140. bölüm · KARA NİLÜFER
ÇELİK YANKISI 9
Satsuki, Yuki’yi muayene etti ve bu kanın ciğerlerinden geldiğini fark etti. Hızla mağaradan çıktı. Atına binip ormanın sık kısımlarına doğru sürdü; amacı birkaç şifalı bitki bulmaktı.
Hiçbir şey düşünmeden atını sürdü, yüzünde derin bir endişe vardı. Atın hızla gitmesine rağmen elleri terliyordu. Sonunda ormanın derinliklerine varmıştı. Attan inip hızla etrafı araştırmaya, işine yarayacak şifalı bitkiler aramaya başladı. Aradan epey vakit geçmişti; geçen her saniye aleyhine işliyordu. Stresten iyice terlemeye başlamıştı. Tam çaresiz hissedecekken, birden Haruka’nın sesi kulaklarında yankılandı:
"Sonuca değil, etrafına bak Satsuki."
Bir anda sakinleşti ve gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Ardından gözlerini açtığında, etrafında envaiçeşit bitki ve çiçek olduğunu fark etti. Hemen işine yarayacak olanları toplayıp atına bindi ve hızla mağaranın yolunu tuttu.
Neredeyse öğlen olmuştu. Bu sırada Mimi ve Rei çoktan uyanmış ve Yuki’nin durumunu fark etmişlerdi; ama Satsuki’nin mağarada olmayışı onlara umut veriyordu. Onlar da bu umudu yitirmemek için Satsuki’nin getirdiği ceylanı işlemeye başladılar. Satsuki dönene kadar yemek neredeyse hazır olmuştu. Bir yarım saat sonra Satsuki mağaraya vardı, içeri girip hızla ilacı hazırlamaya başladı.
Bu esnada diğer ikisi yemeği hazırlıyor, bir yandan da mağarayı toparlıyorlardı. Satsuki ilacı tamamlamıştı; hemen Yuki’ye yaklaşıp içirdi. Mimi ve Rei heyecanla bakarken Satsuki, "Şimdi bekleyeceğiz," dedi...
