın arasına hapsetti.
"Bana bak ilk ve son defa sorucam ona göre cevap ver. Sen bu adamla mutlu değil misin?"
Ne dese olmazdı. Tatil meselesi olmasa evet değilim derdi belki ama diyemiyordu. Mutluyum dese hiç olmazdı yarın bir gün ortaya elbet çıkacaktı Murat'la ayrıldığı.
Gözlerine, yüzüne bakmamaya çalışarak "Diyelim ki mutlu değilim bundan sana ne?" dedi hafifçe eğilip duvara dayadığı kolunun altından kaçtı.
Herkes nihayet salona toplanmıştı. Ama herkes ayrı telden çalıyordu. Şirin dizi izliyor, Oruç'la Esme düğün fotoğrafı seçiyor, Eleni ve Adil de Ömer'le oynuyorlardı. Fadime yine gitti Fatih'in yanına oturdu. İso da geldi beş karış suratla Fatih'in diğer tarafına oturdu. Fatih fark etti durumu. "Eee eski gelin hanım ayrı eve çıkıyormuşsun düğün öncesi ne gerek var diye soran olmadı mı?"
"Sen nerden biliyosun Fatih Furtuna? "
İso dalgın dalgın önüne bakarak "Bilir o her şeyi kendi hakkında merak ettiğin bir şey varsa sor cevaplasın." Fadime güldü. İso birden abisine dönüp "Ben bile dün öğrendim sen nerden öğrendin sahi?" dedi. Fatih "Ben bile derken? Oğlum bu kız seni boşadı." Fadime'ye dönüp "Boşadın dimi kız?"
"Tek celsede."
"Hah o yüzden senden önce öğrenmeme alışsan iyi olur merak ettiğin olursa sor ama anlatırım."
Fadime güldü "Sevdim seni Fatih Furtuna yani bi Furtuna ne kadar sevilebilirse işte."
İso dalgındı hala "Furtunalılardan çok sevdiği oldu zamanında seni bayaaaa sevmiş gibi düşünebilirsin yani." dedi. İkisine de bakmıyordu. Duyuyor konuşuyordu ama aklı hala banyonun önündeki İso ve Fadime'deydi.
Fadime "He ettim öyle bi hata." dedi. Fatih İso'nun orda olmadığının, onları görmediğinin farkındaydı. Fadime'ye döndü başını hafifçe eğip "yapma" der gibi yaptı. Fadime şaşırdı ailesinden biri İso'yu görüyor ve anlıyordu. O üzülmesin diye uğraşıyordu. Birden Fatih'e yakınlık hissetti. İso'yu düşünen biri olması hafifletti onu.
"Fatih Furtuna uzun oluyor ben sana Fatih mi desem? Yok olmaz kaç yaşında adamsın abi diyeyim. Fatih Abi. Oldu valla. Ama sen de bana eski gelin hanım deme Fadime de."
"Olur abim öyle derim." dedi.
"Abim? O da olur. Ee ben gideyim yeni abime çay getireyim o zaman." dedi kalktı mutfağa gitti.
Fatih uykudan uyandırmak ister gibi İso'nun bacağına vurdu.
"Seni seviyor farkındasın di mi?"
"Seviyor he ama affedemiyor." dedi hala dalgındı.
"Halledicem ben."
İso uyanmış gibi "Abiii ona bir şey edersen beni yoksay!"
"Salak mısın oğlum senin sevdiğin kıza napicam? Sus, geliyor."
Fadime 2 çayla geldi. İso "Fadime'nin elinden çay içen ilk Furtuna olabilirsin ha ben dahil." dedi.
Fadime güldü "Cidden öyle galiba." dedi. "Anam çay koy falan deyince Koçari damarı tutuyordu. Çay koymamak için kalkıp Koçari'ye gitmişliği bile var. Sana kendisi teklif etti bir de. Valla büyük olay."
...
Otoparkta herkes arabalarına binerken Fadime "Ben kendi evime geçiyorum." dedi Adil'in tüm itirazlarına karşı çıkarak. Şirin ve Fatih arabaya binerken İso "Ben gelmiyorum." dedi. Şirin itiraz edecek gibi oldu Fatih onu susturup tek kol İso'ya sarılırken "Zatürre olma yine bak." dedi gülerek. "Yok öyle bir şey değil" demesine kalmadan göz ucuyla izlediği Fadime'nin arabaya bindiğini gördü kendisi de hızla arabasına bindi.
Otoparktan ard arda Şirin'in arabası, Fadime, Fatih, İso ve Adil-Esme çıktı.
Diğerleri köy yoluna ayrılırken İso ve Fadime şehrin trafiğine karıştı peşpeşe. Fadime dikiz aynasından görüyordu İso'nun arabasını. Otele giden yoldan geçtiler İso dönmedi. Fadime merakla izliyordu. Onu mu takip ediyordu? Anlamak için yolunu değiştirdi İso da peşinden değiştirdi. Belliydi takip ediyordu. Ama neden? Diyeceklerini demişlerdi. Eve mi gelecek gelmez umarım diye düşündü. Onu eve almama fikri bile ağır geliyordu kendine tatili hatırlattı. Sinirle araya araba alarak eve doğru sürdü. Açık otoparka bıraktı arabasını İso geldi mi peşinden merak ediyordu. Yavaş yavaş hareket ediyordu içtrn içe gelsin diye bekliyordu. İndi göz ucuyla baktı. Sitenin dış tarafındaydı İso. Kendine kızdı beklediği için, gördüğüne sevindiği için. Ağır ağır kapıya yürüdü. Görevli kapıyı açtı içeri girdi, dönüp baktı geliyor mu diye. İso tam o an arabayı çalıştırıp gitti.
Bu neydi şimdi? Kendince rahatsız etmeden eve mi bırakmıştı. Peki neden? Kafası allak bullak olmuştu.
Gitme diyor gitmiyordu, ertesi gün onu bırakıp tatile gidiyordu, sonra herkesin olduğu yerde sıkıştırıp ağzının içine girip mutlu musun diyordu, şimdi de evine bırakıyordu. Kafasında oturmayan yer belliydi. Ama anlayamıyordu sebebini.
Esme'nin de kafası karmakarışıktı. Fadime İso'dan bebeği saklıyordu. Murat'tan ayrıldığını herkesten saklıyordu. Furtunalılar Adil ve Fadime'den İso'nun hastalandğını saklıyordu.İso tatile gitmemiş hastanede yatmıştı Fadime'ye belli ki İso yalan söylüyordu.Yine bir söylenmeyenler yumağının içine düşmüştü. Yüreği daraldı. Adil'e döndü.
''Bu otel işini bana niye demedin?''
''Benim değil Fatih Furtuna'nın fikriydi vazgeçer falan diye güvenemediğimden demedim.''
''Sen niye kabul ettin?''
''Zaten İso'nun hakkı geçiyor diye bir şey yapacaktım içim rahat değildi. Fatih de bu fikirle gelince yani Fadime'yi de ortak edelim deyince kabul ettim.''
''Adil yakında nişanlanack kızı eski kocasıyla ortak etmek akıllı işi mi? Siz ne çeviriyosunuz?''
''Esmeeeee'' dedi imalı imalı.
''Ula biliysun sen!''
''He hatta ayrılacağını daha ayrılmadan da biliyodum. Ama hazır olunca kendisi söylesin deme sen de bi şey.''
''Ee sence nolacak daha beter olmasın burun buruna.''
''Olacağı varsa da olsun. Arada başkası yokken kendi
aralarında napıyorlarsa yapsınlar.''
Esme daldı ''O dediğin biraz zor. İso başkasıyla tatile gitmiş. Fadime de biliyor.'' dedi.
Adil sakin olmaya çalışarak arabay kenara çekti.
''Ne etmiş ne etmiş? Ula bunlara hakkaten güven olmuyor. Bunlar daha geçen gece beraber kalmadılar mı? Konuşup halletiler bizim Tattara da gitti ayrıldı sanıyorum ben. Ne demek başkasıyla tatile gitti? Sen niye demedin bunu bana? Ortak ettik kızı bir de ben avukatı arayayım da iptal etsin.'' diye telefonu çıkarıyordu ki Esme elini tuttu 'Dur tam öyle değil o iş. Fadime öyle biliyor ama öyle değil gitmemiş bi yere.''
''Fadime niye öyle biliyor peki?''
''Ha onu sana diyemem.''
''Esmeee'' kızmıştı. ''Ula yine mi sır? Benden yine mi bir şey saklayacaksın, gerçekten mi Esme?''
''Üzülürsün ula yoksa niye demeyeyim.''
''Sır saklaman kadar hiçbir şey üzmez emin ol.''
''Fadime'ye demeyeceksin ama''
''Esmeeee.''
'' Fadime'ye ben başka şekilde anlatacam sen bir şey demeyeceksin. İso'yu sürünün altına attığınızda ciğerinde hasar kaldıydı. Dikkat etmeyince
zorluyormuş. Zatürre olmuş Fadime tatilde sanarken
hastenede yatmış. Eleni'yle Oruç da balayından o yüzden erken dönmüşler.''
Adil'in omuzları düştü ''Essahtan mı?''
''He. İso dedirtmemiş Fadime'yle sana.''
''Esme bu uşak...'' dedi gözleri doldu. Esme uzanıp kocasına sarıldı ''He seviyor Fadime'yi'' dedi. Adil kendini toparladı ''Bir onu mu? Baksana benden de saklamış.''
''Ee Fadime'yle evlenince ailesi bildi sizi. Kendininkilerde pek hayır yoktu biliysun zaten.''
Adil arabayı çalıştırırken ''Eleni'yi de sır saklamaya alıştırmışsın bak orayı atladım sanma onu ayrıca konuşacaz ikinizle de.''
''Ula ben daha bu akşam öğrendim. Eleni baştan biliyormuş benden de saklamış.''
''Oruç efendinin halt yemesi o zaman benim kızım benden bir şey saklamaz yoksa.''
''Hadi hadi başlama yine sür.''
Bölüm etkileşimi
