73. bölüm · KARA NİLÜFER
SESSİZ EMEK 2
Haruka, "Hadi, yemek hazır! Kim ne yapacaksa yemekten sonra yapsın," diyerek imalı bir sesle seslendi. Bu mesajın doğrudan kendisine geldiğini anlayan Yuki, hafifçe gülümseyerek "Tamam, anladım," dedi ve işini bir kenara bırakıp sofraya oturdu.
Yemek sırasında Yuki, mağaranın derinliklerindeki keşfinden bahsetti: "Su ararken derinlerde bazı cevherler buldum." Haruka kaşlarını çatarak sordu: "Ne cevheri? Ne buldun yine?"
"Kızma hemen... Altın ve demir cevheri buldum. Onları çıkarmak için uygun bir kazma yapmaya çalışıyorum."
Haruka, pratik bir bakış açısıyla sordu: "Demiri anladık da, altını bu dağ başında ne yapacağız?" Haklıydı; bu ıssızlıkta altının karın doyuracak bir hükmü yoktu. Yuki ise geleceği düşünüyordu: "Burası artık bizim için güvenli bir bölge. Zaman geçtikçe unutulacağız. Bu da bir gün yeniden insanların arasına karışabileceğimizi gösterir."
Haruka, hayatın sillesini yemiş birinin bilgeliğiyle sadece şunu söyledi: "Yılan, kuyruğunun acısını asla unutmaz." Yuki, bu sözdeki uyarıyı net bir şekilde anlamıştı; yönetim onları asla tamamen bırakmayabilirdi.
Yemek bittiğinde Rei yine sorumluluk aldı: "Anne, ben toplarım." Yuki, kızının başını okşayarak "Tamam ama kendini fazla yorma," dedi. Rei, annesinin yanağına küçük, içten bir öpücük bırakıp işe koyuldu. O an Yuki’nin kalbinde bir sızı hissetti; “Ben neler kaçırmışım böyle...” diye geçirdi içinden. Annelik duygusu, geç kalınmışlığın o ağır pişmanlığıyla birlikte yüreğine oturmuştu. Keşke "Rose" olmayı çok daha önce bıraksaydı, keşke daha önce sadece "anne" olabilseydi...
Zihnindeki bu düşüncelerle boğuşurken bir yandan da elindeki taşı yontarak kazmayı bitirmeye çalışıyordu. İşinin sonuna gelmişti ki, mağaranın sessizliği korkunç bir gürültüyle bozuldu.
Haruka aniden elindekileri yere düşürdü ve hiçbir şey söyleyemeden oracığa, yere yığıldı.
