10. bölüm / 28
Kıyamet SonrasıBölüm 10
Bölümler 28Şu an: Bölüm 10
- 1 Kıyamet Sonrası1.558 kelime
- 2 Bölüm 21.348 kelime
- 3 3.Bölüm1.438 kelime
- 4 Bölüm 42.297 kelime
- 5 Bölüm 51.441 kelime
- 6 Bölüm 61.849 kelime
- 7 Bölüm 71.404 kelime
- 8 Bölüm 8947 kelime
- 9 Bölüm 94.350 kelime
- 10 Bölüm 102.181 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 Bölüm 111.016 kelime
- 12 Bölüm 123.784 kelime
- 13 Bölüm 131.474 kelime
- 14 Bölüm 142.160 kelime
- 15 Bölüm 154.021 kelime
- 16 Bölüm 162.223 kelime
- 17 Bölüm 172.449 kelime
- 18 Bölüm 181.785 kelime
- 19 Bölüm 192.360 kelime
- 20 Bölüm 201.566 kelime
- 21 Bölüm 213.063 kelime
- 22 Bölüm 222.357 kelime
- 23 Bölüm 231.258 kelime
- 24 Bölüm 241.473 kelime
- 25 Bölüm 251.470 kelime
- 26 Bölüm 262.111 kelime
- 27 Bölüm 271.567 kelime
- 28 Bölüm 281.466 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Fadime sabah uyandığında İso yoktu. Gerçekten gitmiş dedi. İçine bir taş oturdu. İso hesabı kapatmış ve gitmişti. Telefonunu aldı saat 11'di. İso'dan ses yoktu. Kendine kızdı. Gitmiş işte gelip seni almakla mı uğraşacaktı diye çantasını aldı çıktı. Aşağıda kapıda biri "Fadime Hanım?" dedi tereddütle. Oteldeki barmen çocuktu Fadime tanıdı. "Ben Mert, İsmail abi yolladı beni sizi ben bırakayım gideceğiniz yere müsadenizle. Fadime şaşırdı ama arabaya bindi. "İsmail abi aç olabileceğinizi söyledi otele veya başka bi yere gidip bir şeyler yemek isterseniz ben beklerim sizi."
"İso nerede?"
"En son abimleydi ama hala orda mı bilmiyorum."
"Abin?"
"Deniz. İsmail abiyle arkadaşlar ben de ordan tanıyorum zaten. Nereye gidelim?"
"Sen benim kim olduğumu da biliyosundur o zaman."
"Adil Bey'in kardeşiniz evet."
"Başka ne biliyosun? Sen otelde çalışıyodun di mi?"
"Evet."
İlk sorusuna cevap vermedi
"Bizim evi biliyor musun?"
"Aldım ya sizi ordan."
İso belli ki bizim ev diye bahsetmişti burdan Mert'e. İçi ezildi Fadime'nin.
"Koçari konağı diyorum."
"Yok ama adresi söylerseniz..."
"Furtuna köyü biliyo musun?"
"Evet"
"Tamam aynı yol sen git tarif ederim ben sonrasını."
"Abin Deniz'le İso yakınlar mı?"
"Üniversiteden arkadaşlar aslında ama abim yurtdışındaydı geçen sene döndü. O zamandan beri de yine eskiye döndüler."
Fadime içten içe sevindi onun için yükünü alacak bi arkadaşı vardı demek. Kendisinin olamamıştı öyle güveneceği biri. Aniden aklına gelmiş gibi:
"Ha İso'nun piyasacı arkadaşlarından yani."
"Piyasa? Abim nişanlı ne piyasası."
"Haa pardon."
"Abin de İso'yla mı çalışıyor?"
"Hayır inşaat mühendisi o kendi şirketi var."
"Sen?"
"Ben oteldeyim işte gördünüz geçen gün."
"Bir şey sorcam ama aramızda kalacak?"
"Tabi buyrun"
"Çok mu içiyor?"
"Bazı geceler."
"Nasıl bazı geceler biriyle geldiğinde falan mı içiyor? Onun dışında içmiyor mu?"
"İsmail abi biriyle otele gelmez ki."
Fadime'yi bu cevap şaşırttı düşüncelere daldı sustu.
...
Usulca girdi Koçari konağın kapısından. Kimseyi göresi yoktu. Odasına gidip yatmak istiyordu. Esme karşısına dikildi.
"Kız sen nerdesin?"
"Sence?"
"Konuştunuz, hallettiniz mi bari meselenizi?"
"Sen cinli falan mısın nasıl anlamış olabilirsin? Hem ne malum konuştuğumuz belki başka bir şey ettik."
"Tövbe tövbe çarpılacaz kız ne biçim konuşuyosun. Hem ne edeceksiniz ula konuşmaktan başka?"
Fadime kaşını kaldırıp imalı imalı güldü. Esme omzuna vurdu kızar gibi.
"Edepsize bak hele! Kız sen edecek olsan İso etmez."
"Nerden biliyosun belki kandırdım baştan çıkardım, etti."
"Edepsiz."
Fadime gülüyordu. "Ha bak cevabın yok."
"Cevabı var niye olmayacakmış. Sen nişanlı sayılırsın ya Fadime taktın oğlanı koluna gittin düğüne unuttun mu? Ne dediysen artık senin adını ağzına almadı bu oğlan 3 sene. Seni başkasıyla görüp ertesi gün koynuna alacak ha ebedi inanmam. Ha ettiyse onun da kalıbına tüküreyim. Ama inanmam elimde büyüdü sayılır, tanırım...cıkkk etmemiştir."
Fadime'nin keyifli gülüşü yüzünde soldu.
"Konuştuk he o halletti mevzuyu."
"Ya sen?"
"Edemedim." Esme uzanıp sarıldı.
"Ne zaman için sıkılsa, anlatmak istersen dinlerim. Beni kimse dinlemediydi ama ben seni dinlerim unutma tamam mı? Hadi git duş al ben de sana kahvaltı hazırlayayım açsındır."
"Sağol."
Fadime odaya giderken arkasından seslendi. "Rusya'ya gidecek miymiş sordun mu?"
"Gitmeyecek."
"Ula boşuna mı Fatih'le konuştum ben?"
"Ben gitme dedim gitmeyecek."
Esme şaşkın bakarken Fadime koşar adım odaya girdi.
Fadime mutfağa geldiğinde Esme hala bir şeylerle uğraşıyor Ömer de mama sandalyesinden annesini izliyor anlamsız sesler çıkarıyordu.
"Abim nerde yenge?"
"Bilmiyorum sabah çıktı. Fatih'le işleri varmış."
"Fatih Furtuna'yla? Ne alaka?"
"Ee ortaklar ya işle ilgilidir. Muhabbete gidecek hali yok. Sen oğlana gitme mi dedin Fadime doğru anladım ben az evvel?"
"He dedim gitme dedim Esme yengem çok üzülür dedim. O da kendi desin sana noluyor dedi."
Esme gülüşünü bastırmaya çalışıyordu tutamadı.
"İyi demişsin çok inanmıştır kesin."
"He inanmadı zaten. Ben seni özlerim gitme dedim ben de."
"Ne dedin ne dedin?"
"Özlerim seni dedim."
"O ne dedi?"
"3 senedir aklın nerde dedi."
"Haklı."
"He haklı. Hep o haklı zaten he."
"Eee?"
"Eee yok işte gitmem tamam dedi. Sabah kalktığımda da yoktu."
Esme birden celallendi. Kendi kendine konuşur gibi.
"Ha bunda akıl yok ama İso'da da yok. Bu gitme özlerim diyor o da kalkıyor gidiyor ula tutsana elinden bu kız sana daha ne desin ya sabır yarabbim ya. Onun yerinde Adil olsa sabahına nikah dairesinde soluğu alırdık valla.
Bu oğlan fazla... anlayışlı."
"He gereksiz fazla. Bana burda olmamız yanlış sen başkasıyla evlenecen dedi."
Esme üzüldü ikisine birden.
"Hakkı var ama eksiği de var."
"Neymiş eksik olan?"
"Başkasıyla evlenecek olan kız beni niye özlesin demesi lazımdı. Eksiği bu. Sen Ömer'e bak ben geliyorum."
Dışarı çıktı İso'yu aradı, açmadı. Şirin'i aradı İso'yu sordu gelmedi dedi. Adil'e sordu çaktırmadan onların da yanında değildi. Endişelendi ama Fadime'ye belli etmemesi gerekiyordu.
...
Fadime, Murat meselesini çözmesi gerektiğini biliyordu. Kaderinde kim var biliyordu. Çocukken gözlerin dağlar gibi serildi önüme diye anlatırken anlamış, kararını vermişti. Herkes kaderinde olanla beraber olacak diye bir kural yoktu ama kaderinde olmayanı da bir ömür mutsuzluğa itemezdi. Murat'la mutsuz değildi ama mutlu da olamıyordu. Telefonunu çıkarıp Murat'ı aradı. Sana bir şey demem gerek dediğinde tamam ben anladım gerek yok söylemene diye ayrılık lafları etmesine fırsat vermemişti. Bu işi telefonla yapmak istemezdi ama adamı Trabzon'a kadar getirip seni terk ettim hadi geri taşın demek hiç olmazdı. İnanılmaz hafiflemiş hissediyordu.
Adil'in sesini duydu odadan çıktı.
"Hoş geldin Tattaram."
"Hoş bulduk abim."
"Nasılsın iyi misin lise arkadaşlarını görmek iyi geldi mi?"
Sesinde ima falan yoktu, anlamamıştı işte. İso boş yere kurt düşürdü içime diye kızdı.
"He iyi geldi."
"Özlemiş misin?"
"Abi boşver şimdi onu bunu da yarın beni işe götür. Ne yapacaksam başlayayım artık. Ama öbür gün İstanbul'a gitmem gerekebilir Murat'ın gelişi gecikecek gibi duruyor."
Evet ayrıldığını kimseye demeyecekti. Kararı buydu. En azından kafasını toplayana kadar herkes her şey yolunda bilse iyi olacaktı. Sorulacak sorulara vereceği cevapları önce kendisi bulmalıydı.
Adil düşünceli bir şekilde koltuğa geçti oturdu.
"Ben üretimle ilgilenirim sen de mali işlere bakarsın diye düşündüm ben sana da uyarsa. Toplantı moplantı daralıyorum ben. Oruç'un başımıza bela ettiği otel var bir de ordan ebedi bir şey anlamıyorum zaten. Ama sorun şu senin ilgileneceğin işlere Furtunalar hakim onlardan öğrenmen gerekebilir."
"He İso birilerini yönlendirecek anlatması için konuştuk onu."
"Kim hangi işi anlatacakmış? Fabrikalar var otel var Rus ortaklarla olan işler var yetmez gibi hastane var. He onun da finansallarına biz bakıyoz o ikisi sadece doktorluk yapmak istiyorlarmış çünkü. Madem doktorluk yapacaktınız niye hastane açtınız gidip bir yerde çalışsaydınız da denmiyor."
"Tamam abi sakin ol. Hallederiz."
"Edemeyiz İso ortada yok. Fatih'e de güvenmiyorum."
"Nasıl ortada yok?"
"Yok işte dün çıkmış gitmiş kimse ulaşamıyor da. Neyse o çıkar da sen İstanbul'daki evi napcan kapatacak mısın gider gelir misin?"
"Kapatırım gibi duruyor. Bir şey dicem ama dellenme hemen."
"Bakarız ona de bakalım."
"Ben ayrı ev bakayım diyorum."
"Unut onu." dedi konuyu kapatır gibi kalktı Fadime tuttu zorla oturttu.
"Ya temelli gitmiyorum valla çoğunluk burda kalacam ama ayrı evim de olsun. Her gün Sürmene'den gelip gitmek zorlarsa diye."
"Sen zaten evlenmeyecek misin o zamana kadar bari kal burda işte abim."
"Abi bence ben ev bulayım."
Daha açık olmazdı. Adil de anladı üstelemedi.
"Söz verdin çoğunluk burdasın bak ona göre."
"Söz. Hem ben bunu çok özlerim zaten." diye kalkıp Ömer'le salona giren Esme'den çocuğu aldı. "Önüne geleni özleysin bu ara." dedi Esme fısıltıyla. "Ne zaman yürüyeceksin sen? Ne zaman keçi kovalicaz halam hadi hızlan biraz. Hala de önce ama sonra yürürsün."
"Şuna bak el kadar bebeye istek listesi verdi." dedi Adil gülerek. "Ne zaman hala der acaba ya?" diye sordu dönüp. Kimse bilmiyordu. "Furtunalar yüzünden bu konuya pek hakim değiliz abim valla." dedi. "Ömer'le öğreniyoruz işte, sen de kendi çocuğunda biliyor olursun." dedi ağırlaşan havayı dağıtmak için. Fadime'nin havası daha da ağırlaştı.
...
Ertesi gün fabrikalara gittiler İso yoktu. Otele gittiler İso yoktu. Kimseye soramıyordu da. Aklına Mert geldi. İso onu alması için gönderiyorsa güveniyodur dedi. Abisine bi bahane uydurup bara çıktı.
"Hoş geldiniz Fadime Hanım."
"Hoş buldum hoş buldum sana bi şey sorcam ama..."
"Aramızda tamam ama İsmail abinin yerini bilmiyorum. Onu soracaksanız eğer yani?"
"Arasana bi sor."
"Siz arasanız daha iyi olmaz mı?"
"Daha iyi olsa arardım değil mi?"
Oğlan çıkardı telefonu aradı.
"Abi nerdesin? Otelde çok acil bir şey oldu da?"
"Önemli evet."
"Evet burdalar ama senin gelmen gerek."
"Evet hıhım"
"Aynen öyle oldu"
"Tamam"
"Tamam abi kusura bakma"
Fadime merakla bekliyordu.
"Size selamı var. Hesap tamam dedi kapatmış galiba."
"Burda olduğumu niye söyledin arkadaşım sen?"
"Anladı zaten."
Fadime yer yarılsın da otelle birlikte içine girsin istiyordu. Olan olmuştu artık devam etti;
"Başka bir şey demedi mi daha uzun konuştunuz sanki?"
"Bence siz sormayın ben de söylemeyeyim."
"Daha da merak ettim."
"Birkaç gün kafa dinlicez, tatildeyiz beni aramayın." dedi.
Fadime'nin beyninden kaynar sular döküldü sanki.
"Anladım, sağol." dedi.
Fadime kendini bulduğu ilk tuvalete attı. Benim yanımdan kalkıp başkasıyla tatile mi gitti yani, bu bu bu nasıl olabiliyor ya, ben yanlış anlamış olamam hayır hayır, al işte göndermedin bi yere şimdi burdayken özle aferin sana fadime, ya bir de seni özlerim dedin, abine yalanlar attın, aferin kızım sana aferin, ula kalktın Murat'tan ayrıldın iki sarılmaya dibin düştü salak fadime, manitasıyla tatile giderken hatırlar güler artık gece boyu konuştuklarını beni nasıl da gönderemedi hehehe diye güler de kesin, ne hatırlayacak ya ne hatırlayacak seni hatırlayacak olsa sana sarıldığının göğsünde yatırdığının sabahı kalkıp başkasıyla tatile mi gider uyan kızım artık seninle olan işini bitirdi vicdanını rahatlattı hayatına döndü. Aklında yüzlerce soruyla kendisiyle kabga ediyordu.
Ee o zaman o söyledikleri neydi eski İso gibiydi diye düşünüp kendisiyle kavgası bitecekken tekrar tatildeyiz diye kendine hatırlattı. Elini yüzünü yıkadı çıktı. Abisine görünmeden çıktı arabadan aradı "Ben ev bakacağım akşama görüşürüz." dedi.
Madem işler bu noktadaydı ağlayıp sızlanmanın faydası yoktu. İso'yla mı doğdun da onsuz öleceksin sanki diye kendini gaza getirdi. Yol üstünde gördüğü ilk emlakçıdan içeri girdi.
...
Koçari konağa geldiğinde kuş gibi hissediyordu saçma şekilde. Bunun sonraki aşamalarını da tanıyordu ama şimdi hiç düşünesi yoktu bunu.
"Ben ev tuttuuum işlere de yakın gittim eşya da aldım birkaç parça. Yengeeeem ben İstanbul'dan dönünce yerleşmeme yardım edersin değil mi? "
Adil de Esme de şaşkınlıkla izliyorlardı.
"Abim acelen neydi?" diyebildi Adil.
"Aslında sadece bakacaktım ama ev çok iyiydi her yere yakın falan tuttum gitti."
"Ee kızım kirada mı oturcan alırdık bi ev"
"Eee evim var burası bak koca konak."
"Ha doğru aferin asıl evin burası" dedi Adil keyifle. Neşelenince başka soru sormadı. Esme "Gel çay koyarken ne eşya aldın anlat bakim" dedi. Fadime sorguya hazır takip etti onu.
"Fadime noluyor ne evi ne eşyası bir günde?"
"Bir şey yok yengeeeem 2+1 kutu gibi güzel bir evim birkaç parça da eşyam var. Koltuk takımı aldım L koltuk insanlık suçu bence mesela Eleni sen ben toplandık diyelim sıra sıra mı oturcaz yüzümüzü göremiyoruz öyle." Esme istemsiz güldü. "Evden halledebileceğim günler için çalışma odası falan gibi bir şey düşündüm bir odaya masa aldım ama sandalye de lazım ordakileri beğenmedim."
Fadime'nin nefes almadan konuşması ne demek biliyordu Esme.
"Kız başlatma masana koltuğuna ne oldu onu anlat abin otelden kaçtı gitti ev bakacakmış dedi. Deli sevinciyle eve döndün. Bir şey var sende."
"Yok ne olacak ev buldum işte."
"Görende çadırdan kurtuldun sanır. Fadime ısrar etmek istmem yengem ama ne oldu merak ediyorum."
"İşe tam başlamadan işlerimi hallediyorum işte. Yenge İstanbul'a Ömer'le sen de gelsene. 1 ya da 2 gün kalırız ben evi kapatırım biraz burdan çık sen de düğün falan derken yoruldun."
Normalde kabul etmezdi ama belli ki Fadime iyi değildi yalnız bırakmak istemedi.
"Olur abinle bi konuşayım."
"Hiç yakıştıramadım Esme Çavuş kocandan izin mi isteyeceksin? Sen?"
"Ula ne izin isticem haber vericem haber."
" Ha tamam izin istiyosun sandım ödüm koptu içine cin girdi diye."
"Başladın yine cinli minli konuşmaya tövbe de kız."
"Sana test yapıcam şimdi cidden cinli misin yoksa bi bana mı cinlisin görelim. Sorumuz şu İso şu an nerede?"
"Ne bileyim nerede evindedir ya da oteldedir."
"Demek ki işin içinde ben olmayınca cinler devreye girmiyor. Yanlış cevap."
"Hah iyi mevzu İso demek? Ne oldu nerdeymiş? Kız yoksa ev mev dedin beraber miydiniz siz? Fadime abin duymasın bak."
"Doyamadın abimden sır saklamaya sen de."
"Hiç görümce damarın tutmasın şimdi uğraşamicam.
Ciddiyim İso'yla öyle bir halt yemeyi düşünüyosan vazgeç."
"Ne halt yicem onla ne ev tutcam hah! Gittim tek başıma tuttum tek başıma yaşayacağım. Ömer'im dışında erkek de sokmuyorum eve hadi bakalım."
"Fadime sen neye delirdin yengem?" sesi endişeliydi.
"Murat mı bir şey dedi erkek merkek diyosun?"
"Yok."
"İso mu diyecem ama korkuyorum da."
"İso'ya niye delireyim yenge? İso var mı ortada? İso nerede? İso yok? Peki nerede? İso tatilde."
"Ne tatili?"
"Ne bileyim ne tatili ara sor kış ortasında nereye gittiniz de!"
"Kimle gitmiş ki?"
"Birkaç gün boyunca rahatsız edilmek istemediği biriyle."
"Fadime?"
"Hıı?"
"Sen nerden öğrendin?"
"Boşver öğrendim işte. Önemli olan bana sarıldığı gecenin, gitme dedim diye Rusya'dan vazgeçtiği gecenin sabahı başkasıyla tatile gitmesi."
"Önemli olan senin nişanlanacak olman gibi ya hadi öyle diyosan öyle olsun."
"Ben Murat'tan ayrıldım."
"İso biliyor mu?"
"He tatildeyiz birkaç gün aramayın beni demiş o yüzden rahatsız etmedim ama dönünce söylerim. Ula ona ne? Hak ediyor mu o bilmeyi? Abim de başkası da bilmeyecek söz ver. Ben vakti gelince söylerim."
"Sır saklıyosun diyene bak hele sanki kendi açık kitap çevir çevir oku."
"Abim 40 soru soracak biliyorum ama verecek cevap henüz bende de yok ondan yani. İso da İso zaten bilmeyi en baştan hak etmiyordu. Ben bi unutur gibi oldum ama kim olduğunu hatırlattı sağolsun. Boşver yenge cidden. Hadi git kocandan izin al da yarın İstanbul'a gidelim." diye takıldı. Esme kızarken tam Adil "Nerde kaldınız?" diye mutfağa girdi. "Hah abim gel karın senden izin isteyecekmiş." dedi gülerek kaçtı mutfaktan.
Bölüm etkileşimi
