4. bölüm / 28
Kıyamet SonrasıBölüm 4
Bölümler 28Şu an: Bölüm 4
- 1 Kıyamet Sonrası1.558 kelime
- 2 Bölüm 21.348 kelime
- 3 3.Bölüm1.438 kelime
- 4 Bölüm 42.297 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 Bölüm 51.441 kelime
- 6 Bölüm 61.849 kelime
- 7 Bölüm 71.404 kelime
- 8 Bölüm 8947 kelime
- 9 Bölüm 94.350 kelime
- 10 Bölüm 102.181 kelime
- 11 Bölüm 111.016 kelime
- 12 Bölüm 123.784 kelime
- 13 Bölüm 131.474 kelime
- 14 Bölüm 142.160 kelime
- 15 Bölüm 154.021 kelime
- 16 Bölüm 162.223 kelime
- 17 Bölüm 172.449 kelime
- 18 Bölüm 181.785 kelime
- 19 Bölüm 192.360 kelime
- 20 Bölüm 201.566 kelime
- 21 Bölüm 213.063 kelime
- 22 Bölüm 222.357 kelime
- 23 Bölüm 231.258 kelime
- 24 Bölüm 241.473 kelime
- 25 Bölüm 251.470 kelime
- 26 Bölüm 262.111 kelime
- 27 Bölüm 271.567 kelime
- 28 Bölüm 281.466 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Fadime hafifçe Murat'a eğilerek "Ben bi sigara içicem hem hava almış olurum başım ağrıdı sesten" dedi. Murat eşlik edeyim diye ayaklanacak oldu Fadime geri oturttu "Hiç gerek yok eğlenmene bak lütfen gelirim hemen zaten" dedi. Kapıya vardığında dışarı çıkmak istemedi. İso ortalarda yoktu gitmediyse kapının önündedir diye düşünüp karşılaşmamak için terasa çıkmak üzere asansörlere yöneldi.
Terasta bar vardı, biliyordu. Bir gün film izlerken Fadime hiç tam anlamıyla sarhoş olmadığını her şeyi flu yaşamanın nasıl bi his olduğunu merak ettiğini söylemişti. İso da hadi diye elinden tutup buraya getirmişti. Ona kendi elleriyle kokteyller hazırlamış küçük küçük şovlar yapmıştı. "Boş uşak almadın derken baya ciddiymişsin her masada varsın" diye takılmıştı Fadime ona gece boyu.
Asansör teras katta durduğunda derin bir nefes aldı bara girmeden. Niyeti doğrudan terasa çıkmaktı zaten otel kapalı misafirler de düğündeler kimse olmaz diye düşünmüştü ama içerden müzik sesi geliyordu. Kulak kesildi hiç öyle barda çalacak bir şey de değildi. Bin Kere Öldüm mü çalıyordu aklı ona oyun mu oynuyordu? Fadime ne çok dinlediğini hatırladı bu şarkıyı. O günleri düşünmek içini sıkardı bildiğinden kapıya yöneldi. İso barda taburelerden birinde oturuyordu sırtı kapıya dönük. Barmen ona bir şeyler derken Fadime'yi fark etti. Fadime hızlıca sus işareti yapıp sigarayı ve terası gösterdi. Parmaklarının ucunda aralık olan cam kapıdan terasa geçti. Sigarasını yakmadan İso'nun cama yansıyan silüetini izledi 1 dakika kadar. Sigarasını yaktı duvara doğru yaklaştı görünmek istemiyordu. İso'yla barmeni duyabiliyordu buradan.
-Veremem abi Oruç Bey ayrı Fatih Bey ayrı tembihlediler
-Lan nerden haberleri olacak beni delirtme
-Veremem abi kusura bakma
-Senin maaşını Oruç'la Fatih mi ödüyor yoksa ben mi ödüyorum? Oğlum beni çirkin çirkin konuşturma kendimden iğrendim bak.
-Söz verdim abi 3ten fazla veremem
-Lan saat daha 9 buçuk en az 3 saati var o düğünün burda oturup sana göz mü süzecem ben?
-Abi olmaz, bugün olmaz yani
-Siktirtme abini ya
Fadime, İso'nun ilk defa küfrettiğini duymuştu küçük şoku kısa sürdü. Ne istediğini anlamaya çalışıyordu merakına yenik düştü.
-Kendi otelimde ne kadar içeceğimi onlara ya da sana mı soracakmışım ben sanki kendim alamam, diye deskten tezgaha doğru uzandı şişe var mı diye bakındı.
-Kolunun ulaşacağı yerde şişe yok abi boşuna bakma eee deskin bu tarafına da geçemezsin, artık ısrar etmesen mi, ha?
-Sen o tarafa geçmeyeceğimi nerden biliyosun?
-...
-Sebebini de anlatmıştır benim asssslan abim tabiiiiii
-...
-Şu şarkıyı başa al. Bu ikisi içki de içmiyor nasıl oluyor geliyorlar burda meyve suyu içerek benim dedikodumu mu yapıyorlar sana dedikoducu kahve dayıları gibi.
Fadime son dediğine gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı. İso'nun içki hazırlama tarafına geçmeme sebebinin kendisi ve o gece olup olmadığını merak ediyordu. Kendine o kadar değerli hissetmemesi gerektiğini hatırlattı. Geçen geceyi düşündü. Onun bedeninde gezen elleri onun başkasının bedeninde gezinen ellerini düşündü. Sonra birden Murat geldi aklına. Napıyordu burda hala? Madem abisine eminim diye ahkam kesip getirmişti Murat'ı buraya İso'yu kendisiyle ilgili olmayan bir konuda konuşurken bile dinlememeliydi. Dönmeliydi artık düğüne, kendi gerçek kaossuz duygu karmaşasız dingin yerine dönmeliydi. İkinici sigarasını söndürmek için tam dönerken sendeledi, duvara tutundu.
İso terastan gelen topuk sesiyle irkildi omuzlarının üstünden geriye baktı kimseyi göremedi. Barmene döndü sorar gibi. Bir şey demeden barın arkasına doğru gitti barmen kapıyı kapattı arkasından. İso şaşaladı noluyor der gibi ayaklandı terasa çıktı. Fadime'yi gördü. Abartılı bir reverans yaptı "Selamlaaaar selamlar Koçari kızı" dedi. Fadime az önce hatırladıkları sebebiyle buz gibi yüzüne bakıyordu İso'nun. 3 yıl öncesi olsa selam verme şekline, imasına gülerdi. Ama şimdi..."Hesap sorma diye selam verdim yanlış olmasın" dedi döndü içeri giriyordu ki Fadime "İsmail..." dedi.
İso, olduğu yerde dondu kaldı. Dönmesi en azından bir ses çıkarması gerekiyordu cevap veremese bile ama donmuş kalmıştı işte. Koşarak kaçacak yaşta değildi. Dönüp cevap verecek yaşta hiç değildi. Elleri boynuna yüzüne gitmek o anı yırtmak istiyordu ama olduğu yerde döndü bir asker nizamıyla.
"Hayırdır görmüşken boşanasın mı geldi yine Koçari kızı? Ama sana bi haberim var. Biz zaten boşanduk. Gönlün olsun diye bir kere daha boşanırım ben sikinti yok ama devletin mahkemelerini meşgul etmeyelim. İçin rahat olsun biz boşandık gönlün rahat etsin, tamam." derken istemsizce ellerini birbirine vuruyordu yine. Farkedince ellerini cebine soktu döndü yine gidecekken bir "İsmail..." daha.
"Hay senin İsmail'ini sikeyim İsmail'in ben amına koyayım" diyecekken seslenenin Fadime olduğunu hatırladı. "Ne var Fadime ne?!" diye döndü. Fadime'nin yüzü burnu kızarmıştı. Ağlamak üzereyse kızarırdı Fadime. İçinden "Senin ben cidden aq İso" dedi kendi kendine. Ne diyeceğini, yapacağını bilmiyordu. Ağlama dese? Ağlamıyordu zaten. Sarılsa? Rüyasında bile sarılamıyordu gerçeğine nasıl sarılsındı.
"Düğüne neden geldin?" dedi Fadime sesinde kırgınlık vardı İso fark etti. "Abim evleniyor ya hani gelmese miydim?" dedi. Cevabını cidden merak ediyordu. "Nişana gelmemiştin." dedi. Gittikçe kırılan sesini ikisi de fark etti. İso derin bir nefes alması gerektiğini hissetti. "Nişana gelmemin seni huzursuz etme ihtimali vardı gelmedim. O ihtimal ortadan kalkınca düğüne geldim. Başka sorun var mı Fadime Koçari?" dedi. Vardı milyonlarca sorusu vardı ama "İhtimalin ortadan kalktığını nereden çıkardın?" demekle yetindi. "Ee gördük ya ihtimali ortadan kaldıran 'unsuru' Fadime Koçari. Tüm düğün ahalisi gördü Furtunalılar gördü Koçarililer gördü. Sen koluna takıp getirdin ya o.... o unsuru!"
İso'nun bardaki telefonu çalıyordu. İso sinirle homurdanarak girdi içeri.
Fadime affallamıştı. İso'yu düğünde görmeyi beklemiyordu Murat'ı görmez sanmıştı. Görse de önemesemez sanmıştı. Sanmıştı da sanmıştı kendi kendine. Abisinin sabah söyledikleri dank ediyordu tam şu an. Tam da sırasıydı, aferin.
Yutkunamadı, gözlerinden yaşlar akmasın diye gözlerini iyice açtı olmadı, sımsıkı yumdu olmadı. Akıyordu, tutamıyordu. İçeri geçti niyeti çıkıp gitmekti buradan. İso tabureye oturmuş önündeki telefona bakıyordu. Sırtına, omzuna, boynuna baktı. Ceketini, kravatını çıkarmış beyaz gömlekle kalmıştı. Nefesi kesildi bi an. Bir daha böyle rahatça izleyemeyeceğini biliyordu. Bu fikir gözlerini daha da doldurdu.
İso hiç arkasına dönmeden önündeki bardağı kenara kaydırdı. "İzlemen bittiyse bi su iç kendine gel öyle in. Bir şey var sanmasınlar." dedi. Sesi buz gibiydi.
İzlemen bittiyse mi? Fadime yeterince kızarmamış gibi biraz daha kızardığını hissetti. Öfkeden mi yoksa utanmış mıydı bilmiyordu. Birkaç adım attı suya uzandı ama elleri titriyordu. İso fark etmesin diye ellerini sabit tutmaya çalışırken suyu üstüne döktü. İso ona bakmadan kalktı peçete almak için uzandı peçeteyi ona uzatırken baktığında fark etti titrediğini. Aniden fırladı yerinden, elleri kararsız uzandı Fadime'ye dokunsa olmazdı ama iyi değildi görüyordu. İyi misin gel otur, diye sandalyeleri işaret etti. "Başım dönüyor" dedi İso'nun koluna yapışarak. İso iki saniye kadar dondu kaldı, kolundaki ele baktı. "Napayım ben şimdi? Hastane... hastaneye götüreyim. Yok götüremem araba süremem. Yok önce abimle Eleni bi baksın yok o da olmaz gelin damat gelirse herkes gelir nefes alamazsın burda. Ambulans evet ambulansı arayayım siren miren açmasınlar öyle oluyor mu?" Fadime, İso'nun kendini zerre sakinleştiremeyişine güldü. Üstelik paniklerken farkında olmadan onu da çekiştirip döndürüyordu etrafında. Fadime kolunu hafifçe sıkarak orada olduğunu hatırlattı.
"Beni hazırlandığımız odaya götürür müsün biraz uzansam iyi olacak lütfen kimseye de haber verme endişelenmesinler?" dedi.
İso bi tur daha panikledi "Babaannemde odanın kartı takıları koydular o odaya." dedi. "Gel" dedi sonra sakinleyerek aklına bir şey gelmiş gibi. Asansöre doğru giderken Fadime'nin gözü karardı tutunmasına rağmen düşecek gibi oldu. İso birden kucakladı kızı. Fadime bir şey diyecek gibi oldu. "Şşşttt" dedi kaşlarını kaldırarak itiraz etmesine müsade etmedi. Asansöre bindiler. Fadime kucaklanırken refleks olarak bir kolunu onun beline dolamıştı ama diğer kolunu napacağını bilemedi küçücük bi an. Gömleğinin üstten açtığı düğmelerine takıldı gözü gömleği tutabilirdi. Elini uzattı çok hafifçe açıklıktan kaydırdı ama tenine değince sanki ateşe dokunmuş gibi hissetti. Ama o yangında kül olmak istiyordu çekmedi elini. İso bir eline baktı bir yüzüne baktı "napiyosun" der gibi miydi ona mı öyle mi gelmişti bilmiyordu. Gözlerini kapattı.
Bir odanın önünde durdu İso. Duvarla bedeninin arasına sıkıştırdı Fadime'yi diziyle alttan destekleyip oda kartını çıkardı cebinden. Fadime o an anladı nereye geldiğini. İtiraz etmedi, kendini gerçekten iyi hissetmiyordu.
Kapıyı kapattı karanlıkta yavaşça yolunu bulmaya çalışarak yatağa ulaştı. Perdenin kenarından sızan ışık da olmasa zifiri karanlıktı oda. Sessiz ve karanlık. Sadece nefes sesleri vardı. Birbirine karışan nefes sesleri. Fadime'yi usulca yatırdı yatağa. Diğer taraftaki yastığı almak için uzanacaktı bi an perdeden sızan ışıkla aydınlanan gözlerine, yüzüne baktı. Nefesi kesildi. Nasıl da özlemişti kocaman kocaman açılan gözlerine bakmayı. İçini bir sızı kapladı. Uzandı yastığı almak için. Fadime'nin nefesini boynunda hissediyordu. Elbisesinden açıkta kalan omzuna dokundu. Yangınlarda yanma isteği sırası ona geçmişti. Yastığı sıktı eli güç almak ister gibi. Hızla çekildi. Hala elinde olan oda kartını prize taktı, ışıklar yandı. Küçük koridorumsu yerde biraz durdu kendine gelmeye çalıştı. Usulca geri döndü. Fadime'nin ayağının altına yastık yerleştirmeye koyuldu. 1 yastık yetmez diye düşünüp dolaptan yedek yastığı çıkardı onu da koydu. Diz çöktü yatağın kenarına "Rahat mısın? Başın çok dönüyor mu hala?" dedi. "Rahatım sağol geçer birazdan." dedi. İso rahatlamış gibi kafasını yatağın kenarına yasladı çok kısa. Tam kalkacaktı Fadime birden gömleğinden çekti "Gitme" dedi. "Burdayım merak etme bi elimi yüzümü yıkayayım" dedi banyoya yönelirken.
Aynada kendi yüzüne bakamıyordu. Yüzünü yıkadıkça yıkıyordu. Suyla yüzünü tokatlıyordu adeta. Kendine gelmesi gerekiyordu Fadime onun yatağında yatıyor diye terasta olanlar olmadı kabul edemezdi. 3 yılda yaşanan yaşanamayan ne varsa unutamazdı.
"İyi misin?" diyerek döndü odaya. Fadime yorganın altına girmişti. Üşüyorum, dedi. "Senin üstün ıslak" dedi İso yeni hatırlıyordu. Nasıl yapsak sen biraz iyiysen elbiseyi çıkar istersen kurutayım ben saç kurutma makinesiyle, derken ne dediğini fark etti. "Yani şey benimkilerden bir şey giy, çıkar derken öyle değil yani giy istersen istemezsen giyme." Daha da saçmalayamam dediği noktadan dörtnala gidiyordu, durdu bi nefes alıp "Sen beni anladın işte. Dolap burda ben banyodayım işin bitince seslen." diye panikle banyoya gitti. Fadime gülmemek için dudaklarını bastırdı. Nasıl da bildiği İso'ydu paniklerken. Kalktı dolabın önünde durdu askılarını omzundan kaydırdı elbise tam göğüslerinden aşağı kayıyordu ki İso "ya ben gittim ama sen yataktan kalkabilecek misin sormadım" diye odaya daldı. Karşılıklı donakaldılar. Fadime elbiseyi çekiştirirerek tuttu. İkisi de aniden arkalarını dönmeyi akıl ettiler. Sonra birden banyoya geri döndü. Fadime elbiseyi serbest bıraktı. Dolabı açtı. Ellerini onun kıyafetlerinde dolaştırdı. Biraz ciddileşmişti gardrobu. Eskiden daha renkli giyiniyordu, diye düşündü. Bi tişört çekti giydi. Değişmeyen bir şey işte hala onun kıyafetlerinin içinde kayboluyorum dedi kendi kendine. Tişört kalçasının altına geliyordu elbise gibi oldu diye düşürken İso bir kez daha daldı odaya yine dondu kaldı. "Sen beni banyoya kilitle bak en iyisi işin bitince açarsın" diye söylenerek banyoya giderken Fadime seslendi "Tamam gel gitme giyindim zaten."
"Ee sen hani üşüyodun bu nasıl giyinmek, üşürsün tabi böyle"
"Ne giyeyim başka takım elbise? İki bacağımın tekine gireceği şort? Dana kadar olduğunu unutuyosan aynaya bak arada."
Dolapta bir şey arıyordu İso "Benim boyutlarım gayet normal sen küçüksün. Bir noktada büyürsün sanmıştım kaldın ha böyle. Boşuna mı sana çeyrek mafya diyordum ben boşuna mı ya..." Yarım porsiyonum diyordum diyecekti sustu. İyelik kullanamazdı. Hiçbir şeyi değildi onun.
Aradığı şey hırkaydı, buldu tam o anda neyse ki "gel bakim şunu giy en azından" diye çok sıradan bir şekilde sanki her gün yapıyor gibi giydirdi hırkayı önünü kapattı. Hadi yorganın altına der gibi başıyla işaret etti. Elbiseyi aldı gitti banyoya. İpek saten bir elbiseydi. Çabuk kurudu neyse ki. Banyoya Fadime'nin kokusu sinmişti resmen. Başı döndü bi an. Aklına gelen şeyle de dönmesi arttı lavaboya tutundu.
Fadime dolaba bakarken fark etmişti. İso burada bu gecelik kalmıyordu belliydi. Sağa sola eşya dağıtma huyu olmadığından ilk başta fark etmemişti ama burada kalıyordu ara ara belli ki. Yastığa gömdü yüzünü kokusu sarmaladı Fadime'yi. Birden merakına yenik düştü eli komodin çekmecesine gitti. Ne arıyor bilmiyordu ama ona dair günlerini nasıl geçirdiğine dair en ufak bir ipucu bulsa sevinirdi. Kondom vardı. Başka hiçbir şey yoktu. Birden yattığı yerde iğne varmış gibi nerdeyse zıplayarak çıktı yataktan. Kendi odasına getirmesine fazla anlam yüklediği için kendine kızdı. Belli ki bu oda da onun hayatı da yol geçen hanına dönmüştü. Bunun idrakine ne kadar erken varsa o kadar iyi olurdu onun için.
İso elinde elbiseyle döndüğünde camın önündeki koltukta dizlerini kendine çekmiş tişörtü bacaklarına geçirmiş oturuyordu Fadime. "Napiyosun orda girsene yatağa" dedi cevap gelmedi. "Noldu şimdi ya yine ne yaptım ben acaba acayip merak ettim yokluğum napmış olabilir sana?" Sorduğu sorunun ne anlama gelebileceğini tartamazdı o an ama Fadime'yi bi affallattı soru. Banyoda geçirdiği süreyi kastettiğini sonradan anladı.
"Ya çocuk musun noldu şimdi girsene yatağa" dedi yılgın bi sesle. "Giren girmiş zaten ne gircem o yatağa." dedi. Delirmiş olmayı ya da hemen hafızasını kaybetmeyi diledi. Bunu İso'ya sesli söylemiş olduğunu unutsa harika olurdu.
İso bi ona bi yatağa baktı. O an aralık kalan çekmeceyi fark etti. Kahkahayı bastı "Ha sen o sebepten yatağa girmiyosuuuun. Yalnız biriyle bir şey yaptıysam o koltukta da yapmışımdır." diye oturduğu koltuğu işaret etti. Fadime fırlarcasına kalktı koltuktan elbiseyi elinden aldığı gibi banyoya girdi, kapı kilitlendi.
İso'nun içinden bir acaba geçti. Fadime kıskanmış mıydı onu? İkinci seçenek iğrenmesiydi -ki işlerini kolaylaştırırdı. Özellikle de az önce banyoda aklına geçen şey doğruysa.
Fadime çıktı banyodan üstünden çıkanları yatağa fırlattı. İso sırt dekoltesini fark etti. Gözlerini kapatı, yutkundu.
Fadime sandaleyeye oturacak gibi oldu İso "Bence oraya da oturmak istemezsin" dedi gülerek. Fadime'nin bakışlarından anlayamıyordu iğreniyor muydu kıskanıyor muydu. Daha çok öldürecekmiş gibiydi.
İso birden ciddileşti "Şimdi biraz iyi misin? Neden öyle oldun aç mıydın? Yoruldun mu? Bi hastalık falan yok değil mi?" Fadime de sakinleşmeye çalışarak "Daha iyiyim ama niye öyle bilmiyorum son zamanlarda ara ara oluyor böyle." dedi. Yaşadığı duygu karmaşalarını ona anlatacak değildi ya.
İso birden bacakları onu taşımıyormuş gibi hissetti yatağın ucuna oturdu. "Peki şey olabilir mi?" dedi başıyla Fadime'nin karnını göstererek. Alacağı cevap ödünü koparıyordu. Nefesini tuttu.
Fadime bir İso'ya bir karnına baktı ne demek istediğini anlayınca gözlerinden ateş çıktı sandı "Ula seni şuracıkta öldürür bin yıl daha düşmanlığa sürüklerim herkesi. Sorduğu soruya bak." Bi tane vurdu koluna yatakta küçülmesini fırsat bilip. Hıncını alamadı kollarına vurmaya devam etti "Ula ben sen miyim? Ben sen miyim ha? Odaları ben tavaf etmişim sanki sorduğun soruya bak. Utanmıyor da sorarken. Zaten sinirliyim sana yeminle seni öldürürüm bu yatakta manalı bir ölümün olur hem." İso yalandan kollarını kaldırıp itiraz ediyordu vurmasına. Ama Fadime her kelimeye bir vuruş denk getirip vuruyordu resmen ahenkle dövüyordu. İso alacağı hangi cevap bundan güzel olabilir ki diye düşünüp keyif alıyordu resmen durumdan. Fadime yorulup dönüp arkasını giderken hala "sorduğu soruya bak ya" diye söyleniyordu.
İso, onun gidişini izlerken arkaya doğru dirseklerinin üzerine yaslanmış gülüyordu. Kapı kapandı İso keyifle kendini yatağa bıraktı.
Bölüm etkileşimi
