16. bölüm · KANLA YAZILAN YEMİN
16.BÖLÜM GÖLGENİN PEŞİNDE
Gece yeniden çökmüştü.
Konağın avlusundaki ateşler sönmeye yüz tutmuş, geriye sadece kızıl korlar kalmıştı. Rüzgâr, küllerin arasından geçerken uğultulu bir ses çıkarıyordu.
Ama Rojda’nın içi…
bundan çok daha gürültülüydü.
Baran.
Onu görmüştü.
Kalabalığın arkasında, kimse fark etmeden geri çekilirken…
Elinde bir zarfla.
Ve o an içinden geçen tek şey şuydu:
“Kaçmasına izin verirsem… her şey biter.”
Hiç düşünmeden hareket etti.
Sessizce kalabalığın arasından sıyrıldı.
Kimseye belli etmeden.
Özellikle de Berdel’e.
Çünkü bu…
onun tek başına çözmesi gereken bir şeydi.
Konağın arka kapısından çıktı.
Gece serindi.
Ay bulutların arasından zar zor görünüyordu.
Gölgeler uzundu.
Ve bu gece…
her gölge bir sır saklıyordu.
Rojda dikkatlice ilerledi.
Baran iz bırakmıyordu.
Ama Rojda da artık eski Rojda değildi.
Ayak izlerini…
kırılan dalları…
hafif hareketleri fark edebiliyordu.
Bir süre sonra konağın sınırını geçti.
Taş duvarlar geride kaldı.
Yerini kayalık patikalar aldı.
İleride bir siluet gördü.
Baran.
Yalnızdı.
Hızlı yürüyordu.
Ama kaçmıyordu.
Sanki bir yere gidiyordu.
Rojda mesafeyi korudu.
Onu kaybetmeden…
ama fark edilmeden.
Kalbi hızlı atıyordu.
Ama zihni sakindi.
Yaklaşık yarım saat sonra…
Baran durdu.
Eski, yıkık bir yapı vardı.
Taş duvarları yarı çökmüş…
kapısı kırık…
uzun zamandır kullanılmayan bir yer.
Baran içeri girdi.
Rojda birkaç saniye bekledi.
Sonra yavaşça yaklaştı.
Kapıya geldi.
İçeriden sesler geliyordu.
Ama bu kez…
Baran yalnız değildi.
“…çok erken oldu,” dedi Baran’ın sesi.
Diğer ses daha sertti.
“Hayır. Tam zamanında.”
Rojda’nın kalbi hızlandı.
Bu ses…
yabancıydı.
Yavaşça içeri baktı.
Karanlıkta iki siluet vardı.
Biri Baran…
diğeri yüzü kapalı biri.
Baran elindeki zarfı uzattı.
“İstediğiniz bilgi burada.”
Rojda’nın gözleri büyüdü.
Bilgi mi?
Diğer adam zarfı aldı.
Açtı.
İçindekilere baktı.
Sonra başını salladı.
“İyi.”
Rojda’nın içi buz kesti.
Bu…
ihanetti.
Ama sonra Baran konuştu:
“Bu son.”
Adam başını kaldırdı.
“Ne demek istiyorsun?”
Baran sertleşti.
“Artık bitti.”
Rojda şaşırdı.
Bu…
beklediği bir şey değildi.
Adam bir adım yaklaştı.
“Bitti mi?” dedi.
Sesi tehlikeliydi.
“Senin için öyle olabilir.”
Baran gözlerini kaçırmadı.
“Ben bu anlaşmayı… sadece içeri girmek için yaptım.”
Rojda’nın kalbi duracak gibi oldu.
Ne?!
Adamın sesi sertleşti:
“Ne diyorsun sen?”
Baran bir adım attı.
“Ben hiçbir zaman sizin tarafınızda olmadım.”
Sessizlik.
Rojda’nın zihni karıştı.
Bu…
ihanet değil miydi?
Yoksa…
başka bir şey mi?
Baran devam etti:
“Sadece içeri girmenize izin verdim.”
Kısa bir duraksama.
“Çünkü sizi buraya çekmek istedim.”
Adamın sesi buz gibiydi:
“Yani tuzak kurduğunu mu söylüyorsun?”
Baran başını salladı.
“Evet.”
Rojda’nın nefesi kesildi.
Adam yavaşça güldü.
Ama bu gülüş…
tehlikeliydi.
“Cesursun.”
Bir anda elini kaldırdı.
Gölgelerden üç adam daha çıktı.
Silahlar Baran’a doğrultuldu.
“Ama aptalsın,” dedi adam.
Rojda’nın kalbi hızlandı.
Baran yalnızdı.
Ama Baran gülmedi.
Korkmadı.
“Belki,” dedi.
“Ya da…”
Bir adım geri çekildi.
“Belki de sen geç kaldın.”
Tam o anda—
Bir silah sesi patladı.
Rojda irkildi.
Ama bu kez…
ateş eden o değildi.
Baran’ın arkasındaki duvar çöktü.
Ve içeri…
Berdel’in adamları doldu.
Kaos başladı.
Silahlar patladı.
Çığlıklar yükseldi.
Rojda dondu kaldı.
Bu…
planlıydı.
Baran…
hain değildi.
Baran hızla hareket etti.
Bir adamı etkisiz hale getirdi.
Diğerine saldırdı.
Rojda da içeri girdi.
Artık saklanmak yoktu.
Silahını kaldırdı.
Hedef aldı.
Ateş etti.
Çatışma kısa ama sertti.
Sonunda…
sessizlik çöktü.
Yüzü kapalı adam yaralıydı.
Ama kaçmayı başardı.
Baran nefes nefese kaldı.
Rojda ona yaklaştı.
Gözleri doluydu.
“Sen…”
Baran ona baktı.
“Ben hain değilim.”
Tam o anda—
Berdel içeri girdi.
Gözleri Baran’a kilitlendi.
Sessizlik.
Berdel’in sesi sertti:
“Açıkla.”
Baran derin bir nefes aldı.
“Ben içeri sızdım.”
Kısa bir duraksama.
“Karzan’ın planını öğrenmek için.”
Rojda Berdel’e baktı.
Bu…
her şeyi değiştiriyordu.
Baran devam etti:
“Bu sadece başlangıç.”
Gözleri sertleşti.
“Onlar daha büyük bir şey planlıyor.”
Berdel sordu:
“Ne?”
Baran cevap verdi:
“Bütün aşiretleri birbirine kırdıracak bir savaş.”
Sessizlik.
Rojda’nın kalbi sıkıştı.
Bu artık sadece bir intikam değildi.
Bu… büyük bir oyundu.
Ve onlar…
henüz başlangıcındaydı
