129. bölüm · KARA NİLÜFER
KORKULAN DÜŞMAN 8
Kontrol etmek için eğildiği anda Mimi öksürmeye başladı. Ama bu öksürük bir hayat belirtisi değildi. Öksürdükçe Satsuki'nin yüzüne kan sıçrıyordu. Satsuki bile paniklemişti; burası bir hastane değildi ve yarayı tekrar açamazlardı. Çünkü bu kan, iç hasarın işaretiydi. Satsuki ne yapacağını bilemiyordu, hiç böyle çaresiz kalmamıştı.
O esnada Yuki hızla geldi ve kanama miktarına baktı. "Bu iç kanama değil, sadece ciğerlerine kan dolmuş. Yan çevirmeliyiz; nefesi düzenli almaya çalışıyor ama içi kan dolu olduğundan nefes alamıyor," dedi. Satsuki şaşkınlıktan deliye döndü; adeta bir doktor bile ne yapacağını bilemezken Yuki'nin hemen teşhis koymasını aklı almıyordu.
Hemen dediklerini yaptılar ve Mimi ciğerlerinde biriken son kanı da öksürükle dışarı atmıştı. Şimdi nefesi daha düzenliydi. Satsuki ise hâlâ "Nasıl olur da bu kadar şeyi bilebilir?" diye düşünüyordu; o bir doktor değildi, o zaman nasıl, diye düşünmeden kendini alamadı.
Sanki Yuki aklından geçenleri anlamış gibi, "Çok kafana takma; ne de olsa eskiden bir Rose idim," dedi.
Satsuki gitgide Roselere ayrı bir hayranlık duymaya başlamıştı. Bu nasıl bir aileydi ki bir doktorun bile korkarak baktığı hastaya soğukkanlı ve bilgece yaklaşabiliyorlardı?
Yuki bunu da cevaplar gibi konuştu: "Roselerin en büyük kuralı arkada yaralı bırakmamaktır. Çünkü yakalanırsa her şeyi ifşa edebilir; etmese bile bir Rose kimsenin esiri olmaz. Ya öldür ya yaşat kuralı... Ben basit tedavileri bilemeyebilirim ama bizim işimiz ölüm olduğundan, ölümcül olanları biliyoruz işte," dedi.
