72. bölüm · KARA NİLÜFER
SESSİZ EMEK
Yuki’nin kurduğu tuzaklar tam da amacına hizmet etmişti. Peşlerindeki yönetim askerleri, ne olduğunu anlayamadan doğanın gazabına uğramış gibi saf dışı kalmışlardı. Ölümleri o kadar doğal görünüyordu ki, en ufak bir insan müdahalesi bulmak imkânsızdı; her şey bir kaza süsü içindeydi. Yuki, arkasında bıraktığı yıkıma bakarken içinden, “Bu daha başlangıç,” diye geçirdi. Artık burası herkesin gözünde "lanetli ve tehlikeli" bir bölge olacaktı. İnsanlar bir katilden değil, doğanın kendisinden korkup buraya yaklaşmayacaklardı. Tam da istediği buydu: Mutlak bir güvenli alan.
Satsuki tedirginlikle sordu: “Şimdi ne olacak?”
Yuki’nin cevabı netti: “Hiç. Burası artık güvenli. Kimse adımını dahi atmayacak.”
Satsuki’nin içinde hâlâ bir tereddüt kırıntısı vardı ama bunu dile getirmek yerine daha temel bir soru sordu: “Sen hâlâ Kazehara’sın, değil mi?”
Yuki, içten bir gülümsemeyle yanıtladı: “Merak etme, bir daha asla Rose olmayacağım.”
Bu cevap Satsuki’yi rahatlatmaya yetmişti. “Hadi, dönelim artık,” dedi. Yuki dizginleri kavradı ama yeni iyileşen bedeni bu hengâmeyi kaldıramayacak kadar yorgundu. Satsuki’nin desteği olmasa attan düşecek kadar bitkindi. Yolun geri kalanını sessizce kat ederek öğle saatlerinde mağaraya vardılar.
İçeri girmeden önce Yuki, Satsuki’yi kolundan tutarak durdurdu: “Bu yaşananları kimse bilmesin.” Satsuki, Yuki’nin ailesini bu karanlık gerçeklerden koruma isteğini hemen anlamıştı. “Tamam,” dedi başını sallayarak.
İçeri girdiklerinde Rei, annesine doğru heyecanla koştu. “Anne, bak! Bütün alanı ben toparladım!” diyordu gözleri parlayarak. Daha önce hiç tatmadığı o şeyi; annesinin övgüsünü istiyordu. Yuki, kızının başını şefkatle okşadı: “Artık kocaman bir kız olmuşsun. Demek ki ben biraz rahat edebilirim artık.” Bu birkaç kelime, Rei’nin iç dünyasında kelebeklerle dolu bir çiçek bahçesi açtı sanki.
Yuki, Haruka ile göz göze geldi. Haruka, "aferin" dercesine hafifçe başını salladıktan sonra Rei’ye seslendi: “Gel bakalım güzel torunum. Annenle Satsuki abin yorulmuştur; yemeği birlikte hazırlayalım.” Annesinden aldığı onayın verdiği mutlulukla Rei, “Tamam!” diyerek mutfak işlerine koştu.
Yuki, Satsuki’ye döndü. “Artık korkmalarını istemiyorum. Sıradan insanlar gibi yaşasınlar istiyorum,” dedi ciddiyetle. Satsuki başını salladı: “Ben de seninle aynı fikirdeyim. En azından onların yüzü gülsün.” Yuki, bu mücadelede yalnız olmadıklarını hatırlatan bir bakış attı ona. Satsuki ise sözünü mühürledi: “Ben her daim senin yanında olacağım. Seni hiçbir tehlikeyle baş başa bırakmam.”
Yuki, bu sözler karşısında biraz utanıp biraz da gerilerek, “Ben işe koyulsam iyi olur,” diyerek uzaklaştı. Bulduğu taşı incelemeye, onu nasıl bir kazmaya dönüştüreceğini hayal etmeye başladı. Satsuki ise yorgun bedenini dinlendirmek için uzanırken, Haruka’nın sesi duyuldu...
