4. bölüm · KARA NİLÜFER
YENİ BİR BAŞLANGIÇ 3
Yuki, karşısında duran yaşlı kadına bağırarak seslendi:
“Kimsin, ne istiyorsun, kızıma ne yaptın?”
Sözlerini bitirir bitirmez mızrağını ona doğrulttu. Yaşlı kadın, Yuki’nin gözlerindeki korkuyu görünce tebessüm etti.
“Merak etme, düşman değilim. Sizi tanımam bile. Bu çocuğu burada böyle yatar vaziyette görünce sadece yardım etmek istedim,” dedi.
Yuki, şüphe dolu gözlerle kadını süzerek, “Burayı nereden buldun? Burada kimse dolaşmaz bile! Kimsin sen?” diye bağırdı.
Yaşlı kadın, elini mağaranın derinliklerini işaret edercesine kaldırdı:
“O miğferlerini ve zırhlarını kullandığın kişiler… Onlar benim köyümün sakinleriydi. Çok önceleri burada yitip gittiler.” Derin bir nefes çekti. “Her hafta buraya gelir, onlara dua ederim. Burası onların mezarı gibidir,” diyerek ayağa kalktı.
Yuki duydukları karşısında biraz mahcup olmuştu ama tedbiri elden bırakmıyordu. Yaşlı kadın yanından geçerken şöyle dedi:
“O çocuk burada iyileşemez. Ne yaşadınız bilmem ama onu kaybetmek istemiyorsan benimle gel.”
Yuki kararsız kalmıştı. Ne yapacağını, ne diyeceğini bilemiyordu; zihni soru yağmuru altında boğuluyordu. Tam o esnada yaşlı kadın tekrar söze girdi:
“Karar senin. Korkacak bir şey yok, kimim kimsem kalmadı. İleriki yamaçta bir başıma yaşıyorum. Eğer birinden kaçıyorsanız, emin ol burada sizi mutlaka bulurlar.”
Kadın yavaş adımlarla uzaklaşmaya başlarken Yuki arkasından bağırarak onu durdurdu. Yanına yaklaşıp sordu:
“Neden bize yardım etmek istiyorsun?”
Yaşlı kadın, “Yardım etmek istediğim sen değilsin,” diyerek Rei’yi işaret etti.
Yuki meraklı bir tonla, “Peki ama neden?” diye sordu.
Kadın sakin bir sesle cevap verdi: “O daha bir çocuk. Buranın şartlarını kaldıramaz. Sen dayanırsın ama o dayanamaz.”
Yuki hâlâ kararsızdı, ne yöne gideceğini kestiremiyordu. Yaşlı kadın ise ağır adımlarla uzaklaşmaya devam etti. Yuki, Rei’ye bakıp derin bir iç çekti ve...
