21. bölüm / 28
Kıyamet SonrasıBölüm 21
Bölümler 28Şu an: Bölüm 21
- 1 Kıyamet Sonrası1.558 kelime
- 2 Bölüm 21.348 kelime
- 3 3.Bölüm1.438 kelime
- 4 Bölüm 42.297 kelime
- 5 Bölüm 51.441 kelime
- 6 Bölüm 61.849 kelime
- 7 Bölüm 71.404 kelime
- 8 Bölüm 8947 kelime
- 9 Bölüm 94.350 kelime
- 10 Bölüm 102.181 kelime
- 11 Bölüm 111.016 kelime
- 12 Bölüm 123.784 kelime
- 13 Bölüm 131.474 kelime
- 14 Bölüm 142.160 kelime
- 15 Bölüm 154.021 kelime
- 16 Bölüm 162.223 kelime
- 17 Bölüm 172.449 kelime
- 18 Bölüm 181.785 kelime
- 19 Bölüm 192.360 kelime
- 20 Bölüm 201.566 kelime
- 21 Bölüm 213.063 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 Bölüm 222.357 kelime
- 23 Bölüm 231.258 kelime
- 24 Bölüm 241.473 kelime
- 25 Bölüm 251.470 kelime
- 26 Bölüm 262.111 kelime
- 27 Bölüm 271.567 kelime
- 28 Bölüm 281.466 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah Esme kahvaltıdan sonra "Ben de geliyorum sizle." dedi. Adil şaşırdı. "Hayırdır inşallah Esme Koçari teftiş mi?"
"Gelemez miyim ula sana mı soracam? İso'yu görecem."
"Ee tabi sormayacan da İso'nun geldiğini nerden duydun sen?" Göz ucuyla Fadime'ye bakıyordu.
"Eleni dedi dün. O şimdi geldiği gibi Fatih onu alır getiririm fabrikaya."
"Ee iyi tamam çıkalım o zaman."
"Ben Fadime'yle gelirim sen çık."
Adil ne yapmaya çalıştığını anlamamış gibi "Fadime otele gidecek." dedi. Esme bir bakış attı karışma der gibi. Adil kalktı gitti. "İso'ya yaklaşma vururum dedik de ha bu deli karımı unuttum ben." diye söylene söylene arabasına bindi.
Adil o gece İso'nun geldiğini de konuştuklarını da Esme'ye söylememişti.
Esme ile Fadime fabrikaya geldiklerinde Fatih karşıladı.
"Ooo Esme seni buralarda görmezdik hayırdır ya?"
"İso'yu görmeye geldim. Hani nerde geldi mi?"
"Yok inmek üzeredir de buraya gelmez ki bugün. Dinlenir yani."
"Nerden geliyor da dinlenecek hayırdır Rusya dediğin ha karşısı. Ara buraya gelsin. Özledim."
dedi kaş göz yapmadan usulca Fadime'yi gösterip.
"Yok gelmez o buraya dinlensin sen de sonra gör. Hala toparlanamadı o zaten yorulmasın şimdi." dedi Fadime'nin tepkisini görmek için. Fadime elbette bir şey demedi ama omuzları düştü hemen. Fatih birden yapma öyle der gibi omzundan tek koluyla sarıldı "Senle de alışmıştık birbirimize eski gelin hanım ayrılıyoruz ha?" dedi. "Öyle demeyecektin hani?"
"He tamam doğru. Sen otelde bu bizim danaya sinirlenirsen falan haber ver bana ama tamam mı?"
"Tamam veririm."
Fadime'yi bırakmadan telefonu çıkardı birini aradı.
"Heh abim indin mi? Tamam seni çocuklar alacak fabrikaya gelin...Seni özleyenler var burda... Esme var ben varım Adil var ama özlemiş midir sormadım sorayım mı ister misin?... Tamam hadi." diye gülerek kapattı. Fadime kıpkırmızı olmuştu. "Ben otele geçiyorum." dedi.
"Ne oteli gel işimiz var senle. Esme Adil kooperatiflerle görüşmeye gidecek şimdi çıkar o, gel sen de kahvemizi iç." dedi. Beraber
ofise geçtiler. Kahveler içilirken Fatih saçma sapan şeyler soruyordu eline tutuşturduğu kağıtlarla ilgili. Fadime de Fatih de farkındaydı bozuntuya vermiyordu ikisi de. İso gelene kadar oyalanmaktı derdi ikisinin de.
Fadime fincanını ofisteki küçük mutfağa bırakmak için girmişti ki İso'nun "Ablaaaam" diyen sesini duydu. Olduğu yerde kaldı. Sesini bile özlemişti. Gözleri dolmak üzereydi. Kendini toplaması burdan çıkması normal davranması gerekiyordu. Nasıl normal boynuna sarılmak kokusunu içine çekmek bunlar normal olsaydı keşke.
İso Fadime de var sanmıştı abisinin imalı konuşmasından. Ofise girer girmez gözleri onu aradı ama yoktu buraya da gelmemişti işte. Niye ümitlenmişti ki gelse ne olacaktı? Sarılabilecek miydi?
Fadime usulca çıktı mutfaktan İso Fatih'le sarılıyordu çıktığında sırtı dönüktü. Duvar kenarında durdu sebepsizce sanki dönsün de ona da sarılsın ister gibi. Döndü. Fadime'yi gördü. Dünyanın en mutlu insanıydı artık. Fadime yavaşça "Hoş geldin." dedi. Baş selamıyla cevap verdi İso. Geçti oturdu.
Fadime kaldı ayakta "Başka bir şey yoksa ben otele geçiyorum." dedi.
"Ne otelmiş arkadaş bak ortağın iki aydır yok batmadı otel korkma batmaz otelin. Öğlen yemeğe gideriz beraber otur şuraya."
Fadime, İso'nun yanına geçti oturdu. Başka yer yoktu.
İkisi de özlemenin verdiği ağırlıkla utanır gibi duruyordu.
Esme girdi lafa "Ablam sen iyi misin, iyileşmeden çektin gittin aklım sendeydi hep."
"İyiyim abla bir şey yok toparladım."
"Ula nasıl yok aklım çıktı gecenin bir vakti Eleni arayınca. Yeminim var diye gelmedim o eve bir daha da göremedim seni."
"Geçti ablam valla iyiyim."
Fatih lafa girdi. "İso gelmez dinlenir bugün deyince nerden geliyor da dinlenecek dedi az önce inanma bak." dedi gülerek.
"Ula bu da başladı maskaralığa?" diye kızarmış gibi güldü Esme.
"Abim bir şey kalmadı di mi şimdi orda pürüz falan?"
"İşlerle ilgili kalmadı da.." Fadime'ye baktı göz ucuyla "...biri kaldı." dedi. "Ama sıkıntı yok o bende zaten."
Fatih de Esme de ne diyor bu diye bakıyorlardı. Fadime "Ben gelmişken işlerimi halledeyim siz giderken haber verin." dedi kalktı. Dakika 1 gol 1 hiç unutturmuyor kendini hiç diye söylene söylene gitti.
Esme "Ula sen ne diyosun kızın yanında? Sustun sustun şimdi mi konuşasın geldi. Bir kişi kalmış falan yeri mi İso?"
"Ne dedim ya? O gece Fadime'nin de peşine düşen adam, bizimkilerin elinden kaçan adamı bulamadım işte. Açık açık mı deseydim korksa mıydı?"
"Haaa sen öyle deyince ben kadın gibi düşündüm."
"Ne kadını ya? O nerden çıktı? Ee Fadime de mi öyle sandı şimdi o zaman?
"Ne sanacak başka? Ağzından çıkanı bi tart. Hem sen bi kendine gel senle konuşacaz. O bizim evdeki akşamı konuşacaz."
"Ne konuşacaz abla kocanın beni öldüreceğini mi yoksa zaten öldürdüğünü mü?"
"Ne demek ula o Adil seni niye öldürsün?"
"Sen anlat abi ben bi kere daha açıklama yapamicam." dedi çıktı.
Fadime çalışanlarla konuşuyor dolaşıyor bir şeylere bakıyordu. İso'ya işe alışmış gibi göründü. O kadar vakit geçmiş miydi? Rahat görünüyordu içerdekinin aksine. Sigarasını bitirdi içeri geri girdi.
Esme bi daha sarıldı "Ben bilmiyordum ablam valls bilmiyordum." dedi. "Hele sana bi şey yapsın ben onu naparım sen biliyorsun musun?"
"Abla sağol ama kimse kimseye bir şey yapmayacak. Yapmasın diye uzak duruyorum işte. Sen de Adil'e bir şey deme sakın."
"Yok onla ayrı hesaplaşıcam bakalım sevda bir onda mı varmış ne demek ula konuşturmamak. Hadi seni düşünmüyor kardeşini de düşünmüyor demek ki mahvoldu kız."
"Abla zaten kendimi çok zor tutuyorum deme onu, mahvoldu falan deme."
"Ee oldu ula olmadı mı sen de tutma kendini gidip konuşasın varsa konuş."
"Yok iyi böyle. Bir şey olacak yine üzülecek sonra yeter üzüldüğü."
"Deli mi bu?" diye döndü Fatih'e sordu.
"Yok salak." dedi Fatih.
"Ablaaa"
"Hı?"
"Kadın madın yokmuş diye anlatırsın di mi? Üzülmesin."
"Git kendin anlat."
"Abla ya abla ya"
"Ne ula abla abla"
"Sen kocandan sıkıldın mı acaba biraz? Beni öldürsün hapse girsin mi istiyosun?"
"He öyle kolaydı öldürmek."
Esme tepesi atmış dışarı çıkmıştı Fadime'nin yanına gitti. Fadime biriyle konuşuyordu bekledi.
"Abin ne zaman gelir işi uzun mu haberin var mı?" dedi.
"Yok bilmiyorum. Kalacaksan gel gidip içerde oturalım da sen neye dellendin?"
"Yok bir şey dellenmedim. Fadime Eleni sana bu tatil işini dedi mi?"
"Bir bana mı hepimize dedi ama çok oldu. Biz de olmaz dedik. Ha yeniyse onu bilemem demedi bana."
"Gitsek mi hep beraber iyi gelmez mi?"
"Furtunalılarla tatil edesiniz varsa siz gidin ben gelemem."
"Niye gelemezsin sanki aynı odada yatacan Furtunalılarla!"
"He gidelim yengem ben, eski kocam, eski kocamın Rus manitası, sen, senin eski kocanın yeğenleri, yeni kocan ve çocukların ne ekip ama!"
"Rus manita falan yok."
"He yok. Duymadın mı arkasında bıraktı diye üzülüyordu."
"Sordum ben o başka bir şeymiş."
"Neymiş?"
"İşleriyle ilgili biri."
"Öyle bahsetmedi ama"
"Fadime yok diyorum sana! Neyi kurcalıyosun yengem?"
"İyi tamam ya!"
İçeri girerken Nazlı'yı gördüler odaya giriyordu. Kız içeri girip İso'yu görünce "Hoş geldiniz İsmail Bey!" diye sevinçle boynuna sarıldı. Fadime'yle Esme kapıda dikilmiş ikisine bakıyorlardı. Fadime sessizce "Rus manita yoksa ha bunu götürün tatile. İso diye ölecek. Gerçi belli ki o da ölüyor sarılışa bak. Askerden geldi sanki."
Esme belli edip Fadime'yi daha da dellendirmek istemedi ama o da sinirlenmişti.
"Ben sıkıldım" diye gürültüyle girdi odaya Esme. Sarılan ikili ayrıldı. Nazlı "Fadime Hanım bakın İsmail Bey dönmüş." diye İso'yu gösteriyordu. "He görüyorum Nazlı." dedi Fadime. Nazlı beklediği heyecanı Fadime'den göremeyince Esme'ye yöneldi. "Merhaba ben Nazlı." diye elini uzattı. "Esme ben de."
"Adil abinin eşisiniz di mi?" Esme üstten üstten inceliyordu kızı. "He." dedi. Kız memnun olmayan kalmadan Fatih kızı postaladı.
"Eee Esme layık mı alınır mı bu kız İso'ya?"
İso "Abi...!" dedi.
"Ne var lan kızın inceliyordu oğluna alacak hali yok Oruç zaten damadı ben olmam sen kaldın geriye tek bekar. Sorayım dedim uygun mu diye." dedi gülerek.
Fadime bu defa "Ee hani İso'ya Koçari'den düşmanlığı bizle denk birini bulacaktık Nazlı Koçari'den değil ki." dedi.
İso'yla Esme şaşkın izliyorlardı.
"Tamam varsa Koçari'den biri hemen tanıştıralım. Yoksa mecbur Nazlı. Gönlü de var gibi hem."
"Var var öldü İso diye her laf arasında sordu yokken."
İso sinirlenmeye başlıyordu. "Öyle mi Fadime beni mi sordu essahtan?"
"He." Fadime için beklenmedik yerden gelen beklenmedik soruydu.
"Ee iyiymiş o zaman." dedi gülerek İso.
"Yani?"
"Ne yani? Düşünülebilir yani."
"Nazlı'yla evlenmek mi düşünülebilir."
İso güldü bir şey demedi.
Esme Fatih'e kaş göz yapıyordu.
Fatih birden "Bu kız bitliydi unuttuk bak olmaz." diye kahkahayı bastı.
Fadime gülmüyordu. İso'nun canı sıkıldı kendi dediklerine. Keşke demeseydim diye.
"Boş boş konuşmayı kesin ula. Ne kızı ne evlenmesi evlenemez kimse kimseyle."
İso tekrar gülerek "Karı koca mutluluk düşmanı bak bu ikisi." dedi.
Fadime niye öyle dedi düşünmeden "Abimi ne karıştırıyosun ula? Doğru konuş. Git napıyosan yap evlen mutlu ol. Mutluluk düşmanlarıymış laf!"
"Sen neye dellendin tam olarak Fadime abine laf etmeme mi? Evlenecek olmama mı?"
"Seni gebertirim İsofurtuna"
"Hah bak mutluluk düşmanlığı ve gebertme merakı. Koçariliğin özü bu. Adil'den bulaşıyor bunlar size uyarıyorum sizi." dedi gülerek.
Adil girdi kapıdan "Ne bulaşıyormuş benden Kaçak Furtuna?"
"Mutluluk düşmanlığı ve gebertme merakı" dedi İso istifini bozmadan.
"Alala öyle mi olmuş?"
"He evlenecem dedim diye karın evlenemezsin diyor öbürü de gebertecekmiş beni."
"Hak etmesen kimse bir şey demezdi." dedi gülerek. Geldi İso'ya sarıldı "Hoş geldin." dedi. İso sarılmadı. Fadime'nin nihayet dikkatini çekti İso'daki soğukluk.
Esme Adil'i aldı konuşacaklarım var diye aceleyle dışarı çıkardı.
"İso'yu öldürüyormuşsun duyduğuma göre?"
"Maşallah ağızlarında da bakla ıslanmıyor Furtuna biraderlerin ha!"
"Sen bana derken sır sakla sonra onları suçla. Ula sen ne zamandır sevdaya kafa tutar oldun?"
"Kardeşim kendini kaybettiğinden beri."
"Ha şimdi çok kendinde sanki."
"Değil mi?"
"Değil tabi."
"Kız İso'yu görebilsin diye kalktım köyden geldim. Kendinde mi sence? Evlenince unuttun iyice sevdalık etmeyi heralde sen?"
"O ne demek şimdi bana niye sıçradın Esme?"
"Senden başka kime sıçrayacam sana sıçrayacam tabi. Karışmayacaksın o ikisine. Öldürmek falan onları hiç demiyorum bile bak. İso ölünce bir İso mu girecek mezara Fadime'ye nolacak? Karışmayacaksın Adil."
"Karışacak olsam az önce öldürürdüm onu. Fadime'nin yanında evlenecem mi dedi o?"
"He ne var sen de bana dediydin unuttun heral."
"Esmeee Esme da zaten karışmıyorum. İso'nun vurulduğu gece otelde başbaşa yemek yemişler
Ses etmedim. İso dik dik konuşuyor ses etmiyorum. Gidip İso serbestsin git kardeşime diyecek halim yok. Karışmıyorum işte. Hem bakalım görecez ne kadar sevdası, bakalım bana rağmen kızın karşısına çıkabilecek mi? Ya da benim karşıma dikilip seviyorum, sal bizi diyebilecek mi?"
"Test mi ediysun ula uşağı?"
"He, bak sen de buna karışmayacaksın." dedi Adil gülerek. "Ama bir daha Fadime üzülürse Allah yarattı demem."
"Test ediysun ha?" dedi gülerek Esme de.
"He ilkinde evlendik diye karşımıza çıktılar edemedim şimdi vaktidir."
...
Fadime, Fatih ve İso kaldılar odada. Fadime konuşmamak için telefonla ilgileniyordu.
İso "Sen benim soruma cevap vermedin. Sen neye dellendin az önce?"
"Dellenmedim." dedi dümdüz bi sesle.
"Aynen."
Fadime telefonu bıraktı.
"Abime laf etmene de dellendim evlenecek olmana da dellendim ula! Abime sen niye ters yapıyorsun? Abi demeyi de bırakmışsın?"
"He öküz öldü ortaklık ayrıldı gibi düşün. Evlenecek olmama niye dellendin?"
"Sanki ilkini becerdin de ikincisi kaldı diye."
İso derin derin soludu " Ben beceremedim he?"
"Ben mi beceremedim sen beceremedin tabi. Başkasının başını yakma bari her an hevesin geçer falan. Yalanlar atarsın falan."
"Belki bu defa yalan atmayacağım hevesimin geçmeyeceği biriyle evlenirim."
"Ha onun da suçlusu benim yani?"
"Ben seni neyle suçladım ya da suçlattım da onun da diyorsun sen?"
Fatih "Susun be çocuk gibi. Valla kilitlerim sizi siz konuşup neyse derdiniz çözene kadar da çıkarmam."
"Abim çıkarır."
"Deneyelim bakalım." dedi kalktı. İso da Fadime de dünden hazır gibi ses çıkarmadılar. Fatih de madem öyle dedi gerçekten kilitledi.
İso camdan bakıyordu "Harbiden kilitledi galiba bizi aha gitti abini oyalıyor. Fadime önce cama sonra da kapıya koştu.
"Valla kilitlemiş! Napıcaz?"
"Sessizce beklicez. Kavga etmezsek çözdük sanar açar."
"Sanki çözülürmüş gibi."
"Konuşasın varsa konuş sen tamam dinliyorum."
"Yok merak etme."
Sessizce oturdular bi süre. "Ben sıkıldım arıyorum şunu gelsin açsın."
Aradı. Fatih telefonu bile açmadı. Biraz daha oturdular. "Ben sıkıldım Fadime."
"Ne yapayım? Sanki ben çok eğleniyorum şu an."
"Konuşalım."
"Ne konuşacaz?" Fadime tedirgindi.
"İşler ne durumda anlat. "
"İşlerde sıkıntı yok. Sen gidince de tıkır tıkır işledi her şey sorun yok."
Geldi kızın yanına oturdu. Gözlerine bakmaya çalışarak
"Yokluğunun önemi yok diyosun he?"
"He yok."
"Belli."
"Ne demek o şimdi?"
"Ölsem umrunda olmayacakmış vuruldum da gördüm şükür."
"Şükrettiği şeye bak ya sabır ya!" dedi kendi kendine.
"Yalan mı? Umrunda oldu mu?"
"Olmadı evet."
İso didişir, inkar eder, kızar sanıyordu. Cevaba şaşırdı.
"Hakkındır. Ben olsam ben de bana tek kelime etmeden giden adamı umursamazdım."
Bu defa Fadime şaşırdı. Farkındaydı yaptığı şeyin.
"Farkındasın yaptığın şeyin?" dedi konduramıyordu.
"Farkındayım."
"Bile bile yaktın canımı yani?"
"Sence?"
"Bencesi mi var bile bile yapmışsın işte. Ara şu abini çıkarsın beni buradan!"
"Fadime tamam otur şuraya konuşuyoruz işte."
"Sen benimle konuştun mu? Ben senin gözünün içine baktım ula o gün Fadime o ne biçim laf de diye dedin mi? Yok. Naptın? Gittin. Şimdi de ben gidicem ara abini."
"Sen ara ben çıkmak istemiyorum."
Aradı. Fatih açmadı.
"Açmıyor." diye odada dolanıyordu.
"Yemiyorum seni otur şuraya. Açar birazdan."
"Buranın başka çıkışı yok mu?"
"Var mı Fadime? Sanki ilk defa geliyosun ilk defa kilitli kalıyorsun burada."
İkisinin de aklına bir gece fabrikada kilitli kaldıkları gece geldi. Güvenliğe seslerini duyuramayınca sabaha kadar içeride kalmışlardı. Asla sıkılmamıştı ikisi de.
İso öyle deyince Fadime usulca oturdu.
"Biz eskiden konuşabiliyorduk." dedi kaybettiğini fark ettiği bir eşyanın boş yerine bakar gibi.
İso uzandı Fadime'nin saçını kulağının arkasına attı yüzünü görmek için.
"Yine konuşuruz." dedi.
"Tutamayacağın sözler veriyosun altında kalacağın umutlar veriyosun yine, yapma!" dedi başını saçını ellerinden çekti.
İso bir şey demeden yine uzandı yüzünü, saçlarını seviyordu.
"2 ay görmedin diye Fadime hevesi mi düştü içine hayırdır?" dedi İso'ya ellerini sorar gibi gösterek.
"64 gün." dedi İso ama gün saymış olmasına içi akamadı öfkesinden.
"Ne yapalım biliyor musun sen akşam bana gel biz seninle sevişelim sen al hevesini bir seferde bu işkenceyi uzatma. Tamam mı anlaştık mı?"
İso ne kadar kendi açısından haklı olduğunu bilse de kızdı Fadime'ye elini çekti elektrik çarpmış gibi.
Camı açtı, avazı çıktığı kadar bağırdı Fatih'e "Aç şu kapıyı!" diye. Fatih bi sorun olduğunu anladı uzatmak istemedi. Fatih kapıyı açmadan "Konuştunuz mu?"
"Aç şu kapıyı."
Kapı açıldığı gibi kendini dışarı attı İso "Bir daha böyle bir şey yaparsan..." Sinirliydi. Fatih Fadime'ye döndü "Noldu buna?" dedi.
"Kendisinin kim olduğunu hatırlattım bir şey yok." dedi umurunda değilmiş gibi.
"Senle konuşmaya çalışan da kabahat." dedi İso bu defa. Fatih, göz ucuyla Adil ve Esme'yi kontrol edip İso'yu odaya soktu kapıyı kapadı.
"Noluyor lan size yeter çocuk gibi sürekli kavga. Konuşmayı bilmiyorsanız, beceremiyorsanız uzak durun birbirinizden. Adil'e hak veriyorum artık ha. Yeter İso yaklaşmıyorsun bu kıza artık."
"Yaklaşmam zaten canıma minnet!"
"Fadime sen de uzak duruyosun artık bundan, bunu da kendine yaklaştırma belli ki olmayacak sizden. İş dışında konuşmayın birbirinize imalı imalı laflar etmeyin. Yeter!"
İkisi de suçlu çocuk gibi azarını bitmesini bekledi. Fadime kalktı gitti.
İso "Hadi bana bağırdın kıza niye kızıyosun? Bir daha bunu yapmayacaksın bak bi daha seni uyarmam."
"Tamam gerek bıraktırma o zaman uzak dur."
"Hala konuşuyosun abi."
"Tamam lan haklısın sert çıktım bir daha olmaz."
"Olsun da bak noluyor?"
"Lan madem bu kadar kıymetli bu Fadime Adil'i karşına almaya değmez mi?"
"Değer."
"Ee niye yapmıyorsun?"
"Adil Bey hapse girmesin diye niye olacak."
"Hay ben böyle aşkın ızdırabını."
"Yemek mi yenecekti neydi kalk hadi gidelim. Ben geçiyorum otele sen de topla milleti gel." dedi çıkıyordu döndü "Fadime'den özür dile." deyip gitti.
Fatih Oruç'u arayıp yemeğe çağırdı. Sonra çıktı Adil ve Esme'ye geçelim otele dedi. Fadime'yi buldu "Sen benle gel." dedi. Fadime itiraz etmedi bindi arabaya.
"Fadime kusura bakma sert çıktım. O dana kardeşim alınmaz ama seni de öyle gördüğümden sen de arada kaynadın."
"Yok haklıydın dediklerinde."
"Orası öyle maalesef."
"Sana bir şey soracam abimle İso'nun arası niye bozuk. Değil deme sakın bak farkındayım bozuk."
"Yine bana soruyorsun abine sor."
"Abim İso'ya bir şey dedi di mi? İso da onu yüzden mutluluk düşmanı diyordu di mi?"
"Sen bu kadar akılla nasıl gidip bizim küçük danaya sevdalandın acaba Fadime Koçari?" diye güldü.
"Eleni de 175 iq ama o da gitti Oruç'a sevdalandı. Koçari kızları olarak aklımızı kullanmıyoruz pek." dedi o da güldü.
Sonra toparlanıp devam etti "Sen de Adil'e hak verdim dedin. Demek ki abim İso'ya Fadime'den uzak dur dedi öyle mi?"
"Sen niye hala bana soruyorsun?"
"Sormuyorum da kafamda oturmayan yerler var."
Sessizce devam ettiler yola. Otele vardıklarında İso ortada yoktu. Esme kızar gibi "Oruç bile geldi nerde bu İso, sanki onun için toplanmadık." dedi. Fadime "Ben açım ve iş yerim burası ben o yüzden geldim." dedi. Esme fısıltıyla "Aferin kuyruğu dik tutacam diye kendini ele ver hep." dedi. Haklıydı, Fadime İso'yu aradı. "Nerdesin ula herkes seni bekliyor" dedi. Şaşkınlıkla izleyen diğerlerine "Nerde olabilir süslü üstünü değiştiriyomuş, gelir şimdi." dedi.
Masaya geçtiler. Eleni hastanede işi olduğu için yoktu. Esme onun yerine "Tatil işini de konuşalım toplanmışken Eleni size de demiş zaten." Fatih gerildi az önceki kavgayı düşününce İso ve Fadime ayrı yerde nasıl olacak diye.
...
Fadime İso'yu gördü kapıda "Hah geldi süslü ha ben bunun 1 haftada süslendiğini ömrümde süslenmedim." dedi gülerek.
İso hala kızgındı ama belli ki Fadime normal davranmak istiyordu. Aslında özür diliyordu İso farkındaydı Fadime özür dilerim diyemeyince hiçbir şey olmamış gibi davranırdı. İso oralı olmadı gitti Oruç'a sarıldı gözü Fadime'deydi. Fadime'nin de onda. Fadime'den uzak bir noktaya oturdu.
Fadime'nin içi içini yiyordu. Abisi gerçekten ne demişti ne zaman demişti? Esme'ye mesaj attı dayanamayıp 'iki dk dışarı gel diye'. Adil fark etti. O da Fadime'ye mesaj attı. "Oturasım yoksa kalk abim." diye. Yanlış anlamıştı. Mecburen oturdu.
Damarına basarsa belki söyler diye İso'ya mesaj attı bu defa "Akşam gelecek misin ona göre erken çıkayım???" diye. İso mesajı gördü. Fadime gördüğünü gördü. İso cevap vermedi.
Esme yine tatil mevzusunu açtı. "Eski köye yeni adet getirme." dedi Adil de Fatih de. "Getiririm kızım isterse. Kızım ailece tatil yapmak istiyorsa yapılacak o kadar."
Oruç "Neye bu kadar itiraz ettiniz anlamıyorum. Gidelim cumadan pazar akşam isteyen döner isteyen devam eder kalmaya. Kız bir şey istedi sizden ya. Büyütmeyin gelin işte."
Fadime "Ben gelemiyorum maalesef ama belki pazartesiden sonra kalırsanız gelirim yanınıza. Haftasına büyük bir grup geliyor burda olmam lazım." dedi.
Oruç "Tamam seninki anlaşılabilir ama geleceksin bak sonra yanımıza." dedi.
"Anlaştık damat gelicem."
"Abim sen de kalacak mısın yoksa haftasonu geliyor musun?"
"Ben gelirim cumadan sorun yok. Haftaiçi de ben dururum burda Fadime gider."
Fadime bozulduğunu belli etmemek için "İlve ablam da gelecek mi?" diye konuyu değiştirmeye çalıştı. Adil hala Gezep ve İlve'ye mesafeli olduğundan "Yok bizbize gidelim iyice kalabalık olmasın." dedi.
Fadime yanındaki Fatih'e "Bak gerçekten mutluluk düşmanı olabilir ha bu abim şimdi de senin işine taş koydu." dedi yavaşça. Fatih istifini bozmadan "Yemekler nerde patron hani böyle mi sizin otelde servis?" dedi. "Çok konuşma diyosun anladım ama biliyo musun ben çok konuşurum" diye gülerek mutfağa gitti.
Akşam Fadime kendi evine gitti. Ne gündü ama diye düşünüyordu. Sonra İso'yu çağırdığı geldi aklına. Gelir mi acaba gelirse napıcam niye çağırdım gelirse gerçekten hevesini almakmış derdi diye kestirip atabilecek miyim? Bir daha yüzüne nasıl bakıcam? Gelir mi ki? Gelmez o kadar da değil! Yalnız o kadarsa napıcaksın Fadime? diye kendisiyle kavga ederken kapıdan sesler geldi.
Kalbi ağzında kapıya yöneldi.
Bölüm etkileşimi
