114. bölüm · KARA NİLÜFER
GÖLGE AVI 3
Rei’nin komutuyla Asil ve Alfa, Yuki’ye arkadan yaklaşmaya çalışan iki kişiye saldırdı. Yuki, "Aferin," dercesine arkasına kısa bir bakış attı. Rei çok mutlu olmuştu; hep istediği gibi annesiyle birlikte sahada olmak ve ona destek vermek... Bu isteği sonunda yerine gelmişti; artık annesinin arkasını kollayan savaşçı bir evlattı.
Yaklaşık yirmi kişilik ekipten geriye on veya on iki kişi kalmıştı ancak uzun zamandır hareketsiz olan Yuki artık yorulmaya başlamıştı. Bu yüzden gerçek yeteneğini kullanma vakti gelmişti. Yuki, Rose ailesinde bir dehaydı; bu aileye ait bazı özel yetenekleri birleştirip daha ölümcül ve kusursuz hale getirirdi. Fakat bu ailede kadınlar önemsenmediği için bunu kimseye söylemezdi. Bu yetenek onu çok zorlayacaktı; belki güçsüz kalıp düşmesine bile sebep olabilirdi çünkü bir yılı aşkın süredir idman yapmıyordu. Yine de başka şansı kalmamıştı. Derin bir nefes aldı, etrafına iyice baktı ve: "Dağılan Taç Yaprakları," dedi.
Ortalık bir anda sessizliğe büründü. Yönetim askerleri daha ne olduğunu anlayamadan, şaşkınlık içinde birbirlerine bakarken hepsi birden cansız birer beden gibi yere düştü. Rei hayranlıkla bakıyordu annesine; Satsuki ise ilk kez Yuki’den korkmuştu.
Beklenen olmuştu; Yuki bir anda yere yığıldı. Rei ve Satsuki koşup hemen başına geldiler. Satsuki, "Bir şeyi yok, kan basıncı yükselince kendinden geçmiş, dinlenince ayılır," dedi ve Yuki’yi kucaklayıp mağaraya doğru yürümeye başladı.
Rei ise kılıcı eline aldı. Kılıcı kavramasıyla birlikte zihni resmen bir boşluğa düştü ve kulağında bir ses duydu...
