31. bölüm · KANLA YAZILAN YEMİN
31.BÖLÜM ESKİ KAN,YENİ SAVAŞ
Ormanın derinliği…
ilk kez güvenli hissettirdi.
Ama bu güven…
geçiciydi.
Gece çökmüştü.
Küçük bir ateş yanıyordu.
Etrafında…
yorgun insanlar.
Ama en sessiz olan…
Berdel’di.
Yerde uzanıyordu.
Yarası sarılmıştı.
Ama hâlâ zayıftı.
Rojda başında oturuyordu.
Gözlerini ondan ayırmadan.
Baran biraz uzakta…
toprağa çizimler yapıyordu.
Plan.
Ama bu kez…
farklıydı.
“Doğrudan saldırı olmaz,” dedi.
Rojda başını salladı.
“Biliyorum.”
Berdel gözlerini açtı.
“Onlar bizden güçlü.”
Bu cümle…
ilk kez kabul edildi.
Ama bu bir yenilgi değildi.
Bu…
gerçekti.
Baran devam etti:
“Güçlerini parçalara ayırmamız lazım.”
Rojda kaşlarını çattı.
“Nasıl?”
Baran yere çizdiği şekli gösterdi.
Üç nokta.
“Konsey tek bir yer değil.”
Sessizlik.
“Üç merkezleri var.”
Rojda şaşırdı.
“Yani…”
Baran tamamladı:
“Birini yok edersek…”
“zayıflarlar.”
Berdel yavaşça doğruldu.
“Üçünü de yok edersek?”
Baran’ın cevabı kısa oldu:
“Biter.”
Sessizlik.
Bu…
ilk gerçek umuttu.
Ama kolay değildi.
Rojda sordu:
“Bu merkezler nerede?”
Baran sustu.
Sonra yavaşça konuştu:
“Birini biliyorum.”
Berdel hemen sordu:
“Nerede?”
Baran başını kaldırdı.
“Dağların ötesinde.”
Kısa bir duraksama.
“Eski bir yer.”
Rojda’nın içi ürperdi.
“Ne demek eski?”
Baran’ın sesi düştü:
“Benim geçmişim.”
Sessizlik.
Bu…
yeni bir şeydi.
Rojda dikkatle baktı.
“Bize anlatmadığın ne var?”
Baran gözlerini kapattı.
Bir an düşündü.
Sonra konuştu:
“Ben sadece bir savaşçı değildim.”
“Ben…”
durdu,
“onlardan biriydim.”
Sessizlik ağırlaştı.
Berdel sertleşti.
“Bunu biliyoruz.”
Baran başını salladı.
“Hayır.”
Gözlerini açtı.
“Ben içerideydim.”
Bu söz…
her şeyi değiştirdi.
Rojda dondu.
“Ne demek bu?”
Baran derin bir nefes aldı.
“Ben onların eğitiminden geçtim.”
“Onların yöntemlerini öğrendim.”
Kısa bir duraksama.
“Ve… bir merkezi biliyorum.”
Sessizlik.
Bu…
hem avantajdı.
Hem risk.
Berdel dikkatle baktı.
“Bizi oraya götüreceksin.”
Baran başını salladı.
“Evet.”
Ama yüzü ciddiydi.
“Orası…”
“kolay bir yer değil.”
Rojda hafifçe gülümsedi.
“Artık hiçbir yer kolay değil.”
Kısa bir sessizlik.
Tam o anda—
uzaktan bir ses geldi.
Adım sesi.
Herkes gerildi.
Silahlar çekildi.
Berdel ayağa kalkmaya çalıştı.
Ama zorlandı.
Rojda öne geçti.
“Kim var orada?!”
Sessizlik.
Sonra—
karanlıktan biri çıktı.
Uzun.
Pelerinli.
Ama bu…
onlardan biri gibi görünmüyordu.
Daha yaşlıydı.
Daha ağır.
Adam durdu.
Ve konuştu:
“Sonunda sizi buldum.”
Rojda silahını doğrulttu.
“Sen kimsin?”
Adam hafifçe gülümsedi.
“Düşmanınızın düşmanı.”
Baran dondu.
“Bu mümkün değil…”
Adam ona baktı.
“Beni hatırlamadın mı?”
Baran’ın gözleri büyüdü.
“Sen…”
Bir adım attı.
“Sen öldün.”
Adam başını salladı.
“Hayır.”
Kısa bir duraksama.
“Sadece kayboldum.”
Rojda sertçe sordu:
“Adın ne?”
Adam gözlerini onlara dikti.
Ve söyledi:
“Arven.”
Sessizlik.
Baran geri çekildi.
“Bu… iyi değil.”
Rojda kaşlarını çattı.
“Tanıyor musun?”
Baran yutkundu.
“Evet.”
Kısa bir duraksama.
“Ve eğer buradaysa…”
Gözleri sertleşti.
“Bu savaş düşündüğümüzden daha büyük.”
Rüzgâr esti.
Ateş titredi.
Ve o an…
yeni bir gerçek ortaya çıktı:
Onlar yalnız değildi.
