112. bölüm · KARA NİLÜFER
GÖLGE AVI
Yuki hiç düşünmeden elindeki bıçağı fırlatıp adamın gırtlağına sapladı. Ardından hızla kılıcını eline alıp arkasını döndü; Rei’ye bakarak, "Özür dilerim kızım bu göreceklerin için ama artık gizli saklı yok," dedi.
Rei’nin bir anda kaşları çatıldı. "Özre gerek yok anne, buna mecburuz. Ya onlar bizi ya da biz onları," dedi içtenlikle. Henüz on yaşında bir kızın dudaklarından dökülmüştü bu cümleler. Ne enteresandır ki hayat bazen insanı o kadar erken büyütür ki; on yaşındayken bile yirmi yaşında bir genç gibi düşünür ve konuşursun. Rei de tıpkı öyle olmuştu. Zaten Rose ailesinde doğduğu için çocuk olmayı hiçbir zaman öğrenememişti. O ailede öğretilen tek şey şuydu: "Ya öl ya da öldür." Hataya yer yoktu; hata yapan çocuk da olsa ağır cezalar verilirdi. Bu, Rose ailesinin hiyerarşisiydi. Kadınlar pek değerli görülmezdi bu ailede; sadece kendilerini savunsunlar ve özel durumlarda sahaya inebilsinler diye özenle, katı bir eğitimden geçirilirlerdi.
Rei de Rose kanı taşıdığı için bu şekilde büyütülmüştü. Henüz Haruka’nın ölümünden sonra on bir yaşına girdi ama şu an kalbi yetişkin bir avcı gibiydi. Ve buna göre davranmaya karar vermişti. Hemen Asil ve Alfa’yı yanına çağırdı. Onların gözlerinin içine bakarak, "Biz bir aileyiz ve bu aileye siz de dahilsiniz ama bunun sonunda ölmek de var. İsterseniz gidebilirsiniz," dedi. Alfa ve Asil, hiç tereddüt etmeden Rei’nin yanına geçti ve...
