25. bölüm · KANLA YAZILAN YEMİN
25.BÖLÜM YÜZLEŞME
Vadi tamamen sessizdi.
Rüzgâr bile durmuş gibiydi.
Sadece kalp atışları duyuluyordu.
Rojda, Berdel ve Baran platformun karşısında duruyordu.
Üç siyah pelerinli figür…
hareketsiz.
Ama varlıkları…
baskı gibiydi.
Berdel bir adım öne çıktı.
“Bizi buraya siz çağırdınız.”
Ortadaki figür başını hafifçe eğdi.
“Hayır.”
Kısa bir duraksama.
“Biz sadece yolu açtık.”
Rojda kaşlarını çattı.
Baran fısıldadı:
“Dikkatli olun…”
Ortadaki adam tekrar konuştu:
“Buraya gelmeyi siz seçtiniz.”
Berdel’in sesi sertleşti:
“İnsanları öldürmek de bizim seçimimiz miydi?”
Sessizlik.
Sonra adam hafifçe güldü.
“Ölüm…” dedi,
“her zaman bir seçimin sonucudur.”
Rojda öne çıktı.
“Zinar’ın ölümü de mi?”
Bu isim…
havayı değiştirdi.
Adam birkaç saniye sustu.
Sonra cevap verdi:
“Evet.”
Berdel’in gözleri karardı.
“Yanlış cevap.”
Bir anda silahını kaldırdı.
Ateş etti.
Kurşun hızla gitti.
Ama—
adam hareket etmedi.
Kurşun…
ona ulaşmadan durdu.
Havada.
Rojda’nın gözleri büyüdü.
“Bu… nasıl—”
Adam elini kaldırdı.
Kurşun yere düştü.
Sessizlik.
“Güç…” dedi,
“sadece silahtan gelmez.”
Bu…
farklıydı.
Baran geri çekildi.
“Bu normal değil…”
Berdel dişlerini sıktı.
“Yine de ölebilirler.”
Ve o an—
savaş başladı.
Baran sağa atıldı.
Birine saldırdı.
Rojda hedef aldı.
Ateş etti.
Ama figürler…
çok hızlıydı.
Kurşunlardan kaçıyorlardı.
Sanki…
önceden biliyorlardı.
Berdel direkt ortadaki adama yöneldi.
Yaklaştı.
Bıçak çekti.
Ama adam sadece geri çekildi.
“Öfken…” dedi,
“seni zayıf yapıyor.”
Berdel saldırdı.
Ama adam her hamleden kaçtı.
Hiç zorlanmadan.
Rojda bunu gördü.
“Berdel!” diye bağırdı.
Ama çok geçti.
Adam bir anda hareket etti.
Hızlı.
Keskin.
Berdel’in boynuna bıçak dayandı.
Her şey durdu.
Rojda dondu.
Baran geri çekildi.
Adam fısıldadı:
“Bir adım daha…”
“…ve biter.”
Sessizlik.
Rojda’nın kalbi duracak gibiydi.
“Onu bırak,” dedi.
Adam gülümsedi.
“Bu kadar kolay mı sandın?”
Kısa bir duraksama.
“Bu sadece güç testi.”
Rojda anlamadı.
“Ne demek bu?”
Adam cevap verdi:
“Hanginizin kırılacağını görmek.”
Berdel dişlerini sıktı.
“Beni öldür.”
Rojda bağırdı:
“HAYIR!”
Adam durdu.
Rojda’ya baktı.
Uzun uzun.
Sonra yavaşça konuştu:
“İşte bu…”
“zayıf nokta.”
Bir anda Berdel’i itti.
Geri çekildi.
Silahlar tekrar kaldırıldı.
Ama adam elini kaldırdı.
“Yeter.”
Diğer iki figür durdu.
Savaş bitti.
Ama sonuç…
yoktu.
Rojda nefes nefeseydi.
“Bizi neden öldürmediniz?”
Adam başını eğdi.
“Çünkü henüz hazır değilsiniz.”
Bu söz…
hakaret gibiydi.
Ama aynı zamanda…
gerçek gibiydi.
Baran öne çıktı.
“Ne istiyorsunuz?”
Adam cevap verdi:
“Denge.”
Rojda kaşlarını çattı.
“Bu mu denge?”
Adam başını salladı.
“Kaos olmadan denge olmaz.”
Sessizlik.
Sonra adam bir adım geri çekildi.
“Size bir şans daha veriyoruz.”
Berdel sertçe sordu:
“Ne şansı?”
Adamın sesi soğuktu:
“Bize katılma şansı.”
Rojda şaşırdı.
Baran dondu.
Berdel güldü.
Ama bu gülüş…
öfkeliydi.
“Cevabımı biliyorsun.”
Adam başını salladı.
“Evet.”
Kısa bir duraksama.
“Ve bu yüzden…”
Gözleri sertleşti.
“bir sonraki karşılaşmamızda…”
“…kimseyi kurtarmayacağız.”
Sessizlik.
Sonra—
üçü birden geri çekildi.
Sis tekrar yükseldi.
Ve kayboldular.
Rojda olduğu yerde kaldı.
Nefesi düzensizdi.
“Bu…” dedi,
“neydi?”
Baran cevap verdi:
“Uyarı.”
Berdel yavaşça ayağa kalktı.
Yüzü karanlıktı.
“Hayır.”
Gözleri sertleşti.
“Bu…”
“…meydan okumaydı.”
Rüzgâr esti.
Ve artık kesindi:
Bu savaş daha yeni başlıyordu.
