7. bölüm · KANLA YAZILAN YEMİN
7.BÖLÜM KENDİ SAVAŞINI SEÇMEK
Odanın içindeki sessizlik, dışarıdaki savaşın gürültüsünden daha ağırdı.
Rojda ortada duruyordu.
Bir tarafta geçmişi…
Diğer tarafta şimdi içinde bulunduğu hayat…
Ve tam ortasında kendisi.
Silahı yere bırakmıştı ama bu, savaşı bıraktığı anlamına gelmiyordu.
Aksine…
İlk kez kendi savaşını seçiyordu.
Berdel onu izliyordu. Gözlerinde ilk kez alışılmadık bir ifade vardı. Ne öfke ne de sertlik…
Bir şeyler değişiyordu.
Ama bunu kabul etmek istemiyordu.
“Buradan çıkamazsın,” dedi Berdel. Sesi her zamanki gibi sertti ama içinde hafif bir endişe gizliydi.
“Dışarısı ölüm.”
Rojda yavaşça ona döndü.
“İçerisi daha farklı değil.”
Bu söz…
Berdel’i susturdu.
Arjen ise duvara yaslanmış, olanları izliyordu. Gözlerinde hâlâ o keskin bakış vardı.
“Benimle gel,” dedi Rojda’ya.
“Seni buradan çıkarırım.”
Rojda başını ona çevirdi.
Bir zamanlar güven duyduğu o kişi…
Ama artık o da yabancıydı.
“Ben artık kimseyle gitmiyorum,” dedi sakin ama kararlı bir sesle.
İkisi de şaşırdı.
Rojda devam etti:
“Ne seninle…” dedi Arjen’e bakarak,
“ne de onunla.”
Berdel’in kaşları çatıldı.
“Ne demek bu?”
Rojda derin bir nefes aldı.
“Ben kimsenin planının parçası olmayacağım artık,” dedi.
“Ne intikamın… ne de kurtarma hikâyelerinin.”
Dışarıdan bir çığlık sesi geldi.
Konağın başka bir kısmı yanıyordu.
Alevlerin ışığı pencereye vurdu.
Rojda o ışığa baktı.
Sonra kapıya…
Sonra tekrar Berdel’e.
“Bu savaşın ortasında kalmak istemiyorum,” dedi.
“Ama kaçıp saklanmak da istemiyorum.”
Berdel yavaşça yaklaştı.
“O zaman ne istiyorsun?”
Rojda gözlerini ondan ayırmadı.
“Gerçeği,” dedi.
“Ve kontrolü.”
Bu sözler…
Berdel’in alışık olduğu sözler değildi.
Rojda bir adım attı.
“Eğer bu savaş benim yüzümden büyüdüyse…” dedi,
“ben de içinde olacağım.”
Arjen sertçe güldü.
“Sen mi? Bu savaşta?”
Rojda ona döndü.
“Evet.”
Gözleri artık korkmuyordu.
“Çünkü artık kaçmayacağım.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Berdel konuştu:
“Bu düşündüğün kadar kolay değil.”
Rojda cevap verdi:
“Zaten kolay olsaydı… bu kadar kan dökülmezdi.”
Tam o anda—
Kapının dışından hızlı adımlar duyuldu.
Biri kapıya vurdu.
“Berdel! Avlu düştü!” diye bağırdı bir ses.
“Adamlarımız geri çekiliyor!”
Berdel’in yüzü anında değişti.
Bu…
Kötüydü.
Çok kötü.
Hızla kapıya yöneldi ama bir an durdu.
Rojda’ya baktı.
Sanki bir karar veriyordu.
“Burada kal,” dedi.
Rojda başını salladı.
“Hayır.”
Berdel’in sabrı taşmak üzereydi.
“Bu bir emir!”
Rojda gözlerini kısmadan baktı.
“Ben artık senin emrinde değilim.”
Bu söz…
Berdel’i bir an durdurdu.
Sonra Rojda yere bıraktığı silahı aldı.
Bu kez eli titremiyordu.
Berdel’e yaklaştı.
“Eğer bu savaşa gireceksem,” dedi,
“yanında değil… yanında eşit dururum.”
Bu sözler…
Bir meydan okumaydı.
Ama aynı zamanda bir teklifti.
Berdel birkaç saniye ona baktı.
Sonra…
Yavaşça başını salladı.
“Peki,” dedi.
İlk kez.
Rojda’ya karşı geri adım atmıştı.
Arjen onları izliyordu. Gözlerinde hem şaşkınlık hem de öfke vardı.
“Bunu yaparsan,” dedi Rojda’ya,
“geri dönüşün olmaz.”
Rojda ona baktı.
“Zaten olmadı,” dedi.
Ve kapıya yürüdü.
Kapıyı açtı.
Dışarıdaki manzara…
Kaos.
Alevler yükseliyor, insanlar koşuyor, silah sesleri durmuyordu.
Gece…
Artık tamamen savaşa teslim olmuştu.
Rojda derin bir nefes aldı.
Ve dışarı adım attı.
Arkasından Berdel geldi.
İkisi yan yana durdu.
İlk kez…
Gerçekten aynı cephede.
Ama bu bir birlik değildi.
Bu…
zorunlu bir ortaklıktı.
Ve bu ortaklık…
Ya her şeyi bitirecekti
ya da daha büyük bir savaşı başlatacaktı.
