70. bölüm · KARA NİLÜFER
ZOR GÜNLER 9
Güneş mağaranın ağzından sızarken, her zamanki gibi ilk uyanan Yuki oldu. Hemen yiyecek bir şeyler hazırlamak için harekete geçti; ancak vücudu henüz tam toparlanamadığı için hareketleri her zamankinden çok daha yavaştı.
Duyduğu tıkırtılara uyanan Haruka, Yuki’nin yemek yapmaya çalıştığını görünce hemen yattığı yerden doğruldu. “Ne yapıyorsun sen? Bırak hemen!” diye çıkıştı. Yuki, şaşkınlıkla Haruka’ya baktı. Haruka kaşlarını çatarak devam etti: “Sen daha iyileşmedin, ne bu acelen şimdi?”
“Ben iyiyim, merak etme anne,” diye yanıtladı Yuki sakin bir sesle.
“Hayır, iyi falan değilsin! Çabuk geri yat!” Haruka’nın otoriter sesi mağarada yankılandı. Yuki hafifçe gülümsedi: “Gerçekten iyiyim, hareket etmek bana iyi geliyor, paslanmamı engelliyor.” Haruka, bu inatçı tavırdan memnun olmasa da Yuki’nin kararlılığı karşısında mecburiyetle geri adım attı.
Bir süre sonra kahvaltı hazırdı. Yuki gidip Rei ve Satsuki’yi uyandırdı. Hep beraber sofraya oturduklarında Yuki niyetini açıkladı: “Ben birazdan dışarı çıkacağım.”
Haruka’nın bakışları anında sertleşti. “Ne demek dışarı çıkacağım? Daha dün ölümden döndün!”
“Dereden bulduğum o taşa ihtiyacım var,” dedi Yuki, Satsuki’nin planladığı su düzeneğini düşünerek. “Onu orada bırakamam.” Haruka itiraz etmeye hazırlanırken Satsuki araya girdi: “Sen ne kadar dil döksen de gidecek, biliyorsun Haruka. En iyisi ben de onunla gideyim, göz kulak olurum.”
Haruka pes ederek serzenişte bulundu: “Zaten bu evde beni kimse dinlemiyor!”
Yemekten sonra küçük Rei, “Anne, buraları ben toplarım,” diyerek sorumluluk aldı. Yuki, kızının bu olgunluğu karşısında duygulanarak gülümsedi: “Koca kız mı oldun sen bakayım?” Rei tebessümle başını sallayınca Yuki, “Tamam o zaman, sana emanet. Biz çıkıyoruz,” dedi.
Satsuki ile birlikte ata binen Yuki, hızla mağaradan uzaklaşıp derenin olduğu yöne doğru sürmeye başladı. Ancak yolun yarısında, arkalarından koşa koşa gelen bir şeyin hışırtısını fark ettiler. Yuki refleksle dizginleri çekti ve atı aniden durdurdu,
Elin ksa bıçağına gitti...
