46. bölüm · KANLA YAZILAN YEMİN
46.BÖLÜM KIRILGAN DENGE
Gerçek dünyaya geri savrulduklarında ilk hissettikleri şey düşüş değil, boşluktu; sanki bir yerden başka bir yere atılmaktan çok, bir katmandan kopup daha ince, daha kırılgan bir gerçekliğin içine itilmişlerdi ve Rojda gözlerini açtığında başının üstünde gri bir gökyüzü, altında ise çatlamış toprak ve uzaktan hâlâ hafifçe titreyen o merkez yapısının kalıntıları vardı, ama asıl değişen şey manzara değil, içlerindeki sessizlikti çünkü o sessizlik artık rahatlatıcı değil, uyarıcıydı, Berdel öksürerek doğruldu, elini yere bastı ve kısa bir an etrafına baktı, “Hâlâ buradayız…” dedi ama bu bir rahatlama cümlesi değildi, bir şüpheydi, Arven yavaşça ayağa kalktı, gözleri Baran’ı aradı çünkü dönüş anında onun konumunu kaybetmişti ve bu bile başlı başına kötü bir işaretti, Rojda hemen etrafı taradı, “Baran nerede?” dedi sertçe ama cevap gelmedi, sadece rüzgâr vardı, soğuk ve düzensiz, sanki dünya bile yeni bir dengede durmaya çalışıyordu, birkaç saniye sonra Baran birkaç metre ötede dizlerinin üzerinde göründü, başı eğikti, elleri toprağa değiyordu ve etrafında ince bir siyah duman hâlâ dolaşıyordu, ama bu kez saldırgan değil, yorgun gibiydi, Berdel hemen silahını kaldırdı ama Arven kolunu tuttu, “Dur,” dedi, “Bu farklı,” Rojda dikkatle yaklaştı, “Baran…” dedi yavaşça, Baran başını kaldırdı ve o an herkes durdu çünkü onun gözleri değişmişti, tamamen değil ama yeterince; içinde hem kendisi vardı hem de başka bir şeyin izi, bu bakış Rojda’nın içini sıkıştırdı, “Ne oldu sana?” diye sordu ama Baran cevap vermedi, çünkü kendisi bile tam olarak bilmiyordu, sadece hissediyordu, içeride bir şeyin yer değiştirdiğini, Arven birkaç adım daha yaklaştı, “Çekirdek…” dedi fısıldayarak, “tamamen kopmadı,” Berdel kaşlarını çattı, “Ne demek kopmadı?” Arven gözlerini Baran’dan ayırmadan konuştu, “Bağ hâlâ var… ama artık tek yönlü değil,” bu söz ortamı daha da ağırlaştırdı çünkü bu artık sadece bir tehlike değil, bir belirsizlikti, Rojda derin bir nefes aldı, “Yani onu hâlâ kontrol edebilirler mi?” Arven başını hafifçe salladı, “Evet… ama o da onları hissedebilir,” bu cümle Baran’ın dikkatini çekti, çünkü ilk kez bu bağlantının sadece bir yük değil, bir araç olabileceğini fark ediyordu, ama bu düşünce bile tehlikeliydi, Berdel birkaç adım öne çıktı, “Bu işe yaramaz,” dedi sertçe, “O şey seni içeriden bozuyor,” Baran yavaşça ayağa kalktı, “Bozmak değil,” dedi, sesi sakindi ama içinde bir ağırlık vardı, “değiştirmek,” Rojda hemen araya girdi, “Bunu tartışmanın sırası değil,” dedi, “önce buradan uzaklaşmalıyız,” çünkü merkez enkazı hâlâ tamamen stabil değildi ve etrafında küçük siyah çatlaklar yayılmaya devam ediyordu, sanki toprak bile güvenli değildi, hepsi yavaşça hareket etmeye başladı, ama bu yürüyüş bir kaçıştan çok bir geri çekilme gibiydi, kimse yüksek sesle konuşmuyor, herkes kendi düşüncelerinin içinde kayboluyordu, birkaç dakika sonra küçük bir tepenin arkasına ulaştılar ve burada durdular, Rojda haritaya benzer bir cihaz çıkardı ama ekran titriyordu, sinyal zayıftı, “Başka merkezler var,” dedi, “ama konumlar net değil,” Arven başını salladı, “Çünkü bu sistem parçalandı,” Berdel derin bir nefes aldı, “Yani hâlâ bitmedi,” Baran ise uzaklara bakıyordu, sanki bir şey hissediyordu, “Hayır,” dedi sonunda, “şimdi başlıyor,” bu söz herkesi susturdu çünkü onun sesi artık farklıydı, sadece bir tahmin değil, bir bilgi gibi konuşuyordu, Rojda ona baktı, “Ne hissediyorsun?” Baran birkaç saniye sustu, sonra yavaşça cevap verdi, “Bir çağrı,” dedi, “ama bu kez merkezden değil,” Arven hemen dikkat kesildi, “Nereden?” Baran başını hafifçe eğdi, “Her yerden,” bu cevap kimseyi rahatlatmadı, aksine daha da gerdi çünkü bu, bağlantının genişlediğini gösteriyordu, Berdel yumruğunu sıktı, “Yani daha fazla mı var?” Arven ağır bir sesle konuştu, “Evet… ve artık bizi de hissediyorlar,” Rojda bu söz üzerine gözlerini kapattı, birkaç saniye sessiz kaldı ve sonra kararını verdi, “O zaman biz de onları bulacağız,” dedi, bu bir plan değil, bir zorunluluktu, çünkü artık gizlenmek mümkün değildi, Baran başını kaldırdı, “Ama bu sefer farklı olacak,” dedi, “çünkü onlar artık benim içimde ne olduğunu biliyor,” bu cümle rüzgârla birlikte dağıldı ama etkisi kalıcıydı, Arven ona baktı, “O zaman daha dikkatli olacağız,” dedi, ama içten içe bunun ne kadar zor olacağını biliyordu, çünkü bu savaş artık sadece dışarıda değil, içeride de devam ediyordu, Rojda yürümeye başladı, “İlk hedef neresi?” diye sordu, Arven haritaya baktı, ekran kısa bir an düzeldi, sonra bir nokta belirdi, “Burada,” dedi, “ama bu… eski değil,” Berdel kaşlarını çattı, “Ne demek eski değil?” Arven cevap vermedi, sadece baktı, çünkü o nokta yeni bir merkez değildi, daha önce var olmayan bir şeydi, Baran ise o noktaya bakarken içindeki bağın tekrar hareketlendiğini hissetti, ama bu kez daha farklıydı, daha net, daha yakın, “Bizi bekliyorlar,” dedi sessizce ve o an herkes anladı ki artık avcı da av da değişmişti…
