28. bölüm · KARA NİLÜFER
YUVA ARAYIŞI 7
Yuki,
“Yani beni yönetime verecektiniz, öyle mi?” dedi.
Haruka,
“Tabii ki hayır. Yani bunların başımıza geleceğini bile bile çıktık bu yola. Kendini suçlama artık. Sen tek başına değilsin. Rei’yi düşün. Kendin için değil, onun için yaşamak zorundasın,” dedi.
Yuki, Rei’ye baktı; sonra da diğer kayada yatan Satsuki’ye. Haruka ve Satsuki en başından beri yanındaydılar ama Yuki, o günden beri kendine hep aynı soruyu soruyordu: Neden?
Bir türlü anlam veremiyordu. Daha fazla içinde tutamadı ve Haruka’ya sordu:
“Beni mağarada bulduğundan beri neden kendi hâlime bırakmadın? Neden beni evine aldın? Bana nasıl güvendin?”
Haruka,
“Bu sorunun geleceğini biliordum ama bugün olmasını beklemiyordum,” dedi ve devam etti:
“Nagi öldüğünde kendime bir yemin ettim. Bedeli ne olursa olsun, ucunda ölüm bile olsa, elimden geldiğince kadınları ve çocukları koruyacaktım. Öyle de oldu. O eve kimsesiz çocuklar, aile şiddeti görüp çocuğuyla kaçan kadınlar geldi geçti. Bu yaşıma kadar da böyle oldu. Bu yüzden hiç evlenemedim. Nagi öldüğü için Satsuki’yi kendi evladım gibi büyüttüm. Onu risk almasını bilen, korumacı biri olarak yetiştirdim. İkincisi, seni de onlardan biri sandım. Kocasından kaçan, çocuklu bir kadın… Ama Rei’nin yaraları bana tam tersini söylüyordu. Kocasından değil, bir katliamdan kaçan bir kadındın sen. Rei’nin tedavisinden sonra çok kısa bir süre ayaküstü konuştuk ve senin sıradan biri olmadığını anladım. Tam o esnada adamlar gelmişti.”
Yuki, gitgide Haruka’ya daha fazla sempati duymaya başlıyordu. İçinden, “Ne kadar da güçlü bir kadın,” diye geçirdi.
Mağaranın içi sessizdi. Odun çıtırtısı, uçuşan kıvılcımlar, rüzgârın sesi… Tüm bunlar net bir şekilde duyuluyordu. Ta ki bir öksürük sesi duyulana kadar…
