48. bölüm · KANLA YAZILAN YEMİN
48.BÖLÜM ÇATLAYAN GERÇEKLİK
Rojda’nın “Ne yaptın?” sorusu havada asılı kaldığında cevap hemen gelmedi çünkü Baran’ın verdiği şey bir cümle değil, bir durumdu; sanki dünyada bir şey kırılmış ama ses çıkmamış gibiydi ve bu sessizlik bile başlı başına rahatsız ediciydi, etraf hâlâ parçalanmış enerjinin izlerini taşıyordu, zemin yer yer duman gibi yükseliyor, yer yer tekrar sertleşiyor, gerçeklik kendini toparlamaya çalışıyordu ama tam başaramıyordu ve Baran orada öylece duruyordu, gözleri açık, nefesi düzenli ama içi tamamen farklı bir ritimdeydi, Arven birkaç adım öne çıktı, dikkatliydi, “Baran… beni duyuyor musun?” dedi ama sesinde artık emir değil, kontrol etmeye çalışan bir endişe vardı, Berdel ise silahını indirmemişti, çünkü artık mesele fiziksel bir tehdit değildi, “Bu o değil,” dedi fısıldar gibi, Rojda hemen döndü, “Ne demek o değil?” Berdel gözlerini Baran’dan ayırmadan konuştu, “Bakışı değişmiş,” ve bu cümle aslında herkesin hissettiğini açıklıyordu ama kimse söylemek istemiyordu, Baran bir adım attı ve o adımda hiçbir tehdit yoktu ama yine de herkes refleksle gerildi çünkü bu adım doğal değildi, sanki yer çekimi bile ona göre ayarlanıyordu, Baran yavaşça başını çevirdi, Rojda’ya baktı ve kısa bir an için o eski bakış geri geldi, “Ben buradayım,” dedi ama sesi iki katmanlıydı, biri tanıdık, biri yabancıydı, Rojda derin bir nefes aldı, “Ne gördün?” diye sordu ama Baran hemen cevap vermedi, çünkü hatırlamak ile anlatmak aynı şey değildi, birkaç saniye sonra yavaşça konuştu, “İçeride… bir şey kırıldı,” dedi, “ama ben kırılmadım,” bu cümle Arven’ı rahatsız etti, çünkü bu teknik olarak iyi bir şey gibi görünse de sistemler böyle çalışmazdı; bir bağlantı kırıldığında ya kapanır ya da kontrol kaybedilirdi, Berdel bir adım daha yaklaştı, “Ne demek kırılmadım?” Baran ona baktı, “Onlar artık içeride değil,” dedi, ve bu söz ortamı tamamen değiştirdi, çünkü “onlar” kelimesi belirsizdi ama herkes neyi kastettiğini hissediyordu, Rojda temkinli konuştu, “Bağ tamamen koptu mu?” Baran başını hafifçe eğdi, “Hayır,” dedi, “kopmadı… yer değiştirdi,” Arven hemen bunu yakaladı, “Yani bağlantı hâlâ var ama sen kontrolündesin?” Baran kısa bir an durdu, sonra “Evet… ama sadece ben değil,” dedi, ve bu son kısım herkesi gerdi çünkü bu “tek taraflı kontrol” değildi, bu yeni bir dengeydi, Rojda etrafına baktı, hâlâ yıkıntı halindeki alanı inceledi, “Bu merkez çökmek üzere,” dedi, “burada kalamayız,” Berdel başını salladı, “Ama nereye gideceğiz?” bu soru havada kaldı çünkü harita artık işe yaramıyordu, sinyaller bozulmuştu, yönler değişmişti, Arven birkaç adım geri çekildi, “Yeni bir şey oluşuyor,” dedi, “bunu hissediyorum,” Baran da aynı anda başını kaldırdı, “Evet,” dedi, “başka bir çağrı var,” bu cümleyle birlikte uzaklardan hafif bir titreşim hissedildi, önce zayıftı, sonra giderek güçlendi ve bu titreşim fiziksel değildi; yerden değil, zihinden geliyordu, Rojda hemen silahını kaldırdı, “Hazırlanın,” dedi, ama bu kez düşman görünmüyordu, birkaç saniye sonra gökyüzü gibi görünen üst katman açıldı, sanki gerçeklik ikiye ayrılıyordu ve oradan aşağıya ince, siyah çizgiler sarktı, bu çizgiler önce rastgeleydi ama sonra düzen kazanmaya başladı, Arven gözlerini kısıp baktı, “Bu bir izleme sistemi,” dedi, “bizi tarıyorlar,” Berdel sinirlendi, “Yani hâlâ mı?” Baran ise o çizgilere bakıyordu ama kaçmıyordu, tam tersine onları inceliyordu, “Hayır,” dedi, “bu izleme değil… tanıma,” Rojda ona döndü, “Ne farkı var?” Baran gözlerini çizgilere dikti, “Beni aramıyorlar,” dedi, “beni görüyorlar,” ve bu sözle birlikte çizgiler bir anda yön değiştirdi, doğrudan Baran’a odaklandılar, Arven hemen bağırdı, “Çekil!” ama Baran geri çekilmedi, çünkü artık kaçmanın bir anlamı yoktu, çizgiler onun etrafında döndü, sanki onu ölçüyor, analiz ediyor ve yeniden tanımlıyordu, Berdel ateş etmeye hazırlandı ama Rojda kolunu tuttu, “Bekle!” dedi, “Bu fiziksel değil!” çizgiler Baran’a dokundu ve o an kısa bir sessizlik oldu, sonra Baran’ın etrafında hafif bir ışık dalgası yayıldı, ama bu ışık sıcak değildi, daha çok veri gibi, bilgi gibi, Arven dondu kaldı, “Bu… sistem güncellemesi gibi,” dedi fısıldayarak, Baran gözlerini kapattı ve içinden gelen sesi dinledi, bu ses artık fısıltı değildi, daha netti, “Sen değiştin,” diyordu, “ama sistem de değişiyor,” Rojda yaklaşmaya çalıştı ama bir bariyer hissetti, görünmez ama sert, Berdel sinirlendi, “Onu geri çekmeliyiz!” ama Arven bu kez farklı konuştu, “Hayır,” dedi, “eğer şimdi müdahale edersek onu geri kilitleriz,” Baran gözlerini açtı, “Beni kilitleyemezsiniz,” dedi ve o an bariyer kırıldı, çizgiler dağıldı, gökyüzü tekrar kapandı ve dünya normale dönmeye çalıştı ama hiçbir şey eskisi gibi değildi, Baran birkaç adım geri çekildi, nefes aldı, “Beni kabul ettiler,” dedi, Rojda dikkatle sordu, “Kim?” Baran yavaşça cevap verdi, “Sistem… ama eski sistem değil,” Arven hemen anladı, “Yeni bir katman,” dedi, Berdel kaşlarını çattı, “Yani artık sadece merkezler yok,” Arven başını salladı, “Hayır… artık bir ağ var,” bu söz ortamı daha da ağırlaştırdı çünkü bu, savaşın ölçeğinin değiştiği anlamına geliyordu, Rojda etrafa baktı, “O zaman hareket etmeliyiz,” dedi, ama Baran bir an durdu, uzaklara baktı, “Bizi beklemiyorlar,” dedi, “çağırıyorlar,” ve o an herkes hissetti; bu artık bir kovalamaca değil, bir davetti ve bu davet reddedilemeyecek kadar güçlüydü…
