152. bölüm · KARA NİLÜFER
GECE MAVİSİ
Kafasını kurcalayan birçok şey vardı, çözümlenemeyen bazı soru işaretleri...
Kendi kendine, "Ben ne yapıyorum? Neden böyle hissediyorum? Niye böyle yapıyorum?" diye sordu.
Bir anda gözlerinde Yuki’nin gülümseyen ve canlı yüzü belirmişti.
Kafasını sallayıp, "Bu da neydi şimdi?" dedi.
Neyse, bir an önce uyumalıyım deyip gözlerini yummuştu ki Alfa ve Asil’in ufak hırıldamasına gözlerini geri açtı. Ne oluyor diye bakmak için mağaradan dışarı çıktığında ormanlık tarafta meşale ile geçen bir grup görmüştü.
Heyecanlandı, nefesi kesildi. "Bu kadarıyla baş edebilir miyim ki?" dedi kendi kendine.
"Ben halledemezsem de o ikisi mutlaka halleder," diye düşündü ve kendine içten içe kızdı; iki kadın ondan daha güçlü ve yetenekliydi.
Ama Satsuki, aradaki farkı görmemek için resmen direniyordu; oysa onlar suikastçı bir ailede doğmuş ve bu şekilde büyütülmüşlerdi ama kendisi bir doktordu.
Böylesine bariz bir nedeni ve farkı görmeyi sebepsiz bir şekilde görmeyi reddediyordu.
"Güçlenmek, yeteneğimi daha da geliştirmek zorundayım," dedi kendi kendine.
O bütün bunları düşünürken ışıkların birden arttığını fark etti. "Şimdi bunları düşünmenin sırası değil, tedbiri elden bırakamam. Siz gidip diğerlerini uyandırın!" dedi kurtlara.
Onlar içeri gidip Rei’yi, Yuki ve Mimi’yi uyandırdılar; ardından mağara girişine gelip orada olan biteni anlamak için izlemeye başladılar.
Mimi, "Şimdi ne yapıyoruz?" diye Yuki’ye sordu.
"Önce kurduğumuz tuzakların çalışmasını bekleyeceğiz. Eğer tuzağa yakalanan olursa buraya geliyorlar demektir," dedi.
Herkes pürdikkat orman tarafına bakarken bir ses duyuldu...
