5. bölüm / 28
Kıyamet SonrasıBölüm 5
Bölümler 28Şu an: Bölüm 5
- 1 Kıyamet Sonrası1.558 kelime
- 2 Bölüm 21.348 kelime
- 3 3.Bölüm1.438 kelime
- 4 Bölüm 42.297 kelime
- 5 Bölüm 51.441 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 Bölüm 61.849 kelime
- 7 Bölüm 71.404 kelime
- 8 Bölüm 8947 kelime
- 9 Bölüm 94.350 kelime
- 10 Bölüm 102.181 kelime
- 11 Bölüm 111.016 kelime
- 12 Bölüm 123.784 kelime
- 13 Bölüm 131.474 kelime
- 14 Bölüm 142.160 kelime
- 15 Bölüm 154.021 kelime
- 16 Bölüm 162.223 kelime
- 17 Bölüm 172.449 kelime
- 18 Bölüm 181.785 kelime
- 19 Bölüm 192.360 kelime
- 20 Bölüm 201.566 kelime
- 21 Bölüm 213.063 kelime
- 22 Bölüm 222.357 kelime
- 23 Bölüm 231.258 kelime
- 24 Bölüm 241.473 kelime
- 25 Bölüm 251.470 kelime
- 26 Bölüm 262.111 kelime
- 27 Bölüm 271.567 kelime
- 28 Bölüm 281.466 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İso yorgun ama saçma bir keyifle Furtuna konağının kapısını açtığında saat sabahın 3'ydü. Düğünden sonra abisini ve Eleni'yi havalimanından balayılarına uğurlamış eve öyle gelmişti. Eve girince garip bir hüzün çöktü. Oruç evet onlarla yaşıyor sayılmazdı ama şimdi hepten gitmişti. Evde yalnız kalmış gibi hissetti. Babaannesi o anlatmadan kalbini görüyor gibiydi zaten bir de sözle onun yorgun, yaşlı kalbini yoramazdı İso. Fatih... Fatih'i ne kadar tanıyorum o benim bildiğim abim olmaya ne kadar yakın ne kadar uzak diye düşünüyor anlamaya çalışıyordu zaten hep. Bu düşüncelerle ağır aksak banyoya yollandı.
Koçari konakta hüzün hakimdi. Eve girerken geri geri giden ayaklar, gözlerde hüzün. Adil girişe divana oturdu yanına da Esme'yle Fadime. Murat sessizce onları yalnız bırakıp içeri geçti. Adil ağlamaklı "Çok erken evlendi bana kalsa daha 20 sene vermezdim kimselere. Ama bunlar söz dinlemiyor. Aha bu da bana sormadıydı evlenirken." dedi Fadime'yi gösterirken. Esme güldü. Fadime yüzü gözü kızarmış gözlerini silerken "Tamam işte gerçekten evlenirken soracağım aldım getirdim adamı daha ne istiyosun? Sana kalsa 60'a varmadan evlenemez Koçari kızları zaten." dedi gülümseyerek. Abisini hüzünlü dahi görmek istemiyordu artık hep gülsün istiyordu. "He onu iyi dedin 60'a kadar bekler mi acaba bu içerdeki uşak bi soralım sabah. Hem sen de emin olursun o zamana kadar." dedi. Fadime bir şey diyecek gibi oldu, demedi. Esme ikisine sorar gibi bakıyordu. "Hiç sarmadı bana sabah ki lafların kusura bakma. Bana da öyle bakma." dedi Adil. Esme dayanamadı "Ne lafıymış bu hayırdır?" dedi. Adil "Sabah sordum ha buna bu Murat uşaktan emin misin alacak mısın onu? Bak akşam tüm Furtunaların olduğu yere götürecez bu uşağı dedim. Eminim dedi." diye anlattı Fadime'ye bakarak. Fadime yine ayaklarına bakıyordu. Esme'nin yüzü düştü "Tamam işte eminim demiş daha ne sarmadı seni?" dedi kızar gibi yaparak ama deli gibi merak ediyordu cevabı. "Yüzüme bakmıyor" dedi Adil "Aha sabah da ha böyle ayaklarına baktı yüzüme bakmadı" dedi sanki Fadime orda değilmiş gibi. Fadime bi an kalktı Adil kolundan tutup oturttu "Tamam gelmiyorum üstüne. Otur şurada zaten kızımı aldı gitti Oruç efendi. Sen bari otur şimdilik burdayken." dedi son kelimeleri bastırarak. Fadime abisinin koluna girip ona sokuldu iyice. "Abi hala kızgın mısın Oruç'a? " dedi. Evet desin istiyordu. Bu hikayede tek yanan kendileri olmasın istiyordu. Bencillikti belki ama içten içe birileri daha birilerine kızsın istiyordu. Tek olmak istemiyordu. "O meseleden kızgın mıyım hayır ama Esme'ye zamanında ettiği lafları da unutamıyorum. Kızımı hiç hak etmiyor gibi düşündüğüm oluyordu bazen yalan yok." dedi sesi karışıktı. Fadime kızgın mı anlamadı. Esme çıkıştı birden "He hak etmedi belki ama benim kızım sevdiğiyle olmayı hak ediyor. Oruç da seviyor işte. Geçmişin yükünü unutacak uşak değildir hem. O yüzden kızımı üzmeyeceğine adım gibi emin olmasam razı olur muydum evlenmelerine." diye. Adil kahkayı bastı "Ha başladı gene Furtuna uşaklarını savunmaya. Esme Koçari esme da" dedi. "Abim kalk hadi İso'yu savunma faslına geçmeden içeri girelim ordan sen sağ çıkamazsın." dedi Fadime'yle kolkola Esme'nin fısıltıyla söylenmelerinin arasında konağa girdiler.
İso duştan çıktı pelte gibi yatağa bıraktı kendini. Alarm varsa kapatmak için telefona uzandı. Bir mesaj. Fadime Koçari'den.
Ben diğer gün dönüyorum gitmeden görüşmemiz mümkün mü? Sana vermem gereken bir şey var?
İso yatakta doğruldu. Gözlerini kapadı açtı.Gördüğünden emin olmak ister gibi mesaja tekrar baktı ve tekrar. 3 yıl boyunca o telefonda o ismi görmemişti. Kendisi de hiç yeltenmemişti o ismi rehberde bulmaya. Yeltense arardı biliyordu çünkü. Ama hakkı yoktu aramaya. Ne çok beklediğini hatırladı. Özellikle ilk zamanlar özler, dayanamaz arar sanmıştı. Her telefon çalmasında kalbi ağzına gelmişti. Ama dayanmıştı Fadime işte ya da hiç özlememişti.
Hatırlamak nefesini kesti. Yataktan kalktı camı açtı deniz havasını içine çekti. Pencereye yaslanıp cevap verdi.
-Müstakbel nişanlın gitti galiba bana mesaj attığına göre GECE GECE.
-Yoo burada, uyuyor.
İso, ekrana baktı telefonu sıktı avucunda yok etmek ister gibi. Murat uyuyor, nerde uyuyor? Yanında mı uyuyor? Koçari'de onların odasında mi? Onun hiç yatmadığı yatakta mı? Nerede uyuyor? Neden yoo gitmedi değil de burada uyuyor? Neden?
Gözlerini sımsıkı kapattı gördüğünü silmek ister gibi. Az önce içine dolan çocuksu sevinç, heyecan, umut pencereden uçup gidip denize karışmıştı sanki. Kendini Fadime'nin ellerinde hissettiği çok olmuştu. Ama hiç bu kadar küçücük hissetmemişti kendini. Az önce ekranda adını görünce içine dolan umut için kendinden utandı. Kendine acıdı. "Ne sanıyorsun ulan eski alışkanlığı ile küçücük bir kıskançlık emaresi gösterdi diye sana geri mi dönecek sandın kollarına mı atılacak sandın yıllar sonra? Belki de senden, yeni hayatından iğrendi tam da istediğin gibi. Bunun için uğraşmadın mı? İğrensin de aldığı karardan pişman olmasın, mutsuz olmasın demedin mi ulan? Neye umutlandın hemen senin umudunu skiyim." diye kendisiyle kavgalarından birine tutuştu. Kavgayı ve kendine acımayı yarıda kesip,
-Babaannemi görmeye geldiğinde verirsin evde olurum. dedi.
-Yok olmaz Şirinim'i görmeye Murat'la gelicez onu sonra havalimanına bırakırım sonra senle görüşelim.
İso telefonu fırlattı yatağa. Mesaj atsa yine kendi kalbi kırılacaktı çünkü. Pencereden yeterli hava gelmiyordu. Geliyorsa da yetmiyordu ona. Kafası ellerinin arasında odayı turladı, duramadı nefes alamadı. Kapıyı açtı dışarı çıkacaktı ki Fatih'le karşılaştı. Hızla yanından geçti kapıya çıktı. Fatih onu kapıda zor yakaladı.
"Noldu olum gece gece nereye gidiyosun?"
"Yok bir şey hava alcam"
"Bu saatte hava aldığına göre bir şey olmuş noldu?"
İso hızla aşağı bahçeye deniz kıyısına doğru yürüyordu Fatih de arkasından
"Lan korkutma beni Oruçlara mı bir şey oldu yoksa?"
İso deniz kıyısına gelince aniden durdu sanki yolun bitmesi sürpriz olmuştu ona sanki yol bitmese sonsuza dek yürürmüş gibiydi. Olduğu yerde volta atmaya başladı. Fatih giderek endişelenerek "İso birine mi bir şey oldu, kim ne yaptı lan konuşsana" diyordu hala. "Yok bir şey git yat" dedi İso hala dolanırken.
Fatih sakince oturdu ellerini dizlerinde birleştirdi "Fadime o zaman?" dedi. İso birden durdu, elleri boynundan yavaşça kaydı aşağı. Fatih cevap beklemedi "Otur şuraya başım döndü" dedi. İso uslu bir çocuk gibi oturdu abisine bakarak. "Anlat" dedi Fatih.
"Anlatacak bir şey yok"
"O yüzden sabahın nurunda nefes alamayıp buralara attın kendini he abim? Anlat hadi. Ama şeyi geç biz yalandan evlendik faslını ben Adil değilim. Dosdoğru anlat."
"Fadime yarın müstakbel kocasıyla buraya gelecekmiş babaağğnemi görmeye"
"Buraya?"
"Konağa işte"
Fatih'ten tiz bir ıslık yükseldi.
"Tam Koçari kızı yalnız ha"
"Yaaaaağni abi?"
"Gelin geldiği konağa yeni kocasını tanışmaya getirmek herkesin harcı değil olum yaaaanisi bu. Gaddar yaaaaani."
"Teknik olarak gelin gelmedi aslında konağa"
"He o mevzu ama şimdi dalga geçmicem senle moralin bozuk."
"Allah razı olsun bir Furtanadan beklenmeyecek incelik"
"Şimdi bu kız gaddar da sana mı kendine mi acaba ona takıldım ben"
"Nasıl yani?"
"Gelin geldiğin eve nolursa olsun böyle gelmezsin. Bir şeyi bitirmeye geliyor. Sendeki bir şeyi mi kendindeki bir şeyi mi acaba?"
"Abi zaten bitirdi ya 3 sene oldu"
"He abim dışardan bakınca sen de bitirdin sanıyor herkes ama sabahın nurunda pijamalarla Fadime konuşuyoz üstelik evlere sığamıyoz"
"Abi dur onu deme."
"Bir şey demiyorum daha anlamaya çalışıyorum."
"İçinden anla o zaman bana deme. Ben az önce bana 3 sene sonra mesaj attı diye içime dolan umutla 5 dakka sonra göt gibi kaldım. Bana deme bir şey. Ben de sen de kabul edelim tamam yalan değildi evliliğimiz ama bitti işte. Kız evlenecek abi."
İso'nun gözlerinin dolduğunu fark etti görmezden geldi Fatih. Küçük kardeşi yıllar sonra ilk kez ona içini açıyordu, onun yanında kendinden kaçıyordu. Bunu bozmak istemedi.
"Evlenme dedin mi?"
"Adımı anma, beni görürsen kafanı eğ git dedi bana. Evlenme desem dinlemez gibi bence ya" dedi İso gülümsemeye çalışarak.
"Deme zaten"
"He düşman kızı..." derken Fatih sözünü kesti
"Düşmansam ben düşmanım oğlum kız aldık oğlan verdik beraber işler yapılıyor her boka ortak olmuşsunuz sizi ilgilendiren bir durum yok. Ama yine de deme"
"Niye?"
"Diyesin varsa de İso!"
"Sen dedin İlve abla yine de evlendi diye mi?"
Fatih huzursuz kıpırdandı oturduğu yerde, cevap vermedi.
"Ee abi sen yoktun ki. Kimseye bir şey demeden aniden çekip gitmiş döneceği meçhul bir düşman uşağı haber gönderiyor evlenme diye. Kime nasıl anlatacaktı? Kızıyosan kızma hiç kıza valla."
"Tamam sen Fadime evlenince kızmazsın hak verirsin"
İso, içine bıçak sokulmuş gibi hissetti bi an;
"Canın yanınca can yakmamayı öğren abi madem abi kardeş gibi konuşcaz düşmanın gibi konuşma benle."
"Kusura bakma bi an öyle... Neyse sen yine de evlenme deme evlenmek istemiyorsa bırak kendisi fark etsin."
"Evlenmek istemese niye tutsun getirsin düğüne abi ya tüm Furtuna ordaydı. Bak kim ne düşündü ona da bana da neler dediler kim bilir ama umrumda değil, ha olmaz da. Ama o bunu düşünmedi ya o umrumda işte. Kendimi kandırmaya gerek yok. Yarın da gelir işte ha bu eve varsa bir şey bende onu bitirir yoluna bakar. Sen sağ ben selamet." Birden ayaklandı İso abisine elini uzattı kalksın diye. Hiç konuşmadan eve girdiler. Fatih kardeşinin kendinden kaçışına karışmak istemedi. Aksi bir durum olursa daha da üzülsün istemiyordu. Şirin kalkmış salonda oturuyordu. Onları görünce geldi bir şey demeden İso'ya sarıldı kafasını saçlarını sevdi çocukmuş gibi. İso odasına gidince Fatih babaannesine döndü "Buna bir çare bulacak mısın yoksa ben mi bulayım?" dedi İso'nun odasını işaret ederek.
Bölüm etkileşimi
